Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

18. Yüzyılın Büyük Savaşları ve Paris Antlaşması

  • b. 18. Yüzyılın Büyük Savaşları ve Paris Barışı (1763)

    Daha önce gördüğümüz gibi, Otuz Yıl Savaşları’ndan Fransa Avrupa’nın en güçlü devleti olarak çıktı. Ama 14. Louis’in ölümünden sonra (1715) Fransa’nın askeri üstünlüğü yavaş yavaş ortadan kalkmaya ve bir uçta İngiltere, öteki uçta Avusturya güçlenmeye başladı.

                “Eski Rejim”, tümü titizlikle bağımsızlığını korumaya çalışan çok sayıda devlet üzerine oturuyordu. Fransa, 14. Louis ile bu güç dengesini bozmaya çalışmış ama İngiltere’nin 1689’da Büyük İttifaka girmesiyle güç dengesi yeniden kurulmuştu. Bunu izleyen yıllarda, Avrupa’da İspanya İmparatorluğu’nun parçalanması (1700 – 1714), Baltık’ta İsveç İmparatorluğu’nun yıkılması (1700 – 1721) ve Polonya’nın parçalanması gibi büyük çaplı düzenlemeler ile, Avrupa’nın belli başlı devletleri arasında güç dengesine dikkat edilerek yapılmıştı. Bunu izleyen Yedi Yıl Savaşları’nda (1756 – 1763) İngiltere kesin bir zafer kazandı ve Hindistan ile Amerika’da Fransız topraklarını eline geçirdi. 18. yüzyılın ikinci yarısındaysa, Doğu Avrupa’daki genişlemeden Rusya ve Prusya’nın, Avusturya’ya göre daha avantajlı çıktıkları gözlenmektedir.

                1500’lerden sonraki 300 yıllık süre içinde “Batı’nın yükselişi”, Yedi Yıl Savaşları sonunda imzalanan Paris Barış Antlaşması’nda açıkça görülmektedir. Bu antlaşmada dört büyük Avrupa devleti – İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz – dünyaya kendi istedikleri gibi bir düzen vermeye çalıştılar. İngiltere ilk kez bir dünya gücü olarak tanındı ve Fransa ile yüz yıllık mücadelesi İngiltere lehine sonuçlandı. Artık bundan sonra, örneğin Asya ve denizlerinde güç dengesini sağlayacak olan Osmanlı Devleti bir yana, Portekiz ve İspanya bile değil, İngiltere idi.

                Paris Antlaşması, yalnız Avrupa’nın öteki uygarlıklara göre üstünlüğünü göstermekle kalmamış, Avrupalılar arasında 18. yüzyıl savaşlarının sınırlı niteliğini de ortaya çıkarmıştır. Önceki din savaşlarına damgasını vuran “haklılık inancı” ve savaşları yıkıcı sonuçlara götüren bağnazlık, 19. ve 20. yüzyıllarda daha da coşkulu bir biçimde yeniden belirecekse de, 18. yüzyılın bu büyük savaşlarında görülmemektedir. Otuz Yıl Savaşları’ndan sonra Avrupa devletleri arasındaki rekabet dini mücadeleye değil, kurulu ulus-devletler arasında güç dengesini sağlama temeline oturdu. Güç dengesi, 1713 Utrecht Barışı’ndan beri, Avrupa devletleri arasında barışın gereği olarak düşünüldü. Dolaysıyla, 18. yüzyıl savaşları hiçbir zaman var ya da yok olma mücadelesi biçimine dönüşmedi; bazı savaş kurallarının ortaklaşa gözlenmesiyle, yıkıcılığı azaltıldı. Ordular göreli olarak küçüktü ve amaçları da karşı tarafın toptan yok edilmesi olmadı. Üstelik din savaşlarında sivil halka verilen büyük zarar göz önüne alınarak savaş alanları sınırlandırıldı.

                18. yüzyıl savaşlarının böyle ılımlı bir nitelik almasının önemli bir nedeni, Avrupa’nın globalleşen ticaretiyle kazandığı yeni zenginlik ve refahta aranmalıdır. Gelişen ekonomiye zarar vermemek düşüncesiyle, ordular ekonomik bakımdan üretici olmayan kesimden oluşturuluyordu. Her hükümet, köylü, mühendis ve burjuvalar gibi üretken kesimi her üretimi, hem de toplumun bu kesiminin ödediği vergileri sürdürmek için işinin başında bırakmıştır. 18. yüzyıl ortalarının bu büyük savaşları, halklar arasında değil de hükümetlerin temsil ettiği oligarşi ve aristokratlar arasında ve “ulus bilinci” ile yürütülmeyen son savaşlardır.

