tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » Tarih

Logo Background RSS

» Tarih

  • Padişahlar – 1. Mustafa
    Yazar Tarih Nisan 19th, 2010 | Yorum Yok Yorum var
    Osmanli-nisani.svg    I. Mustafa

    Mustafa 1.jpg

    I. Mustafa
    Saltanatı 22 Kasım 1617- 26 Şubat 1618
    2. Saltanatı 10 Mayıs 1622- 10 Eylül 1623
    Padişah Sırası 15
    Doğum Tarihi Manisa, 1592
    Ölüm Tarihi İstanbul, 20 Ocak 1639
    Önce I. Ahmet
    II. Osman
    Sonra II. Osman
    IV. Murat
    Soyu Osmanlı Hanedanı
    Babası III. Mehmed
    Annesi  Belirsiz
    Dini İslam

     

    I. Mustafa (Arapça: مصطفى الأول) (d. 1592, Manisa – ö. 20 Ocak 1639, Topkapı Sarayı, İstanbul) 15. Osmanlı padişahı.

    Babası Sultan III. Mehmed’tir. Annesinin ismi bilinmemektedir.Osmanlı tarihinde ilk defa padişahlığın babadan oğula geçmesi kuralını bozarak kardeşinin arkasından tahta çıkmış olan padişah olması özelliğini taşır. İki ayrı defa padişahlık yapmıştır.

    Kösem Sultan’ın, eşi I. Ahmet’i etkileyerek kayınbiraderi I. Mustafa’nın hayatta kalmasını sağladığı söylenir. I. Ahmet öldüğünde en büyük oğlu (Mahfiruz Hadice Sultan’dan doğma) II. Osman Genç Osman 13 yaşında olduğu için, hanedanın en kıdemli erkek üyesi olması bakımından, I. Mustafa’nın tahta çıkarılmasına karar verildi. Osmanlı Padişahları’nın on beşincisi olan I. Mustafa, her şehzade gibi iyi bir eğitim gördü. Sultan I. Mustafa ağabeyi Sultan I. Ahmed Han’ın vefatı üzerine 22 Kasım 1617′de hanedanın en yaşlı mensubu olarak tahta geçti. I. Mustafa devlet meseleleri ile ilgilenmediğini ifade ederek saltanatı kabul etmediyse de bu hal, devlet erkânı tarafından göz önüne alınmadı. Ancak gerçekten I. Mustafa devlet işleri ile ilgilenmeyip, devlet işlerini ehline teslim etmek istedi. Nitekim tahta çıktıktan 96 gün sonra 26 Şubat 1618 günü tahttan indi, yerine II. Osman geçti. Ancak yenilik taraftarı olmayanların tahrikleri neticesinde isyan eden yeniçerilerin 19 Mayıs 1622’de II. Osman’ı tahttan indirmeleri, Sultan Mustafa’nın yeniden ikinci defa tahta çıkmasına yol açtı. Bu sırada sultan II. Osman Han’ın veziriazam Kara Davut Paşa tarafından şehit ettirilmesi büyük karışıklıklara sebep oldu. I. Mustafa, Davut Paşa’yı azletti ancak isyanlar durmadı. İstanbul’daki karışıklıklar ve Anadolu’da meydana gelen isyanlar, Osmanlı Devleti’nin başında devlet işlerinden anlayan ve bunu yapmak isteyen bir padişahın bulunmasını gerekli kılıyordu.Şeyhülislâm Yahya Efendi ve devlet erkânı, I. Mustafa’nın yerine IV. Murad’ın geçmesi konusunda karara vardı.

    (daha fazla…)

  • Padişahlar – 1. Ahmet
    Yazar Tarih Nisan 19th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    1.ahmet I. ahmet 1. ahmet zitvatorok anlaşması ekber ve erşet

                         Osmanli-nisani.svg    I. Ahmet
                         Sultan I. Ahmet.jpg
                                         I. Ahmet
    Saltanatı 21 Aralık 1603- 22 Kasım 1617
    Padişah Sırası 14
    Doğum Tarihi Manisa, 18 Nisan 1590(1590-04-18)
    Ölüm Tarihi 22 Kasım 1617 (27 yaşında)
    Önce Gelen III. Mehmed
    Sonra Gelen I. Mustafa
    Soyu Osmanlı Hanedanı
    Babası III. Mehmed
    Annesi Handan Sultan
    Dini İslam

    I. Ahmet (Osmanlı Türkçesi: احمد اول Ahmed-i evvel) (d. 18 Nisan 1590, Manisa – ö. 22 Kasım 1617). 14. Osmanlı padişahı, 79. İslam Halifesi.

    Babası Sultan III. Mehmed, annesi Handan Sultan’dır. Babasının vefatı üzerine 21 Aralık 1603′te Eyüp Sultan’da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan I. Ahmet, Kanuni Sultan Süleyman’dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişah olarak kabul edilir. Sultan I. Ahmet yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım’ı 22 Kasım’a bağlayan gece 1617 yılında 27 yaşında vefat etti ve Sultanahmet Camii yanındaki türbesine defnedildi.

    Saltanatında, hanedan veraset sistemini değiştirip kardeş katli yasasını kaldırmıştır. Yerine ailenin aklı başındaki en büyük üyesi padişah olur sistemini getirmiştir. Bu yeni yasanın, şehzadeler arasındaki rekabetin ve taht kavgalarının, taht için gerçekleştirilen kardeş katillerinin önlenmesi açısından Osmanlı tarihinde çok büyük önemi vardır.

    Babası III. Mehmed’in üç oğlundan ikincisi olarak dünyaya gelmiştir. Ağabeyi Mahmud’tur. Askeri ve idari işlerle ilgili bir şehzade olarak bilinen ve padişahlık için en kuvvetli aday olan Şehzade Mahmud, tahta kast ettiği iddiası üzerine hal edilmiştir. Bu, I. Ahmed için de sürpriz bir gelişmedir. Böylece tahtın yolu kendisi için açılmış olur. Şehzade Ahmed, henüz 13 yaşındayken, 37 yaşındaki babası Sultan III. Mehmed vefat eder. Nasıl ki babası kendinden evvelki Sultanlara nazaran en genç yaşta hayatını kaybetmiş hükümdar ise, I. Ahmed de o vakte kadar babasının vefatıyla tahta geçenlerin arasındaki en genç hükümdardır. Bu beklenmedik vefat üzerine, Sultan I. Ahmed’in cülusu hemen ertesi gün apar topar vuku bulmuştur. Kimi kaynaklarda 22 Aralık verilmesine rağmen, cülus, Sn Günhan Börekçi’ye göre tam olarak 21 Aralık 1603 Pazar günü sabahı gerçekleşmiştir. (“22 Aralık” yanılması, hicri takvimden miladi takvime çevrim hesaplamalarından kaynaklanmaktadır. III. Mehmed’in vefatı 17 Receb 1012 gecesidir. Zaten, merasim müteakip sabah gerçekleşiyor. Hicri takvime göre gün, akşam ezanıyla başlar ve takip eden akşam ezanında biter. O halde, “Cülus, aynı hicri gün içinde gerçekleşmiştir” de diyebiliriz.) Bu cülusun, Osmanlı tarihindeki yeri bambaşkadır: 1) Yeni padişah, devlet tecrübesi için mühim olan sancağa çıkmamıştır. Bu sebeple bir kapıhalkı da yoktur. Hatta, babaannesini eski saraya gönderdiğinde saray sanki bomboş kalıyor. 2) Hanedanın inkıraz tehlikesi ilk defa bu denli ciddi hissediliyor. Zira, Padişahın kısır olup olmadığı bilinmiyor. Henüz çocuk yapmamış. 3) Henüz sünnet dahi edilmemiştir. Sünneti ancak padişah olduktan sonra yapılmıştır.
    (daha fazla…)

  • Genel Türk Tarihi – 10. Yüzyıl Türk Tarihi Kronolojisi
    Yazar Tarih Nisan 12th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    X. yüzyıl Türk Tarihi Kronolojisi

    10. yüzyıl Oğuz Yabgu Devleti: Göktürk Hakanlığı yıkıldıktan sonra müstakil yaşayan Oğuzlar, 10. asrın ilk yarısında, kışlık merkezi Yeni-kent olan bir devlet kurmuşlardır. Oğuzlar’ın başında, Yabgu bulunmakta ve ona Kül-Erkin unvanlı bir başbuğ nâiblik yapmaktaydı. Orduyu Sü-başı idare ediyordu. Bu Oğuz Yabgu devleti’nin komşuları; [kuzeyde] Peçenekler ve Hazarlar, Kimekler, doğu’da Karluklar, Harezm[güneyde]’de ise yerli hânedan Afrîgîler idi. Afrîgîler’i baskı altında tutan Oğuzlar’ın komşuları ile birçok problemleri olduğu ve aralarında çeşitli savaşların vuku bulduğu bilinmektedir. Hatta Karluklar ile yaptıkları bir savaşta, Oğuz Yabgusu da öldürülmüştü. Kaşgarlı Mahmud’dan ise Çiğiller ile Oğuzlar arasında köklü bir düşmanlık olduğunu öğrenmekteyiz. Kuzeyde bulunan Kimekler ile ise ilişkiler, bazan dostça bazan da düşmanca idi. Kimekler’in bir kolu olan ve 9. asırda bir kuvvet olarak beliren Kıpçaklar (Kumanlar)’ın baskısı ve Selçuklu âilesinin kendilerine bağlı kütlelerle ayrılarak bölgeyi terketmesi sebebiyle, Oğuz Yabgu Devleti 1000 yıllarına doğru yıkılmıştır. Reşidüddin (14. asrın ilk çeyreği), son Oğuz Yabgusu olarak Ali Han adında birisini zikretmekte, meşhur Cend hâkimi Şah Melik’i de bu son Yabgu’nun oğlu olarak göstermektedir, lâkin bu haber destânî bir vasıftadır. Yabgu devleti Oğuzları; “Umûmû “Türk” adı yanında, yine siyasî bir isimlendirme olarak “Türkmen” adını da taşıyorlardı ki, Müslüman ülkelerine geldikten sonra İslâm kaynaklarında bu isimle de anılmışlardır”. Fakat bu Türkmen adının, Türkler’in İslâmiyet’i kabulleriyle doğrudan bir alâkası görülmemektedir. Zira Güney Rusya’daki Torklar (Uzlar)’a da Torkmen (Türkmen) denildiğine dair bazı deliller mevcuttur. Yabgu devleti zamanında Oğuzlar, Üç-ok ve Boz-ok diye eski 2’li teşkilât hâlinde idiler. Kolları meydana getiren kabileler hakkında biri Kaşgarlı Mahmud’un Divan-u Lügatü’t-Türk’ünde, diğeri Reşidüddin’in Câmiü’t-Tevârîh’inde olmak üzere iki liste mevcuttur. Divan-u Lügatü’t-Türk’de ayrı ayrı damgaları ile birlikte 22 kabile gösterilmiş; Reşidüddin ise, hem kabile sayısını 24’e çıkarmış, hem Boz-ok, Üç-ok tasnifi yapmış; ayrıca, damgalara ilâveten, her kabilenin “ongon”‘unu belirtmiştir. Boz-oklar: Kayı, Bayat, Alka-evli (Alka-bölük), Yazır, Döğer, Dodurga, Yaparlı (DLT’de yok), Afşar, Kızık (DLT’de yok), Beğdili, Karkın (DLT’de yok, bunun yerine) Çaruklu. Üç-oklar: Bayındır, Peçene, Çavuldur, Çepni, Salur, Eymür, Alayuntlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva (Iva), Kınık. Devletin çöküşüyle Oğuzlardan kalabalık bir kütle, Karadeniz’in kuzeyinden batıya (Uzlar), diğer bir kısım kütle ise Cend bölgesine göçmüş, oradan da Horasan’a ve sonra Anadolu’ya yönelmiştir (Selçuklu ve sonra da Osmanlı). Oğuzlar’ın bir kısmı da yerlerinde kalarak, 11. asır ortalarında Karacuk dağları bölgesinde, Mangışlak’ta ve Seyhun kıyısındaki kasabalarda oturmakta idiler. Moğol istîlâsı sırasında, Cend’de ve Karakum’da da “Türkmenler”‘in bulunduğu görülmektedir. Günümüzdeki “Türkmenistan” halkı bu Oğuzların torunları olup, Anadolu’da da birçok köy ve kasaba mezkur Oğuz boylarının adlarını taşımaktadır.

    (daha fazla…)


tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.