<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih</title>
	<atom:link href="http://www.tarih.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarih.gen.tr</link>
	<description>Tarih Kâinâtın Vicdanıdır.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 May 2010 00:59:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 1. Abdulhamit</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-abdulhamit.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-abdulhamit.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 00:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[1. abdulhamit]]></category>
		<category><![CDATA[küçük kaynarca anlaşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[1. abdulhamit, 1. abdulhamit, küçük kaynarca anlaşması, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı, abdulhamid    I. Abdülhamit    I. Abdülhamit Saltanatı 21 Ocak 1774- 7 Nisan 1789 Padişah Sırası 27 Doğum Tarihi 20 Mart 1725 Ölüm Tarihi 7 Nisan 1789 (64 yaşında) Önce III. Mustafa Sonra III. Selim Soyu Osmanlı Hanedanı Babası III. Ahmet Annesi Rabia Sermi Sultan Dini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. abdulhamit, 1. abdulhamit, küçük kaynarca anlaşması, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı, abdulhamid</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    I. Abdülhamit</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/1f/Abdulhamid_I.jpg/150px-Abdulhamid_I.jpg" alt="Abdulhamid I.jpg" width="150" height="227" />  </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">I. Abdülhamit</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Saltanatı</th>
<td>21 Ocak 1774- 7 Nisan 1789</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>27</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>20 Mart 1725</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Ölüm Tarihi</th>
<td>7 Nisan 1789 (64 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Önce</th>
<td style="text-align: left;">III. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Sonra</th>
<td>III. Selim</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Babası</th>
<td>III. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Annesi</th>
<td>Rabia Sermi Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 310px"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/3/3b/AbdI._ta%C3%A7_giyme_t%C3%B6reni.png/300px-AbdI._ta%C3%A7_giyme_t%C3%B6reni.png" alt="" width="300" height="222" /><p class="wp-caption-text">Sultanahmet&#39;te I. Abdülhamid&#39;in taç giyme töreni</p></div>
<p> I. Abdülhamit (Osmanlı Türkçesi: عبد الحميد اول `Abdü’l-Ḥamīd-i evvel 27. Osmanlı padişahıdır )(d. 20 Mart 1725 – ö. 7 Nisan 1789). III. Ahmet&#8217;in oğlu ve III. Mustafa&#8217;ın kardeşidir.  </p>
<p>Sultan I. Abdülhamit, siyasi ve askeri ıslahatlara girişti. Bugün İstanbul Teknik Üniversitesi olarak bilinen okulu, &#8220;Mühendishane-i Bahr-i Hümayun&#8221; adıyla, avrupai tarzda bir askeri mühendislik okulu olarak açtı. Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı. Sürat Topçuları Ocağı&#8217;nı kurdurdu, Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamit Paşa, menfaati bozulanlar tarafından padişaha şikayet edildi. Halil Hamit Paşa, yaptığı tüm olumlu çalışmalara rağmen Sultan I. Abdülhamit&#8217;in emriyle idam edildi.<br />
<span id="more-666"></span>  </p>
<p>Sultan I. Abdülhamit, bütün başarısızlıklara rağmen Osmanlı padişahları arasında iyi niyeti ve gayreti ile anıldı. Zarif ve alçakgönüllü kişiliğiyle takdir topladı. 1782 yılı yazında İstanbul&#8217;da çıkan yangında itfaiye işlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgisini de kazanmıştı.  </p>
<p>Saltanatı Dönemindeki Önemli Olaylar  </p>
<p>Küçük Kaynarca Antlaşması</p>
<table cellspacing="3">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2">Küçük Kaynarca Antlaşması</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="center">
<div>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/bc/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kaynarca.jpg/250px-K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kaynarca.jpg" alt="Küçük Kaynarca.jpg" width="250" height="188" />  </p>
<div>Antlaşmanın İmzalandığı yer</div>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>İmza<br />
<small>- yer</small></td>
<td align="top">21 Temmuz 1774<br />
<small>Kaynarca, Dobruca</small></td>
</tr>
<tr>
<td>İmzacı devletler</td>
<td><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/00/Russian_Empire_1914_17.svg/20px-Russian_Empire_1914_17.svg.png" alt="Russian Empire 1914 17.svg" width="20" height="13" /> Rusya İmparatorluğu<br />
<img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/3f/Flag_of_the_Ottoman_Empire_%281453-1844%29.svg/20px-Flag_of_the_Ottoman_Empire_%281453-1844%29.svg.png" alt="Flag of the Ottoman Empire (1453-1844).svg" width="20" height="13" /> Osmanlı Devleti</td>
</tr>
<tr>
<td>İmzalayan</td>
<td>Petro Rumyantsev<br />
Muhsinzade Mehmed Paşa<br />
<strong>Müzakereciler:</strong><br />
Nikolay Repnin<br />
Ahmed Resmî Efendi<br />
İbrahim Münib Efendi</td>
</tr>
<tr>
<td>Dilleri</td>
<td>Rusça, Osmanlıca, İtalyanca</td>
</tr>
<tr>
<td>Web sitesi</td>
<td><a href="http://www.tarih.gen.tr">www.tarih.gen.tr</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 210px"><a href="/wiki/Dosya:Treaty_of_K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kaynarca1.jpg"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c9/Treaty_of_K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kaynarca1.jpg/200px-Treaty_of_K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kaynarca1.jpg" alt="" width="200" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Antlaşmanın imzalandığında yerdeki kitabe: Burada 10-21 Temmuz 1774 tarihinde Büyük Katerina&#39;nın temsilcisi Kont Petro Rumyantsev ve Sultan I. Abdülhamid&#39;in temsilcisi Sadrazam Muhsinzade Mehmed Paşa tarafından Küçük Kaynarca Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmanın 7. maddesine göre Babıali Hristiyanlık dinini ve kiliselerini ebediyen koruması altına aldığını taahhüt eder.</p></div>
<p> </p>
<p>Küçük Kaynarca Antlaşması Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşına son veren ve Osmanlı Devletinde önemli toprak kayıplarına yol açan antlaşmadır. Güney Dobruca’daki Küçük Kaynarca kasabasında imzalandığından bu adı almıştır.  </p>
<p>1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı<br />
Osmanlı ordusunun, 1773’te Ruslara karşı kazandığı Rusçuk, Silistre ve Varna zaferlerinin intikamını isteyen Çariçe II. Katerina, Tuna ordusunu takviye etmişti. Başkumandan Mareşal Petro Rumyantsev, Osmanlı ordusunu, merkezinde muhasara için Şumnu’ya doğru hareket etti. Bu sırada rahatsız olan Vezîr-i âzam ve Serdâr-ı ekrem Muhsinzade Mehmed Paşa, düşmanı karşılamak üzere Yeniçeri Ağası Yeğen Mehmed Paşa kumandasında bir kuvvet sevk ettiyse de, bu kuvvetler Kozluca’da mağlup oldu. Rumyantsev’in, bu başarıdan sonra Şumnu önlerine gelip Varna yolunu kesmek suretiyle, Osmanlı ordusunu iâşe ve mühimmattan mahrum etmesi, askerin dağılmasına yol açtı ve orduda on iki bin kişi kaldı. Yanındaki az sayıdaki kuvvetle mukavemet etmenin bir fayda sağlamayacağını anlayan Serdâr-ı ekrem mütareke istemek zorunda kaldı. Sadrazam kethüdâsı Ahmed Resmî Efendi, nişancı rütbesi ile birinci, Reîsül-küttab İbrâhim Münib Efendi de ikinci murahhas tayin olunarak, 12 Temmuz 1774’te Şumnu’dan hareketle Balya Boğazına yakın Küçük Kaynarca kasabasına geldiler. Ruslar tarafının murahhası,General Nikolay Repnin idi. Mareşal Rumyantsev mütareke kabul etmeyerek birinci sulh müzâkeresinde esasları iki tarafça kabul edilmiş olan esaslara göre derhal sulh akdini istediğinden, mecburen teklif kabul olunup, iki günde ve iki celsede antlaşma imzalandı.  </p>
<p>Rus başkumandanı, sulh görüşmesi yapabilmek için başlangıçta Kılburun, Kerç ve Yenikalenin Ruslara terkini şart koydu. Osmanlı murahhasları, bütün fırsatların elden çıkması ve kendilerine zaman verilmemesi üzerine, Rus isteklerini çaresiz kabul ettiler.  </p>
<p>Antlaşmanın koşulları<br />
17 Temmuz 1774 tarihinde imzalanan ve henüz tahta yeni çıkan I. Abdülhamit tarafından tasdik edilen, yirmi sekiz maddelik bu antlaşmaya göre[1] :  </p>
<p>1.Kırım Hanlığı&#8217;yla Kuban ve Bucak Tatarları siyâsî bakımdan müstakil olup, ancak dînî işlerinde Hilafet makamına tâbi olacaklardır.<br />
2.Kılburun, Kerç, Yenikale ve Azak Kalesi&#8217;yle Dinyeper (Özi) ve Buğ (Aksu) nehirleri arasındaki arazi, Rusya’ya terk edilmiş ve Aksu hudut kabul edilmiştir.<br />
3.Ruslar tarafından işgal edilen Besarabya, Eflak, Boğdan ve Gürcistan ülkeleriyle Akdeniz adaları Osmanlılara iade olunacaktır.<br />
4.Rus ordusu, Bulgaristan’da Tuna’nın sağ sahilinden, bir ay içinde sol sahiline çekilecektir.<br />
5.Babıali, İmparatorlukta Hristiyan diniyle kiliselerini, daimî surette himaye edecektir.<br />
6.Rus sefirlerinin, Eflâk ve Boğdan vaziyetleri hakkındaki müracaatları dikkate alınacaktır. (Bu madde mucibince memleketin işlerinde Rus müdahalesine devamlı açık kapı bırakılmış oluyordu.)<br />
7.Rus ticaret gemileri, Karadeniz’le Akdeniz’de hareket serbestisine sahip olacak ve istedikleri zaman boğazlardan geçebilecekler ve Osmanlı limanlarında kalabileceklerdi. Böylelikle Karadeniz bir Türk gölü olmaktan çıktı.<br />
8.Ruslar İstanbul&#8217;da elçilik bulundurabilecek ve Balkanlarda konsolosluk bulundurabileceklerdi. Bu da Rusların Panslavizm politikasına zemin hazırlamıştır.<br />
9.İngiltere ile Fransa&#8217;ya verilen kapitülasyonlar, Rusya’ya da aynen tanınacaktır.<br />
10.Osmanlı Devleti, savaş tazminatı olarak, üç senede ve üç taksitte, Rusya’ya on beş bin kese akça verecektir. Osmanlı Devleti tarihinde ilk defa savaş tazminatı ödemiştir.<br />
11.Orta Kuzey Kafkasya&#8217;da Osmanlı Devleti ile Rusya arasında tarafsız bir bölge olan Kabartay ya da Kabardiya, Rusya&#8217;ya ilhak edildi.  </p>
<p>Antlaşmanın sonuçları<br />
Osmanlı Devleti, arazi itibariyle fazla kayba uğramamakla beraber, Rusların Eflak ve Boğdan’a karışmaları, istedikleri yerlerde konsolosluk açabilmeleri ve Ortodoksların hâmisi sıfatını takınmaları gibi maddeler sebebiyle, zayıf anlarında, devamlı olarak bu devletin saldırılarına mâruz kalmıştır.  </p>
<p>Ayrıca bu antlaşmayla Kırım&#8217;a özerklik verilmesi Rusya&#8217;nın sonradan Kırım&#8217;ı egemenliği altına alması için bir atlama taşı oluşturmuştur. Nitekim Rusya bu antlaşmanın imzalanmasından 9 yıl sonra Kırım&#8217;ı topraklarına katmıştır.<br />
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devleti;  </p>
<p>Dünyanın sayılı devletlerinden biri olma özelliğini yitirmiştir.<br />
Uluslararası saygınlığını kaybetmiştir.<br />
Yüzyılın en ağır antlaşmasını imzalamıştır.<br />
Karadeniz&#8217;de yüzyıllardır devam eden egemenliğini kaybetmiştir.  </p>
<p>Kırım<br />
Küçük Kaynarca Antlaşması sonucunda Osmanlı Devleti ile Rusya arasında kalıcı bir barış sağlanamamıştı. Çünkü Rusya Kırım&#8217;ı tamamen kendisine bağlamak istiyordu. Kırım&#8217;da Osmanlı hükümetinin atadığı III. Selim Giray Han ile Rusların Kırım&#8217;a Han olarak seçtikleri Şahin Giray arasında bir iç savaş çıktı.  </p>
<p>Yeni bir Osmanlı-Rus savaşı ihtimali belirmesi üzerine, Aynalıkavak Tenkihnamesi imzalandı. Küçük Kaynarca Antlaşmasının bazı maddeleri değiştirildi. Ruslar Kırım&#8217;dan askerlerini çekecek, Osmanlı Devleti ise Rusların istediği Şahin Giray&#8217;ın hanlığını kabul edecekti. Tamamen Rus taraftarı olan Şahin Giray&#8217;ı Kırım halkı istemedi. Çıkan ayaklanmayı bahane eden Şahin Giray, Rus kuvvetlerini Kırım&#8217;a çağırdı. Kırım Hanlığı, Rusya&#8217;nın Kırım&#8217;ı ani işgali sonucu 9 Temmuz 1783 tarihinde Rusya&#8217;ya bağlı bir eyalet haline geldi.<br />
Osmanlı Devleti, Kırım&#8217;ın 1783 yılında Rusya&#8217;ya bağlanmasını kabullenememişti. Rusya ve Avusturya, Osmanlı Devletini paylaşmak için bu sırada projeler üretiyorlardı. Bu iki devlet arasındaki yakınlaşma İngiltere&#8217;yi telaşlandırdı. Osmanlı Devleti, İngiltere ve Prusya&#8217;nın kışkırtmaları ile 13 Ağustos 1787 tarihinde Rusya&#8217;ya karşı tekrar savaş ilan etti. Avusturya da Rusya&#8217;nın yanında yer aldı.  </p>
<p>Rusya ve Avusturya Savaşı (1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı)<br />
Osmanlıların 1774 yılında imzalamış oldukları Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla kaybettikleri toprakları geri almak amacıyla başlattıkları bir savaştır.  </p>
<p>Savaş I. Abdülhamit&#8217;in saltanatı sırasında başladı. İngiliz ve Fransızlar savaşa katılmamakla birlikte bu savaşta Osmanlı Devleti&#8217;nin yanında yer aldılar. Ancak Avusturya da savaşa girince Osmanlı Devleti beklemediği bir şekilde kendisini Avusturya&#8217;nın da karşısında buldu. Osmanlı ordusu disiplinden uzaktı. Rus generali Potemkin 1788 yılında Özi&#8217;yi kuşattı. 6 ay boyunca kuşatmaya dayanan Özi Aralık ayında -23oC sıcaklıkta teslim oldu. Kentin bütün sakinleri Ruslar tarafından katledildiler. I. Abdülhamit&#8217;in bu haberin üzüntüsüne dayanamayarak öldüğü söylenir.  </p>
<p>Tahta III. Selim&#8217;in geçmesinden sonra kayıplar devam etti. Fokşan (1 Ağustos 1789) ve Boze Savaşlarında (22 Eylül 1789) Osmanlılar büyük kayıplara uğradılar. Akkerman kalesi Rusların eline geçti ve Besarabya Rusya tarafından işgal edildi. Osmanlı Devleti kendine müttefik bulma amacıyla 11 Temmuz 1789 tarihinde İsveç ve 31 Ocak 1790 tarihinde de Prusya&#8217;yla barış antlaşmaları imzaladı. Ancak bu iki devletten de yardım alamadı. Sonunda Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı Rusya kadar başarılı olamayan Avusturya Osmanlı Devleti&#8217;yle barış antlaşması imzaladı (Ziştovi Antlaşması 4 Ağustos 1791). Avusturya&#8217;nın savaştan çekilmesinden birkaç ay sonra Rusya da barış antlaşması yapmağa razı oldu (Yaş Antlaşması 9 Ocak 1792). Osmanlı Devleti bu antlaşmayla Kırım&#8217;ın Rusya&#8217;nın egemenliği altına geçtiğini tekrar kabul etmek zorunda kaldı. Dinyester nehri Rusya ile Osmanlı Devleti arasında sınır olarak kabul edildi. Karadeniz kıyısında bulunan Anapa Kalesi Osmanlılara geri verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-abdulhamit.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 3. Mustafa</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-mustafa.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-mustafa.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 19:46:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[3. mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[3. mustafa dönemi ıslahatlar]]></category>
		<category><![CDATA[3. mustafa dönemi yenilikler]]></category>
		<category><![CDATA[esham sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=664</guid>
		<description><![CDATA[3. mustafa, 3. mustafa dönemi ıslahatlar, 3. mustafa dönemi yenilikler, esham sistemi    III. Mustafa III. Mustafa Saltanatı 30 Ekim 1757- 21 Ocak 1774 Padişah Sırası 26 Doğum Tarihi 28 Ocak 1717 Ölüm Tarihi 21 Ocak 1774 (56 yaşında) Önce III. Osman Sonra I. Abdülhamit Soyu Osmanlı Hanedanı Babası III. Ahmet Annesi Mihrişah Sultan Dini İslam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3. mustafa, 3. mustafa dönemi ıslahatlar, 3. mustafa dönemi yenilikler, esham sistemi</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    III. Mustafa</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6a/Mustafa3.jpg/150px-Mustafa3.jpg" alt="Mustafa3.jpg" width="150" height="218" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">III. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Saltanatı</th>
<td>30 Ekim 1757- 21 Ocak 1774</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>26</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>28 Ocak 1717</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Ölüm Tarihi</th>
<td>21 Ocak 1774 (56 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Önce</th>
<td>III. Osman</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Sonra</th>
<td>I. Abdülhamit</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Babası</th>
<td>III. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Annesi</th>
<td>Mihrişah Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Not: 3. Mustafa döneminde yapılan ıslahatlar(yenilikler) en son konu olarak altta verilmiştir.</p>
<p>1. Kaynak<br />
3. Mustafa</p>
<p>Osmanlı Sultanlarının yirmialtıncısı ve islam halifelerinin doksan birincisi. Küçüklüğünden itibaren iyi bir eğitim ve öğretim gördü. Yüksek din ilimleri, Edebiyat, tarih, coğrafya , nücum(Astroloji), tıb, devlet idaresi ve askeri bilgileri devrin meşhur alimlerinden tahsil etti. Üçüncü Osman Han’ın vefatı üzerine 30 Ekim 1757′de hükümdar oldu.</p>
<p>Cülusunu (Tahta geçişini) müteakib ilan ettiği Adaletname ile reayanın vaziyetini düzeltti. Hazineyi zenginleştirmek için tedbir aldı. Devletin maliyesine zarar veren, zahmetsiz karlar peşinde koşan yahudi ve hıristiyan taifesinin sıkı kontrol altına alınmasını sağladı. Osmanlı Devleti’ni askeri bakımdan kalkındırmak için topçu sınıfını ıslah, tophaneyi tanzim ve mühemdis mektebini te’sis yoluna gitti. Ordunun artan top ihtiyacına cevap vermek üzere Hasköy’de modern bir top dökümhanesi kuruldu. Bu iş için bilhassa Fransız ordusunda hizmet görmüş bulunan Baron de Tott’dan istifade edildi. Donanma faaliyetleri ele alınıp gemi inşaası hızlandırıldı.</p>
<p>Bu arada Urban eşkiyasının faaliyetleri, hac yolunu tehlikeye düşürmüştü. Bu olaylara sebep olan Beni Harb kabilesi şiddetle cezalandırıldı. İsyan eden Eflak voyvodası yakalanarak hapsedildi. Çıldır, Kars, Karaman, Aydın, Kıbrıs, Bosna ve Karadağ’da meydana gelen disiplinsizliklere karşı tedbirler alındı.<br />
<span id="more-664"></span></p>
