Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Endüstri Devriminde Kitle Toplumunun Ortaya Çıkması

  • 4. Kitle Toplumunun Ortaya Çıkması

                Buraya kadar özetlenmeye çalışılan bilimsel, teknolojik ve endüstriyel değişiklikler, çağdaş tarihin de başlangıç noktasıdır. Yeni endüstriyel teknikler, büyük çaplı girişimleri ve kentsel yerleşme bilimlerini ortaya çıkardı. Örneğin, yeni çelik endüstrisi, 10’a kadar işçi çalıştıran bireysel girişimleri öldürdü. Fazla üretimin sonucu olan depresyon (1873 – 1895) sonucunda, yeni makineler alacak mali gücü olmayan ve endüstri devriminin birinci aşamasının ürünü olan küçük aile işletmeleri, dayanamayıp teker teker yok oldular. Dolaysıyla geniş çaplı girişimler, tröst ve karteller ekonomik sisteme egemen hale geldiler. 20. yüzyıla gidilirken, ne kadar acımasız olursa olsun, artık endüstrileşme sürecinin durdurulamayacağı anlaşıldı ve her türlü toplumsal, ekonomik ve çevresel sonuçlarıyla –bazen de kötü- olduğu gibi kabul edildi.

                Endüstri devriminin doğrudan sonucu olarak, işçilerin fabrikalarda toplanması ve fabrikaların da kentsel alanlara yığılmasıyla, giderek, kentsel alanlar kırsal yerleşme alanlarını yutmaya başladı. Bu gelişme, tıp bilimindeki yeniliklerle ortaya çıkan nüfus artışı ve bu nüfusu doyurmak için gıda maddesi bulma yönündeki çabalarla birleştiğinde, 20. yüzyılın değişmez özelliği olan “kitle toplumu” tarihteki yerini aldı.

                1871’de nüfusu 100.000’den çok olan kent, Almanya’da 8 taneydi. Bu sayıyı 1900’de 33’e, 1910’da 48’e yükseldi. Rusya’da bu nitelikte kentlerin sayısı 1871’de 6 iken, 1900’de 17 oldu. Yeryüzünde nüfusu 1 milyonu aşan kent yalnızca Paris ve Londra idi. 1900 yılında bunlara Berlin, Viyana St. Petersburg, New York, Chicago, Philadelphia, Tokyo, Kalküta ve Osaka katıldı. Kısaca, büyük metropollerin sayısı hızla arttı. Emperyalizmle bu endüstrileşme süreci yeryüzünün her noktasını etkiledi ve dünya tek bir birim, tek bir faaliyet alanı haline geldi.

                1789 – 1870 döneminin süreklilik ve değişiklik güçlerinin çatışması (Kilise, monarşi ve soylulara karşı geniş anlamda demokrasi ve endüstri devrimleri) önce Avrupa ve sonra tüm yeryüzünde köklü bir “dönüşüme” (transformation) yol açmıştır. O kadar ki, bu dönüşümün yarattığı sorunların tümü hala çözülebilmiş ve insanoğlu bunun etkilerinden kurtulabilmiş değildir. Bu büyük dönüşümün öğeleri şöyle sıralanabilir: Devletin liberal, sermayenin kapitalist ve emeğin sendikal temelde yeni örgütlenme biçimleri ve bunların sonuçları; birey ve reform yönünde ulusal devlet üzerinde artan toplumsal baskılar, yeni sağlık koşullarının ortaya çıkardığı fazla nüfus; temel bilgileri yayan, okuma yazmayı yaygınlaştırıp halkı dünyada olup bitenden haberdar kılan yeni eğitim, basın ve genel olarak iletişim araçlarındaki görülmemiş gelişme; yeni kentler ve fabrikalarla ortaya çıkan ekonomik değişim ve bunalımlar; güçlenen Avrupa devletleri arasındaki siyasal ve ekonomik çatışmalar; 20. yüzyılın ikinci yarısında Asya ve Afrika ülkelerinde görülen uyanma.

                Bunlar bilinirse ve aralarındaki etki – tepki ilişkisi anlaşılırsa, 1870 sonrası döneminin ve bugünün önemi uluslar arası olaylarının anlatımı ancak o zaman yapılabilir ve anlamlı olur.

    Gerçekte, 1870’lerle başlayan zaman dilimine “kitle dönemi” denilebilir. Bu dönemin kilit ve her zaman kullanılan sözcükleri ise “kitle” ya da “genel”dir. Kitle üretimi, kitle gücü, kitle savaşı gibi. Genel mutluluğa kavuşma yolunda her şey “genel” oldu. Genel oy, genel eğitim, genel seferberlik, genel savaş ya da kitle savaşı. İşte çağdaş sistemin temelleri böylece 1870 sonrasında atılmaya başlandı. Ancak, bu “kitle dönemi” içinde insanoğlu iki dünya savaşını yirmi yıl gibi kısa bir ara ile yaşadı. Bu iki kitle savaşına bu iki genel savaşa nasıl gidildi? Avrupa’nın artan refahı bunları nasıl engelleyemedi? Bugünkü uluslar arası sistem nasıl kuruldu? Kitabın bundan sonraki bölümünde bu önemli soruların yanıtları aranmaya çalışılacaktır.

    Şimdiye kadar incelenen ve 19. yüzyılın değişiklik güçleri olan liberalizm, milliyetçilik ve endüstrileşmenin sonuçları Avrupa çapında ulusal birliklerin kurulması, dünya çapında ise emperyalizmdir.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle