Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Büyük Fransız Devrimi

  • B. BÜYÜK FRANSIZ DEVRİMİ 

    Fransız Devrimi 14 Temmuz 1789 tarihinde Bastille hapishanesine doğru yürüyüşle başladı.
    18. yüzyılın ikinci yarısının dünya tarihi açısından en önemli iki olaylarından biri Amerikan, öteki de Fransız Devrimi’dir. Amerikan Devrimi, Yenidünya’da bütünleşme, güçlenme ve genişlemeye yol açarken, Fransız Devrimi “Eskidünya”da 25 yıllık karışıklık doğurmuştur.

    1. Devrim Öncesi Ortamı

    18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın büyük çaplı olaylarının tümü “liberalizm” akımı tarafından biçimlenmiş ya da en azından etkilenmiştir. Siyasal anlamda liberalizmin temeli, 19. yüzyıldan önceki hanedanlık rejimlerinde var olmayan, yöneticilerle yönetilenler, bir başka değişle, hükümet ile toplum arasında bünyesel, işlevsel ve kopuksuz ilişkilerin kurulmasıdır. Bu yönde Amerikan Devrimi ilk örneği oluşturmuş ve Fransız aydın kamuoyunda bir uyanışa yol açmıştı. Ama, ABD’dekinin aksine, Fransa’da bu tip ilişkilerin kurulması yolunda önemli engeller vardı. Üretici olmayan soylular ve kilisenin önceki yüzyıllardan gelen ayrıcalıkları ile üretici olan sınıfların bu ayrıcalıklarının bulunmaması. Bu yüzden 19. yüzyılın süreklilik güçlerine, yani feodalite, mutlak monarşi ve kiliseye karşı savaşı, ilerde ele alınacak endüstri devriminin başlamasıyla güçlenen orta sınıf (ticaret ve sanayi burjuvazisi)  öteki sınıflarla bütünleşerek açmıştır. İşte liberal nitelikteki Fransız Devrimi’nin itici güçleri, zaman zaman köylüleri de yanına alan bu orta sınıf ve onların önündeki Amerikan Devrimi örneğidir.

                Tıpkı daha önceki İngiliz anayasa hareketlerinde ve Amerikan Devrimi’nde olduğu gibi, Fransız Devrimi’nin kökeni de, monarşinin aşırılıklarında aranabilir. 14. Louis’in ve onu izleyen monarkların genişleme istekleri ve bu uğurda yapılan savaşlar (özellikle Amerikan Devrim Savaşları) döneminin toplanabilecek vergi kapasitesinin ötesinde bir askeri harcama getirmişti. Bunu bir yana bırakın, monarşinin saray harcamaları bile vergi gelirleri, soylular ile kilisenin vergi ayrıcalıkları dolaysıyla, İngiltere’dekinden bile azdı. Yine İngiltere ve Amerika’da olduğu gibi, halkın tepkisi ne krala ne de izlediği dış politikaya, ama üzerine binen ve bu ikisinin sonucu olduğunu pek kavrayamadığı sıkıntılara karşıydı. Bu ortamda monarşinin iflasın eşiğinde olduğu bütün açıklarıyla ortaya çıktı ve duruma bir çare bulmak üzere soyluların toplanması istendi. Toplantıda çaresizlik içinde, tüm toprak mülkiyetinden vergi alınması gerektiği ortaya atılınca, bunu kabul etmeyen soylular “denize düşen yılana sarılır” misali, 1614 yılından beri toplanmayan “parlamentonun” (Etats-Generaux) toplanmasın istediler. 1789 Mayısında, soylular, din adamları ve halkın oluşturduğu üç kamaralı parlamento toplantı. Dolaysıyla, Fransız Devrimi’ne ilk hareketi soylular vermiştir.

                Parlamento toplandıktan sonra gerek bunun içindeki anlaşmazlık gerek Paris’teki karışıklıkların nedeni, temsili organın bu üçe bölünmüş ve soylu ile kiliseye üstün haklar tanıyan biçiminin Fransız toplumu içindeki çıkar, etki ve üretim faaliyeti dağılımına uymamasıdır. Kral kaynağını “ilahi hukuk”tan alan haklarını, üretici olmayan soylular ve kiliseyle işbirliği yaparak despotik bir biçimde kullanıyor, üretici olan burjuvazi ve köylüleri yönetime karıştırmıyordu. Ama 1713 – 1789 yılları arasında Fransa’nın dış ticaretinin beş kat artması, burjuvazinin ve bu arada tüccarların artan güçlerinin en güzel göstergesiydi. Bunlar, yeni kazandıkları güçle soyluların siyasal ayrıcalıklarına tepki duymaya başlamışlardı. Ne var ki, daha önce görüldüğü gibi, bu tarihten önce, kralın mutlak siyasal yetkisi yalnız İngiltere’de, o da bir ölçüde sınırlandırılmış ve kral siyasal iktidarı seçimle gelen bir parlamento ile paylaşmak zorunda bırakılmıştı.

                Devrimin, Avrupa’da Fransa’dan çok daha yoksul ve ondan daha despotik bir yönetimle yönetilen çok sayıda devlet varken, Fransa’da başlamasının nedenlerinden biri de, bu devletin yüzyıllar boyunca monarşi tarafından sağlanan siyasal birliğidir. Toplumsal ve ekonomik koşullar ne olursa olsun, huzursuzluklar, ancak ulus olarak siyasal bakımdan birleşmiş olan bir ülkede, ulus çapında kamuoyu, duyarlılık, politika ve yasama gereği yaratılabilirdi. Fransızlar, 18. yüzyılda adına “Fransa” denen bir siyasal birimin üyesi oldukları duygusuna sahiptirler. Fransa’daki gibi bir “devlet” Orta ve Doğu Avrupa’da yoktu.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle