Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

  • Oğuzlarda Ölü Gömme Adetleri
    Yazar: | Tarih: 24 Temmuz 2015 | Yorum Yok Yorum var

    Oğuzlarda Ölü Gömme Adetleri

    Oğuzlar da ataları Göktürkler gibi elbiseleri, silahları, kişisel eşyaları, hatta bazı yerlerde atları ile beraber gömülüyorlardı. Ölü oda şeklinde açılan bir çukurun ortasına oturtuluyor eline nebiz dolu bir bardak veriliyor, önüne de nebiz dolu bir kap konuyordu. Daha sonra odanın üstü tavan şeklinde kapatılıyor, üzerine de çamurdan kubbe şeklinde bir külah kısmı ekleniyordu. Oğuzların bu mezarları ile Türkiye’nin özellikle Anadolu Selçuklu devrinde yaygın bir şekilde görülen, bilim adamlarının Türk çadırına benzettikleri kümbetleri arasında yaygın bir benzerlik görülmektedir.

    Oğuzlarda ölülerini nehir yatağına gömme adeti de vardı. Bunun için önce nehir yatağı değiştiriliyor, buraya taştan, sağlam bir mezar hazırlanıyor daha sonra da nehir tekrar eski yatağına veriliyordu. Bu, büyük bir ihtimalle ölüleri yırtıcı hayvanlardan korumak için yapılan bir şeydi.

    Ölünün defin işlemi bittikten sonra ölen kişinin atlarından bazen yüzlercesi kesilerek yenirdi. Bu, bütün Türk kavimlerinde görülen yuğ aşı geleneğidir. Hatta bazı kavimlerde ölen kişinin esas atı da yuğ aşında kesilir, daha sonra topluluğun içinde atın başı dolaştırılarak o kişinin öldüğü herkese ilan edilirdi. (Devamini Oku)

  • Oğuzların Dini İnanışları
    Yazar: | Tarih: 23 Temmuz 2015 | Yorum Yok Yorum var

    Oğuzların Dini İnanışları

    • Totemcilik

    Eski Türklerde totemciliğin bulunduğu ileri sürülmüş, delil olarak ise kurdun ata tanınması gibi totemcilikteki fetişler gösterilmiştir. Mesela Reşid’üddin’nin Cami’üt – tevarih adlı eserinde yirmi dört Oğuz boyunu sıralarken, her dört boy için bir kuşu “ongun” (kutsal) olarak belirtmektedir. Ancak bu eski Türklerde totem inancı olduğunu kanıtlamak için yeterli değildir. Çünkü totemcilik sadece bir hayvanı ata tanımakla sınırlandırılamaz. Bazı sosyal ve hukuki cepheleri vardır ve bu şartlar olmadan sistemin yaşaması mümkün değildir. Bu şartlar ise Türk toplumlarında görülmez.

    Mesela totemcilikte “anaerkil” aile yapısı bulunurken Türklerde ataerkil aile yapısı bulunmaktadır. Totemcilik bir klan dinidir. Totemcilikte avcılık ve devşirmecilik gibi asalak ekonomi söz konusu iken Türklerde hayvancılık ve tarıma dayalı bir ekonomi söz konusu idi. Totemci topluluklarda her topluluğun ayrı bir totemi mevcuttur. Oysa Türklerde tüm bir kavmin kutlu saydığı tek bir hayvan mevcuttur. Kurdun saygı görmesi, sürülerin otladığı bozkırın korkulan hayvanı olmasından ileri geldiği düşünülebilir. Bu değerlendirmenin arka planında dini bir düşünce keşfetmek güçtür.

    Türklerde kurt ya da ongun gösterilen kuşa tapılmaz, bu hayvanlar fetiş olarak değer taşımaz. Ongun kelimesi, Moğollardan önceki Türk vesikalarında geçmemektedir. Cami’üt-tevarih’te Oğuz boylarının ongunları olarak gösterilen kuşlar da, Moğol tesirinden önceki devirlerde Oğuz boylarının listesini veren Kaşgarlı Mahmud’un eserinde yoktur.

    Türklerin bayraklarında çift başlı kartal, bozkurt veya boz köpek gibi çeşitli hayvan figürlerini kullanmaları, bu hayvanların güç timsali saymaları, kendi farklılıklarını diğer milletlere gösterme amacı taşıyor olabilir. (Devamini Oku)

  • Selçukluların Soyağacı
    Yazar: | Tarih: 23 Temmuz 2015 | Yorum Yok Yorum var

    Selçukluların Soyağacı

    Selçuklu hanedanında Dudak Bey’e kadar olan şahsiyetlerin varlığı tespit edilebiliyor. Tarihi bilgilere göre, Selçuklu soyağacının en tepe noktasında Dudak Bey bulunmaktadır. Onun Oğuz Han neslinden geldiği bilgisi ise kesinlik taşımayıp bütün Türk devletlerinin yaptığı gibi kendi devletini güçlü gösterme endişesinden kaynaklanmaktadır.

    Dudak Bey’den sonra oğlu Selçuk Bey, tarih sahnesine çıkmıştır. Selçuk Bey ismi, eski kayıtlarda “Salçuk” olarak geçiyor. Daha sonra bu sesi inceltilerek “Selçuk Bey” olarak yaygınlaşmıştır. Arapça kaynaklarda da bir isim “Selçuk” şeklindedir. Selçuk Bey’in dört oğlu vardı. Bunlar;

    • Arslan Yabgu (İsrafil)
    • Mikail
    • Musa İnanç (Yınanç)
    • Yusuf İnal

    Bazı araştırmalarda bu isimlerin Yahudi ismi olduğu değerlendirmesi bulunmaktadır. Buna karşılık bölgede, Yahudiliği kabul eden Türk topluluğu, Hazarlar olmuştur. Selçuklu-Hazar ticari ilişkilerinin bir sonucu olarak Hazarlardaki Yahudi isimlerin konulmuş olabileceği ifade edilebilir. (Devamini Oku)


sitemap
site ekle