Logo Background RSS

» 2011 » Temmuz

  • İspanya Veraset Savaşları ve Utrecht Barışı
    Yazar: | Tarih: 31 Temmuz 2011 | 2 Yorum var2 yorum Yorum var

    cc) İspanya Veraset Savaşları ve Utrecht Barışı (1713): Büyük bir miras bırakacak olan İspanya Kralı II. Charles’ın 1700 yılında ölmesi Avrupa’yı bir dizi savaşa daha götürdü: İspanya Veraset Savaşları. Bu savaşların dünya tarihi açısından önemli özellikleri vardır. Bir kere, 18 yüzyılın gelecek savaşlarının tipik niteliğini aksettirmektedir; tüm halk tarafından değil, profesyonel ordularca yürütülen bir savaşlar dizisi olmuştur. İkinci olarak, dinin çok az rol oynadığı ilk büyük çaplı savaş olmuştur. Asıl önemli olan dava, ticaret ve deniz gücüdür. Üçüncü olarak, “dünya savaşı” denebilecek ilk savaştır. Avrupa’nın önde gelen devletlerinin yanı sıra, denizaşırı dünyayı da içine almıştır.

                II. Charles’ın iki kız kardeşiyle evli bulunan Fransa kralı ile Habsburg imparatoru, miras üzerinde en büyük ha sahibiydiler. Aslında II. Charles ölmeden önce güç dengesini bozmadan bu dünyanın belki de en büyük mirasının varisler arasında nasıl paylaşılacağı konusunda plan üstüne plan yapıyordu. Avrupa, ölmek üzere olan “dede”nin başucunda, gözleri yaşlı ama akıllarında mirasın ne olacağı konusunda sorular bulunan akrabaları andırıyorlardı. Ancak, II. Charles’ın kendisinden beklenmeyecek kadar akıllıca bir vasiyet yazmış olduğu hayretle öğrenildi. İspanya toprakları parçalanmadan bir bütün olarak 14. Louis’in torununa kalacak ama iki taht hiçbir zaman birleştirilmeyecek, 14. Louis kabul etmezse, Habsburg İmparatoru’nun oğluna aynı koşullarla verilecekti. En azından Fransa’nın etkisinin genişleyebileceğini düşünerek, 14. Louis bu mirası kabul etti ve kıyamet de koptu. İki yüzyıldır Avrupa içinde siyasal denge bu kadar tehdit edilmemişti. Güç dengesi politikasına uygun olarak, 1701’de İngiltere’de Kutsal Roma İmparatorluğu, Hollanda, Portekiz ve Brandenburg ve Savua dükalıklarının katıldığı bir “Büyük İttifak” kuruldu.

                Fransa’nın yenildiği İspanya Veraset Savaşlarından sonra imzalanan Utrecht Barışı’nın maddeleri, siyasi tarihin ana konusu olan 19. yüzyılın büyük çaplı olayları açısından çok önemlidir ve belki de “modern dünya” Westphalia’dan çok Utrecht ile kurulmuştur. Antlaşmanın asıl konusu olan İspanya dünyasının paylaşımıdır. İngiltere, Cebelitarık ile Minorka adasını, Savua Dükalığı, Sardonya adasını aldı. İspanya’nın Akdeniz’deki öteki toprakları (Milan, Napoli ve Sicilya) ile İspanya Hollandası (Belçika) Avusturya Habsburglarına bırakıldı. 14. Louis’in torunu İspanya tahtına II. Philippe adıyla geçti. Bundan sonra İspanya tahtı, belirli aralıklarla, 1931’deki cumhuriyetçi devrime kadar Bourbonlar tarafından işgal edilecektir. Fransa, Amerika’daki iki kolonisini (Newfoundland ve Nova Scotia) İngiltere’ye devretti.
    (daha&helliip;)

  • Fransanın Dış Politikası ve Güç Dengesi
    Yazar: | Tarih: 31 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    bb) Dış Politika ve Güç Dengesi: 14. Louis, dışarıda genişlemeci bir dış politika izledi. Genişleyebileceği iki alan vardı. Doğuya ve Ren bölgesine doğru genişlemek ve İspanya Hollanda’sını (Belçika) ilhak etmek ki, böyle bir politika Kutsal Roma İmparatorluğu’nun daha da parçalanması demekti. Bir de, tüm İspanya topraklarına veraset yoluyla sahip olmak istiyordu. (Belki de bu amaçla, İspanya Kralı II. Charles’ın gerek vücut, gerekse kafaca özürlü bulunan kız kardeşiyle evlenmişti) Böylece, 14. Louis’in dış politika amacı açıkça ortaya çıkıyor: İspanya ve Fransa’nın kaynaklarını birleştirerek, Fransa’yı Avrupa’da, Amerika’da ve denizlerde üstün kılmak. Bu amacında başarı kazanırsa, kuracağı “evrensel monarşi”, Avrupa’nın öteki devletlerinin bağımsızlıklarının sonu olurdu.

