Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Avrupa Hun Devleti Üzerine Bir Değerlendirme

  • Avrupa Hun Devleti Üzerine Bir Değerlendirme

    Hun tarihi, Ostrogotlara yaptıkları hücum zamanından Attila oğulları arasında çıkan kavga sonunda imparatorluğun dağılması anına kadar geçen devri ve Hunların sebep oldukları olaylarla içinde yaşadıkları ve geliştikleri toplumu anlatmayı arzu eder. Bu işi yaparken karşılaştığımız en büyük zorluk kaynakların yetersizliğidir. Özellikle Attila ile Bleda’nın iktidara gelmelerinden önce imparatorluğun gelişmesi ve teşkilâtı hakkındaki bilgilerimiz azdır. İmparatorluğun kuvvetlenmesinde ve gelişmesinde Attila’nın ve Rua’nın paylarının ne olduğuna dair bilgilerimiz yoktur. Hun toplumunun gelişmesi ve uğradığı değişikliklere dair malzemeye sahip değiliz. Bu hususta yeni kaynakların ortaya çıkmasını beklemek ise fazla iyimserlik olur. Hun devri arkeoloji malzemesinin araştırılmasında son yıllarda ilerleme oldu ise de bu eserler yazılı kaynakların yerini tutamaz sağladıkları bilgiler genel anlamda tefsir yapmaktan ileri gidemez. Hun tarihinin en belirgin siması olan Attila hakkında değişik fikirler ileri sürülmüştür. Attila’nın seçkin bir şahsiyet olduğu, devri üzerinde derin izler bıraktığı tartışma konusu değildir. Bir inanışa göre o bir dehadır ve büyük bir adamdır, imparatorluğun büyüklüğü onun şahsına bağlıdır. Bundan başka Hun tarihinin Avrupa üzerindeki etkileri de çok tartışılır. Bir kanaata göre Hunların yükselmesi Attila sayesinde olmuştur ve Attila olmasaydı imparatorluk onun zamanındaki parlaklığa kavuşamazdı. İmparatorluğun dağılması da onun ölümü ile ilgilidir. Her iki iddia da tartışmaya açıktır.

    İlk iddia doğru görünmüyor; zira Attila’dan önce Hun İmparatorluğu bütün ihtişamı ile ortaya çıkmıştı. Rua ile Oktar’ın imparatorluğun kurulmasında ve kuvvetlenmesinde büyük katkıları vardır. Oktar zamanında imparatorluğun hudutları Ren ırmağının doğusuna kadar erişmişti. Rua ise Tuna boyunda ve İtalya’da söz sahibi olmuş ve Bizans’ı tehdit etmiştir. Her iki kağan o zamana kadar görülmedik ölçüde geniş bir arazi üzerinde hüküm sürer. Bu itibarla Attila bir Cengizhan değildir. Zira Cengizhan, dağınık ve küçük birimleri birleştirerek devasa bir imparatorluk meydana getirmiştir. Fakat Attila’nın kendinden önce her biri yarı bağımsız kabileleri birleştirerek iktidarı merkezde topladığı bir gerçektir. Bu nedenle Attila’yı büyük bir şöhrete çıkaranlar Oktar ile Rua’dır. Attila’nın ölümünden sonra imparatorluğun dağılmasının kaçınılmaz olduğu da münakaşa edilebilir. Burada, Attila’nın haleflerinin onun kadar kuvvetli şahsiyetler olmadığı söylenebilir. Bu sebeplerle Hun İmparatorluğu’nun ne başlangıcı ne de sonu bir şahsın eseri ve kabiliyeti mahsulü değildir.

