Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Kıpçakların Romenlerle İlişkileri
    Yazar: | Tarih: 23 Ağustos 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Kıpçakların Romenlerle İlişkileri

    Peçenek ve Oğuzlardan sonra Kıpçakların XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Harezm’den Tuna nehri kıyısındaki “Demir Kapılar” mevkiine kadar uzanan geniş bir mıntıkayı zapt edip Dobruca’nın güneyine, Karadeniz bölgelerine, ve Deli-Orman taraflarına kadar yerleştikleri belirtilmektedir.155 Kıpçakların Karpat-Tuna bölgesindeki hakimiyeti büyük Moğol istilasına (1241) kadar, yani hemen hemen iki asır sürmüştür. Kıpçak (Kuman) lar diğer Türk kavimlerinin aksine hakimiyetlerinin sonuna doğru kitle halinde Hıristiyan olmuşlardır.156 Ancak Dobruca bölgesindeki ve diğer Türk kavimleriyle iç içe yaşayan Kıpçakları dışarıda tutmak gerekir kanaatindeyiz.

    Romenlerin Balkanlar’da, bilhassa Eflak’ta ve Moldavya’da Peçeneklerle ve daha sonra da Kıpçaklarla bir arada yaşadıkları kesindir. Kıpçakların zamanında buralara “Kumania” denildiği bilinmektedir. Romen tarihçi Filitti, “Kumania”nın kuman tabakası ile onlara tabi Romen toprağı olduğunu kabul eder.

    Romenler tarafından işgal olunan sahaların yerleşme tarihinde ve hatta Romen Devleti’nin teşekkülünde Türklerin büyük rolü olduğunu Romen şahıs isimlerinin incelenmesi teyit etmektedir. (Devamını Oku)

  • Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Kıpçaklar
    Yazar: | Tarih: 23 Ağustos 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Kıpçaklar

    Bu başlıkta Kıpçakların Doğu Avrupa ve Balkanlara göçleri ile bu bölgede sırasıyla Macarlar, Romenler ve Bulgarlar ile münasebetleri üzerinde durulacaktır.

    Kıpçaklar ve Macarlar: Kıpçakların 1060 yılından sonra Uzları takiben Tuna boyuna doğru süratle ilerleyip 1064’de Uzları Tuna’nın güneyine doğru kovaladıkları belirtilmektedir. Aynı zamanda Transilvanya (Erdel)-Macaristan yönünde de ilerledikleri belirtiliyor. Dolayısıyla XI. yüzyılın sonlarına doğru, Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlar tamamen Kıpçakların (Kuman) eline geçmiş bulunuyordu.144 Bu arada bazı Kıpçak boylarının Macaristan kralı Laszló (1077-1095) zamanında, Karadeniz’in kuzey bölgelerinden Karpatlar Havzası’na gelerek adı geçen Macar kralının himayesine girdikleri ve eski Macaristan’ın farklı bölgelerine yerleştirildikleri, sonra da Slovakya’da otuzun üzerinde köy kurdukları rivayet ediliyor. Bazılarının da Avusturya’ya veya Morova’ya geçtikleri belirtiliyor.

    XI. yüzyılın sonunda Güney Rusya, Moldova ve Eflak bölgelerini tamamıyla ele geçiren Kıpçaklar, takip eden yıllarda Bizans’a, Macaristan’a, Güney Rusya prenslik topraklarına, hatta onların sınırlarını aşarak Lehistan’a akınlar ettiler. Bu dönemde bu bölgelerde aktif ve devamlı akınlarla uğraşanların büyük çoğunluğunu, Kıpçakların beş bölüğünden biri olan Tuna bölüğü Kıpçakları oluşturuyordu.

    1091’de Macaristan’a akınlar düzenleyerek Macar topraklarına giren Kıpçaklardan Tuna bölüğüne mensup olanların bir kısmının XII. asrın ilk yıllarında Macaristan’da askerlik hizmetinde bulundukları belirtiliyor.

    1099 yılında Bonyak (Benek) komutanlığındaki bir Kıpçak ordusu Rus prenslerinin Macarlara karşı yaptıkları bir seferde, Rusların yanında yer almış ve Rusların galip gelmesinde Kıpçak komutan Bonyak’ın büyük rolü olmuştur. Bu tarihlerden itibaren XII. yüzyıl boyunca Kıpçaklar ile Macarlar arasında geçen olaylar fazla bilinmemektedir. Bu dönemde Kıpçaklar muhtemelen Dnestr boyları ve Tuna’nın aşağı taraflarına kadar göç ederek normal hayatlarını devam ettirmişlerdir. Bu sıralarda o bölgede Kıpçaklara baskı yapacak herhangi başka bir göçebe Türk boyu da kalmamıştı. Daha önce de değindiğimiz gibi Kıpçaklardan bir çoğunun Macaristan’a gittiği ve Macar kralları tarafından çeşitli bölgelere yerleştirildiği biliniyor. Onlar, Macar kralının ordusunda atlı asker vazifesi görüyorlardı. Hatta 1132 yılında Çek kralının Alman imparatoruna İtalya seferi esnasında, Kıpçaklardan oluşan bir kıta gönderdiği malumdur. Bohemya’da Kıpçaklar bulunmadığına göre, bu kuvvetlerin Macar kralına ait olduğu anlaşılıyor. Çok daha sonraları, 1203’de Alman imparatoru Otto IV’ün Türingiye’deki kuvvetleri arasında Kıpçakların bulunduğu belirtiliyor. Bunların da Macaristan’dan gelmiş olmaları büyük ihtimaldir. İşte bu şekilde Kıpçakların batıdaki kolları devamlı Macaristan’a kaymış ve orada kralların askeri hizmetine girerek yerleşik hayata geçmişlerdir.

    1239 yılında Doneç havzasında Batu Han önderliğindeki Moğol ordusu ile Kıpçaklar arasındaki çarpışma sonucunda, Kıpçak ordusu mağlup olmuş ve Kotyan (Köten) başkanlığında kırk binin üzerinde Kıpçak Macaristan’a sığınmıştı. Böylece Macaristan’a azımsanamayacak miktarda Kıpçak nüfusunun daha girdiği anlaşılmaktadır.

    Macaristan kralı Béla, Moğolların savaş usullerini iyi bilen Kıpçak hafif süvarisinden faydalanarak, Kıpçakları Moğollara karşı kullanmak istiyordu. Halbuki Moğol ordusuna Kıpçakların doğudaki üç veya dört grubundan binlerce süvari katılmıştır. Moğol ordusundaki süvarilerin Türkçe bilmesi, Avusturya prensi Fridrik Badenberg’in Macarlar tarafındaki Kıpçak Hanı Köten’in Moğol casusu olduğu yolundaki iddiasını destekliyordu. Galeyana gelen halk masum Köten’i parçaladı. Bunun üzerine Kıpçaklar, Moğollar ile Macarlar arasında vuku bulan büyük mücadeleden önce Macar ordusundan ayrılarak Macaristan’dan Balkanlar’a doğru çekildi ve Macar ordusu Moğollar karşısında yalnız kaldı. Macar ordusu eski süvari taktiğini unuttuğu için, hafif Moğol süvarisinin ok yağmuru altında hezimete uğradı. Büyük nüfus kaybına uğrayan Macaristan’ın yeniden toplanmasında Kıpçakların büyük rolü olmuştur. Çünkü Moğolların geri çekilmesinden sonra Macar kralı Béla’nın hatasını anlayarak Kıpçakları memleketine tekrar kabul ettiği kaydedilmektedir.

    Özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren nüfusu seyrekleşen Macaristan’da Kıpçaklar büyük askeri güç haline gelmişlerdir. Ülkenin üçte biri Kıpçakların idaresi altına geçmişti. Macaristan’a kabul edilmelerinin ilk şartı Hıristiyanlığı kabul olduğu halde bu sözde kalmıştı. Kıpçaklar eski inançları üzere duruyorlardı. Kıpçakların ülkedeki bu etkinliği kendilerini şımartmıştı. Macarlar da bu durumdan rahatsız oluyorlardı. Bu nedenle memleket içinde iç karışıklıklar arttı. Şu veya bu tarafı tutma sırasında iç çekişmeler yüzünden memleketin Macar ve Hıristiyan karakteri tehlikeye girmişti. Macarlar aleyhine batıda Haçlı seferi hazırlıklarına başlanıyordu ki, Kral Laszló IV. (ana tarafından Köten Han’ın torunu) içlerinde Uzur, Alpar ve Tolun’un da bulunduğu yedi Kıpçak oymak başkanı ile toplanarak Kıpçakların belli bir düzene sokulup bazı kurallar getirilmesi konusunda anlaştılar. Bu anlaşma ve “Teteny Kurultayı” kararları uyarınca Kıpçaklar, Hıristiyan olmayı, göçebe hayatı bırakmayı, ev yapmayı, Hıristiyan esirleri serbest bırakmayı kabul ettiler. Bu anlaşma sırasında Kıpçaklar eski geleneklerine uyarak başlarını traş etme müsaadesi aldılar. Bu kanunla, Kıpçakların yerleşme alanı da Tuna ile Tisza nehirleri ve Maroş-Temeş ırmakları arası olarak tespit edilmiştir. Kararlardan memnun olmayan Kıpçaklar ayaklanarak Moldva tarafından akın eden Oldamur Han’a tabi oldular. Oldamur’un akını başarısızlıkla sonuçlanınca, Kıpçaklarla ilgili alınan kararlar yürürlüğe kondu.

    XV. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde hâlâ bir kısım Kıpçaklarda eski inançlarının devam ettiği anlaşılıyor. Ancak zamanla onların da Macar hayatına intibak ettiği kaydediliyor. Ayrıca 1470’de Dnyester havalisinden Macaristan’a gelen Kıpçak zümrelerinin de Macarlaştığı verilen bilgiler arasındadır.

    XVI. yüzyıldan itibaren Kıpçakların tarihi Macar tarihine karışmakta ve bu gün onlar köklü Macar olarak kabul edilmekte iseler de, onların işgal ettikleri sahalardaki yer adları, eski arşiv belgelerinden tespit edilen şahıs adları ve hatta günümüzde kullanılan bazı soy adları onların Türk olduklarına şahitlik etmektedir.
    -
    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

  • Kıpçakların ve Moğollarla İlişkileri
    Yazar: | Tarih: 23 Ağustos 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Kıpçakların ve Moğollarla İlişkileri

    Cengiz orduları daha Türkistan seferine başlamadan önce, İrtiş boyunda Kıpçaklarla karşı karşıya gelmişlerdi. Askeri gücünün büyük bir bölümünü Kıpçakların meydana getirdiği Harezmşah kuvvetleri ile Cengiz arasında şiddetli çarpışmalar olmuştu. İdil nehri, hatta daha da batıya uzanan bütün bozkırların kendi kontrolünde olmasını isteyen Cengiz, 1220-1221 yıllarında Türkistan’ın zaptını tamamladıktan sonra 1222 yılının ilk baharında Harzemşah Muhammed’i takip maksadıyla Subutay ve Cebe Noyan idaresindeki iki tümeni, Gürcistan üzerinden Kıpçaklara göndermişti.

    Moğol önlerinden kaçıp Ruslara sığınan Kıpçak başbuğları ve bilhassa bunlar arasında bulunan Kotyan ve Bastı Han, Moğol tehlikesinin büyüklüğünü Rus prenslerine anlatarak Moğolların kısa bir süre içinde Rus topraklarını da işgal edebileceklerini belirtmek suretiyle onları Moğollara karşı birlikte harekete teşvik ettiler. Durumdan ciddi şekilde endişe duyan Rus prensleri Kiyet’de bir toplantı yaparak durumu aralarında tartıştılar. Kıpçakların tek başlarına bırakıldıkları takdirde Moğollara yenilecekleri veya onlarla birleşerek Rus yurdunu eskisinden daha kötü bir şekilde tahrip edecekleri konusunda görüş birliğine vardıktan sonra, hep birlikte hareket etmeye karar verdiler. Rusların bu kararı Kıpçaklar üzerinde büyük etki yapıp Kıpçak başbuğlarını oldukça sevindirmiştir. Bunun üzerine Kıpçak başbuğu Bastı Han’ın hemen Hıristiyan olduğu da rivayet edilmektedir. (Devamını Oku)

sitemap
site ekle