Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzant?l? MSN
Forum

Amerika Bağımsızlığı ve Sonuçları

  • 3. ABD’nin Bağımsızlığı ve Sonuçları

    Kuzey Amerika’da yeteri kadar insan birikince, özerk devletler haline gelmeleri, kendilerine bir anayasa hazırlamaları ve eşit haklarla bir birlik kurmaları kararlaştırıldı. Kuzey Amerika kolonilerinde bağımsızlık yönünde öyle bir gelişme olurken, Yedi Yıl Savaşları’ndan dünyanın en büyük sömürge ve deniz devleti olarak çıkan İngiltere, şimdi çok gelişmiş olan sömürge imparatorluğuna bir çekidüzen vermek, bağlarını güçlendirmek istedi. Ayrıca kendi vergi yükümlüsünün yükünü hafifletmek için, Yedi yıl Savaşları’nın giderlerini kolonileriyle paylaşmak niyetindeydi. Yeni vergiler biçimde ortaya çıkan bu baskı, 13 Koloni’yi huzursuzluk ve direnişe itti. Yedi Yıl Savaşları’ndan yenik çıkan Fransa da yenilgisinin acısını bu yeni bağımsızlık hareketini desteklemekle çıkarma kararını verdi. 1774’te başlayan Amerikan bağımsızlık hareketi, Fransa’nın cömert yardımıyla 1776 yılında resmen bağımsızlık ilanına vardı. İngiltere, George Washington komutasında savaşan kolonilerle başa çıkamayacağını anlayınca, 1782 yılında ABD’nin bağımsızlığını tanıdı. Bağımsızlıktan sonra ABD sınırsız doğal kaynaklarıyla hızla gelişmiş ve daha 1867 yılında hemen hemen bugünkü sınırlarına ulaşmıştır.

                Burada, Amerikan bağımsızlık hareketinin ayrıntılarına girilmeyecektir. Çünkü dünya tarihi açısından, 13 Koloni’nin nasıl bağımsız oldukları, bağımsız oldukları gerçeğinden daha az önemlidir. Bağımsızlıkla birlikte dünyada yeni bir toplum ortaya çıktı. ABD sanki yumurtadan çıkmış gibiydi. İmparatorluk ve Hıristiyanlık kabuğunu kıran bir Batı Avrupa uygarlığıydı. Devlet dini ve monarşisi yoktu. Dünyanın o zamana kadar görmediği, böylesine bir “temiz” çıkıştı. At yarışlarında, üzerinde yönlendirici jokeyi olmasına rağmen, her nasılsa hiç ağırlıksız koşan atın avantajlarına sahip oluvermişti. Avrupa’nın modern devletleri, tarihsel uzun bir süreç içinde, yavaş yavaş kurumdan kuruma, eski ile yeninin çatışmasının sıkıntılarıyla ve plansız bir biçimde oluşmuştu. ABD ise önceden planlanmış, sonra oluşturulmuştur.

                Amerikan Devrimi, gerçekten önemli sonuçlar doğurmuş bir olaydır. Fransa, Amerikan bağımsızlık mücadelesine yardım ederken büyük ekonomik yük altına girmişti. Bunun doğurduğu ekonomik sıkıntı 1789 Fransa Devrimi’nin en önemli nedenidir. Böylece, Avrupa’da belki de bugüne kadar sürecek olan bir liberal ve demokratik devrimler çağını açacaktır.

                Amerikan Devrimi, Avrupalıların genişletmek için birbiriyle yarıştıkları sömürge sistemine, bunun eninde sonunda elden çıkacak, tehlikeli ve güvenilemeyecek bir “mal” olduğunu vurgulayarak, ilk darbeyi indirmiştir. Amerikan bağımsızlığı, sömürge bağlarını koparmak isteyen öteki halklara, yani önce Latin Amerikalılara, sonra İngiliz sömürge imparatorluğundakilere ve 20. yüzyılda da Asya ve Afrika’nın bağımlı insanlarına aydınlatıcı örnek olmuştur.

                ABD’nin kuruluşu, Avrupalılara Aydınlama Çağının birçok düşüncesinin gerçekte uygulanabilir olduğunu göstermiştir. Özellikle Fransızlar, bir grup Amerikalının, eyalet anayasalarını yazmak için, özgürlük içinde, küçük salonlarda bir araya gelmelerini, tartışmalarını hiç unutmayacaktır. Bu anayasalar ve Bağımsızlık Bildirgesi, çevrilerek 1778 yılında basılacak ve Avrupa’nın hemen hemen tüm entelektüel çevrelerinde hararetli tartışmalara konu olacaktır. Anayasal haklar, federalizm ve sınırlı hükümet, Avrupa için yeni düşünceler değildi. Ama Avrupa’da var oldukları biçimleriyle feodalizm ve aristokrasi ile iç içe bulunuyorlardı. Amerikan Devrimi bu gibi düşünce akımlarına ilerici bir nitelik kazandırmıştır. Avrupa’daki gelişmelere eklenen Amerika etkisi, 19. yüzyılın düşünce iklimini daha demokratik hale getirecektir. Düşünürler artık model ülke olarak İngiltere’den çok ABD’yi alacaklardır.

                Amerikan anayasaları, Jean Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’nin uygulanması gibi görünüyordu. Başlarından yabancı saydıkları hükümeti artmışlar, oturup devlet mekanizmasını yasama, yürütme ve yargı güçlerini en iyi ve birbirini denetleyecek biçimde kurarak, yeni bir hükümet kurmuşlardı. Bağımsızlık Bildirgesi ile, hükümetin halk tarafından yaratıldığını, yalnızca kendisine verilen bir yetkiyi kullandığını, insanların kendilerinden esirgenemeyecek haklara sahip olduklarını ilan etmişlerdi. Bunlar, din, basın, toplantı özgürlüğü, keyfi tutuklamanın olmaması ve yasa önünde eşitlik gibi çoğu Avrupalının elde etmeye çalıştığı haklardı. ABD’nin böyle bir örnek sunması, 1789’da Fransızların, devrimlerine insan haklarıyla ilgili bir bildiri ve yazılı anayasa ile başlamalarının nedenlerinden biridir.

                 Tüm bu anlatılanların, ABD’nin yalnızca bir yönünü ele aldığı açıktır. ABD’de, daha sonraki tarihinin ve şimdiki durumunun da gösterdiği gibi, devralınan bazı sıkıntıların ve çözülmemiş sorunların yükünü çekmekteydi. Irkçılık bunlardan yalnızca bir tanesidir.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

    yorum-yap1
Yorum Yazin

sitemap
site ekle