                Avrupa’nın öteki devletlerinin bu “evrensel monarşi”ye karşı taktiği, “güç dengesi” politikasıdır. Daha on beş yıl önce, Habsburg üstünlüğüne karşı, başını Fransa’nın çektiği bir güç dengesi politikasıyla mücadele edilmişti ve Otuz Yıl Savaşları sonunda imzalanan Westphalia Barışı bu politikanın başarısını simgeliyordu. Şimdi, aynı tehlike Fransa’dan geldiğine göre, güç dengesi politikası da ona karşı yöneltilecekti.

                “Güç dengesi” kavramı birçok anlamda kullanılmaktadır. Bir kere, gücün birçok farklı devletler arasında dağıldığı denklik, denge anlamında kullanılmaktadır. İkinci olarak, bu dengenin bozulmasıyla ortaya çıkan bir anlamı vardır. Bir devlet, uluslar arası sistemde üstün duruma geçerse ve sistemin öteki üyeleri bağımsızlıklarını kaybetmemek için koalisyon kurarlarsa, o zaman bu koalisyona “denge” adı verilmektedir. Daha doğrusu, bu durumda, bozulan dengenin yeniden sağlandığı bir karşıt-ağırlık oluşturulmaktadır. Üçüncü bir anlamı da, güç dengesinin denetim altında tutulması anlayışından kaynaklanıyor. Burada, dengenin sağlanması için bir devletin elinde bulundurduğu güçten söz edilebilir. Eğer bir devlet, koalisyonun gerekli bir üyesi ve koalisyonun ona olan ihtiyacı onun koalisyona olan ihtiyacından çoksa, bu devlete güç dengesini denetleyen devlet denebilir. Bu devlet, her zaman koalisyonun üyesi bile olmayabilir. Ama çıkarları belirli bir bölgede ya da dünyada gücün dengede tutulmasında yatıyorsa ve bunu sağlayacak güce de sahipse, bu devlete yine aynı sıfat verilebilir.
    (daha&helliip;)

  • Fransa’nın İç Politikası
    Yazar: | Tarih: 31 Temmuz 2011 | Yorum Yok Yorum var

    aa) İç Politika: 14. Louis 1643’te beş yaşındayken Fransız tahtına çıktı. Önceleri yönetim, kral naibi Kardinal Mazarin’deydi. 1661’de 23 yaşındayken memleketin yönetimini eline aldı vee 1715’te ölene kadar tam 72 yıl iktidarda kaldı. Modern tarihin en uzun süreyle iktidarda kalan monarkıdır ve Richlieu’nun başarılarını devralarak, Fransa’yı Avrupa’nın en güçlü devleti yapmıştır. Bu, içerde mutlakıyet yönetimi ile mümkün oldu. 14. Louis, ortaçağa ait eski feodal özgürlüklerin ülkeye karışıklıktan başka bir şey getirmeyeceğini anladı. Daha Westphalia Barışı sırasında toprağa bağlı soylular, Kral Naibi Mazarin’e karşı ayaklanmışlar, bir ara Paris’te denetimi ele geçirmişler, Meclis’in (Etats-Genereaux) toplanmasını isteyerek, Fransa ile savaşmakta olan İspanya ordusunu davet etmişlerdi. Feodal özgürlüklerini savunmak için “evrensel soylular dayanışmasını” harekete geçiriyorlardı. 1648 ayaklanması, eğer 14. Louis’in sonu olmamışsa nedeni budur. Gelişsen ulusal ticaretin ürünü olan kent-soylular (burjuvazi) ve köylüler, soyluları bu davranışlarında desteklemediler. “Evrensel soylular dayanışması” ömrünü tamamlamakta ve yerini “milliyetçilik” duygusu almaktaydı. 1648 ayaklanmalarının belki de en önemli tarihi dersi budur.

                16. yüzyılın din savaşları ve 1648 ayaklanmaları, Fransız halkına, toprak aristokrasinin üstünlük iddialarına karşı kralın güçlü yönetimi tercih etmeleri gerektiğini gösterdi. Bu koşullar altında, “devlet benim” diyecek kadar ileri gidecek olan 14. Louis, sınıflar ve dinlerle bölünmüş bulunan Fransa’da bütünleştirici gücün ulusal monarşilerinin mutlakıyetçiliği olduğu anlaşılmıştır.
    (daha&helliip;)


sitemap
site ekle
ankara escort mersin escort ankara escort izmir escort izmir escort