<p>Üçüncü Mustafa Han dış siyasette daima temkinli hareket ederek sulh ve sükunu muhafaza etti. Fransa ve Prusya arasında yedi yıl devam eden savaşlara tarafların tahriklerine rağmen katılmadı. Osmanlı Devleti’ni bu devrede savaştan uzak tutan devlet adamları arasında bilhassa Sadrazam Koca Ragıb Paşa önemli bir yer tutmaktadır. Nitekim Ragıb Paşa’dan sonra devlet idaresinde söz sahibi olan paşalar arada daimi olarak bir ihtilaf bulunan Rusya ile harbe sebebiyet verdiler(1769). Osmanlı Kuvvetleri başlangıçta Kırım’da ve Tuna boylarında ağır yenilgiler aldı. İbrail, Bender, Kefe, Yenikale ve Kerç gibi müstahkem yerler Ruslar tarafından işgal olundu. Rus donanması Çeşme limanında yakaladığı Osmanlı donanmasına baskın düzenliyerek yaktı.</p>
<p>Bu mağlubiyetler üzerine idarede değişiklikler yapan Mustafa Han, Silahdar Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa, Cezayirli Hasan Paşa’yı Kaptan-ı Derya’lığa, Muhsinzade Mehmed Paşa’yı Vidin seraskerliğine, Kırım Hanlığına da Üçüncü Selim Giray’ı detirdi. Bu tayinler ve fermanlarla vaziyeti düzeltmeye muvaffak olan Mustafa Han, Rusların Tuna Boylarındaki ilerlemesini önledi.1772′de başlayan sulh görüşmeleri muvaffakiyetsizlikle neticelendi. Yeniden başlayan savaşta Rusların Dobruca ve Kuzeydoğu Bulgaristan’daki Osmanlı Kasabalarını aldıktan sonra akıl almaz barbarlıklarla tahribetmeleri ve müslüman halkını küçük bebeklere varıncaya kadar, türlü işkencelerle öldürmeleri Mustafa Han’ın üzüntüden hastalanmasına ve 21 Ocak 1774′de bir cuma günü öğle ezanı okunurken hayata gözlerini yummasına sebeb oldu. Cenazesi Laleli Camii yanında bulunan türbesine defnedildi. Türbesinin başucunda yer alan bir çekmece içerisinde Peygamber efendimizin kadem-i şerifi ( Mübarek ayak izi) bulunmaktadır.</p>
<p>Üçüncü Mustafa Han, dindar, çalışkan, adil, hamiyetli bir padişahtı. Verdiği vazifeleri takib eder, mes’ullerinden hesap sorardı. Saltanatı boyunca devleti kalkındırmakla uğraştı. Fakat ne yazık ki, bu hususlarda kendisine yardımcı olacak devlet adamlarından mahrumdu. O bu sıkıntısını şu ktasıyla dile getirdi.</p>
<blockquote><p>Yıkıluptur bu cihan sanma ki bizde düzele,<br />
Devleti Çerh-i deni verdi kamu mübtezele<br />
Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele<br />
İşimiz kaldı hemen merhamet-i lem-Yezel’e</p>
<p>Üçüncü Mustafa Han ilme ve alimlere büyük değer verirdi. Alimleri huzurunda toplar, münazaralar yaptırır ve onları cömertce mükafatlandırırdı. Cihangir mahlasıyla şiirler yazdı. Padişahlığı zamanında sonradan çıkan Rusya harbinden dolayı memlekette başlayan sıkıntı ve buhrana rağmen, evvelce başladığı hayır ve imar işlerini mümkün olduğu kadar devam ettirdi. Üsküdar’da Ayazma camii’ni yaptırdı. 1766 zelzelesinde büyük hasar gören Fatih ve Eyyüb Sultan camiilerini yeniden inşa ettirdi. Yine aynı faciada yıkılan yüzlerce abide ve evi çoğu eskisi gibi olmak üzere bir kaç yıl içinde yeniden yaptırdı. Davudpaşa kasrı ile Kapalıçarşı’yı, baruthane’yi, Saraçhane’yi, Tophane ve Kızkulesi’ni tamir ettirdi.</p></blockquote>
<p>(2. Kaynak)</p>
<p>III. Mustafa, (d. 28 Ocak 1717 – ö. 21 Ocak 1774). 26. Osmanlı padişahıdır.</p>
<p>Babası Sultan III. Ahmet, annesi Mihrişah Sultan‘dır. Babasının 1730′da padişahlıktan çekilmesinden sonra yirmi yedi yıl kafes hayatı yaşamıştır. Amcasının oğlu III. Osman’ın ölümü üzerine 1757′de tahta geçmiştir.</p>
<p>Saltanatı</p>
<p>Başa geçtikten sonra sadrazam Koca Ragıp Paşa’yı görevde bıraktı. Malî durumu düzeltmek için sarayın giderlerini azalttı ve yolsuzlukların üzerine gitti ancak başarılı olamadı. Orduda topçu sınıfını düzeltmek için Baron de Tott’a “Sürat topçuları” adında askerî bir birlik kurdurdu. Rusların 1770′te Çeşme’de Osmanlı donanmasını yakmaları üzerine yeni bir donanma hazırlanmasına çalıştı. Bu donanmanıın subaylarını yetiştirmek üzere 1773 yılında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun’u kurdurdu. Laleli Camii’ni yaptırdı. Ayrıca depremde yıkılan Fatih Camii’ni yeniden yaptırdı.</p>
<blockquote><p>Saltanatının son dönemine 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı hâkim oldu. III. Mustafa ordusunun zayıflığını bilmekle beraber II. Katerina döneminde Rusya’nın Lehistan’a yaptığı müdaheleler yüzünden Rusya’ya karşı savaş ilan etti. Savaş sırasında Baltık Denizi’nden yola çekan Rus Donanması Çeşme’de Osmanlı donanmasını yaktı. III. Mustafa savaşı bitirmek için girişimlerde bulundu ancak başarılı olamadı. Savaş sürerken öldü. Laleli de kendi yaptırdığı Laleli Külliyesi nin içindeki III.Mustafa Türbesi’nde yatmaktadır.<br />
<em>Osmanlı Devletinde ilk kez iç borçlanmaya gidilmiş,Galata Bankerlerinden borç alınmıştır. Buna</em><strong>  Esham Sistemi</strong> Denilir.<br />
Donanma güçlendirilmiştir.</p>
<p><em>Not:</em>Esham sistemi hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen site içi aramayı kullanınız.</p></blockquote>
<p>(3. Kaynak)</p>
<p>Yirmi altıncı Osmanlı sultanı. İslâm halîfelerinin doksan birincisidir. 28 Şubat 1717′de İstanbul’da doğdu. Babası Üçüncü Ahmed Han, annesi Mihrişâh Sultandır. Şehzâdeliğinde iyi bir eğitim ve öğretim gördü. Yüksek din ilimleri, edebiyât, târih, coğrafya, askerî bilgileri devrin meşhur âlimlerinden tahsil etti. Üçüncü Mustafa Han, Üçüncü Osman Hanın vefâtıyla, 30 Ekim 1757′de hükümdâr oldu. Çalışkan ve azim sâhibiydi. Devlet işlerini iyi tâkip ederek, mâlî ve askerî sâhalarda ıslâhatlar yapmak istedi. Saltanatının ilk yılları, sulh ve sükûn içinde geçti. İlk sadrâzamı Koca Râgıb Paşayı, tahta çıkışından vefâtına kadar vazîfesinde tuttu. Avrupa devletleri arasında cereyân eden (1756-1763) “Yedi Yıl Savaşları’nda” müttefiklerden her biri, Osmanlı Devletinin kendi safına katılmasını teklif etti. Prusya ve Fransa, ittifaklarına katılmaları hâlinde, siyâsî, askerî ve mâlî vaadlerde bulundular. Teklifleri dikkatle tâkip eden Mustafa Han ve devlet adamları, ittifak sâhiplerinin çıkarcı ve plânlı hareketlerini yerinde teşhis edip, onları ustalıkla oyaladılar. Süratle ordunun, donanmanın teçhizine ve yenilenmesine, mâliyenin iyice düzeltilip, takviyesine başlanıldı. Huduttaki Hotin, Bender ve Özü kaleleri, ihtiyaten takviye kuvvetlerle tahkim edildi. İstanbul’da bulunan Baron de Tott, Tophâneyi tanzim etmekle vazifelendirildi. Baron de Tott, Tophâneyi ıslah ederek yeni toplar döktürdü. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının tahkim ve müdâfaası için, Boğaz içindeki kalelerin plânlarının tanzimiyle Hasköy’de yeni bir top dökümhânesi yapılması, orduda kullanılan kayık köprü sisteminin tâdili ve top arabalarının yeni tertip üzere düzenlenmesi gibi yenilikler yapıldı. Üçüncü Mustafa Han, yapılan işleri bizzat kontrol eder ve görürdü.</p>
<p>Avrupa’da Yedi Yıl Savaşları bitip, iki ayrı ittifaktan olmalarına rağmen, Prusya ve Rusya’nın anlaşmasıyla, Lehistan paylaşıldı. Rus işgâl ve zulmüne karşı, hürriyet ve istiklâlin vazgeçilmez savunucusu Osmanlı Devletinden yardım isteyen Leh milliyetçileri (Polonezk), Osmanlı hudûdundan geçerek Balta’ya sığındılar. Bunları, Rus ordusunun tâkip etmesi ve tecâvüz ettikleri topraklarda Lehlilerle berâber Osmanlı ahâlisini de kılıçtan geçirip, kasabayı yakıp yıkmaları, 18 Eylül 1739′da Belgrad’da kabul edilen süresiz Osmanlı-Avusturya-Rusya Antlaşmasının bozulmasına sebep oldu. Osmanlı Devletinin hükümranlık hakkını korumak, Rusya’nın Lehistan’a yerleşmesine engel olmak ve sahte beyânatlarla Lehistan işgâlini dünyâ kamu oyunda geçiştirmeye çalışıp dostu Kont Stanislaw Doniatowski vâsıtasıyla Balta’da zulüm yaptıran Rus Çariçesi İkinci Katerina’ya haddini bildirmek için toplanan dîvanda, Rusya’ya sefer için karar verildi. 8 Ekim 1768′de Rusya’ya savaş açıldı. Rusya’da bulunan Osmanlı ticâret heyetinin iâdesi için İstanbul’daki Rus sefiri Obreskoff Yedikule’de hapsedildi. Osmanlı Devletine tâbi Kırım Hanı Kırım-Giray’ın orduları 1769 Şubatında Güney Rusya’ya girerek Rusları yendi ve yüz binden çok esir alarak, döndü. Târihte ahlâksızlığı ile meşhur olan Çariçe Katerina, Kırım-Giray Hanı, Bahçesaray şehrinde saray hekimi olan bir Rum doktoru vâsıtası ile zehirleterek öldürttü. 27 Mart 1769′da Serdar-ı ekrem vazîfesiyle Rus Seferine çıkan Sadrâzam Yağlıkçızâde Mehmed Emin Paşa, 1 Mayıs 1769′da ilk Hotin Zaferini kazandı.</p>
<p>Lehistan’ı himâye için girişilen savaşta, Birinci Hotin Zaferinin ardından tekrar saldıran Ruslara karşı 12 Ağustos 1769′da Hotin’de ikinci bir zafer daha kazanıldı. Yağlıkçızâde’den sonra sadrâzamlığa getirilen Moldovanlı Ali Paşa, Rus Seferine serdar tâyin edildi. Ali Paşa, Turla Nehrinden orduyu geçirirken köprünün yıkılmasıyla büyük bir fâcia meydana geldi. Ayrıca, Yeniçerilerin artan itâatsizliği ve muhârebelerden kaçması, ateşli silahların gereği gibi kullanılmamasından, Rus orduları, Kırım Hanlığı topraklarına ve Romanya’ya girdi. 21 Eylül 1769′da Hotin, Rusların işgâline uğradı. İngiltere ve Fransa’nın askerî yardım ve siyâsî desteğiyle, Baltık Denizinden gönderilen Rus Donanması Cebelitârık Boğazını geçerek Akdeniz’e girdi. Bununla, Çar Deli Petro (1682-1725) tarafından sistemleştirilen sıcak denizlere inme projesi Batıdan da destek ve yardım görmüş oldu. Bir Osmanlı Ülkesi olan Mora Yarımadasında Ortodoksluğun hâmisi rolüyle Slavlık propagandası yapan Rus donanmasındaki subaylar, Koron, Modon, Navarin, Patras, Anabolu, Tripoliçe, Kalamota ve Isparta’da âsi Rumlar ile işbirliğine girerek, buradaki Müslüman ahâliye, müttefikleri Avrupa devletlerinden de tepki gören vahşîce katliamlar yaptırdılar. Bunun üzerine Mora Serdarlığına tâyin edilen Kaptan-ı Deryâ Mandalzâde Hüsâmeddîn Paşanın Mora Çıkartmasıyla Rumlar geri çekilip, yetmiş bin kişilik Maynot-Rum ordusu, Tripoliçe’de 9 Nisan 1770′te bozuldu. Hüsâmeddîn Paşaya ‘Mora Fâtihi’ unvânı verilip, bölgedeki âsiler temizlendi. Ruslar geri çekildi.</p>
<p>Akdeniz’deki Rus donanması, Osmanlılar tarafından devamlı tâciz edildiyse de fırsatlardan istifâde eden Ruslar, İngiliz subaylarının da yardımı ile Çeşme limanındaki Osmanlı donanmasını yaktılar.</p>
<p>Osmanlı donanması yanarak imhâ olunca, İngiliz amirali ve Rus donanma komutanı, Boğazları tehdit etmek istediler. Fakat tahkim ve müdâfaadan ürküp, cesâret edemediler. Çeşme fâciasından sonra, Tuna boyundaki Kartal Ovasında bulunan Osmanlı ordusu, Yeniçerilerin itaatsizliği yüzünden, 1 Ağustos 1770′te bozguna uğradı. 1771 yazında Kırım’ın işgâlinden başka, General Tatloben idâresindeki Rus ordusu, Ahıska bölgesinde bozguna uğrayıp, geri çekildi.</p>
<p>2 Ağustos 1771′de Özü (Kırım), 12 Eylül 1771′de Yerköyü (Romanya), 29 Haziran 1773′te Silistre (Romanya), 20 Ekim 1773′te Varna (Bulgaristan) zaferleri kazanıldı. Sultan Üçüncü Mustafa Han, beş yıldan beri devâm eden Rus Seferini netîcelendirmek için hazırlanırken, 21 Ocak 1774′te vefât etti. 1768-1774 Osmanlı-Rus Harbi, Birinci Abdülhamid Han devrinde, zafer kazanılmasına bakılmaksızın, 21 Temmuz 1774′te imzâlanan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla aleyhte netîcelendi. (Bkz. Küçük Kaynarca Antlaşması)</p>
<p>Üçüncü Mustafa Han devrinde, Osmanlı ülkesi, içeride sulh ve sükûn içindeydi. 22 Mayıs 1766 İstanbul zelzelesinden başka tabiî âfet olmadı. Osmanlı Rus Harbi esnâsında, Mısır’da Kölemenli Cin Ali Beyin Suriye, Filistin ve Arabistan’daki isyânı, 1 Mayıs 1773′te Sâlihiyye’de mağlûbiyetiyle bastırıldı. Balkanlarda Rus yayılma siyâsetinde Ortodoksluğun hâmisi rolüyle Mora’da Slavlık propagandası yapılıp, isyân çıkarıldı. Kısa zamanda bastırılıp, Osmanlı ordusunun 9 Nisan 1770 zaferiyle netîcelendirilerek, bölgede sulh ve sükûn sağlandı. Dış politikada, devletlerin büyük menfaatleri karşılığı teklif ettikleri siyâsî ve askerî ittifaklar kabûl edilmedi. Osmanlı-Rus Harbinde de görüldüğü gibi ittifak tekliflerinin samîmiyetsizce olduğu meydana çıktı. Lehistan (Polonya) milliyetçilerinin ‘Türk atları Vistül’de sulanmadıkça Polonyalılara hürriyet yok’ sözü Osmanlılardan yardım istemelerinden kalmıştır.</p>
<p>Bütün Osmanlı sultanları gibi yüksek din ve fen ilimlerinde devrin en iyi hocalarından ders görerek yetiştirilen Üçüncü Mustafa Han, dindâr, âdil, çalışkan, azimli, hamiyetli, metin, hassas ve ilme, âlimlere hürmetkârdı. Devrin âlimleri seviyesinde ilmi vardı. Güzel konuşur ve yazardı. ‘Cihângir’ mahlasıyla yazdığı şiirleri vardır. Çok kitap okurdu. Dış ülkelerden yazılmış kitapları da getirtir, incelerdi. Doğu ve Batı kültürüne vâkıftı.</p>
<p>Yapılan icraatları bizzât yerinde kontrol ederdi. Askeri ve donanmayı teftiş etmeyi, tebdil gezmek, ata binmek, avlanmak ve gezi yapmayı severdi. Askerî, idarî ve mâlî birçok ıslahatlarda bulundu. Çok hayırseverdi. Âlimlere ve ahâliye cömertçe ihsânlarda bulunurdu. Süveyş’te kanal açmak, Sakarya Nehrini, Sapanca Gölü üzerinden İzmit Körfezine bağlamak gibi düşünceleri vardı.</p>
<p>Birçok hayır müessesesi, askerî ve sivil eser yaptırdı. Lâleli Câmii ve yanındaki türbesi, Çakmakçılar’da kendi adıyla bir câmi, Kadıköy’de İskele Câmii Paşabahçe’de İncirliköy Câmii, Üsküdar’da Ayazma Câmii ve zelzelelerde hasara uğraması üzerine yenilediği Fâtih Câmii, yaptırdığı eserlerden bâzılarıdır. 1773′te Deniz Harb Okulunun temelini teşkil eden Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn ve teknik üniversite mâhiyetindeki Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn açıldı. Zamânında Tüfeklere süngü takıldı. Islahatçı bir hükümdâr olan Üçüncü Mustafa Hanın icraatlarını, oğlu Üçüncü Selim Han (1789-1807) devâm ettirdi.<br />
<strong>III.MUSTAFA DEVRİ ISLAHATLARI (1757-1774):</strong><br />
III.Mustafa döneminde Lehistan meselesi yüzünden 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı yapıldı.Savaş Osmanlı Devleti için felaketle sonuçlandı. III. Mustafa kederinden öldü.(1774)</p>
<p><strong>Islahatlar:</strong><br />
a)- &#8220;Baron Dö Tot&#8221; Sürat topçuları adlı bir birlik kurdu, topçu ve istihkam sınıflarını<br />
yetiştirdi.<br />
b)- Hendeshane adlı okulda denizcilik ve topçuluk eğitimi verildi.(Mühendishane-i Bahri Hümayun)<br />
c)- Maliyede düzenlemeler yapıldı.</p>
<p><strong>Mimari Alanda Çalışmaları</strong><br />
a) Laleli Camisini yaptırdı.<br />
b) Fatih Camisini yeniden yaptırdı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-mustafa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 3. Osman</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-osman.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-osman.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 19:31:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[3. osman]]></category>
		<category><![CDATA[3. osman dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[3. osman, 3. osman dönemi, 3. osman kimdir, 3. osman eşleri    III. Osman (Osman-ı Salis) III. Osman Saltanatı 13 Aralık 1754- 30 Ekim 1757 Padişah Sırası 25 Doğum Tarihi 2 Ocak 1699 Ölüm Tarihi 30 Ekim 1757 (58 yaşında) Önce I. Mahmut Sonra III. Mustafa Soyu Osmanlı Hanedanı Babası II. Mustafa Annesi Şehsuvar Sultan Dini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3. osman, 3. osman dönemi, 3. osman kimdir, 3. osman eşleri</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    III. Osman (Osman-ı Salis)</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/OsmanIII.jpg/150px-OsmanIII.jpg" alt="OsmanIII.jpg" width="150" height="226" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">III. Osman</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Saltanatı</th>
<td>13 Aralık 1754- 30 Ekim 1757</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>25</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>2 Ocak 1699</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Ölüm Tarihi</th>
<td>30 Ekim 1757 (58 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Önce</th>
<td>I. Mahmut</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Sonra</th>
<td>III. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Babası</th>
<td>II. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Annesi</th>
<td>Şehsuvar Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>III. Osman (Osmân-ı Salis), (d. 2 Ocak 1699 – ö. 30 Ekim 1757). 25. Osmanlı padişahıdır. I. Mahmud&#8217;un (1730-54) kardeşi ve II. Mustafa&#8217;nın (1695-1703) oğludur. Tarihte pek dikkat çekmeyen bir padişahtır. Döneminin belirgin olayları gayrımüslimlere karşı artan hoşgörüsüzlük (Hıristiyanlar ve Museviler ayırıcı kıyafetler veya nişanlar giymek zorundaydılar) ve büyük İstanbul yangınıdır [1]. I. Mahmut döneminde yapımına başlanan Nuruosmaniye Camii onun döneminde tamamlanmıştır.</p>
<p>III. Osman hayatının çoğunu sarayda hapis geçirdi. Padişah olmasından sonra bu durum davranışlarında bazı garipliklere yol açtı. Sık sık sadrazam değiştirdi. Daha önceki sultanların aksine müzikten nefret ediyordu ve saraydaki tüm müzisyenleri kovdu. Kadınlara karşı duyduğu rahatsızlık yüzünden demir ayakkabılar giydiği, sesini duyan haremdeki kadınların yoluna çıkmadığı rivayet edilir. Yeni Cami Turhan Valide türbesine defnedilmiştir.<br />
<span id="more-661"></span></p>
<p><strong>Eşleri</strong><br />
Leyla Baş Kadın.<br />
Zevkî Üçüncü Kadın<br />
Ferhunde Emîne Dördüncü Kadın.</p>
<p><strong>Ek Bilgi:</strong></p>
<p>Sultan 3. Osman, 2. Mustafa&#8217;nın 3/1/1699 tarihinde Edir­ne sarayında Şehsuvar sultandan doğan oğludur. Yılmaz Öz-tuna bey, &#8220;Devletler ve Hanedanlar&#8221;isimli eserinin 2. cildinde yukarıda yazdığımız 3/1/1699 şeklinde doğum tarihini be­yan ediyor. Ancak; üzunçarşılı Tarihinde, 1. Mahmud&#8217;un tah­ta geçişi 1143/1730 olarak kabul edilirken, Sultan 1. Mah­mud&#8217;un 35 yaşında olduğu beyan ediliyor. 1730&#8242;dan 35 yaşı eksilttiğimiz zaman karşımıza 1695 tarihi çıkar. 3. Osman&#8217;ın; 1. Mahmud&#8217;dan 2 yaş ufak olduğu beyanı göz önüne alınırsa, 1697&#8242;nin 3. Osuian&#8217;ın doğum tarihini teşkil ettiği görülür. Aynı şekilde; hicri tarih olan, 1. Mahmud&#8217;un, tahta çıkış yaşı olan 35 eksiltildiğinde 1108 kalır bu rakama, 3. Osman&#8217;ın ağabeyinden iki yaş küçük olduğunu gözönüne alarak, 1108 sayısına 2&#8242;yi ilâve edersek, 1110 tarihini bulmuş oluruz. Bu hesap; milâdi tarihle Yılmaz Öztuna bey&#8217;in bulduğu 3/1/1699 tarihine doğruluk getirir. Biz buna hangi gün oldu­ğunu da beyan ederek bir nokta koyalım. 3. Osman; 3/ocak/1699 cumartesi günü doğmuştur.   Baba bir anne ay­rı Ağabeyi;  1. Mahmud&#8217;un vefatı üzerine taht&#8217;a 27/se-fer/1168-13/aralık/1754 cuma günü çıktı. Osmanlı padişah­larının 25. sidir. Tahta çıktığında 55 yaşındaydı. En büyük şansı veya devletin büyük büyük şansı, devrinde hiç bir mu­harebe yapmayışımızdır. Yine; bu padişahın döneminde çı­kan, iki büyük yangının, İstanbul&#8217;un üçte birini yakıp yok et­tiği müşahede olunmuştur.   Nûr&#8217;uosmaniye Camiini tamarn-latmıştır.  1. Mahmud Camiyi yaptırmada pek büyük gayret sarfetmişse de açmak kendisine nasip olmamıştır. Tamamla-maksa kardeşi 3. Osman&#8217;a düşmüştü. Sultan 1. Mahmud, kendisi için yaptırdığı türbeye, 3. Osman&#8217;ın emri yüzünden gömülememişti. Yeni Camii türbesine gönderilmişti.</p>
<p>Ne varki; kendisine plânladığı Nûr&#8217;uosmaniye Câmi&#8217;indeki türbeye de, kendisinin vefatı sonrasında padişah olan 3. Mustafa da, onun defnine müsaade etmediğinden bu Camie hiç bir padişah defn edilememiştir. &#8220;Serir-i Aray-ı Hilâfet-i İs-lâmiye ve Saltanat-ı Osmaniye&#8221; adlı eserde, Savaşsız ve ka­yıpsız geçen yıllar; memleketin mâli bakımdan, olsun, asayiş bakımından olsun, asude bir hayat geçirmesine imkân bul­duğu gözlenir. Aslında 3. Osman tahta geçtiğinde Osmanlı hazinesinin müzayakası mevcuttu. Buna rağmen cülus bah­şişinin ödenmesinde bir sıkışıklığa düşülmemiştir. 3. Osman pek sık sadnazam değiştirmiştir. Bunun en önemli sebeble-rinden birisi, şehzade katli yolunu açmak istemesidir. Buna razı olmayan veziriazamları, başka bahaneler bularak ya öl­dürmek, yahutda sürgüne yollamak suretiyle cezalandırma yoluna giderdi. Ağabeyi 1. Mahmud&#8217;un musiki ve şiirdeki yüksek zevkini 3. Osman&#8217;da aramak beyhudeydi. Aslında 1. Mahmud&#8217;a yakıştırılmış kadınların kaçması için ayakabıları-na ses yapıcı kabaralar koyan 3. Osman olduğu galip ihti­mâldir. Çok acele eden bir kimseydi. Kadın meselesi üzerin­de ençok duran padişahlardandır.</p>
<p>Kadınların sokağa çıkmasını yasaklamak ve süslenmeleri­ni kısıtlama icraatındandır. Rüşvete sevdiğini öldürtecek ka­dar düşman idi.    Silahdarlıktan sadrıazamlığa çıkardığı ve    pek sevdiği Ali Paşayı rüşvet yüzünden azledip öldürttüğü bi­linir.</p>
<p><strong>Müdehaleci Padişah</strong></p>
<p>Sadrazamların en muvaffak olan kısmını yüksek selahi-yetle vazife yapanlar gösterebilmiştir. Bunlara bilhassa sıkın­tılı dönemlerde başvuranlar arasında bilindiği gibi, 4. Meh-med&#8217;in Köprülü Mehmed&#8221; Paşası örnek gösterilir. Daha önce-leride 2. Selimin Sokullu Mehmed Paşa merhumu, selahiyet-leri ile başbaşa bırakarak padişahlığı müddetince başarıları­na alkış tutması perde arkasında kalmasına medar olmuşsa da, devletin kazancı azimsanmayacak mertebede olduğu gö­rülür. Böyle yapan padişahlar, işbeceren vezirleri sayesinde daha az sıkıntıya duçar olmuşlardır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da, ondan önce Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa da ge­niş selahiyetlerie mücehhezdiler. Bunlardan ilki, Viyana önle­rinde uğradığı bozgun yüzünden, padişahı sarsarken, Fâzıl Ahmed Paşa uzun yıllar seferde kalmasına rağmen, padişa­hın rahatına halel gelmemiştir. Bunların; padişah 3. Osman tarafından bilinmediği iddia olunamaz. Ne kadar tehdit altın­da yaşarsa yaşasınlar mahrum olmadıkları derslerin başında dini bilgiler, Kur&#8217;an öğrenimi ve tarih dersi gelen şehzadeler, tahta da koşsalar, ahirete de yürüseler bu derslerden mah­rum edilmezlerdi.</p>
<p>Hasbel kader, devletin başına geçtiklerinde, en muhtaç ol­dukları dersler bunların olduğunu her akıl sahibi takdir et­mektedir. 3. Osman&#8217;ın şüpheci bir tabiyatı olması, bildiklerini uygulama imkânını tanımamış olsa gerek. Meselâ; tebdili kı­yafet sokaklarda gezmek, bulduğu kimselerle mülakat en başvurduğu kontrol makanizması olmasına rağmen, yakınla­rı ve hademeler teftişlerinden haberdar olduğu padişahlarının önüne çeşitli kıyafet vede meslek erbabı imişçesine çıkarlar, huyunu bildikleri padişahlarının haz edeceği cevaplan vererek hem mükafatlara nâü olurlar, hem de bu teftişlerden çı­kacak hayırlı sonuçlan saboteye muvaffak olurlardı.</p>
<p>Böylece de millete ve mülke zarar verirler idi. 3. Osman dönemi; bizim artık avrupa topraklarında sabit kalmaya ça­lıştığımız dönemi kapsar. Artık Osmanlı Ordusu şaşaalı za­ferlerin mümessili değildir. Bulunduğu kale, palanga vede ta­bii hududa sahip çıkmaya çalışan bir dönemin adıdır. Böyle bir dönemde, 3. Osman&#8217;ın reisül küttabı yâni bugünkü adıyla dışişleri bakanı Abdi efendi, ne dinimizin, ne durumumuzun ne de avrupa piyasası âleminin müsaade edip, kabulleneme­yeceği bir davranışın içindeydi. Bu davranışını; ülkemize ge­len elçileri huşunetle karşılaması, bazen de bunları bir güzel dövmesiydi.</p>
<p>Ahmed Rasim Bey, tarafımızca hazırlanmış tarihinde di-yorki; &#8220;.bir defasında da İngiliz elçisi Porter&#8217;e fena halde ha­karet etmiştir. Mösyö Porter padişahın cülusunu tebrike geldiği sırada; Abdi efendi, elçiye teklif edeceği fermanı öp­mesini söylemiş, sefir kabul etmeyince iki hizmetkâr çağı­rarak kollarından sıkı sıkıya tutturduktan sonra, fermanı yü­züne sürmüştür.&#8221;</p>
<p><strong>Vehhabiliğin Doğuşu<br />
</strong> <br />
Bu sıralarda Vehhabi mezhebi parlamaya başlamıştı. Veh-habilik Mekke&#8217;nin takriben onbeş merhale Basra tarafında bulunan &#8220;AYNİYYE&#8221; köyünde doğmuş bulunan Muhammed bin Abdulvahhab adlı birinin icat ettiği bâtıl bir mezheptir. Abdulvahhab Hanbeli mezhebindeyken, adetâ din terk eder gibi ayrılmış, Ayniyye&#8217;den çıkma yoluna gitmiş ve köy köy dolaşarak batıl mezhebini yaymaya çalışmış ve ikna edecek epeyide muhatap bulabilmiştir. Böylecede islâm âlemimimi-ze bir belâ daha düşmüştür.</p>
<p>3. Osman&#8217;ın devrinde bazı tabii afetlerde zuhur etmiştir. Bunların arasında önemli yeri olan Hoca Paşa yangını zikre değer, bu yangın zuhur ettiğinde, sadaret Bıyıklı Ali Paşanın dönemini yaşamaktaydı. Bâb-i âli bu yangından payını almış bulunduğu için personel Kadırga limanında bulunan, Esma Sultanın sarayına taşınmıştır.</p>
<p>Bu yangından başka Cibali yangını diye ünlenen bir diğer frlâket husule gelmiş iki yangının verdiği hasar, İstanbul&#8217;un kısm: azamini yok ettiği devrin tarihçileri tarafından da bildi­rilmektedir. Halic&#8217;in o sene meydana gelen müthiş soğuklar münasebetiyle donduğu müşahede olunmuş. 3. Osman ha-tırnaz olup kendisinin üzerinde, Ebû Kof Ahmed Ağa isimli kızlarağasımn mühim tesiri var idi. Bu Ağa ile şu vakayı ya­zarak, bahse konu olan şahıs hakkında, bilgi sahibi olalım ve 3. Osman&#8217;ın sadnazamlannın sonuncusu olan Koca Ragıp Paşa, Ebû Kof Ahmed Ağa İle didişmekteydi. Padişahın o sı­rada hastalanarak yatağa düşmesi Ebû Kofa; Ragıp Paşayı azlettirme şansı getirmişti. Ebû Kof Ahmed Ağa, kafasında yer tutan Kül Ahmed Paşazade Ali Paşayı sadarete atamak için Ragıp Paşayı saraya çağırtmış, bunu temin içinde balta­cılar kethüdasını göndermişti. Ancak darü&#8217;ssade yazıcısı İb­rahim efendi de Koca Ragıp Paşaya bir tezkere göndermişti. Bu tezkerede hülaseten, padişahın sabaha çıkamayacak ka­dar ağır hastalığından söz ediliyordu.   Padişah şirpençe has­talığının öldürücü safhasındaydı.</p>
<p>Yazıcı, Ragıp Paşaya kendisini göstermemesini, gelenlere yok dedirtmesini tavsiye etmekteydi. Ragıp Paşa, bunu yeri­ne getirdi. Böylece gece yarısı eve dönen Koca Ragıp Paşa, padişahın vefat haberini aldı artık azilden kurtulmuş oldu. Osmanlı milleti de, Koca Ragıp Paşa gibi kıymetli bir sadrı-azam görmüş oldu ki Ragıp Paşanın belki hayatta en uzun günü, 16/safer/1171-30/ekim/1757 pazar günü yâni padişahin vefat ettiği gün olmuştur. 3. Osman&#8217;ın vefatı dolayısıyla; Osmanlı tahtına çıkan 3. Mustafa, Koca Ragıp Paşayı göre­vinde ipka edince, Ebû Kof için tehlike çanları çalmaya baş­ladı, çok geçmedi, Ragıp Paşa darü&#8217;ssaade ağasını azlettirip, önce Rodos&#8217;a sürgün etti. Arkasından ferman yetişti, hacıla­rın urban tarafından saldırıya uğramasına sebeb olması ha­sebiyle katline karar verilmesiydi. Böylece de Koca Ragıp Paşanın bütün zarafetine ve şâir ruhlu olmasına rağmen ha­yatına kasdeden adamı, kurduğu tuzağa düşürmekten içti-nab etmedi. İstanbul&#8217;un sembolleri arasında zaman zaman görünen Ahırkapı Feneri 3. Osman&#8217;ın hatırasıdır.</p>
<p>Vefatında ağabeyi Sultan Mahmud&#8217;u gömdürmediği Nûr-u Osmaniye türbesine kendi de defnoiunmayarak, Yenicâmi türbesinde ağabeyinin yanına defn olundu. 3. Osman devri­nin diğer ülkelerdeki hükümdarlarına göz atarak bu devirle ilgili genel bilgileri tamamlayalım.</p>
<p>Almanyada imparator 1 Fransuva, İngiltere de kra! 2. Jorj, İran&#8217;da Şah t Hüseyin Han Kaçar, Papalık da 14. Benuva, Prusya da kral 2. Fredrik, Rusya da imparatori-çe Elizabet, Fransa da kral 15. Lui gibi kimselerdir.</p>
<p>Ülkedeki meşhur zevat, 3. Ahmed ve 1. Mahmud devirle­rinde yetişmiş kimselerden ibarettir.</p>
