Temmuz, 2013 - Part 4

Logo Background RSS

» 2013 » Temmuz

  • Oğuzlar’da Boy Teşkilatı
    Yazar: | Tarih: 17 Temmuz 2013 | Yorum Yok Yorum var

    Oğuzlar’da Boy Teşkilatı

    Oğuzların, Göktürkler Devri’nde dokuz boy halinde bulundukları yukarıda belirtilmişti. Bu boylar Üç Oğuz ve Altı Oğuz şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca Şine Usu yazıtında Sekiz Oğuz’dan bahsedilmektedir. F. Sümer, Üç ve Altı Oğuz tabirlerine bakarak Oğuzların daha Göktürkler Devri’nde iki kol halinde olabileceği ihtimali üzerinde durmuş ise de bu husus açık olmadığı gibi iki kol halinde bulunduklarını gösteren delillere de sahip değiliz. Kanaatimizce, Üç, Altı, Sekiz ve Dokuz tabirleri onların konfederal (boylarbirliği) yapısını göstermektedir.

    X. yüzyılda Oğuzların içinde bir müddet misafir kalan İbn-i Fadlan, onların sadece kıl çadırlarda yaşayan konar-göçerler olduklarını ve bir Yabgu’nun idaresinde bulunduklarını bildirdikten başka boy yapıları hakkında herhangi bir bilgi vermez. XI. yüzyılda Oğuz ellerini dolaşan Kaşgarlı Mahmud, Oğuz boylarını saydığı halde, boy teşkilatı hakkında bilgi vermez. Kaşgarlı, sadece  bilinmeleri gerektiği için büyük boyları saydığını, Oğuzların, dedelerinin adlarını alan daha pek çok aşirete ayrıldığını söyler. Kaşgarlı Mahmud, Oğuzların 24 boy halinde yaşadıklarını bildirir, ancak 22 boyun adını sıralar. Eksik kalan iki boyun ise Halaçlar olduğunu ancak onların Oğuz kültür dairesinden çıktığını bildirir.

    Kaşgarlı Mahmud, Oğuzlar arasında dolaştığı sırada şüphesiz onların boy yapılarına ait hikayeler de dinlemişti. Oğuzların 24 boydan meydana geldiğini bildirmesi bunun delili olabilir. (daha&helliip;)

  • Selçuklu Devleti ve Türkmenler
    Yazar: | Tarih: 17 Temmuz 2013 | Yorum Yok Yorum var

    Selçuklu Devleti ve Türkmenler

    Türkmenlerin, Türk ve İslâm dünyasında önemli bir mevkîi işgal etmeleri Selçuklu Devleti’nin kurulması ile olmuştur.

    Ananeye göre, Selçuklu Devleti’nin kurucularının atası olan Selçuk Subaşı Oğuzların Kınık boyundandı. Bununla birlikte O, Oğuz Yabgusu’nun yanından ayrılarak İslâm beldelerine yakın olan Cend şehrine geldiğinde maiyetinde her halde sadece Kınık boyuna mensup olanlar bulunmuyordu. Çünkü Selçuk, “Subaşı” unvanından da anlaşıldığı gibi Oğuz Yabgusu’nun yanında “Subaşılık” görevinde bulunuyordu ve bu yönü ile o bir aşiret reisi değildi. Bundan dolayı, kendisine muhabbet duyanların yanı sıra Oğuz Yabgusu’nun idaresinden memnun olmayan diğer Oğuz boylarına mensup kişilerce de desteklenmiş olabileceği hatıra gelmektedir.

    Selçuk Subaşı’nın Oğuz Yabgusu’nun bulunduğu bölgeden ayrılarak Cend şehrine gelmesinden sonra gayrimüslim akrabalarıyla mücadelesi, taraftarlarının sayısını oldukça arttırdı. O’nun ömrünün sonlarına doğru, oğullarından Arslan ve Musa’nın “Yabgu” unvanı taşımaları, Selçukluların Oğuzları temsil edecek kadar büyüdüklerini veya en azından kendilerine öyle gördüklerini göstermektedir.

    Selçuklu Türkmenlerinin Maveraünnehir’e inmeleri, Müslüman olmalarından daha çok Samanoğulları-Karahanlı rekabeti ile ilgilidir. Çünkü, Oğuzlar kuzeyde ve batıda Hazar, Kıpçak ve Kimekler tarafından güneyde ve doğuda ise Karahanlılar, Gazneliler ve Samanoğulları tarafından kuşatılmış durumda idiler. Hazarların çöküşü bir Oğuz topluluğunun Karadeniz’in kuzeyine doğru geri dönülmez bir yolculuğa çıkmıştı. (daha&helliip;)

  • Oğuz Yabgu Devleti
    Yazar: | Tarih: 7 Temmuz 2013 | Yorum Yok Yorum var

    Oğuz Yabgu Devleti

    İbn-i Fadlan, Oğuz ülkesine ulaştığında (X. yy. başları) Oğuzların başında Yabgu unvanlı bir idareci bulunuyordu. Yabgu, Göktürk kültür sahasında kullanılan bir unvan olmakla, Karluk hükümdarı da aynı unvanı taşıyordu. Bu esnada, Oğuzlar ile düşman olduğu anlaşılan Hazarlar ve Oğuzların coğrafyasına epey uzak olan Uygurlar Kağanlık ile temsil olunuyorlardı. Oğuz Yabgusu’nun Küzerkin adlı bir naibi vardı. Küzerkin adına İbn-i Fadlan’ın verdiği bilgiler dışında herhangi bir habere rastlanılmıyor. Bununla birlikte, Kaşgarlı Mahmud, Karluklara ait olan “Kül-Erkin” unvanından bahsediyor, ki bu iki kelimenin birbirine benzerliği derhal dikkati çekiyor. Küzerkin’den başka Yinal ve Tarkan adlı iki unvana daha rastlamaktayız.Bunlar muhtemelen askeri idareci idiler.

    İbn-i Fadlan’ın, Oğuzların iç ve dış meselelerini kendi aralarında kurdukları meclislerde (Kengeş) tartıştıklarını ve karar aldıklarını, ancak içlerinden en zayıf birinin bu kararı bozabileceğine dair anlattıkları, Oğuz Yabgusu’nun idarî pozisyonunu ortaya çıkarmak bakımından önemli ipuçları taşımaktadır. Evvela, Kengeş kararlarına müdahale edecek kişinin sıradan bir kişi olmadığı, kuvvetli ihtimal, bir aşiret reisi olduğu açıktır. Hududü’l-Alem, Oğuzların kabileler halinde yaşadıklarını ve her kabilenin başında bir reis bulunduğunu bildirmektedir. Şu halde, reisin gücü kararların uygulanmasını etkileyebildiğine göre Yabgu mutlak otoriteye sahip bir konumda bulunmamaktadır. İkinci hususa gelince, Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu hikaye eden tarihçilerin, Selçuk ve babası Dukak’ın Oğuz Yabgusu’nun kararlarına karşı çıkacak ya da ona karşı saygıda kusur edecek kadar cesur oldukları şeklindeki tasvirleri eğer -inandırıcı bulunursa- yukarıda verilen örnekler ile örtüşmektedir. (daha&helliip;)


sitemap
site ekle