Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Emevilerin Hazarlarla Mücadeleleri

  • Emevilerin Hazarlarla Mücadeleleri

    Hazarlar Hz. Osman’ın şehid edilmesinden sonra Derbend ve Kuzey Azerbaycan’da hakimiyet kurmuşlar, Muaviye devrinde İrminiyye’ye akınlar düzenlemişlerdi. Emevîlerle Hazarlar arasındaki mücadele Emevî Halifesi Velid b. Abdülmelik devrinde başlamış ve Mesleme b. Abdülmelik 708 yılında Hazarlar üzerine bir sefer düzenleyip Derbend’e (Bâbü’l-ebvâb) kadar gelmiştir. Bundan iki yıl sonra İrminiye valiliğine tayin edilen Mesleme b. Abdülmelik Hazarlara karşı ikinci bir sefer düzenledi ve diğer bazı şehirleri ele geçirdi. Mesleme’nin 714 yılında Bâbü’l-ebvâb’a üçüncü bir sefer daha düzenlediği anlaşılmaktadır.

    Mesleme b. Abdülmelik’in İstanbul muhasarasına katılmak niyetiyle bölgeden ayrılması üzerine Hazarlar 717-18 yılında İrminiyye ve Azerbaycan’a seferler düzenleyerek çok sayıda Müslümanı esir almış bir çok kişiyi de öldürmüşlerdir. Bu olay üzerine Halife Ömer b. Abdülaziz Hâtim b. Nu’man el-Bâhilî’yi Hazarlarla mücadeleye memur etti. Hâtim Hazarlarla yaptığı mücadeleyi kazanıp Hazarlardan 50 kadar esiri halifeye gönderdi. Meşhur Türk kumandan İshak b. Kundacık’ın bu esirlerden birinin torunu olduğu bilinmektedir.

    Hazarlar 721-22 yılında Müslüman Araplara karşı bir akın daha düzenlediler. Müslümanlar da ertesi yıl bir sefer düzenleyerek Hazarlara karşı harekete geçtiler (722-23). Ancak Sübeyt en-Nehrânî kumandasındaki İslâm ordusu Bulgarlar, Kıpçaklar ve diğer Türk boylarına mensup askerler tarafından desteklenen Hazar kuvvetleri karşısında tutunamadı ve feci bir akıbete uğradılar. Bundan müteessir olan Yezid b. Abdülmelik derhal Cerrah b. Abdullah el-Hakemî’yi İrminiyye valiliğine tayin edip onu Hazarlarla mücadeleye memur etti.

    Cerrah b. Abdullah’ın seferinden haberdâr olan Hazarlar Derbend’e çekilip savunma için gerekli tedbirleri aldılar. Ancak Cerrah onları yanıltmak ve savunma tedbirlerini zaafa uğratmak için Berdea’ya gidip orada kalacağını bildirdi. Bunu duyan Hazarlar savunma tedbirlerini gevşettiler. Cerrah b. Abdullah Derbend’e yaklaşık 48 km. mesafede bulunan Neherü’r-Rân’da karargâh kurdu. Burada yapılan savaşta Hazarlar mağlup oldular. İslâm ordusu onları takip ederek Belencer’e kadar geldi ve şehri muhasaraya başladı ve 104 yılı Rebiülevvel’inde (Ağustos-Eylül 722) Belencer’i fethetti. Cerrah bir süre burada kaldıktan sonra kışın yaklaşması üzerine geri çekildi.

    Ertesi yıl Hazarlar Derbend’i geçip İrminiyye’ye akın düzenlediler. Ancak Cerrah onları mağlup ederek bazı şehirleri ele geçirdi.

    Hişam b. Abdülmelik Hazarlarla mücadelede kararlıydı. Cerrah b. Abdullah’a yardımcı kuvvetler gönderip Hazarları yıpratmak istedi. Hazar hakanı çevredeki hükümdarlardan yardım istedi ve müttefik birlikler İslâm ordusu üzerine yürüdü.
    Dağınık bir vaziyetteki Müslüman kuvvetler Suriye’den gönderilen yardımcı birlikleri beklemeden savaşa girdikleri için mağlup oldular.

