Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzant?l? MSN
Forum

19. Yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları

  • III. XIX. Yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana hatları

    Türkiye’de siyasi tarih kitaplarının hemen hemen hepsi, dünyadaysa çoğunluğu, incelemelerine başlangıç tarihi olarak ya 1789 Büyük Fransız Devrimi’ni almakta ya da daha geniş olarak, araştırmalarına 19. yüzyıldan başlamaktadırlar. Bunun temel mantığı şudur: Tarihin ne durduğu ne de başladığı sihirli bir nokta vardır. Tarihçi, bu durumda, tarihin kesintisiz akışı ya da süreci içine bir noktadan girmek zorundadır. Ayrıca, genellikle dünyada ve özellikle Avrupa’da modern devletlerin kuruluşu ve bu devletlerarasında bugün anladığımız anlamda diplomatik ilişkilerin başlaması, daha çok 19. yüzyılın olgusudur. Siyasi tarih de bir bakıma, devletler arasındaki ilişkilerin tarihi olduğuna göre, 19 yüzyıldan başlatılması mantıklı görünmektedir. Üstelik, bundan sonraki bölümlerde görüleceği gibi, insanlık tarihinde görülen büyük değişme ve gelişmeler son iki yüz yıllık süre içinde olmuştur. Bir bakış açısına göre, dünya tarihi Neolitik dönemden bugüne kadar iki döneme ayrılabilir. (i) Neolitik dönemden Büyük Fransız Devrimi’ne kadar ve (ii) Büyük Fransız Devrimi’nden bugüne kadar.

    Bu mantığın doğruluğunu tümüyle yadsımamakla birlikte, okuyucuya daha önceki tarihin hiç olmazsa ana hatlarını vermeden, siyasi tarihe 1789 Devrimi’nden başlamak, çoğu kez yanıltıcı oluyor. İleride görüleceği gibi, 19. ve 20. yüzyıllar, hemen hemen tüm dünyada Avrupa’nın egemen olduğu yüzyıllardır. Dolaysıyla, siyasi tarihi 19. yüzyıldan başlatmak, daha doğrusu, 19. yüzyıl öncesinin tarihi konusunda hiçbir değerlendirme yapmadan siyasi tarihe girmek, onu Avrupa-merkezli biçime sokmaktadır. Sonuç olarak okuyucu siyasi tarihin konusunu tümüyle Avrupa tarihi olarak anlamakla ve bu da ya Avrupa’nın gereğinden çok yüceltilmesine ya da onun hepten yadsınmasına yol açmaktadır. Üstelik bugünkü Avrupa’yı Avrupa yapan ya da Batı’yı üstün kılan değerler 19.  yüzyılın çok öncesinde yatmaktadır. Öte yandan, yeryüzünün ilk büyük uygarlıklarını doğuran Ortadoğu ve genel olarak Asya’nın yakın çağlara kadar kurduğu büyük devletleri, bunların neden nasıl yıkıldıklarını anlatmak çok önemlidir. Çünkü çok kısa bir anlatımla, tarihten doğru dersler çıkarmamıza yardım eder. Fransız tarihçi ve siyaset adamı Alexis de Tocqueville, “geçmişten çıkarılan yanlış dersler, tarihi hiç bilmemekten daha zararlıdır” derken herhalde doğruyu söylüyor.

    Tarih, bugünü ve geleceği anlatmak için elimizdeki tek anahtardır. Ne olduğumuzu bilebilmek için, geçmişte ne olduğumuzu bilmemiz gerekiyor ve bu geçmiş de kesin çizgi ile 19. yüzyılda başlamıyor. Avrupa’yı taklitten ya da yadsımaktan çok, onu iyi anlamak ve değerlerini nasıl kazandığını bilmek gerekiyor. Daha da önemlisi, uzun dünya tarihi içinde Avrupa’nın dünya üstünlüğünün ancak belirli ve kısa bir dönemi kapsadığını tarihin genel akışı içinde öğreniyoruz. Bu düşüncelerle, 19. yüzyıl öncesi dünya tarihine son derece kısa bir giriş yapmak yararlı olur. Doğal olarak, burada yapılacak olan, olayların ayrıntılarından çok belirli dönemlerin genel eğilimlerinin kısa bir biçimde verilmesidir.

    Genellikle tarihin başlangıcı olarak kabul edilen MÖ 5000’lerden bugüne kadar geçen 7000 yıllık süre içinde tarihin önemli olaylarını etkileyen ya da biçimlendiren, bir bakıma tarihin akış çizgisini saptayan üç genel eğilim göze çarpmaktadır ve 19. yüzyıl öncesi dünya tarihinin anlatımı, bu eğilimler her zaman göz önünde tutularak yapılacaktır.

    İnsanoğlunun yeryüzündeki yaşamını tüm yönleriyle değiştiren, temelinden etkileyen ve belki de gerçekten “devrim” diye nitelendirilebilecek en önemli iki olgu, tarım ve endüstrinin buluşudur. İnsanoğlunun günlük yiyeceğini, oturduğu yeri, kurduğu siyasal ve toplumsal kurumları, yakın ve uzak çevre ile ilişkilerini, kısaca mutluluk ya da mutsuzluğunu belirleyen bu iki temel olgu, tarihin anlaşılır dönemlerine bölünmesinde de başlıca rolü oynar.

     İnsanın tarım ve endüstri ile yarattığı uygarlık, tarım insan yaşamında başat geçim kaynağı olduğu sürece, yerel ya da belirli coğrafi bölgelerle sınırlı kalmıştır. Uygarlık, endüstrinin ilkel biçimiyle de olsa başlamasıyla birlikte genişlemiş, modern teknolojinin ortaya çıkmasıyla evrensel ya da global bir nitelik kazanmıştır. Zaten, 7000 yıllık insanlık tarihinin, bir bakış açısına göre en önemli özelliği, uygarlığın belirli ve sınırlı merkezlerinden çevreye doğru genişlemesidir. Örneğin, MÖ 5000’lerdeki Sümer kent-devletlerinin yerelliği ile tam bir zıtlık halinde, bugünkü dünya toplumunu global bir nitelik göstermektedir.

    İnsanlık tarihinin bir başka önemli eğilimiyse, birbirleriyle etkileşimleri aralıklı ve geçici olan küçük çaplı bağımsız siyasal ve ekonomik birimlerden merkeziyetçiliğe doğru gelişmedir. Yani, insanlık tarihinde küçük kent-devletlerden merkezileşmiş imparatorluklara ya da bugün görüldüğü gibi, güçlü merkezi devletlere doğru bir eğilim görülmektedir.

    Bu düşüncelerin ışığı altında insanoğlunun tarihini, çok kaba bir biçimde üç ana bölüme ayırıp incelemek mümkündür[1]

    1. Tarıma dayalı uygarlıklar ya da Ortadoğu bölgesinin üstünlüğü dönemi. Bu dönem, MÖ 5000’lerden MÖ 500’lere kadar olan 4500 yıllık bir süreyi kapsamaktadır ve temelde Mezopotamya bölgesi uygarlığının öyküsüdür.
    2. Uygarlığın global bir nitelik almaya başladığı dönem. Bu dönem, MÖ 500 ile MS 1500’lere kadar olan süreyi kapsar ve üç ayrı bölüme ayrılabilir.

    a)      Grek uygarlığı ve bu uygarlığın Makedonyalı İskender tarafından “Helenizm” adıyla genişletildiği dönem, MÖ 500 ile MS 500 arasındaki 1000 yıllık süreyi kapsar.

    b)      İslamiyet’in doğuşu ve dünya üstünlüğünü sağladığı 600-1000 yılları arasındaki dönemden sonra,

    c)      Steplerin dünya üstünlüğünün tarihi başlar ve 1000 ile 1500 arasında Moğol ve Türklerin başat güç haline gelişleri, dünya tarihinin ana teması olur.

    1. İnsanoğlunun tarihinin üçüncü dönemi 1500’lerde başlar ve içinde bulunduğumuz bugüne kadar sürer. Bu, modern ve global dünyaya geçiş, başka bir değişle, Avrupa’nın dünya egemenliğinin sağlanması dönemidir. Önce,  Avrupa denizlerde üstünlüğü sağlamış (1500 – 1700), sonra dünya dengesi sarsılarak uygarlığın globalliğine geçiş başlamış (1700 – 1850), sonunda da Avrupa kesin dünya üstünlüğü sağlamıştır (1850 – 1950). İnsanlık tarihinin bu en son dönemine, tarihin genel akış sürecinin mantığına uygun bir biçimde, “global kozmopolitanizm” adı da verilmektedir. 1950’den bugüne kadar olan dönem, Avrupa’nın dünya üstünlüğünün sarsıldığı ama temel niteliği bugünden tam belli olmayan bir tarih kesimidir.

     

    Siyasi tarih, yukarıda özetlenen dünya tarihinin genel panaromasında, uygarlığın global bir nitelik kazanmaya başladığı Avrupa üstünlüğü dönemini başlangıç noktası olarak almakta ve bugüne kadarki siyasi gelişmeleri incelemektedir.


    [1]  Tarihin bu biçimde bölünmesinde ve bu bölümün açıklanmasında yararlanılan kaynaklar şunlardır: William McNeil, The Rise of the West, 1963, Chicago, The University of Chicago Pres; H. G. Wells, The Outline of History 2 c., 1956, Garden City, New York, Garden City Boks; Hugh Thomas, A  History of the World, 1970, New York, Harper and Row Publishers; Andrea Ribard, İnsanlığın Tarihi, çev. Halil Berktay, Yalçın, İstanbul, Say Kitap Pazarlama, 1983; William Woodruff, The Struggle for World Power, 1500-1980, 1981, Londra, The Macmillan Pres Ltd.; Michael Hudson, Arap Politics: The Search for Legitimacy, 1977, New Haven, Yale University Press; George Modelski, Principles of Word Politics, 1972, New York, The Free Pres; Lord Kinross, The Otoman Centuries, The Rise and Fall of the Turkish Emprie, Sander Kitapevi, İstanbul; Geoffrey Barraclough, Times Dünya Atlası, Karacan Yayınları, İstanbul, 1980; İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, 1. ve 2. ciltler, 1972, ve 1975, Ankara Türk Tarih Kurumu Basımevi; Carl Sagan, Cosmos, Altın Yayınları, 1990

    ——
    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı İmge yayınevinden temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

    yorum-yap1
Yorum Yazin

sitemap
site ekle