<p><strong>3. Osman&#8217;ın Hanımları</strong></p>
<p>3. Osman, ağabeyi 1. Mahmud gibi çocuk sahibi olmadan vefat etmiş bulunmaktadır. Leylâ hanım ilk hanımıdır. Bu ha­nım 3. Osman&#8217;dan sonra, 38 yıl daha ömür sürdü. 1757 se­nesi içinde Hacı Mehmed Emin bey adlı biriyle izdivaç yaptı. 28 yıl süren bu evliliğinden Feyzullah isimli bir çocuk sahibi oldu. 3. Osman&#8217;ın 2. hanımının adını tesbit edememiş bulu­nuyoruz.  Kocasından sonra öldüğü bilinmekte,   1756 senesinde Fındıklıda yaptırdığı çeşmeden bildiğimiz Zevki kadın, 3. kadını oluyor 3. Osman&#8217;ın. 4. kadını ise 1791 tarihinde vefat eden Ferhunde Emine kadındır.<br />
 <br />
<strong>3. Osman&#8217;ın Sadrazamları<br />
</strong> <br />
Çorlulu Köse Bahir Mustafa Paşa, Sultan 1. Mahmud&#8217;ün son, 3. Osman&#8217;ın ilk sadrazamı idi. İlk sadaretinin 1/7/1752&#8242;de başlamış olduğunu görüyoruz. Sona eriş tarihi 15/şubat/1755 olup, sebebi ise, 3. Osman&#8217;ın şehzade katli için tertibat alması emrini vermiş olduğu ve Bahir Paşa&#8217;nın rıza göstermediği rivayeti yayılmıştır. Bu istifadan sonra sa­darete Naili Abdullah Paşa gelmiş ve 3 ay, 7 günlük hizmeti tamamlandığında tarihler 24/ağustos/1755&#8242;i gösteriyordu. Nişancı Bıyıklı Ali Paşa 2 ay, 2 gün süren hizmetini bitirdiğin­de, takvim 25/ekim/1755 tarihini göstermekteydi. Yoksul bir ailenin çocuğu olup, sarayda baltacı sınıfından, müezzinliğe geçmiştir. Sadarete silahdarlıkdan gelmişse de rüşvetin müt­hiş düşmanı bulunan 3. Osman, kendisini epeyce sevmesine rağmen yaptırdığı tahkikat, rüşvetçiliğini tescil ettiğinde te­reddüt etmeden de idamını emretmiş ve îhfaz yaplımıştı yaşı ise kırkbeş civarındaydı. 136. sadrazam olarak Yirmisekiz Çelebizâde Mehmed Sâid Paşayı 3. Osman&#8217;ın 4. sadrazamı olarak görmüş oluyorsak da, bunun hizmetinin, 5 ay, 7 gün olduğunu görüyoruz. Bu zâtın arkasından da Bahir Mustafa Paşanın 2. sadareti başlar ki, 3. Osman&#8217;ın 5. sadnazamını temsil etmektedir. 9 ay, 10 gün süren bu sadaret nihayetinde 1757/1 l/ocağında, Dâmad Koca Ragıp Paşa 3. Osman&#8217;ın sonuncu, 3. Mustafa&#8217;nınsa ilk sadnazamı olarak göreve gelir.</p>
<p>Yukarıda da belirttiğimiz gibi 3. Osman, Ragıp Paşa bir oyunla alaşağı edileceği sırada hastaydı. Saraydan gelen da­vete icabet etmiyerek azli önlemiş idi. 3. Mustafa ise, tahta cülus ettiğinde bu fevkalâde kıymeti hâiz sadnazamı göre­vinde ipka etti. 8/nisan/1763 tarihinde vefatı münasebetiyle sadaretten ayrıldı. Ülkeyi uzun bir sulh devresi içine sokan politika takip etmiştir. Şairliği ve edibliği pek mârufdur. Üze­rinde çok tetkikat yapılması gereken nâdir hizmet sahiplerindendir.</p>
<p><strong>3. Osman&#8217;ın Şeyhülislâmları</strong><br />
 <br />
Feyzullahzâde Murtaza Efendi, 3. Osman&#8217;ın şeyhülislâmlık makamında bulduğu zattı ve vazifesinden, 12/ocak/1755&#8242;de istifa etti. Yerine; Abdullah Vassaf efendi geçmiş ve makam-ı meşihattaki müddeti 4 ay, 27 gün devam edebildi. Onun ye­rine ifta makamına Damadzâde Feyzullah Efendi, 1 sene, 1 ay, 18 gün sürecek vazifesine başladı. Nöbeti bittiğinde, tak­vimler 26/temmuz/1756 tarihini haber vermekteydi. Ancak araya 6 ay, 23 günlük meşihatıyla Dürrizâde Mustafa Efendi girdi. Dürrizâdeyide Damadzâde Feyzullah Efendi takip etti, Damadzâde 96. Osmanlı şeyhülislâmı olmuş idi. Böylece 3. Osman 3&#8242;yılhk saltanatı esnasında beş tane şeyhülislâm ata­mış oldu. Bunlardan; Damadzâde Feyzullah efendi iki defa meşihata gelmiş oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-osman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 1. Mahmut</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-mahmut.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-mahmut.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 02:39:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Genel]]></category>
		<category><![CDATA[1. mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[1. mahmut döneminde ıslahatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=659</guid>
		<description><![CDATA[1. mahmut, 1. mahmud, 1. mahmut dönemi, ıslahatlar, patrona halil isyanının bastırılması    I. Mahmut I. Mahmud Saltanatı 30 Eylül 1730- 13 Aralık 1754 Padişah Sırası 24 Doğum Tarihi 2 Ağustos 1696 Ölüm Tarihi 13 Aralık 1754 (58 yaşında) Önce III. Ahmet Sonra III. Osman Soyu Osmanlı Hanedanı Babası II. Mustafa Annesi Saliha Sultan Dini İslam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">1. mahmut, 1. mahmud, 1. mahmut dönemi, ıslahatlar, patrona halil isyanının bastırılması</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2">   I. Mahmut</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/a/a2/Mahmud1.jpg/150px-Mahmud1.jpg" alt="Mahmud1.jpg" width="150" height="217" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">I. Mahmud</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/63/Tughra_of_Mahmud_I.JPG/150px-Tughra_of_Mahmud_I.JPG" alt="Tughra of Mahmud I.JPG" width="150" height="83" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Saltanatı</th>
<td>30 Eylül 1730- 13 Aralık 1754</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>24</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>2 Ağustos 1696</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Ölüm Tarihi</th>
<td>13 Aralık 1754 (58 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Önce</th>
<td>III. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Sonra</th>
<td>III. Osman</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Babası</th>
<td>II. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Annesi</th>
<td>Saliha Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>I. Mahmut yirmi dördüncü Osmanlı padişahıdır. 1696&#8242;da Edirne Sarayı&#8217;nda dünyaya geldi. II. Mustafa&#8217;nın oğlu ve III. Ahmet&#8217;in yeğenidir.</p>
<p><strong>İlk yılları</strong><br />
Okul çağına geldiği zaman babasının hocası Şeyhülislam Feyzullah Efendi&#8217;den dersler aldı. Şehzadeliğinde yüksek fen ve din ilimlerini öğrenerek yetişti. Babasının tahttan indirilmesinden sonra padişah olan amcası III. Ahmet de, şehzade Mahmut&#8217;un yetiştirilmesine itina gösterdi. Nihayet III. Ahmet&#8217;in Patrona Halil İsyanı&#8217;yla saltanattan indirilmesi üzerine, 30 Eylül 1730&#8242;da tahta çıktı. III. Ahmet saltanattan çekilirken yeğenine nasihatlar etti ve tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Patrona Halil İsyanı&#8217;nın bastırılması</strong></p>
<p>Sultan I. Mahmud, padişahlığının ilk günlerinde, kendisini tahta çıkaran isyancıların isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı. Sultan III. Ahmed devrinde yapılmış olan köşk ve konakların çoğu isyancıların istekleri sonucu yakılıp yıkıldı. Devlet adamları ve memurlar isyancıların düşünceleri doğrultusunda atandı.</p>
<p><span id="more-659"></span></p>
<p>İsyancıların önderi konumundaki Patrona Halil de Sultan Birinci Mahmud&#8217;a olan bağlılığını bildirmiş olmakla birlikte, devlet işlerine müdahale etmekten vazgeçmiyordu. Bu müdahale öyle bir aşamaya geldi ki, Patrona Halil Sultan Birinci Mahmud&#8217;dan kendisini yeniçeri ağalığına getirmesini ve Rusya&#8217;ya karşı savaş açmasını istedi. 15 Kasım 1730 günü tören yapılacağı bahanesiyle saraya çağrılan Patrona Halil ve yandaşları yakalanarak öldürüldü.</p>
<p>Patrona Halil yandaşları öldürülme korkusuyla tekrar ayaklandılar. Sultan Birinci Mahmud, Sancak-ı Şerif çıkarttı ve halktan ayaklanmanın bastırılması için yardım istedi. İsyanlardan bıkmış olan halk, padişaha yardımcı olarak ayaklanmanın 28 Ocak 1731 tarihinde kısa sürede bastırılmasını sağladı.</p>
<p><strong>İran Savaşları<br />
</strong>Osmanlı kuvvetleri İran seraskeri Ahmet Paşa ile Erzurum valisi ve Revan seraskeri Hekimoğlu Ali Paşa kumandası altında iki koldan harekete geçti. 30 Temmuz 1731&#8242;de Kirmanşah alındı. 15 Eylül&#8217;de Kurican sahrasında İran kuvvetleri bozguna uğratıldı. Urmiye ve Tebriz ele geçirildi. İran şahının barış istemesi üzerine Ocak 1732&#8242;de Ahmet Paşa Antlaşması imzalandı. Buna göre Aras nehri iki devlet arasında hudut kabul edilirken, Revan, Gence, Nahcivan, Bitlis, Şirvan ve Dağıstan Osmanlılara, Tebriz, Kirmanşah, Hemedan, Luristan ve Erdelan eyaletleri ise İran&#8217;a bırakıldı. Sözkonusu Antlaşma Osmanlı Devleti&#8217;nin memnun etmedi ve Sadrazam azledildi. Dolayısıyla, kırılgan bir barış ortamı oluştu. İran da kaybettiği Kafkasya topraklarını geri almak için fırsat kollamaya başladı. 1733&#8242;te İran&#8217;da iktidarı ele geçiren Nadir Şah, Osmanlıların eline geçen bölgeleri almak için tekrar savaş açtı. 1735&#8242;te Arpaçay&#8217;da yapılan muharebeyi Osmanlılar kaybetti. Gence, Tiflis ve Revan İran&#8217;ın eline geçti.</p>
<p><strong>Rusya ve Avusturya ile Savaşlar</strong><br />
