Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Dört Halife Devri Türk-Arap İlişkileri

  • Dört Halife Devri Türk-Arap İlişkileri

    Hz. Peygamber’in vefatı üzerine halife seçilen Hz. Ebû Bekir peygamberlik iddiasında bulunanlarla zekât vermek istemeyen kişilerin önderlik ettiği irtidad (ridde=dinden dönme) olaylarını ve isyanları bastırdıktan sonra, Hz. Peygamber’in İslâm’ı yayma konusunda başlattığı stratejiyi sürdürmeye karar verdi ve yüzünü Arap Yarımadası’nın dışına çevirdi. Bu amaçla önce Sâsânî İmparatorluğu’nun hakimiyeti altında bulunan Fırat nehrinin aşağı taraflarındaki topraklara ordu sevketti. Yemâme’de bulunan Halid b. Velid’i Sâsânîlerle savaşmakla görevlendirdi.

    Hz. Ebû Bekir, Halid b. Velid’den o sırada Medine’ye gelerek İranlılarla yapılacak savaşı sevk ve idare etmek üzere bir kumandan tayin edilmesini isteyen Müsennâ b. Harise’ye destek olmak üzere Irak istikametinde yola çıkmasını istedi. Böylece Sâsânilere karşı başlatılan mücadeleyi sürdürecek Irak cephesi baş kumandanlığı kuruldu ve İslâm tarihinin en hızlı ve en kalıcı fütühât hareketi başlatılmış oldu (Mart 633).

    Hz. Ömer Devri (634-644) İslâm fetihleri açısından çok önemli bir devirdir. Hz. Ebû Bekir ölüm döşeğinde iken İranlıların büyük bir taarruz için hazırlık yaptıklarını öğrenince Hz. Ömer’e Irak cephesine takviye kuvvetler göndermesini vasiyet etti. Hz. Ömer hilâfet makamına geçince Ebû Ubeyd es-Sekafî’yi bin kişilik gönüllü birliğinin başında Sâsânî kuvvetleri üzerine gönderdi. Onun şehid olması üzerine (634) Irak cephesi kumandanlığına Sa’d b. Ebu Vakkas tayin edildi. Kadisiye’de kazanılan zaferden (636) sonra İslâm ordusu Sâsânilerin başkenti Medâin’e sonra da Hulvan’a girdi. Kisrâ III. Yezdicerd Hulvan’ı terketmek zorunda kaldı.

    642 yılında kazanılan ve İslâm tarihinde “Fethu’l-fütûh” (fetihler fethi) denilen Nihavend zaferinden sonra İran kapıları Müslümanlara açıldı. Abdullah b. Âmir’in öncü kuvvetleri kumandanı Ahnef b. Kays Nişabur ve Serahs’ı fethettikten sonra Merv üzerine yürüdü.

    Son Sâsânî hükümdarı III. Yezdicerd Ceyhun nehrinin kuzeyine geçerek Müslümanların takibinden kurtuldu. Topladığı kuvvetlerle Belh üzerine yürüdü ve şehri Müslümanlardan geri aldı. Mervürrûz’a kadar ilerleyip Türk hakanından yardım istediyse de Ahnef b. Kays’a yenilerek geri çekildi. Hz. Ömer önce Ahnef b. Kays’ın kazandığı zaferlerden duyduğu memnuniyeti dile getirmiş ancak daha sonra muhtemelen Türk ordularıyla karşı karşıya gelecek Müslüman askerlerin kayıplar vermesinden endişe ederek “keşke Horasan’a ordu göndermeseydim, keşke Horasan ile aramızda ateşten bir deniz olsaydı” demiş ve Ceyhun nehrini geçerek fetihlere devam etmek isteyen Ahnef’e “Sakın nehrin karşı tarafına geçmeyiniz, bulunduğunuz yerde kalınız” diye haber göndermiştir.

    Hz. Ömer’in şehit edilmesinden sonra Horasan ve Toharistan’da meydana gelen olaylar sonucu bazı şehirler Türkler tarafından geri alındı. Ancak Abdullah b. Âmir daha sonra bu bölgeyi tekrar fethetti.

    Ancak Müslüman Araplar Türkleri Yemen’e kadar gelen Sâsânî kuvvetleri içinde veya Sâsânilerle yaptıkları savaşlar sırasında İran ordusundan görmüş olmalıdır.

    Bu sırada Kuzey Azerbaycan ve Dağıstan’da Hazarlar, Cürcan’da Sûl Türkleri (Sûlîler), Sistan’da Eftalitler ve Halaçlar, Bâdgis’te Nizek Tarhan, Toharistan’da ise Karluklara mensup bir Yabgu bulunuyordu. Sâsânilerin yıkılması ve Göktürk nüfuzunun zayıflaması üzerine Maveraünnehir ve Harezm’deki mahalli hanedanlar bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi.

    Hz. Osman’ın halifeliği döneminde İran içlerine süratle ilerleyen İslâm ordusu daha sonra Gürcistan, Dağıstan, Azerbaycan ve Arran’a kadar uzanan toprakları ele geçirdi. Azerbaycan’ın çeşitli yerlerine askerî birlikler yerleştirildi. 651 yılında bütün İran İslâm hakimiyeti altına alınmış oldu.

    İslâm ordusunun Türklerle mücadele ettiği ikinci cephe Kafkasya idi. Azerbaycan ve İrminiyye’nin fethinden sonra Müslüman Araplar Hazar Türkleriyle karşılaştılar. 639’da Hz. Ömer Süraka b. Amr’ı Derbend’in (Bâbü’l-ebvâb) fethine memur etti (643). Abdurrahman b. Rebîa, Selman b. Rebîa, Huzeyfe b. Esîd ve Bükeyr b. Abdullah gibi kumandanlar da Süraka’nın emrine verildi. Hz. Ömer Habib b. Mesleme’yi de ona yardıma gönderdi. Süraka’nın öncü kuvvetleri kumandanı olan Abdurrahman’ın sevk ve idaresindeki İslâm ordusu Derbend hakimi Şehrbârâz ile antlaşma yaptı. Şehrbârâz da Müslümanlara tabi olmayı kabul etti (642-643). Süraka’ya bağlı birlikler Derbend’in kuzeyine geçip Hazar Türkleriyle karşı karşıya geldi. Süraka’nın aynı yıl ölümü üzerine başkumandanlığa getirilen Abdurrahman b. Rebîa Hazarlarla mücadeleye devam etti (645-46). Hazar topraklarına akınlar düzenledi. Hazar başkenti Belencer yakınlarında meydana gelen bir savaş sırasında İslâm ordusu mağlup oldu ve Abdurrahman şehid düştü (652-53). Kardeşi Selman b. Rebîa bir süre savaşa devam ettikten sonra Derbend’e döndü. Bu olaydan sonra İslâm dünyasındaki iç karışıklıklar yüzünden Hazar Türkleri ile Araplar arasında önemli bir savaş olmadığı anlaşılmaktadır.

    NOT: Bu ilgili makale, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın’nın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “Türklerin İslamiyeti Kabulü” adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle