tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » 2010 » Nisan
Logo Background RSS
Blue Theme Green Theme Pink Theme Black Theme Red Theme

» 2010 » Nisan

  • PadiÅŸahlar – 4. Murat
    Yazar Tarih Tarih Nisan 20th, 2010 | 1 Yorum var1 Yorum Yorum var
    Osmanli-nisani.svg    IV. Murat

    IV. Murat.jpg

    IV. Murat

    Tughra of Murad IV.JPG

    Saltanatı 10 Eylül 1623- 8 Şubat 1640
    Padişah Sırası 17
    DoÄŸum Tarihi 27 Temmuz 1612
    Ölüm Tarihi 8 Şubat 1640
    Önce I.Mustafa
    Sonra I. İbrahim
    Soyu Osmanlı Hanedanı
    Babası I. Ahmet
    Annesi Kösem Sultan
    Dini İslam

    Yaşamı
    Saltanatında İlk Yılları

    IV. Murat tahta geçtikten sonra, ülkeyi uzun süre akrabaları ve annesi Kösem Sultan yönetti. Bu süre içinde İmparatorluk anarÅŸiye ve büyük iç karışıklıklara sürüklendi, Safeviler Irak’ı ele geçirdi, Kuzey Anadolu’da isyanlar patlak verdi ve 1631 yılında Yeniçeriler sarayı basarak sadrazam ile birçok devlet yöneticisini öldürdü. Zaten çocukluÄŸu sırasında aÄŸabeyi Genç Osman’ın ÅŸehit ediliÅŸine tanık olan IV. Murat, tüm bu olayların da etkisiyle çok sert bir mizaca büründü ve yirmi bir yaşından itibâren ülke yönetimini tamamen kendi ellerine aldı.

    Mutlak Saltanat Yılları
    IV. Murat ilk olarak, yaygınlaÅŸmış olan rüşvet ve iltiması ortadan kaldırdı ya da en aza indirdi. Annesinin yönetimi altında aşırıya gitmiÅŸ olan keyfî harcamalar ile savurganlığı bitirdi. İstanbul’da alkol, tütün ve kahveyi yasakladı.  YasaÄŸa uymayanların öldürülmesini emretti. Bazı geceler tedbîl-i kıyafet ile sokaklarda teftiÅŸlerde bulundu.
    (daha fazla…)

  • PadiÅŸahlar – 2. Osman
    Yazar Tarih Tarih Nisan 20th, 2010 | Yorum Yok Yorum var
    Osmanli-nisani.svg    II. Osman
    (Genç Osman)

    Genç Osman.JPG

    II. Osman
    Saltanatı 26 Şubat 1618- 10 Mayıs 1622
    Padişah Sırası 16
    Doğum Tarihi Aksaray, 3 Kasım 1604
    Ölüm Tarihi Bağdat, 20 Mayıs 1622
    Önce I. Mustafa
    Sonra I. Mustafa
    Soyu Osmanlı Hanedanı
    Babası I. Ahmet
    Annesi Mahfiruz Hadice Sultan
    Dini İslam

    II. Osman (Genç Osman), (d. 3 Kasım 1604, Aksaray – ö. 20 Mayıs 1622, Bağdat). 16. Osmanlı padişahıdır.

    Babası I. Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum’dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa’nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doÄŸu ve batı dillerini öğrendi.

    Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Åžeyhülislam Es’ad Efendinin ve Pertev PaÅŸa’nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padiÅŸah saray dışından evlenmediÄŸi için bu davranış önemli bir deÄŸiÅŸiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.

    Tarihte eÅŸine az rastlanır bir ÅŸekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boÄŸularak öldürülen Sultan Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed’in Sultanahmet Camii’nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri deÄŸiÅŸtiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini ÅŸeyhülislamdan alan bir padiÅŸahtı.
    (daha fazla…)

  • Tarih Makaleleri – Heterodoks Sufilik
    Yazar Tarih Tarih Nisan 19th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    sufilik, heterodoks sufilik, sufilik, batınilik, babailer isyanı, sufilik

    Heterodoks Sufilik

    Sufi ve tasavvuf kelimeleri Kur’ân ve hadislerde zikre¬dilmediÄŸi gibi, sahabe ve tabiin devrinde bilinen kavramlar da deÄŸildir. Sufi; Tasavvuf ehline verilen isim ve sıfatlar arasında en çok tutulanıdır. Suhreverdi, mukarrebunu sufiye, abrarı mutasavvıfa anlamında kullanmaktadır. Sufinin, Cenabı-ı Allah’a kurbiyetten, ruh makamına yükselen kiÅŸi olduÄŸunu, mutasavvıfanın ise zühde hayatına özenen kimse olduÄŸunu söylemektedir. Hicri II. asrın ortalarından sonra kullanılmaya baÅŸlayan ve giderek yaygınlaÅŸan kavram “sufi” kavramıdır.

    Sufi ve tasavvuf kelimeleri Kur’ân ve hadislerde zikre¬dilmediği gibi, sahabe ve tabiin devrinde bilinen kavramlar da değildir.

    Sufi; Tasavvuf ehline verilen isim ve sıfatlar arasında en çok tutulanıdır. Suhreverdi, mukarrebunu sufiye, abrarı mutasavvıfa anlamında kullanmaktadır. Sufinin, Cenabı-ı Allah’a kurbiyetten, ruh makamına yükselen kiÅŸi olduÄŸunu, mutasavvıfanın ise zühde hayatına özenen kimse olduÄŸunu söylemektedir. Hicri II. asrın ortalarından sonra kullanılmaya baÅŸlayan ve giderek yaygınlaÅŸan kavram “sufi” kavramıdır. İlk defa “sufi” lakabıyla anılan zat, bir rivayete göre Cabir b. Hayyam el-Kufi (ö.150/767), bir baÅŸka rivayete göre ise Ebu HaÅŸim el-Kufi’dir. Her ikisi de Kufeli olan bu zatların durumları nazar-ı itibara alındı¬ğında “sufi” kavramının önce Kufe ve Basra’da ortaya çık¬tığı söylenebilir.

    Tasavvufi terim olarak ise. İlahi bir feyz olarak kâinatın sırlarını bilme kudretidir. Tasavvufla ilgili ÅŸeyleri okuyup ta bu ne istir demeyin. Zira tasavvuf kâl degil, hâl isidir.(Magnolia) tasavvuf, mana âlemi ile ilgili bir duyuÅŸ, düşünüş, ve inanış sistemidir. Bu sistemde sadece Allah’ın birliÄŸi deÄŸil, Allah’ın varlığı ve onun yegâne mutlak varlık olduÄŸu esasına dayanir. Buna göre insan da Allah’tan kopmuÅŸ bir nurdur ve geçici bir sure için beden kılıfına burunmustur. Bundan dolayıdır ki insana büyük saygı duymak gerekir. (mutasavvıflar insanları çok severler sevmelidirler) tasavvuf düşüncesine baÄŸlananlara Mutasavvıf denir.
    (daha fazla…)

S?nava Haz?rl?k