Doğu Avrupada zayıflayan ve güçlenen devletler

Logo Background RSS

» Doğu Avrupada zayıflayan ve güçlenen devletler

  • Doğu Avrupa’da Güçlenen Devletler: Avusturya ve Prusya
    Yazar Tarih Ağustos 1st, 2011 | 3 Yorum var3 yorum Yorum var

    d. Doğu Avrupa’da Zayıflayan ve Güçlenen Devletler: Avusturya ve Prusya

                17. yüzyılda ve özellikle Westphalia Barışı’ndan sonraki dönemde, modern dünyanın kuruluşu açısından kalıcı etkileri olacak olaylar, Orta ve Doğu Avrupa’da ortaya çıktı. Yavaş yavaş zayıflamakta olan bir zamanların üstün güçleri, Kutsal Roma İmparatorluğu, Polonya Cumhuriyeti ve Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerinde, Avusturya, Prusya ve Rusya’nın yükselmesine tanık olundu.

                16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar, Batı Avrupa’da görülenin aksine, Doğu Avrupa’da köylü kitlesi giderek özgürlüğünü yitirdi. Batıda güçlü bir tüccar ve burjuva sınıfı yaratan ve emeğiyle çalışanları hukuken özgür ve hareketli bir işgücü haline getiren ticaret devrimi, Doğu Avrupa’da büyük toprak sahiplerini güçlendirmiş ve bunlar serflik kurumuyla zorla çalıştırılan geniş işgücüne sahip olmuşlardı. Doğu Avrupa’da temel toplumsal ve ekonomik birim, tarım arazisi olarak kaldı. Burada lord, zorla çalıştırılan köylüleri (robot) tam anlamıyla sömürmekteydi. Bu serflerin izinsiz başka yere gitme, evlenme ya da başka bir iş öğrenme özgürlükleri olmadığı gibi, 18. yüzyılın ortalarına kadar haksızlıklara karşı başvuracakları bir hukuk kurumu da yoktu. Özet olarak, Doğu Avrupa’da toprak sahipleri güçlü ve yönetim genel olarak despotikti. Yeni yükselmekte olan Avusturya, Prusya ve Rusya’da da durum aynı olacaktır.

                Gerilemekte olan Polonya, Kutsal Roma İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti birbirinden çok farklıydılar. Kutsal Roma İmparatorluğu, eski Hıristiyan geleneğini bazı bakımlardan sürdürmekteydi. Polonya’nın batı ile eskiye dayanan bağları vardı. Osmanlı Devletiyse, Avrupa’ya yabancı sayılan Müslüman bir güçtü. Ancak bu üç devlet birçok noktada birbirine benzemekteydi. Bir kere her üçünde de merkezi otorite zayıflamıştı. Devletin varlığı, merkezdeki monark ile çevredeki valiler, askeri önderler, kısaca mahalli yöneticiler arasındaki anlaşmaya dayanıyordu. İkinci olarak, üçü de etkili bir yönetim sisteminden ve hükümetten yoksun kalmaya başlamışlardı. Fransa’da en iyi örneğini gördüğümüz “modern devlet” anlayışı bu üç devlette de yoktu. Son olarak, üç devlet de çok değişik uluslardan oluşmaktaydı. Dolaysıyla, üzerinde oturdukları geniş toprak parçası siyasal açıdan zayıf, yani yeni devletlerin egemenlik kurabilecekleri kadar “yumuşaktı”.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.


sitemap