Logo Background RSS

» Osmanlı Devletinin Zayıflama Nedenleri

  • Osmanlı Devletinin Zayıflama Nedenleri
    Yazar: | Tarih: 8 Ağustos 2011 | 5 Yorum var5 Yorum Yorum var

    (iii) Osmanlı Devleti’nin Zayıflama Nedenleri

    1 Merkezi Yönetimin Bozulması
    2 Ekonominin Bozulması
    3 Askeri Sistemin Bozulması
    4 Sosyal Alandaki Bozulmalar
    5 Eğitim Sisteminin Bozulması
    6 Dış Etkenler (Başarısız savaşlar)
    7 İç İsyanlar

    Özel olarak Osmanlı Devleti’nin önce duraklama ve sonra gerilemesinin açıklanmasında, Kanuni sultan Süleyman’dan sonra gelen padişahların büyük bir çoğunluğunun yeteneksizliği, zevk ve sefa düşkünlüğü ve kimin de psikolojik bakımdan dengesizliği, önemli bir neden olarak gösterir. Bu tümüyle doğru bir açıklama olmaz. Osmanlı devletinin zayıflamasının asıl açıklayıcı nedenleri, bir yanda genel olarak İslam dünyasının yukarıda anlatılan zayıflıklarında, öte yanda Osmanlı Devleti’ne özgü yapısal bozukluklarda aranmalıdır. Batı Avrupa’nın güçlü devletlerinde, belki de Osmanlı tahtındakilerden daha yeteneksiz ve daha dengesiz monarkların sayısı az değildir. Ama bu durum, o devletlerin güçlenmelerini ya hiç etkilememiş ya da çok kısa süreli olarak durdurmuştur. Bu bakımdan şimdi yapılması gereken, İslam dünyasının gerileme nedenlerine ek olarak, Osmanlı Devleti’ne özgü yapısal bozukluklar üzerinde durmaktır. Böyle bir yaklaşım, büyük bir devletin zayıflamasının nedenlerini daha açıklayıcı, öğretici, kısaca daha bilimsel bir temel üzerine oturtabilir. Çünkü büyük devletler bu iki yöneticinin kişiliği ya da davranışıyla değil, çok temel tarihi, ekonomik, toplumsal ve siyasal güçler tarafından yıkılırlar, “ölümleri” de hasta yatağında değil, büyük bir savaşın sonunda olur. Osmanlı Devlet’i bir istisna değildir. Karşı konulamaz güçler zayıflatmışlar, I. Dünya Savaşı da yıkmıştır.

    Osmanlı Devleti’nde başlayan uzun duraklama, gerileme ve yıkılma dönemlerinin en belirgin göstergesi, Avrupa’da Fetihlerin durmuş olmasıdır. Bu aynı zamanda zayıflama sürecine girilmesinin en önemli nedenleri arasındadır. Osmanlılarda Avrupa içindeki fetihler üç açıdan devletin güçlenmesini sağlamıştı. Her şeyden önce Müslüman güç olarak Hıristiyan Avrupa’ya karşı savaş, Osmanlılara bir amaç duygusu, birlik ve beraberlik sağlamaktaydı. Devletin enerjisinin tümü bu yönde kullanılmakta ve gelecek savaşlarda başarı kazanmak için devletin yönetimi sıkı tutularak, hazinenin dolu olmasına dikkat edilmekteydi. İkinci olarak fetihlerin durmasıyla Osmanlı hazinesi yoksullaşmaya, ganimet gelirleri ve yıllık vergiler de azalmaya başladı. Pek önem verilmeyen, ama en az ilk ikisi kadar önemli olan bir başka unsur, yeni fethedilecek topraklar olmayınca, Osmanlı Devleti’nin o zamana kadar başarı ile sürdürdüğü nüfus yerleştirme politikasının da durmasıdır. Bunun sonucu olarak Anadolu’da nüfus gereğinden çok artınca, kişiler birbirini soymaya, gidecek yer olayınca kentleri doldurmaya ve kırsal bölgelerde karışıklıklar çıkarmaya başladılar.

                Kanuni Sultan Süleyman’ın iyi niyetli toprak reformunun monarkın isteklerinin aksine sonuçlar doğurması, zayıflamanın ikinci nedeni sayılabilir. Osmanlı toprak sisteminin temel kurumları olan has, zeamet ve tımar dağıtımını yerel düzeyde görülen aksaklıkların giderilmesi amacıyla yerel otoritelerden alınıp merkezin tasarrufuna bırakıldı. Bu davranış, o dönemde Batı Avrupa’da merkezi otoritenin güçlenmesi yolunda ve özellikle Fransa’da ortaya çıkan merkezileşme süreciyle yakın bir benzerlik gösteriyordu. Bu bakımdan yenilikçi bir hareket olarak değerlendirilebilir. Ama Osmanlı Devleti’nde bu toprak dağıtımı, zamanla iddiaların haklılığından çok, merkezde, sarayda çevrilen dolaplara konu oldu ve rüşvet alma gibi amaçlarla yapılmaya başlandı. Böylece, Kanuni Sultan Süleyman’ın amacının aksine, Osmanlı Devleti’nde büyük toprak sahipliğinin ve bunun üzerinde de ırsiyet ve miras hakkının doğduğu görülüyor. Bu da, o tarihe kadar Osmanlı fetihlerini büyük ölçüde kolaylaştırmış bulunan ve toprak sahiplerine büyük yararlar sağlayan Osmanlı toprak sisteminin ortadan kalkmasına ve toprak sahibi köylünün büyük toprak sahipleri tarafından sömürülmesine yol açmıştır. Böylece artık Avrupa köylüsü Osmanlı’yı kurtarıcı gözüyle görmemeye başlamış ve ağır vergi yükünün altında ezilmiştir.
    (Devamını Oku)

sitemap
site ekle