    Cerrah bu mağlubiyet üzerine azledildi. Yerine geçen Mesleme b. Abdülmelik de Hazarlara karşı başarılı seferler düzenledi. Mesleme bölgeden ayrılınca (726-27) Hazarlar karşı saldırıya geçtiler. Ancak Haris b. Amr et-Tâî kumandasındaki İslâm ordusuna mağlup oldular.

    Mesleme b. Abdülmelik 727-28 ve 728-729 yıllarında Hazarlarla mücadeleye devam etti ve Hazar hakanını bozguna uğrattı. Zengin ganimetlerle geri döndü.

    Mesleme’den sonra İrminiyye ve Azerbaycan valiliğine tayin edilen Cerrah b. Abdullah Tiflis üzerinden Belencer’e yürüyüp orayı ele geçirdikten sonra Hazarların başkenti Etil’i (Dâdu’l-Beyzâ) fethetti (729-30). Ancak bu fetihler geçici bir istiladan ibaretti.

    Cerrah b. Abdullah bölgeden ayrılınca Hazarlar karşı taarruza geçtiler ve Erdebil’e kadar ilerleyerek İslâm ordusunu bozguna uğrattılar ve Musul’a kadar yaklaştılar.

    Halife Hişam b. Abdülmelik Hazarların bu başarısı karşısında yeniden Said b. Amr el-Haraşî’yi büyük bir ordunun başında Hazarların üzerine sevketti. Said Ahlat üzerinden Berdea’ya kadar geldi. Berzend ve Beylekan’da Hazar kuvvetlerini mağlup etti.

    Said’in azledilmesinden sonra bu görev tekrar Mesleme’ye verildi. Mesleme Derbend’e kadar gelip burada bir garnizon bıraktıktan sonra döndü (730).

    Ertesi yıl Hazarlara karşı tekrar sefere çıkan Mesleme Belencer yakınlarında onları mağlup etti. Hazar hakanının komşu hükümdarlardan yardım alarak Müslümanların üzerine yürümesi sebebiyle Mesleme geri çekilmek zorunda kaldı.

    Mesleme’nin Hazarlara mukavemet edememesi sebebiyle azledilmesinden sonra 732 yılında el-Cezire, İrminiyye ve Azerbaycan valiliğine getirilen Mervan b. Muhammed Suriye ve Irak’tan topladığı kuvvetlerle Hazarlar üzerine yürüyüp bazı şehirleri ele geçirdi (732-33). Mervan b. Muhammed (735) ve (736) yıllarında Hazarlara karşı akınlar düzenledi ve bazı yerleri zapt etti.

    Mervan b. Muhammed Hazarlara karşı en önemli seferini 737 yılında gerçekleştirdi. 150 bin kişilik bir orduyla Kür nehri kıyısındaki Kasak şehrinden Semender’e doğru yola çıkan Mervan b. Muhammed ordusunu iki kola ayırıp Derbend ve Daryal geçidinden geçerek Hazar ülkesine girdi. Hazarlar ani baskın karşısında geri çekildiler. Mervan Etil şehrini kuşattı. Hazar hakanı başkumandanı Tarhan’ı 40 bin kişilik bir orduyla Emevî kuvvetlerine karşı sevketti. Ancak Hazar ordusu mağlup olarak geri çekildi. Hazar hakanı barış teklifinde bulundu ve Hakan’ın başşehir Etil’e dönmesine izin verildi. Hazar Türklerine İslâmiyeti öğretmek için Nuh b. Sâbit el-Esedî ile Abdurrahman b. Zübeyr adlı iki âlim gönderildi. Mervan bundan sonraki birkaç yıl içinde Azerbaycan’da kalarak Hazar topraklarına akınlarda bulundu ve bölgedeki mahallî beylikleri itaat altına aldı.

    Aslında Kuteybe b. Müslim ve Mervan b. Muhammed’in gerçekleştirdiği fetihler Müslüman Arapların Türk topraklarında gerçekleştirdikleri son fetihleri teşkil eder. Bu tarihten sonra Müslümanlar Türk ülkelerinde yeni bölgeler fethetmek yerine ticarî ve kültürel faaliyetlerle meşgul olmuşlardır. Sâsânîler ve Harezmşahların (Memunîler) idaresindeki Maveraünnehir ve Harezm’deki Müslüman Türkler bölgede ve ırkdaşları arasında İslâmiyetin yayılması için çalışmışlar böylece Orta Volga bölgesindeki Bulgarlar ile Maveraünnehir’deki Türkler kendi istekleriyle İslâmiyeti kabul etmişlerdir.

    Emevî halifeleri arasında seçkin bir yeri alan Ömer b. Abdülaziz hilâfet makamına gelince 717 faaliyetlerini tasvip etmediği idarecileri görevden aldı. Bu arada Horasan valisi Yezid b. Mühelleb’i de azlederek yerine Cerrah b. Abdullah el-Hakemî’yi tayin etti. Yezid Beytü’l-mâl’e gönderilmesi gereken vergileri vermediği için hapse atıldı.

    Semerkand valisi Muhalled b. Yezid de görevden alınarak yerine Süleyman b. Ebu’s-Sırrî getirildi.

    Ömer b. Abdülaziz devlet yönetiminde fetih harekâtında önceki halifelerden farklı bir siyaset takip etmekte kararlıydı. İlk iş olarak Maveraünnehir ve Türkistan’da ganimet elde etmek amacıyla yapılan fetihleri durdurdu. Onun gayesi Maveraünnehir’de fethedilen diğer topraklarda halkla iyi ilişkiler kurularak İslâmiyetin gönülden benimsenmesini sağlamaktı. Bölge halkını küçük düşürücü Müslümanlardan nefret ettiren haksız muamelelere ve vergilere son vermek istiyordu. Cerrah b. Abdullah’a gönderdiği mektupta da İslâmiyeti kabul edenlerden alınan cizye ve haracı kaldırmasını istedi. Takip edilen yeni siyaset kısa sürede meyvelerini verdi ve Maveraünnehir halkı akın akın İslâma girmeye başladı. Ömer b. Abdülaziz Maveraünnehir’deki çeşitli hükümdarlara İslâma davet mektupları yazdı. Onların bir bölümü de Müslümanlığı kabul etti.

    Ömer b. Abdülaziz’in bölge halkına yaptığı samimî, âdil ve insanî muamele Semerkand ve Soğd halkı arasında da sevinçle karşılandı. Semerkand halkı Halifeye elçilik heyeti gönderip önceki haksız uygulamaları kaldırmasını istediler. Aralarındaki ihtilaflar Kadı Cümey’ b. Hâdır’ın teklifiyle çözüme kavuşturuldu.

    Ömer b. Abdülaziz Cerrah b. Abdullah’tan sonra Horasan valiliğine getirdiği Abdurrahman b. Nuaym’dan gayrimüslim Türk akınlarıyla doğrudan karşı karşıya kalan Semerkand ve Maveraünnehir’in diğer bazı şehirlerinde yaşayan Müslümanları aileleriyle birlikte Ceyhun nehrinin beri tarafına iskan etmesini istedi. Ancak halk böyle bir teklife yanaşmayınca vaz geçildi. Abdurrahman’ın mülâyim politikasından istifade etmek isteyen Gurek ve Maveraünnehir’in diğer hükümdarları Çin’e müşterek bir heyet gönderip imparatordan askerî yardım istedi (718). Ancak bu yardım gerçekleşmedi.

    Ömer b. Abdülaziz’in ölümünden sonra gayri Arap Müslüman halka karşı uygulanan siyaset muvâlînin Araplara karşı nefretini kamçıladı.

    Horasan valisi Eşres b. Abdullah es-Sülemî’nin halktan vergi toplarken gösterdiği şiddet Buhara başta olmak üzere birçok şehirde isyanlara sebep oldu. Türklerin de bu isyanları desteklemesi üzerine Eşres olaylara müdahale etti fakat Ceyhun nehri kıyısındaki savaşta Türk birlikleri karşısında ağır kayıplar vererek Beykent’e çekildi. Beykent’ten Buhara’ya giden Eşres yol boyunca Türklerin taarruzlarına maruz kaldı. Semerkand hükümdarı Gurek de Türklerle işbirliği yaparak Araplara karşı harekete geçti. Eşres Buhara’yı uzun süre muhasara etti. Halifenin Cüneyd b. Abdurrahman el-Mürrî kumandasında görevlendirdiği takviye kuvvetleri sayesinde Buhara’daki isyan bastırıldı ve 729 yılında şehir tekrar Müslümanların eline geçti.

    Horasan valiliğine getirilen Cüneyd Türkleri Beykent yakınlarında mağlup ederek Türk hakanının oğlunu veya yeğenini esir almışdı.

    Cüneyd 730 yılında çeşitli şehirlerde başlayan isyanları bastırmakla meşgul oldu. Semerkand’daki İslâm ordusunun kumandanı Sevre b. Hürr’ün yardım istemesi üzerine Semerkand’a hareket eden Cüneyd şehre yaklaşınca Türgeş hakanının saldırısına uğradı. Bu defa Sevre onun yardımına koştu. Savaş sırasında Türkler çalılıkları ateşleyerek Müslüman Araplara büyük zarar verdiler. Cüneyd neticede Semerkand’a girmeye muvaffak oldu.

    Türk birlikleri Semerkand’ın geri alınmasından umutlarını kesip Buhara üzerine yürüdüler. Cüneyd derhal Buhara’nın yardımına koştu ve Türkleri geri çekilmek zorunda bıraktı (Kasım-Aralık731).

    Cüneyd b. Abdurrahman Horasan valiliğinden ayrıldıktan sonra Arap kabileleri arasındaki ihtilaflar arttı. Haris b. Süreyc Toharistan’da devlete isyan bayrağı açtı. Bu olaylar Maveraünnehir’deki İslâm hakimiyetinin zayıflamasına sebep oldu. Asım b. Abdullah azledilerek yerine Esed b. Abdullah getirildi. Toharistan ve Huttel’deki karışıklıklara son vermek isteyen Esed Ceyhun nehri kıyısında Türklerin saldırılarına maruz kaldı ve ağır kayıplar verdi. Türgeş Hakanı Su-lu Esed b. Abdullah’ı takip etti fakat yapılan savaşta bozguna uğradı. Bu feci mağlubiyet onun itibarını kaybetmesine sebep oldu (19 Aralık 736).
    Esed b. Abdullah’ın ölümünden sonra Horasan valiliğine o bölgeyi iyi tanıyan Nasr b. Seyyar getirildi (738-748). Maveraünnehir halkını zorla itaat altına almaya çalışmaktan ziyade Türkler ve diğer kavimlerle Araplar arasında çatışmaya sebep olan unsurları ortadan kaldırmaya çalıştı ve oldukça başarı sağladı. Türklerle iyi ilişkiler kurdu ve aldığı akıllıca tedbirler sayesinde Türkleri İslâm idaresine alıştırdı. Katan b. Kuteybe’yi Ceyhun nehrinin doğusunda bulunan askeri birliklerin sevk ve idaresine memur ederek Buhara ve Kiş’te meydana gelmesi muhtemel olaylara karşı gerekli tedbirleri aldı. Kendisi de Semerkand’a gidip bir süre kaldıktan sonra 740 yılında Şaş üzerine yürüdü. Şaş’ta Türgeş Hakanı Su-lu’yu öldüren Baga Tarkan (Kursul) ile savaşa girdi. Kursul esir alınıp öldürüldü. Bunun üzerine Şaş hakimi de itaat arz etti. Böylece Maveraünnehir üzerindeki Türk baskısı azaldı. Şaş’tan Fergana’ya hareket eden Nasr buranın hükümdarıyla da barış antlaşması imzaladı.

    Onun döneminde Taraz’a kadar uzanan topraklarda İslâm hakimiyeti kökleşti. Toharistan, Maveraünnehir ve Harezm bölgelerindeki önemli şehirlerde Arap kolonileri kuruldu. Öyleki yöre halkı daha sonra başlayacak olan Emevî-Abbâsî mücadelesi sırasında bile devlete sadık kaldı. Bu sırada başlayan Abbasî ihtilâl hareketleriyle uğraşmak zorunda kalan Nasr b. Seyyar fetihlere zaman ayıramadı.

    NOT: Bu ilgili makale, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın’nın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “Türklerin İslamiyeti Kabulü” adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle