Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Eski Türklerde İdari Yapı ve Özellikleri
    Yazar: | Tarih: 1 Eylül 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Eski Türklerde İdari Yapı ve Özellikleri

    Türk devlet teşkilâtının temeli, Türk kozmik (evrenin yaratılışı) düşüncesine dayanmaktadır. Başka bir ifade ile söylemek gerekirse, Türkler devletlerini, evrenin yaratılış düzenine uygun bir tarzda şekillendirmişlerdir. Göktürk Yazıtlarına yansıyan Türk kozmogonisine göre, “Üstte gökyüzü, altta yağız yer, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmıştır. İnsanoğlunun üzerine de (Tanrı tarafından) Türk Kağanları (Bumin ve İstemi) oturtulmuştur”. Görüldüğü gibi, “gökyüzü ve yeryüzü”, yani bütün dünya Türk devletinin mekânını oluşturmaktadır. Türk Kağanları ise, “üniversal” (cihânşümul), yani bütün dünyanın hükümdarı durumundadırlar.

    Hiçbir ayrım yapılmaksızın bütün insanlar da (kişioğlu), onların halkıdır. Türk hükümdarları siyasî iktidarı da (kut), doğrudan doğruya Tanrıdan almaktaydılar. İlâhî bağış (kut) yoluyla Türk hükümdarlarına geçen siyasî iktidar, yukarıdan aşağıya doğru inmekte, yeryüzünde ikiye ayrılarak sağa ve sola doğru, yani doğu ve batı ekseni istikametinde yayılmaktaydı. Böylece Türk devletlerinde ülke, halk, teşkilât ve memuriyetler, genellikle “doğu-batı, sağ-sol, iç-dış, ak-kara, büyük-küçük” şeklinde ikiye ayrılmaktaydı. Bunlardan “doğu”, yani “sağ” taraf daima üstün vaziyetteydi. Başka bir deyişle hâkimiyet ve üstünlük doğu taraftaydı. Batı, yani sol taraf, doğuya, yani sağ tarafa tâbi durumdaydı.

    Devletin idare merkezi olan “ordu” (çadır kent), doğudaydı. “Ordu”nun tam ortasında da Türk Kağanının “otağ”ı yer almaktaydı. Türk Kağanı burada oturmaktaydı. O, aynı zamanda ikili teşkilâtın tam merkezinde bulunmaktaydı. Güneyinde ve kuzeyinde de yüksek rütbeli beyler (Şadpıt ve Tarkat buyruk beyleri) sıralanmaktaydı. Diğer taraftan Türk hükümdarı, tahtına da doğuya dönük bir tarzda oturmaktaydı. “Otağ”ın kapısı ise, yine doğuya açılmaktaydı. Türk hükümdarı, her sabah otağın kapısından çıktığında kutsal kabul edilen güneşi selâmlamaktaydı. Öte yandan, sol, yani ülkenin batı tarafına “yabgu” unvanı ile hükümdarın kardeşlerinden biri tayin edilmekteydi. Meselâ 552 yılından Göktürk Devleti’ni kuran Bumin Kağan, devletin batı bölgelerini “Yabgu” unvanı ile kardeşi İstemi’ye bırakmıştır. Kardeşinin emrine de on bey vermiştir. (Devamını Oku)

  • Eski Türklerde Hükümdar Çocukları: Tiginler
    Yazar: | Tarih: 31 Ağustos 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Eski Türklerde Hükümdar Çocukları: Tiginler

    Türk kağanının oğulları “tigin” (prens) unvanı ile anılırdı. Tiginlerin her birine devlet teşkilâtının en yüksek kademesinde görevler verilirdi. Meselâ, Hunlarda hükümdardan sonra gelen ve “dört köşe” adıyla anılan yüksek memuriyetlere tiginler tayin edilmekteydi. Tiginlerden biri, genellikle büyük oğul, hükümdarın sağlığında veliaht tayin edilirdi. Veliaht olarak belirlenen tigin, bazen “sol bilge tigin” (Tso Hsien Wang) (Hunlarda) bazen de “şad” (Göktürklerde) unvanı alırdı; idaresine devletin doğu bölgeleri bırakılırdı; emrine de bir birlik (tümen) verilirdi. Veliaht olan tigin, bazen önemli bir Türk topluluğunun başına getirilmekteydi. Meselâ Uygur Kağanı veliaht olarak belirlediği oğlu Bayan-çor’u (Moyun-çor), devletin ikinci temel unsuru olan Oğuzların üzerine idareci olarak tayin etmiştir.

    Veliaht tayin edilen tiginin idaresine belirli bir bölge ile emrine askerî bir birlik verilmesinden maksat, onun ilerideki görevine -daha sorumluluk mevkiine gelmeden önce- hazırlanmasını, yani yetişmesini sağlamaktı. Burada “sol bilge tigin” veya “şad”, bir taraftan yaptığı pratik uygulamalarla idarede tecrübe kazanıyor, diğer taraftan katıldığı akın ve seferlerde komutanlık yeteneklerini geliştiriyordu. Meselâ, hükümdarlık mevkiine gelmeden önce “şad” unvanıyla Tarduş Türk topluluğunun üzerine idareci tayin edilen Bilge Kağan, bu makamda 19 yıl görev yaparak kendisini yetiştirmiştir. Aynı şekilde, Köl-tigin de, “şad” unvanı ile 16 yaşından itibaren Göktürk ordularının bütün savaşlarına katılarak, askerî tecrübesini artırmış; yeteneğini geliştirmiştir.

    Veliaht tayin edilen tiginin tahta çıkması her zaman kesin değildi. Çünkü, Türk hâkimiyet anlayışı, tahta çıkma hakkını sadece veliaht olarak belirlenen tigine değil, her tigine eşit bir şekilde vermekteydi. Hal böyle olunca, Türk devletlerinde taç baş değiştirirken, mutlaka bir taht mücadelesi meydana gelmekteydi. Bu mücadeleyi (Devamını Oku)

  • Eski Türklerde Hatun
    Yazar: | Tarih: 29 Ağustos 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Eski Türklerde Hatun

    Eski Türk hükümdarlarının eşleri “yin-çü” (yen-shih=yin-çü=incü veya evci), “hatun” veya “uluğ hatun” (ta yen-shih) unvanını taşırlardı. Hatunlar da devlet yönetiminde söz sahibi idiler. Ayrı otağları ve “buyruk”ları (bakanları) vardı. Törenlerde hükümdarın yanında yer alırlar; devlet meclisine katılırlar; elçiler gönderirler; elçiler kabul ederlerdi.

    Hatun, gelecekteki hükümdarın annesiydi. Bundan dolayı onun Türk soyundan olmasına özellikle dikkat edilirdi. Türk hükümdarları, “hatun” olacak eşleri genellikle tanınmış Türk boylarının birinden alırlardı.

    Türk kağanının “hatun”dan başka eşleri de vardı. Özellikle, Çinli bir prensesle evlenmek Türk kağanlarının âdeti idi. “konçuy” unvanı ile anılan bu prensesler, hiçbir zaman “hatun” derecesine yükselemezlerdi. Konçuy’dan olan çocuklar da taht üzerinde hak iddia edemezlerdi.
    -

    • Hatun, Katun: Hükümdarın eşi
    • Otağ: Çadır
    • Buyruk: Devlet bakanı
    • Konçuy: Hükümdarın hatun dışında evlendiği prenseslere verilen isim.

    -
    NOT: Bu ilgili makale, Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Salim Koca’nın “Eski Türklerde Devlet Geleneği ve Teşkilâtı” adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

sitemap
site ekle