1830 ve 1848 Devrimlerinde Ekonomik ve Toplumsal Ortam

Logo Background RSS

» 1830 ve 1848 Devrimlerinde Ekonomik ve Toplumsal Ortam

  • 1830 ve 1848 Devrimlerinde Ekonomik ve Toplumsal Ortam
    Yazar Tarih Ekim 9th, 2011 | 1 Yorum var1 Yorum Yorum var

    Ç. 1830 VE 1848 DEVRİMLERİ

    1. Ekonomik ve Toplumsal Ortam

    1789 Fransız Devrimi’nin doğrudan sonucu olan liberal milliyetçi düşünceler, Napolyon’un öteki Avrupa devletleriyle savaşları ve işgalleri ile hemen hemen tüm Avrupa’ya taşınmıştır. O kadar ki, bu düşüncelerden etkilenmeyen hiçbir Avrupa ülkesi kalmamıştır demek, yanlış bir gözlem olmayacaktır. Fransa’daki devrim, bazen eski siyasal sistemleri yıkan, bazen işgal ve savaşa yol açan ve bazen de daha verimli toplumsal ve siyasal kurumların kurulmasını sağlayan dirlik ve patlayıcı güçleri Avrupa sahnesine sokmuştur. Bunlara karşı mücadelede, Avrupa2nın liberalizm ve milliyetçilik kokan yeni havasını anlamayan ya da anlamak istemeyen yöneticiler, ilk aşamada Napolyon’u yendiler ve 1815 Viyana Kongresi kararlarıyla eski düzeni sürdürmeye çalıştılar.

    Ancak Viyana Kongresi’nden sonra, Avrupa sahnesine değişiklik getiren yeni güçlerle –endüstri devrimi, liberalizm ve milliyetçilik– süreklilik güçlerinin –monarşi, kilise ve feodalizm– çatışması, Avrupa’ya Fransa’dan başlamak üzere bir dizi devrim daha getirecektir.

    1830 yılındaki liberal nitelikte ayaklanmaları daha iyi anlayabilmek için, dönemin ekonomik ve toplumsal yaşamını, kısa da olsa belirtmekte yarar var. Teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan yeni buluşların üretime uygulanmasıyla Batı Avrupa’da makineleşmiş endüstri dönemi başlamıştı. 1830’lara gelindiğinde bu ekonomik değişikliğin en önemli toplumsal ve siyasal sonucu, imalat, iş ve ticaretle uğraşanların sayı, zenginlik ve etkinliklerinin güçlenmesi arasında doğrudan bir bağ kurulabilir. Zenginleşen ve etkinliğini artıran burjuva, kendi çıkarlarını daha uygun bir politika ve kendi görüşlerine uygun bir hükümet biçimi doğrultusunda çalışmaya başlamıştı. Ancak, şimdi bu süreç içinde, yeni makineleri çalıştırmak için yetişmiş, üstün nitelikte işçi gerekmemekte, fazla ücret istemeyen kadın ve çocuklar işe alınmaktaydı. Böylece, 19. yüzyılda işçi piyasasının niteliği değişti. Kentler işçi aileleriyle doldu; fazla çalışma saatleri ve az ücret yeni ve büyük toplumsal sorunlar ortaya çıkardı. Rakip firmalarla acı rekabet yüzünden işveren, etkili yasaların da bulunmamasıyla, çalışma saatlerini uzatıyor ve ücretleri düşük düzeylere indiriyordu. Hemen hemen her Avrupa ülkesinde, mevcut rejimlerin yetersizliğe karşı bir yandan işveren ve öte yandan işçinin hoşnutsuzluğu bir dizi devrime yol açtı. (Devamini Oku)


sitemap