    Attila’nın seferlerine çıkmadan genellikle uygun bir zaman seçtiği göze çarpıyor. 441-443 ve 447 seferleri böyle yapılmıştır. Galya seferinde ordusu çok değişik unsurlardan meydana geldiğinden Hun taktiği değil Cermen taktiği uygulanmıştır. Attila’nın Galya seferinden önceki diplomasisi başarılı değildir. Zira, Romalılarla Gotlar gibi birbirlerine güveni olmayan iki unsuru birbirinden ayıramamış ve herbirini ayrı ayrı mağlub etme imkânını kaçırmıştır. Honoria meselesini araya sıkıştırarak bu fırsatı kaçırmıştır. Bundan başka Vandal kralı Genezerik ile işbirliği yapmamıştır. Diğer taraftan kendisine sığınan Eudoxiuos ile Frank prensinden diplomatik sahada faydalanmamıştır. Bütün bunlara rağmen Attila çok renkli bir adamdır ve Hunları iyi tanımıştır. Tanınmış Alman âlimi Mommsen’in kanatine göre Hunları merkezi bir iktidar etrafında toplaması onun başarısıdır. Selefleri Hunların bir kısmı üzerinde hüküm sürmüş ve hâkimiyeti aralarında paylaşmışlardır. Bleda’nın öldürülmesinden sonra Attila, sınırsız bir iktidara sahiptir. Kabile reislerinin hâkimiyetine son vermiş ve iktidarı mutlak surette kendisine bağlı bulunan Logades sınıfı aracılığı ile idare etmiştir. Avrupa Hun İmparatorluğu’nun kuvvetlenmesi ile bütün dikkatler onun üzerinde toplanır. Roma toprak sahiplerinin adamı olan Aetius, Hun dostluğu sayesinde

    hüküm sürebildi ve bu dostluk 451 yılına kadar sürdü. Bu dostluğa güvenen Aetius, Hunların kendisine ve İtalya’ya hasım olabileceğine inanmadı. Attila’dan destek gören Batının toprak sahipleri de onun gibi düşünüyorlardı.

    Hunların Avrupa tarihindeki önemi, Cermen kavimlerini dizginleyerek Roma İmparatorluğu’nun ömrünü uzatmış olmalarıdır. Orta Avrupa’da Cermen kavimlerini hâkimiyetleri altına almışlar ve bunların Roma’ya saldırmalarını engellemişlerdir. Şayet Cermenler, istedikleri gibi hareket edebilselerdi Roma daha erken ve daha ağır olarak tahrip edilirdi. Diğer taraftan, özellikle Batı Roma İmparatorluğu ordularına alınan çok sayıdaki Hun, Cermen müstevlilere karşı hatırı sayılır bir destek oluşturuyorlardı. Lâkin Hunlar da, 376 ve 405 yılları arasındaki büyük kavimler göçünü hazırlamak suretiyle imparatorluğun çökmesini hızlandırmışlardır. Hunların batıya yönelmeleri Cermen kavimlerinin Galya, İspanya ve Afrika’ya kaçmalarında etkili olmuştur. Alarik de bu olayların yarattığı bir adamdı ve Cermen istilâları, 430 ile 455 yılları arasında duraklamıştır ve istilâlar bu tarihten önce ve bu tarihten sonra canlanır. Eğer Hunlar Avrupa’da görülmemiş olsalardı Vizigotların Toulouse krallığı, Ostrogotların İtalya krallığı ve Vandalların Afrika krallıkları meydana gelmeyecekti. Hunlar, yüzyıldan daha kısa bir zaman ölçüsünde Avrupa tarihinin baş köşesinde yer alırlar ve bu çok kısa zaman içinde Avrupa tarihini bundan sonraki gelişmesinde damgalarını vururlar. Bütün çağdaş kavimleri yerlerinden oynatmış ve Avrupa’nın o zamanki çehresini değiştirmişlerdir. Cermenlerin sebep oldukları terörü ortadan kaldıran ve onları o zamanki medeni dünya üzerine serpiştirenler yine onlardır. Fakat, ömürleri uzun olmadığından Avrupa’da daha fazla varlık gösteremediler ve Avrupa toplumuna mal olamadan tekrar meçhul âlemine gömüldüler. Onlar Avrupalı değillerdi, onlar sonsuz bozkırların hâkimi ve yarı göçebe evlatları idiler. Yerleşik kavimleri köle olarak ve ihtiyaçlarını karşılamak hususunda bir araç gibi kullandılar.

    Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav’ın Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 1. Cildinde yer alan “Avrupa Hunları” adlı makalesinden derlenmiştir.

  1. #1 bedirhan
    Ekim 31st, 2012 at 22:43

    3 gündür aradığım ödevin cevabını burada buldum çok sağolun :)

    Cevap Yaz.Post Reply
Yorum Yazin


sitemap
site ekle