Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Eski Türklerde Hükümdar Çocukları: Tiginler

  • Eski Türklerde Hükümdar Çocukları: Tiginler

    Türk kağanının oğulları “tigin” (prens) unvanı ile anılırdı. Tiginlerin her birine devlet teşkilâtının en yüksek kademesinde görevler verilirdi. Meselâ, Hunlarda hükümdardan sonra gelen ve “dört köşe” adıyla anılan yüksek memuriyetlere tiginler tayin edilmekteydi. Tiginlerden biri, genellikle büyük oğul, hükümdarın sağlığında veliaht tayin edilirdi. Veliaht olarak belirlenen tigin, bazen “sol bilge tigin” (Tso Hsien Wang) (Hunlarda) bazen de “şad” (Göktürklerde) unvanı alırdı; idaresine devletin doğu bölgeleri bırakılırdı; emrine de bir birlik (tümen) verilirdi. Veliaht olan tigin, bazen önemli bir Türk topluluğunun başına getirilmekteydi. Meselâ Uygur Kağanı veliaht olarak belirlediği oğlu Bayan-çor’u (Moyun-çor), devletin ikinci temel unsuru olan Oğuzların üzerine idareci olarak tayin etmiştir.

    Veliaht tayin edilen tiginin idaresine belirli bir bölge ile emrine askerî bir birlik verilmesinden maksat, onun ilerideki görevine -daha sorumluluk mevkiine gelmeden önce- hazırlanmasını, yani yetişmesini sağlamaktı. Burada “sol bilge tigin” veya “şad”, bir taraftan yaptığı pratik uygulamalarla idarede tecrübe kazanıyor, diğer taraftan katıldığı akın ve seferlerde komutanlık yeteneklerini geliştiriyordu. Meselâ, hükümdarlık mevkiine gelmeden önce “şad” unvanıyla Tarduş Türk topluluğunun üzerine idareci tayin edilen Bilge Kağan, bu makamda 19 yıl görev yaparak kendisini yetiştirmiştir. Aynı şekilde, Köl-tigin de, “şad” unvanı ile 16 yaşından itibaren Göktürk ordularının bütün savaşlarına katılarak, askerî tecrübesini artırmış; yeteneğini geliştirmiştir.

    Veliaht tayin edilen tiginin tahta çıkması her zaman kesin değildi. Çünkü, Türk hâkimiyet anlayışı, tahta çıkma hakkını sadece veliaht olarak belirlenen tigine değil, her tigine eşit bir şekilde vermekteydi. Hal böyle olunca, Türk devletlerinde taç baş değiştirirken, mutlaka bir taht mücadelesi meydana gelmekteydi. Bu mücadeleyi kazanan tigin de tahtın yeni sahibi olmaktaydı. Eğer tiginler yenişemezlerse, yani biri diğerine üstün gelemezse devlet ve saltanat bölünmekteydi.

    Öte yandan tiginler, çocuk yaşta, hasta veya malûl, yani iktidarın gerektirdiği sorumluluğu yerine getiremeyecek durumda iseler, töre gereğince tahta amcaları çıkmaktaydı. Meselâ, Köl-tigin ve Bilge kardeşler, babaları El-teriş Kağan öldüğü zaman çocuk yaşta (7 ve 8 yaşlarında) oldukları için, töre gereğince tahta “Kapgan” (Fatih) unvanıyla amcaları Bey-çor (M’o-ço) geçmiştir. Diğer taraftan hükümdarın “hatun” olmayan eşlerinden doğan oğulları ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar, taht üzerinde bir hak iddia edemezlerdi. Meselâ Göktürk Hükümdarı Mukan Kağa’nın Ta-lo-pien (Tarban) adında başka bir eşinden doğmuş son derece yetenekli bir oğlu vardı. Mukan Kağan, annesi “hatun” olmadığı için bu oğlunu veliaht olarak gösterememiştir. Yerine, töre gereğince kardeşi Taspar (T’o-po) geçmiştir. Taspar Kağan da ölmeden önce kardeşe vefa ve sadakatin bir nişânesi olarak, kendi oğlu yerine kardeşinin oğlu Ta-lo-pien’i veliaht göstermek istemişse de, bu tiginin veliahtlığı yine devlet büyükleri tarafından aynı gerekçe ile reddedilmiştir.
    -

    • Tigin:  İslamiyet öncesi Türklerde hükümdar çocuklarına verilen isimdir. Prens.
    • Şad: Tigin ile hemen hemen aynı olup ülke yönetiminde tecrübe kazanması için hükümdar soyundan gelen erkeklerin bellirli görevlere atanan hanedan üyesidir.

    -
    NOT: Bu ilgili makale, Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Salim Koca’nın “Eski Türklerde Devlet Geleneği ve Teşkilâtı” adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle