lale devri ve önemi

Logo Background RSS

» lale devri ve önemi

  • Lale Devri ve Önemi
    Yazar Tarih Kasım 30th, 2011 | 2 Yorum var2 yorum Yorum var

    Lale Devri ve Önemi

    Bir barış adamı olan III. Ahmet, Pasarofça Antlaşması’ndan sonra 12 yıl sürecek olan barış döneminde, Batılılaşma ve reform yönünden ciddi girişimlerde bulunma olanağına kavuştu. Haremin çevirdiği dolaplardan göreli olarak uzak kaldı. Hoşgörülü, Batı ile Doğu’nun uygarlıklarını birleştirmesini bilen, gelişmekte olan modern dünyayı anlayan, gelişmiş kafa yapısına sahip, uygar bir monarktı. İstanbul’da Fransız Büyükelçisi’nin getirdiği planlara uygun olarak, kendisine yazlık Sadabat Sarayı’nı yaptırdı. Kendisine bu konularda, güzel sanatlara çok düşkün olan Sadrazam Damat İbrahim Paşa da yardım etmiştir.

                III. Ahmet zamanı, ünlü Lale Devri’dir. Lale, dönemin edebiyatının, öteki güzel sanatların ve Batılılaşma hareketlerinin simgesi durumuna gelmiştir. O kadar ki, lale 20. yüzyılda Cumhuriyet dönemine kadar Türk şiirinin simgesi olma durumunu korumuştur. Lale Devri, Sadabat’ta eğlenceleri ve ilham ettiği edebiyatıyla, yalnızca geçici bir heves olarak görülmemelidir. Yeni bir dünyevilik, yeni bir aydınlanma, rasyonel araştırma duygusu ve liberal reform dönemini de açmıştır. İslamcı Doğu’nun geleneksel dinsel değerlerine laik bir karşıt ağırlık sağlamak üzere, yeni bilimsel gelişmeleri, ekonomik refahı ve askeri gücüyle esin kaynağı olarak Batı’ya bakılmıştır. Dolaysıyla, lale, Batı uygarlığının etkisi altında yeni doğmaya başlayan Osmanlı Rönesansı’nın simgesi olarak değerlendirilmelidir.

                1720 yılında Osmanlı hükümeti, 15. Louis’nin sarayına Mehmet Çelebi adında özel bir elçi gönderildi. Resmi görevi Fransa ile bir ittifak sağlamaktı. Ama sadrazam tarafından, buna ek olarak, Fransız fabrikalarını, kalelerini ve öteki gelişmeleri görüp, bir rapor biçiminde İstanbul’a sunması da istendi. Mehmet Çelebi’nin yazdığı rapor, Osmanlılarda gelecek yeniliklerin el kitabı durumuna gelmiştir. 1727’de İbrahim Mütefferika’nın ilk matbaayı kurması, bu raporun aydınlatıcı etkisinin sonucudur. İbrahim Paşa’ya raporu sunuş yazısında şunları söylüyor: (Devamini Oku)


sitemap