Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Kıpçak Kelimesinin Anlamı Nedir?
    Yazar: | Tarih: 28 Temmuz 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Kıpçak Kelimesinin Anlamı Nedir?

    Kıpçak, bir Türk kavimi ve bu kavmin rehberliği altında kurulan kavimler birliğinin adıdır. Kelimenin asıl şekli Kıvcak olup daha sonraları seslerin değişmesiyle Kıfçak, Hıfçak; Hıfçah şekillerinde söylenmiştir. Uygur vesikalarında bir şahıs adı olarak geçen bu kelime, Mahmud Kaşgari’de Kıvcak şeklinde geçmekte ve Türklerden büyük bir bölük, bu bölüğün oturduğu bölge, Kaşgar yakınında bir yer adı gibi anlamlara gelmektedir.
    Kutadgu Bilig’de bu kelime dört yerde geçmektedir. Radloff’un da işaret ettiği gibi burada bu kelime “kovı” kelimesi ile birlikte geçtiği için bu iki kelime arasında bir yakınlık düşünülebilir. Halk inanışlarında da Kıpçak kelimesi kovı veya kovuk kelimeleri ile birleştirilmektedir. Örneğin Oğuz Destanı’na göre, Oğuz Kağan’ın “İt Barak” ülkesini fethi esnasında beylerinden birinin karısı hamile kalmış, kocası da savaşta öldürülmüştü. Bu savaş yerinde kadının doğumu yaklaşınca yakınlardaki içi oyulmuş olan bir ağacın içinde çocuğunu doğurdu. Durum Oğuz Kağan’a intikal ettirilince, Kağan ona Türk dilinde içi çürümüş ve oyulmuş ağaç anlamına gelen Kıpçak adını koydu. İranlı Tarihçi Reşidüddin Câmiü’t-Tevârih adlı eserinde Kıpçak/Kıwcak adını çürümüş, yıpranmış bir ağaç kovuğu şeklinde açıklayarak Kutadgu Bilig ve efsanelerde geçen anlamları teyid etmiştir. Ahmed Rıfat ise Kıpçak kelimesini bir kavim adı şeklinde değerlendirerek şöyle tarif etmiştir: “Kazan, Volga ve Don nehirleri ile Kırım havalisinde Cengizoğullarının bir şubesini oluşturan hükümete veya orduda bulunan Tatar kavimlere verilen isimdir.” Rasovsky de Kıpçak kelimesini bir Türk kavmi olan Kimeklerin bir kabilesinin ismi olarak değerlendirmiş ve zamanla bu kelimenin bütün Kimeklere şamil olduğunu belirtmiştir.
    Kıpçak Türklerinin önem arz eden bir özelliği, tarihleri boyunca bu kavmi tanımlamak için birçok adın kullanılmış olmasıdır. (Okumaya Devam Et)

  • Karadenizin Kuzeyinde Peçenekler
    Yazar: | Tarih: 27 Temmuz 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Karadenizin Kuzeyinde Peçenekler

    Karadeniz Bölgesi, tarih içerisinde pek çok Türk boyu için ya yerleşim yeri ya da geçiş coğrafyası olmuştur. Bu bölgeye Oğuzlardan önce ve Oğuzların bulunduğu dönemlerde, başta Peçenekler ve Kıpçaklar olmak üzere, pek çok Türk boyu gelmiş ve yer yer yerleşmiştir. Karadeniz Bölgesi’nde hâlâ izleri olan bu boylar hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır. Bölgenin tarihi hakkında çalışma yapan araştırmacıların bazıları çoğunlukla Türklerden önceki milletlere yer vermişlerdir. Bir kısmı da Karadeniz Bölgesi’ndeki Türk varlığını Oğuzlardan başlatmıştır.
    Orta Karadeniz Bölgesi ağızlarını hazırlamak üzere saha araştırmaları yaparken Oğuz Türkçesi dahilinde çözemediğim bazı ağız özellikleri ile karşılaşmıştım. Orta Karadeniz ağızlarının komşu illerle sınırını belirleyebilmek için Artvin’den Zonguldak’a kadar geniş bir coğrafyada derlemeler yaptım. Oğuz Türkçesi özellikleri içerisinde yer almayan ağız özelliklerine derleme yaptığım bu geniş coğrafyada da rastladım. Konuyu mercek altına alıp incelemek durumu böylece kendiliğinden ortaya çıktı.

    Dil araştırmalarında derinleşildikçe başka sahaların yardımına zorunlu olarak ihtiyaç duyulur. Bunların başında tarihî kaynaklar gelmektedir. Uzun yıllar tarihi kaynaklar tarandı. Bu iki sahanın dışında mimari, dokumalar ve yer isimleri hakkında da araştırma, iceleme ve gözlemler yapıldı. Araştırmaların sonucunda şimdilik şu sonuçlara ulaşıldı. (Okumaya Devam Et)

  • Avarların Etnik Yapıları ve Tarihlerine Bir Bakış
    Yazar: | Tarih: 26 Temmuz 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Avarlar: Etnik Yapıları ve Tarihlerine Bir Bakış

    Avarlar, birçok yönden, Avrupa ve Avrasya tarihinde bir bilmece olmuş ve bu şekilde kalmışlardır. Bugüne kadar kökenleri ve etnik yaratılışlarıyla ilgili olan kilit sorular çözülememiştir. Aynı şey, en azından Avrupa’da, Bizanslı ve diğer tarihçilerin yazıları sayesinde, edindiğimiz bilgiler dışında eksik kalmış tarihleri hakkında da söylenebilir. Tarihlerine veya tarih öncesi dönemlerine ait Asya safhaları ile ilgili daha da az şey bilinmektedir. Bu sonuncusu, Avar halkının etnik ve belki de dil bilimsel kökenlerini saptamak için çok önemlidir. Öte yandan, artık şüphe kalmamıştır ki Avarlar -Avrupa kaynaklarında sık sık karıştırıldıkları kendilerinden önceki Hunlar gibi- zaman içinde çeşitli etnik ve dil unsurlarını kendi çekirdek halkı ile birleştirmeleri anlamında karışık bir halktı.
    Oldukça şüpheli gördüğümüz bir teoriye göre, Avar etnonimi, ilk olarak 5. yüzyıla kadar geri bir dönemde, Herodotos’un Tarihler’inde kaydedilmiştir. Aslında, Herodotos sadece tahminlere göre hiç yiyeceği olmadan okunu bütün dünya etrafında taşıyan Abaris adında kuzey dağlarının ötesinde yaşadığına inanılan Hyperboreanlardan birinin hikâyesinden bahsetmiştir (IV: 36). Bu kaydın, Karadeniz’in kuzey kıyısında yaşayan, eski Yunan kolonilerinin komşusu olan step halkları arasındaki bazı Şaman törenini ima edebileceği düşünüldü. Asıl durum, Avarlarla uzaktan ilişkili olan Kuzey Avrasya veya Kuzey Orta Asya’daki bazı kültürleri gösteriyor olabilir. Ancak özel isimlerin genellikle etnonimleri yansıtmasına rağmen Abaris’in bir halkın ismi olabileceği pek mümkün gibi gözükmüyor.
    Bazı modern tarihçiler, Avarların tarihi kökenlerinden bahsederken, bir zamanlar Çin’in kuzey bozkır sınırlarında yaşamış olan, büyük ihtimalle proto-Moğol nesil olan halkları kastetmektedirler. M.Ö.’ki ilk bin yılın geç döneminde, Çin kaynaklarında bunlar, Çincede “barbar”’ın genel anlamını belirtmek için ortaya çıkan bir isim olan Hu olarak bilinirlerdi. Esasen Hu ibaresi Çinlilerce tanınan ilk atlı okçu olarak gözükmektedir. Aslında, Çinliler ata binme ve yay germe tekniğini batıdan gelen İranlı halklardan (Sako-Sakalar ve Sarmatanlar) öğrenmişlerdir. Her halükârda, Hu terimi, daha sonra, Avrupalı Hunlardan önce gelen Asyalı Hunları da içine alacak şekilde, hemen hemen Çin’in kuzey sınırlarında yaşayan (Okumaya Devam Et)

sitemap
site ekle