                Bu savaşların 1740 – 1748 yılları arasında verilenine Avusturya veraset, 1756 – 1763 arasındakine ise Yedi Yıl Savaşları deniz. Gerçekte, ikisi aynı savaş olup şu iki temel sömürge, ticaret ve deniz gücü için, Prusya ile Avusturya arasında Orta Avrupa’da toprak ve askeri güç yönünde mücadele. Savaş sonunda imzalanan ve Avusturya’nın yenilgisini vurgulayan 1748 tarihli Aizla-Chapelle Barışı ile, Silezya bölgesinin Prusya’ya geçmesine karar verdiklerinden, Prusya Avrupa’da hesaba katılması gereken önemli bir güç haline geldi. Böylece, bir yanda genişleyen Prusya ile öte yanda hala büyük bir devlet olan Avusturya, sınırları tam belli olmayan ve “Almanya” denen bölgede iki önemli güç olarak ortaya çıktılar. Tarihte bu duruma “Alman İkiliği” (German Dualism) denecektir. Bu antlaşmayla, İngiltere ile Fransa arasında kısa bir süre silah bırakışması oldu.

                Bundan sonra Avusturya, Silezya bölgesini yeniden ele geçirmek için Avrupa’nın büyük askeri gücü Fransa ile ittifak yollarını aramaya başladı ve İngiltere ile Prusya’yı birbirine yaklaştırdı. İngiliz – Prusya ittifakı 1756 yılında yapıldı. Avusturya ile Fransa’nın ittifakını sağlamak için hanedanlar arası evlilik gibi binlerce yıllık bir yöntemi kullandı. İlerde Fransız tahtına geçecek olan 16ç Louis ile Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa’nın kızı Marie Antoinette evlendirildiler. Fransa ile Avusturya arasındaki ittifaka sonra, batı sınırında güçlenen Prusya’yı sınırlamak isteyen Rusya da katıldı. Bu üçü, Prusya Krallığı’nı yeniden Brandenburg Dükalığı sınırları içine sokmak için mücadele ederken, Prusya yeni güçlü statüsünü ve Silezya’yı elinde tutmak için savaşıyordu. Kesin bir sonuca ulaşmayan savaş sonunda imzalanan barışla, savaş öncesi durum aynen kabul edildi. Prusya, Avrupa’nın ortasında şimdi halk tarafından “kahraman” ilan edilen II. Frederick’le (Büyük) dimdik ayakta kaldı.

                Yedi Yıl Savaşları’nın geriye kalan bölümü, İngiltere ve Fransa arasında sömürge ve deniz üstünlüğü mücadelesidir. Adı gibi yedi yıl süren savaş sonucunda, Hindistan, Afrika ve Amerika’daki Fransız toprakları, İngiltere’nin denetimi altına girdi. Fransa’nın ekonomisinin de dayandığı denizaşırı topraklarının hemen hemen tümü elinden çıkmak durumundaydı.

                1763’te Paris’te imzalanan barış antlaşması, beklenenin aksine, Fransa açısından çok ağır hükümler taşımaz. Fransa, Mississipi akarsuyunun doğusundaki Amerika topraklarını ve Kanada’yı İngiltere’ye devretti. Bu akarsuyun batı ve güneyindeki toprakları ise, son yıllarda savaşa giren İspanya’yı bıraktı. Böylece, Fransa Kuzey Amerika’daki topraklarının tümünü yitirdi. Ama o sırada ekonomik bakımdan Fransa için daha önemli olan Batı Hint Adaları’ndaki Guadeluppe ve Martinique adalarını, Afrika’daki tutsak ticaret kolonilerini ve güçlendirmemesi koşuluyla Hindistan’daki liman tesislerini depo ve ticaret ofislerini elinde tuttu.

                Yedi Yıl Savaşları dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Prusya, Avusturya’ya karşı varlığını “Almanya” da ikiliğini sürdürdü. Fransa büyük bir yenilgi almasına rağmen, ekonomik bir felakete sürüklenmedi. Savaş, İngiltere’ye yeni ticaret kanalları açtı. 1755 – 1785 arasındaki otuz yıllık dönemde İngiltere’nin asıl kazancı stratejik nitelikteydi. Avrupa’da güç dengesi korunmuş, Kuzey Amerika’daki İngiliz yurttaşları Fransız baskısından kurtulmuş ve İngiltere denizlere egemen olmuştu. Amerika ve Hindistan için 1763 barışı çok önemli sonuçlar doğurdu. Meksika’nın kuzeyindeki Amerika, İngilizce konuşan dünyanın bir uzantısı haline geldi. Hindistan’da, İngiltere topraklarını genişletme politikasına başlandı. Sonunda, Hindistan, İngiliz İmparatorluğu’nun ekonomik sisteminin en önemli parçası ve Hindistan’a giden denizyolu ve bu yolun kıyı bölgeleri de “can damarı” haline geldi. Bundan sonra İngiliz dış politikası, temelde bu yaşamsal yolun emir ellerde bulunması ve tehditlerden uzak tutulması amacına yönelecektir.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

    Ek Bilgi: Paris Barış Antlaşması
    Avrupa’ nın bazı devletleri arasında 1756-1763 yıllarında gerçekleşen askeri çatışmalara son vermek için İngiltere, Fransa, ve İspanya arasında, imzalanan antlaşmadır.

    Avusturya, elinden çıkan Silezya bölgesini yeniden elde etmek için ittifak arayışı içine girmiş, (Avusturya Veraset Savaşı’nda (1740 – 1748) ) elinden çıkan Silezya bölgesini geri alabilmek için ittifak arayışı içindeydi. İttifak oluşturduğu devletler: Fransa, Saksonya, İsveç ve Rusya idi. İngiltere ile de Prusya ittifaka gitmiştir.

    Avusturya Veraset Savaşı ve Yedi Yıl Savaşı, aynı stratejik hedeflerdedir. Bu yüzden tek savaş olarak kabul edilir.  Bu savaşlar, İngiltere ve Fransa arasında, dünya denizlerindeki üstünlüğün kontrolü, ve Orta Avrupa’da Avusturya ile Prusya arasında gerçekleşen bir güçler dengesi arayışıdır.

    Prusya kralı II. Friedrich, karşısındaki güçlü ittifaka saldırarak 1756 yılında Saksonya’nın merkezi Dresden’i almıştır.

    Küçük çaplı savaşlarda galip gelen Friedrich, 6 Mayıs 1757 yılında Prag Çatışması’nda Avusturya’yı yenilgiye uğratmıştır. Fakat bir sonraki yıl yenilerek Bohemya’dan çekilmiştir.

    Ruslar, Prusya orduları karşısında başarı kazanmışlar, Fransa ise batıdan Silezya’ya saldırmış, II. Friedrich bu saldırıya karşılık vermiştir. Daha sonra güçlü Fransız ordusunu bozguna uğratmıştır. 5 Aralık 1757 yılında ise Avusturya birlikleri karşısında parlak bir zafer kazandı.

    İngiliz ordusu 21 Haziran 1758 yılında Fransız ordusunu bozguna uğratmıştır.  Hemen arkasından II. Friedrich, Doğu Prusya’da Rus ordularının geri çekilmesini sağlamıştır. Ancak 12 Ağustos 1759 tarihinde Avusturya – Rusya birleşik ordusuna yenilerek Prusya’nın sınırlı olan askeri olanaklarını da tüketmişlerdir.

    Aralık 1762′de Çariçe Tsaritsa’nın ölmüştür. Onun yerine Prusya’ya düşmanca tutumlar beslemeyen II. Petro tahta geçmiştir. II. Friedrich’i Rusya ile bir barış imzalamak zorunda kalmıştır. Ardından II. Petro’nun arabuluculuğuyla İsveç’le barış imzalandı.

    Rusya ve İsveç’in çekilmesiyle zayıflayan Fransız – Avusturya ittifakı, barış istemek zorunda kalmıştır. 10 Şubat 1763 tarihinde Fransa ile İngiltere arasında imzalanan Paris Antlaşmasıyla, Kuzey Amerika ve Hindistan’daki Fransız sömürgeleri üzerinde hakimiyet İngiltere’ye geçmiştir. Prusya ile Avusturya arasındaki bu savaşlara Fransa ve İngiltere’nin katılması esasen, aralarında yüzyılı geçkin zamandır süregelen sömürgecilik ve deniz üstünlüğü için olan politik mücadelelerdir.

    Yedi Yıl Savaşı’nın sonucundaki Paris Antlaşmasıyla, İngiltere, dünya çapında deniz üstünlüğünü sağlamıştır. Böylece hem ekonomik bakımdan hem de politik bakımdan ilerlerken, Fransa güç kaybetmiştir.

    Ek bilgi kaynak: TarihiOlaylar

Yorum Yazin


sitemap
site ekle