karlofça anlaşmasının maddeleri

Logo Background RSS

» karlofça anlaşmasının maddeleri

  • Karlofça Anlaşması ve Gerileme Dönemi
    Yazar Tarih Ağustos 9th, 2011 | 1 Yorum var1 Yorum Yorum var

    (vii) Karlofça ve Gerileme Dönemi:

    1699’da Osmanlıların Habsburglara yenilgisi ve Karlofça Barış Antlaşması’yla Macaristan’ın büyük bir bölümünü yitirmesi, genel olarak İslam dünyası ile Avrupa arasındaki askeri dengede bir dönüm noktasıdır. Bu noktadan sonra Osmanlı Devleti Avrupa’ya karşı savunmaya geçecek ve merkezi otoritenin emirlerine karşı çıkacak olan yerel yöneticiler, valilerle uğraşacaktır. Bu uğraş içinde hem devlet dışarıya karşı zayıflayacak, hem de Avrupa devletlerinin Osmanlıların iç meselelerine müdahalesi başlayacaktır. Tüm bu gelişmelerin sonucuysa savaş alanlarında yenilgiler dizisidir.
    Gerçekte, İslam dünyası bu yenilgilere hazır değildi. 17. yüzyılın sonuna kadar İslam ve Hıristiyan dünyaları arasındaki uzun çatışmada, başarı ibresi hala Müslümanların lehine ağır basıyordu. Tarihin akışının aldığı bu yeni eğilim, İslam dünyasını çözümü zor bir bilmece ile karşı karşıya bıraktı. İslam dünyası için felaketlerin yeni olmadığı doğruydu. Ama bundan öncekilerin hemen hemen hepsi geçici nitelikte olmuştu. Abbasi Halifeliği yıkılmış ama Osmanlı Devleti İslamiyet’in görkemini geri getirmiş ve sınırlarını genişletmişti. Dolaysıyla, fırtınanın geçmesini mi beklemek gerekiyordu? Ama bu yeni fırtınanın duracağı yoktu ve İslam dünyasının yalnız çatısı uçmakla kalmamış artık tekerinden de rahatsız edici sesler gelmeye başlamıştı. Zamanla İslam dünyasında iki farklı tepki doğdu.
    Birisi, Hz. Muhammed’in doğru yolundan sapıldığını, Sufizm gibi inanışlarla tanrının birliğinin ve görünmezliğinin zedelendiğini öne sürüyordu. Yapılacak şey, İslamiyet’in 7. yüzyıldaki temel kurallarına geri dönülmesiydi. Bu yolla kurulacak İslam Birliği, dayanışması ve ilk günlerin hevesi, batı karşısında üstünlüğün yeniden kazanılmasını sağlayacaktı. Buraya kadar anlatılanlardan, bu tepkinin önemli bir noktaya varamayacağını söylemenin bile gereği yok. Bu görüşün en önemli mimarı, Arabistan’da çevresine taraftar toplayan Abdül-Wahhab’dır. (1703 – 1792) Wahhab’ın etkisi Arap çöllerinin ötesine pek geçemediyse de, bugüne kadar İslam dünyasının karşılaştığı ikileme çözüm yolu olarak ayakta kalmıştır.
    (Devamini Oku)


sitemap