Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Avrupanın Denizlerde Üstünlüğü Sağlaması

  • 2. Batı’nın Denizlerde Üstünlüğü Sağlaması (1500 – 1700)

    16. yüzyılın başına gelindiğinde, modern dünyanın temel özellikleri Avrupa’da belirginleşmişti. 16. yüzyılla başlayan globalleşme süreci içindeyse tüm dünyayı kapsayacak biçimde yaygınlaştı. Bu özelliklerden birincisi, global eylemde bulunabilme yeteneğidir. Avrupa’nın yöneticileri ve zenginleri, uzun mesafeli seyahat yapabilecek ticaret ve savaş gemilerine sahip olmuşlardı. Avrupa, Avrasya kıta kütlesinin en batı köşesiydi ama 1500’lerde etkin, canlı ve kendine güvenen bir bölge haline gelmişti. Avrupalıları denizaşırı keşifler düşüncesine daha 11. yüzyılda Haçlı Seferleri alıştırmıştı. Portekiz ve İspanyollar, yüzyıllardan beri Müslüman dünyayla mücadeleye girmişlerdi ve şimdi daha da ileriye gitmeye hazırlandılar. Avrupa artık militan, iyice örgütlenmiş, silahlanmış ve saldırgandı. Ayrıca iyi eğitilmişlerdi. Matbaanın kurulmasından sonra yeryüzü hakkında bilgiye ve global bir bakış açısına sahip olmuşlardı.

                İkincisi bağımsızlıktır. Avrupa büyük bir imparatorluk değildi ve hareketleri belirli bir merkezden yönetilmiyordu. Denizaşırı genişlemeyi sınırlandırabilecek olan Kutsal Roma İmparatorluğu, 13. yüzyıla gelindiğinde siyasal otoritesini büyük ölçüde yitirmişti. Ruhani önderliğini korumakta olan Papalıksa, askeri harekât ve dünya işleriyle Haçlı Seferlerinde olduğu kadar ilgilenmiyordu. Avrupa, özerk siyasal birimlerin, prenslerin, soyluların, tüccarların, loncaların, hatta üniversitelerin topluluğu biçimine dönüşmüştü. Duruma göre, bunların tek başlarına ya da birlikte hareketleri sonucu globalleşme serüvenine atıldı.

                Üçüncüsü, milliyet düşüncesidir. Avrupa’da birkaç siyasal otorite, özellikle Portekiz, İspanya, Fransa, ve İngiltere monarşileri, yönettikleri halkın güçlü siyasal bağlılığını elde etmişlerdi. Yavaş yavaş uyanmakta olan milliyetçilik bu monarşileri güçlendirdi ve globalleşme süreciyle bunun sağladığı dış dünyayla temas, siyasal bağlılığı artırdı. Kısaca “ulus-devlet”in başlangıcı bu dönemde gözlenebilir.

                1500 – 1700 arası dönemi çok değişik biçimlerde adlandırılabilir. Din Savaşları Dönemi denebilir. Ancak, dönemin savaşları dini olduğu kadar siyasal, ekonomik, toplumsal ve anayasal konuları da içermektedir. Okyanuslara açılma ya da Batı Avrupa devletlerinin denizlere egemen olmaları denebilir. Ama bunların hepsi Batı’nın üstünlüğüne şu ya da bu biçimde katkıda bulunduğu için, “Batı’nın denizlerden başlayarak ve giderek karada da üstün duruma geçtiği dönem” adını vermek, en geneli ve bir bakıma en açıklayıcısı olacaktır.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

  • Trackback: Siyasi Tarih | Tarih Trackbacks
  • Yorum Yazin

    
    sitemap
    site ekle