Logo Background RSS

» Rönesans sanatçıları

  • Rönesans
    Yazar Tarih Temmuz 26th, 2011 | 3 Yorum var3 Yorum Yorum var

    d. Rönesans

    11. yüzyıldan Osmanlıların denizlere tam anlamıyla açıldığı 15. yüzyılın sonlarına kadar Akdeniz sularına İtalyan yarımadası egemendi. Hatta 3. Haçlı seferlerinden sonra (1189 – 1192) İtalyan savaş ve ticaret gemileri Karadeniz’e kadar sığınmayı başarmışlardı. Başta Venedik ve Ceneviz olmak üzere, İtalyan kent-devletlerinin refahı, deniz üstünlüğünün güvencesinde, büyük ölçüde Doğu Akdeniz’le ticarete bağlıydı. Eğer bu ticaretin yarattığı ekonomik dürtü ve entelektüel uyarıcı olmasıydı İtalya’da adına “Rönesans” denen ve İtalyan kent-devlet kültürünün çiçek açması olarak tanımlanabilecek uyanış çağı pek mümkün olamazdı. İster Müslüman olsun ister Ortodoks, Doğu Akdeniz’in eski uygar halkları İtalya’nın, yani Latin dünyasının bu üstünlüğüne karşıydılar. Bu karışıklık, Osmanlıların Latin Avrupa’ya karşı Ortadoğu ve balkanları birleştirmedeki başarısının önemli nedenlerinden biridir. 1453’te İstanbul’un fethi, İtalyan kent-devletlerinin Doğu Akdeniz’deki ve çevre limanlarındaki üstünlüğüne son verdi. 15. yüzyılın sonuna gelindiğindeyse, Venedik Ege’deki hemen hemen tüm topraklarını yitirdi. Böylece Batı Avrupa’nın bu ilk “denizaşırı imparatorluğu” Türkler tarafından yıkılmış oldu. Ancak bu imparatorluğun yıkılmasının son derece önemli ve uzun süreli bir başka sonucu oldu. Avrupa kaşif, tüccar, misyoner ve askerlerinin dikkati Akdeniz’in dışına çevrildi. Böylece yeryüzünün tüm okyanusları zamanla Avrupa’nın ikinci denizaşırı genişlemesinin yolları haline geldi. Avrupa’ya zenginlik ve deneyim kazandıran büyük coğrafi keşiflerin 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın başında gerçekleşmesinin tarihi bir rastlantı olmadığı açıkça görülüyor.

                İtalyan kent-devletleri, Alpler’in kuzeyindekilere göre, Hıristiyan olmayan dünyayla çok yakın ekonomik ve kültürel ilişkiler içindeydi. Bu bakımdan Hıristiyan doktrin ve uygulamasının giderek daha geçersiz hale geldiği laik yaşam anlayışı, Avrupa’nın kuzeydem önce İtalyan yarımadasında başladı. 15. yüzyılın sonlarına gelindiğindeyse bu Rönesans kültürü Kuzey Avrupa kentlerine kadar genişledi.

                “Yeniden Doğuş” anlamına gelen “Rönesans” (renaissance) sözcüğü, eski Roma ve Grek başarılarının yeniden canlandırmak istenmesi sürecini anlatır. Rönesans döneminin yaratıcılığı, yenilikçiliği ve canlılığının asıl yürütücü gücüyse kent insanları, yani bir bakıma tüccarlarıdır. Bunlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, geniş kitlelerin efendisi olmadıklarından enerji ve zamanlarını bu kitlelerin yönetimine değil en karlı ticaretin nereyle ve nasıl yapılacağına harcadılar ve bu yolla sağladıkları zenginlikleri sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar. Ayrıca Rönesans, Fransa, Almanya İmparatorluğu, Rus Çarlığı ve Osmanlı Devleti gibi büyük ve despotik devletlerde değil, Floransa, Venedik Portekiz, Hollanda ve İngiltere gibi despotik olmayan küçük kent-devlerinde ya da metropollerde doğmuştur.
    (Devamını Oku)

sitemap
site ekle