Osmanlı Devleti&#8217;nin doğuda İran ile mücadelesini fırsat bilen Avusturya ve Rusya da iki cepheden harekete geçmişti. Azak kalesini ele geçiren Ruslar, Osmanlı kuvvetlerinin toparlanmasına meydan vermeden Gözleve, Kılburun ve Urkapı&#8217;yı da işgal ettiler. 12 Temmuz 1737&#8242;de harekete geçen Avusturya ordusu ise, Bosna, Sırbistan ve Eflak&#8217;a girdi. Bu mağlubiyetler üzerine I. Mahmut sadarete getirdiği Muhsinzade Abdullah Paşa&#8217;yı Rusya üzerine, Hekimoğlu Ali Paşa&#8217;yı da Avusturya üzerine sefere memur etti. Muhsinzade süratli bir hareketle Özi ve Kılburun kalelerini ele geçirirken, Hekimoğlu Ali Paşa ise Banyaluka&#8217;yı kuşatan Avusturya kuuuvvetlerine büyük bir darbe indirdi. Yapılan savaşta Avusturya kuvvetlerinin asker zayiatı 60 bin idi. Hekimoğlu Ali Paşa&#8217;nın bu zaferi İstanbul&#8217;da büyük bir sevince yol açtı. Avusturya ve Rusya barış istemek zorunda kaldı. Nihayet 18 Eylül 1739&#8242;de yapılan Belgrad Antlaşması&#8217;yla Avusturya ile Tuna ve Sava nehirleri hudut kesildi. Rusya ise Azak denizinde donanma bulunduramayacaktı.</p>
<p><strong>Kapitülasyonlar</strong><br />
Osmanlı Devleti Atlas Okyanusu ticareti karşısında gerileyen Akdeniz ticaretini canlı tutmak amacıyla Kanuni Sultan Süleyman devrinde 1536 yılında müttefiki Fransa&#8217;ya ticaret ve gümrük kolaylıkları sağlamıştı. Tek taraflı olarak verilen bu ayrıcalıklar süresi bittiğinde uzatılmak suretiyle sürdürülüyordu. Rusya ve Avusturya ile imzalanan Belgrad Anlaşmalarında arabuluculuk ve kolaylaştırıcı rol üstlenen Fransa&#8217;ya bu kapitülasyonlar 1740 yılında imzalanan bir anlaşmayla sürekli olarak verildi.</p>
<p>XIX. Yüzyıldan itibaren birçok ülkeye teşmil edilen ve Osmanlı Devleti&#8217;nin ekonomisine zarar vermeye başlayan kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Anlaşması ile kaldırıldı.</p>
<p><strong>İran ile yeniden savaş</strong><br />
Avrupa devletleriyle anlaşmalar sağlayan I. Mahmut, yeniden İran üzerine döndü. Nadir Şah, bu vaziyet karşısında Osmanlılarla baş edemeyeceğini anlayınca, Kasr-ı Şirin Antlaşması maddeleri üzerinden anlaşma teklifinde bulundu ve bu istek kabul edildi (1746).</p>
<p><strong>Islahatlar</strong><br />
I. Mahmut, Lale Devri&#8217;nde (1718-1730) büyük bir hız kazanan Osmanlı reform hareketinin Patrona Halil İsyanı ile kesintiye uğradığı bir siyasi ortamda tahta geçti. Amcası III. Ahmet&#8217;in başlattığı reform politikasını daha çekingen bir üslupla da olsa sürdürmeye gayret etti. İsyandan sonra duraksayan matbaacılık hamlesinin yeniden canlandırılmasına izin verdi. Başta Ayasofya kütüphanesi olmak üzere kütüphaneler kurdu. Daha sonra Nuruosmaniye Camii adını alan camiin Avrupa mimarisi tarzında inşa edilmesi için Simon Kalfa adlı Ermeni mimarı görevlendirdi ise de, daha sonra gelen tepkiler üzerine bu projeden vazgeçti.</p>
<p>I. Mahmud döneminin en önemli yeniliği Üsküdar&#8217;da kurulan ve çağın gereklerine göre askeri eğitim veren Kara Mühendishanesi&#8217;nin Mühendishane-i Berri Humayun açılışı oldu. 1729 yılında Osmanlı Devleti&#8217;nin hizmetine giren Humbaracı Ahmet Paşa&#8217;nın öncülüğünde Humbaracı Ocağı büyük bir gelişme sağladı ve gerek Avusturya&#8217;ya gerekse Rusya&#8217;ya karşı kazanılan başarılarda önemli pay sahibi oldu.</p>
<p><strong>Mimari eserler<br />
</strong>Birinci Mahmud döneminin en büyük eseri Hekimoğlu Ali Paşa Camii ve Külliyesi oldu. Tophane&#8217;de inşa edilen Birinci Mahmud Çeşmesi, Halep&#8217;te yapılan Osman Paşa Külliyesi, Kahire&#8217;deki Habbaniye Sultan Birinci Mahmud Tekkesi ve Sebili, Erzurum&#8217;daki Vezir İbrahim Paşa Camii, Cağaloğlu&#8217;ndaki Hacı Beşir Ağa Külliyesi ve Şumnu&#8217;da inşa edilen Şerif Halil Paşa Camii dönemin diğer önemli mimari eserleridir.</p>
<p><strong>Kişiliği</strong><br />
Devrinin vakanüvislerince zeki, anlayışlı, hamiyetli, lütufkâr ve merhametli bir zat olarak tanıtılan I. Mahmut, hadiseleri sonuna kadar takip eder, devlet işlerinde istişarede bulunur, acele etmez ve telaş göstermezdi. Yeniliği sever ve memleketi bu yoldan yükseltmeye gayret ederdi. İlim, sanat, edebiyat meclislerindeki sohbetlere katılır ve Sebkatî mahlası ile şiirler yazardı. Devrinde ilim, kültür ve sanat sahalarında kıymetli eserler yazıldı. Beşiktaş&#8217;ta Arap İskelesi Camii, Rumeli Hisarı&#8217;nda İskele Camii ve Yıldıztepe mescitleri yaptırdığı bazı eserlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-mahmut.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 3. Ahmet</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-ahmet.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-ahmet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 04:52:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[3. ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[lale devri]]></category>
		<category><![CDATA[pasarofça anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[patrona halil isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[prut anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[prut savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=656</guid>
		<description><![CDATA[3. ahmet, 3. ahmed, 3. ahmet dönemi, patrona halil isyanı, prut savaşı, pasarofça anlaşması, lale devri III. Ahmet III. Ahmet Saltanatı 22 Ağustos 1703- 1 Ekim 1730 Padişah Sırası 23 Doğum Tarihi 30 Aralık 1673 Ölüm Tarihi 1 Temmuz 1736 (62 yaşında) Önce II. Mustafa Sonra I. Mahmut Soyu Osmanlı Hanedanı Babası IV. Mehmet Annesi Emetullah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3. ahmet, 3. ahmed, 3. ahmet dönemi, patrona halil isyanı, prut savaşı, pasarofça anlaşması, lale devri</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2">III. Ahmet</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/e/e3/III._Ahmet.jpg/150px-III._Ahmet.jpg" alt="III. Ahmet.jpg" width="150" height="216" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">III. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/44/Tughra_of_Ahmed_III.JPG/150px-Tughra_of_Ahmed_III.JPG" alt="Tughra of Ahmed III.JPG" width="150" height="80" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Saltanatı</th>
<td>22 Ağustos 1703- 1 Ekim 1730</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>23</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>30 Aralık 1673</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Ölüm Tarihi</th>
<td>1 Temmuz 1736 (62 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Önce</th>
<td>II. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Sonra</th>
<td>I. Mahmut</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Babası</th>
<td>IV. Mehmet</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Annesi</th>
<td>Emetullah Rabia Gülnuş Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th style="text-align: left;">Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>III. Ahmet, (d. 30 Aralık 1673 – ö. 1 Temmuz 1736). 23. Osmanlı padişahıdır.</p>
<p>Babası Sultan IV. Mehmet, annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan&#8217;dır. Annesi Giritlidir. Sultan II. Mustafa&#8217;nın öz kardeşi olan Sultan III. Ahmet, iyi bir tahsil ve terbiye görmüş, ünlü hocalardan dersler almıştı.</p>
<p>Sultan III. Ahmet, ağabeyi Sultan II. Mustafa&#8217;nın tahttan indirilmesi üzerine 22 Ağustos 1703 tarihinde 30 yaşında iken Edirne&#8217;de tahta geçti. Osmanlı Devleti açısından önemli bir yere sahip olan Lale Devri boyunca padişahlık yapan Sultan III. Ahmet, hattat ve şairdi. &#8220;Necib&#8221; mahlasıyla şiirler yazdı. Ayrıca Musiki ile de yakından ilgileniyordu. Divan şairlerinden Urfalı Nabi Efendi&#8217;nin hem kendisini hem de şiirlerini çok severdi.<br />
<span id="more-656"></span></p>
<p>Gençliği diğer Osmanlı şehzadelerine göre bir hayli serbest geçti. Şehzadelerin öldürülmesi geleneği kalktığından, rahat bir hayat sürdü. İstediği her şeyle ilgilendiği için bilgisi de, görgüsü de arttı. Avrupa&#8217;daki gelişmeleri inceleme fırsatı buldu ve matbaanın Osmanlı Devletine gelmesi için çok çaba sarfetti. 27 yıl gibi uzun bir süre tahtta kalan Sultan III. Ahmet, çıkan Patrona Halil İsyanı sonunda, 1 Ekim 1730 tarihinde padişahlıktan çekildi.</p>
<p>Sultan III. Ahmet&#8217;in padişahlığının ilk günleri, tamamen disiplinden çıkmış yeniçerileri yatıştırma gayretleri ile geçti. Ancak kendisini padişah yapan yeniçerilere karşı etkili olamadı. Sultan III. Ahmet&#8217;in sadrazamlığa getirdiği Çorlulu Ali Paşa, ona idari konularda yardımcı olmaya çalıştı, hazine için yeni düzenlemelerde bulundu ve Sultan III. Ahmet&#8217;e rakipleriyle mücadelesinde destek oldu.</p>
<p>Sultan III. Ahmet zamanında Rusya ile olan ilişkilerde gerginlik yaşandı. Bunun sebebi Rusya&#8217;nın Orta Asya üzerinde yayılma siyaseti izlemesi, balkanlardaki toplumları Slavlaştırmaya çalışması, açık ve sıcak denizlere inmek istemesiydi.</p>
<p><strong>Prut Savaşı</strong><br />
Prut Savaşı, (1710-1711) Rusya&#8217;yla Osmanlı Devleti arasında yapılmış bir savaştır.</p>
<p><strong>Savaşın nedenleri</strong><br />
Rusya, Osmanlı Devleti ile mücadelesinde kendi lehine bir zemin yaratmak istiyordu. Osmanlı Devleti içinde yaşayan Ortodoks toplumları kışkırtarak Osmanlı Devleti&#8217;ni zayıflatacak ve yapacağı savaşlarda daha önce kaybettiği toprakları geri alacaktı. Eflak ve Boğdan Beylerini Osmanlılara karşı kışkırtan Rus Çarı I. Petro, Poltova Savaşı&#8217;nda İsveç Kralı XII. Karl&#8217;ı (&#8220;Demirbaş Şarl&#8221;) yenince, Demirbaş Şarl Osmanlılara sığındı. İsveç Kralını kovalayan Rus birliklerinin Osmanlı topraklarına akınlar düzenlemesi üzerine ve Bender&#8217;de mülteci bulunan Demirbaş Şarl&#8217;ın İstanbul&#8217;a yazdığı mektuplarla Rusya aleyhine yaptığı kışkırtmanın etkisi ile Sultan III. Ahmed Rusya&#8217;ya karşı savaş ilan etti (1711).</p>
<p><strong>Savaşın kazanılması<br />
</strong>Sadrazamlığa getirilen Baltacı Mehmet Paşa, 200.000 kişilik bir orduyla Tuna&#8217;yı geçerek Eflak&#8217;a girerken, Osmanlı donanması da Karadeniz&#8217;e açıldı. Osmanlı kuvvetleri, Kırım Ordusunun da desteği ile Rus birliklerini Prut Nehri kıyısında Stanileşti kasabası yakınında çember içine aldılar. O an için kurtuluş imkânı bulunmayan Rus Çarı Deli Petro, Moskova&#8217;ya bir mektup yazarak durumun zorluğunu ve ümitsizliğini anlattı. Çariçe I. Katerina araya girerek Osmanlı Devletine barış teklifinde bulundu. Hem Kırım Hanı, hem de İsveç Kralı saldırıya geçilip Rus ordusunun yok edilmesini savunuyorlardı. Ancak Baltacı Mehmet Paşa, Deli Petro&#8217;nun ordusunun etrafını sarmışken, Çariçe Birinci Katerina&#8217;nın araya girmesi üzerine veya isyan belirtileri gösteren Yeniçerilere güvenmemesi nedeniyle barışı kabul etmiştir. 22 Temmuz 1711&#8242;de taraflar arasında bir antlaşma yapılmıştır. Antlaşmanın imzalanmasından Sultan III. Ahmed de memnun olmuştu. Ancak ordusunu muhasaradan kurtaran Çar I. Petro&#8217;nun, vaatlerini yerine getirmemesi, sadrazama karşı İstanbul&#8217;da bir muhalefet grubunun oluşmasına yol açtı. Baltacı ile Katerina arasında ne tür bir ilişki kurulduğuna dair zaman içinde geniş kapsamlı söylentiler, tartışmalar ve literatür oluşmuştur. Ancak bilimsel anlamda yapılan araştırmaların, Prut Savaşı sırasında Baltacı ile Katerina arasında bir buluşmanın gerçekleşmediğini ortaya koyduğu söylenmektedir.</p>
<p><strong>Prut Antlaşması</strong><br />
Prut Antlaşması 21 Temmuz 1711 tarihinde Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yapılmış bir antlaşmadır.</p>
<p>1710 yılında Osmanlı Devleti Sultan III. Ahmet tarafından yönetilmekteydi. Rusya&#8217;nın başında Çar Büyük Petro &#8220;Deli Petro&#8221;, İsveç&#8217;in başında ise XII. Şarl &#8220;Demirbaş Şarl&#8221; bulunmaktaydı. Demirbaş Şarl&#8217;ın ordusu Poltava Savaşı&#8217;nda Deli Petro&#8217;nun ordusuna yenildi ve Osmanlı topraklarına sığındı. Bu arada Rusya&#8217;nın Lehistan&#8217;ın içişlerine karışması, Eflak ve Boğdan beylerini Osmanlılara karşı kışkırtması Osmanlı Devletini rahatsız ediyordu. Osmanlı Devleti Rusya&#8217;ya karşı savaş ilan etti.</p>
<p>Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa yönetimindeki ordu Kırım Hanlığı ordusunun desteğiyle Rusları Prut nehri kıyısında kıstırdılar. Bir yanı bataklık, bir yanı uçurum olan bir yerde idi bu mevzi. Prut Savaşı denilen bu savaşı Osmanlıların kazanması üzerine Prut Antlaşması imzalandı. Antlaşmanın koşulları şunlardır:</p>
<p>1.Azak Kalesi Osmanlılara geri verilecek. (Karadeniz tekrar Osmanlı gölü haline geldi.)<br />
2.Ruslar İstanbul’da daimi elçi bulundurmayacaklar.<br />
3.İsveç Kralı Şarl&#8217;ın serbestçe ülkesine dönmesine izin vereceklerdi<br />
4.Ruslar Lehistan’ın içişlerine karışmayacaklardı.</p>
<p><strong>Pasarofça Antlaşması</strong><br />
Pasarofça antlaşması, 1714-1717 Osmanlı-Avusturya- Harbine son veren, yukarı Sırbistan, Belgrad ve Banat yaylasının Avusturya&#8217;ya; Dalmaçya, Bosna ve Arnavutluk kıyılarının Venedik&#8217;e verilmesi, Mora Yarımadası Osmanlılarda kalması gibi maddeleri içeren 21 Temmuz 1718&#8242;de imzalanan antlaşmadır. Antlaşma Osmanlı sultanlarından III. Ahmed Han (1703-1730) zamanında, Mora-Tuna kavşağında Sırbistan’nın (şimdi Sırpca adı Požarevec, Almanca adı Passarowitz olan) Pasarofça kasabasında yapıldı.</p>
<p>Venedikliler Karlofça Antlaşması hükümleri tamamen ihlal ederek Karadağ&#8217;daki isyanı teşvik edip isyancılara yardım edince ve İstanbul-Mısır seferleri yapan Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırınca 1715de Sadrazam Silahdar Damat Ali Paşa Venedik Cumhuriyeti&#8217;ne savaş ilan ederek Mora Seferine çıktı. Bu seferi Korint, Anapoli, Modon, Koron, Navarin kalelerini fethederek zaferle sonuçlandırdı. Fakat Venedik&#8217;in bağdaşığı olan Avusturya sert bir tepki ile, Karlofça Antlaşması gereğince Mora&#8217;nın Venediklilere geri verilmesini istemesi üzerine, Avusturya&#8217;ya da savaş açıldı.</p>
<p>Sadrazam Silahdar Damat Ali Paşa, Osmanlı ordusu ile birlikte Macaristan&#8217;a girdi. Petervaradin Savaşı&#8217;nda Savoy Prensi Eugen komutasındaki Avusturya ordusu Osmanlı kuvvetlerini bozguna uğrattı (5 Ağustos 1716) ve Sadrazam Silahdar Damat Ali Paşa şehit düştü. Bu bozgundan sonra Temeşvar kalesi yitirildi ve Osmanlı ordusunda olan çözülme ile dağınık ve disiplinsiz birlikler Belgrad&#8217;a çekildi. Ordunun burada biraz tutunması ile birlikte, ta gerilerde Edirne ve İstanbul&#8217;da panik ortaya çıktı. Yeni Sadrazam Hacı Halil Paşa ordunun donatım işleri ile meşguldu ama 1717deki savaşlar hezimetin boyutunu büyüttü; 18 Ağustos 1717 tarihinde Belgrad düşman eline geçti. Belgrad&#8217;dan ta Niş&#8217;e kadar yörelerinin Müslüman ve Türk halkı aç ve çıplak Edirne ve İstanbul yoluna düştüler. Yeni sadrazam Tevkii Nişancı Mehmed Paşa altında, ordu Avusturya cephesinde Bosna ve Vidin&#8217;de başarılar elde etti. İbrahim Paşanın teşebbüsleri sayesinde Avusturyalılarla barış yapılmasının kararlaştırılmasından sonra, 1718&#8242;de sadrazamlığa getirilen Damat İbrahim Paşa barış teklif etti.</p>
<p>Osmanlı Devletini Şıkk-ı sânî Defterdarı (Mâliye Müsteşarı) Silâhtar İbrâhim Efendi başkanlığındaki heyet temsil etti. Pasarofça’da Kont Virmond başkanlığında Avusturya ve Carte Ruzigi başkanlığındaki Venedik heyetlerinden başka, Felemenk (Hollanda) temsilcisi Collyer Kontu ile İngiltere temsilcisi Sir Robert Sutton da vardı. İki ay kadar süren konferanstan sonra; Avusturya ile yirmi madde ve bir ilâve, Venediklilerle de 26 madde üzerinden, 21 Temmuz 1718 tarihinde antlaşma imzalandı.</p>
<p>Antlaşmaya göre,</p>
<p>Avusturya ile Niş, Banat Dağları ve Transilvanya Alpleri hudut kesildi.<br />
Mülteci olarak Osmanlı Devleti&#8217;ne sığınan Erdel prensi II. Rákóczi Ferenc ailesiyle beraber Osmanlı-Avusturya sınırında oturmak ve emniyeti sağlanmak şartıyla iade edilecekti.<br />
Venedikliler, Mora Yarımadasını, Korintos ile çevresini, Egin Körfezindeki adaları, İyonya Adalarını, Aya Mavri Adasını ve Girit’te üç iskeleyi Osmanlı Devletine verecekti.<br />
İran yoluyla Avrupa&#8217;ya gelen tüccarlar, dönüşte Tuna gümrük vergilerinden muaf tutulacaktı.<br />
Pasarofça Antlaşmasıyla, Osmanlı Devleti; Avusturya’ya toprak vermesine rağmen, Venedik’ten aldı. Avusturya’ya verdiği toprakları, daha sonraki antlaşmalarla, Tamışvar hariç, geri aldı. Pasarofça Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti batı dünyasının üstünlüğünü ilk kez kabul etmiş ve batılı tarzda ıslahatların yapıldığı Lale Devri&#8217;ne girmiştir.</p>
<p><strong>Lale Devri</strong></p>
<p>Lâle Devri, (Osmanlı Türkçesi: لاله دورى) Osmanlı Devleti&#8217;nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren dönemdir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;dır. Zevk ve sefâ devri olarak bilinir. Adını, o dönemde İstanbul&#8217;da yetiştirilen ve zamanla ünü dünyaya yayılan lale çiçeklerinden alır. Bu dönem gerileme dönemine dahil olmaktadır.<br />
Nedim, Lâle Devri&#8217;nin günlük hayatını ve İstanbul&#8217;un tasvirini aşağıdaki unutulmaz mısralarla yapmıştır:</p>
<blockquote><p>“ Bu sehri İstanbul kî, bî misl ü behâdir;<br />
Bir sengine yekpare Acem mülki fedadir.</p>
<p>Bazari hüner madeni ilm ü ulemadir.<br />
 ”</p></blockquote>
<p>İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sultan III. Ahmet, sadrazam Damat İbrahim Paşa ile uyum içerisinde çalışmış, bu sırada yaşanan Lâle Devri&#8217;nde sanata, edebiyata ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirilmişti. Sultan III. Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni Câmii&#8217;de birer kütüphane, Ayasofya&#8217;da Bâb-ı Humâyun&#8217;un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan Sultan Üçüncü Ahmet Çeşmesi ve İstanbul&#8217;un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Deryayi Sim adlı bir su bendi inşa ettirmiştir.</p>
<p>Bunlardan başka Üsküdar Yeni Vâlide Câmii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Damat İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul&#8217;da Yeni Postane arkasında Daarül Hadis ve Sebil, Ortaköy Camii önündeki çeşme, Üsküdar Şemsi Paşa&#8217;da Hüsrev Ağa Camii önündeki çeşme ve Çubuklu Camii yanındaki Mesire Çeşmesi gibi eserler yine bu dönemde yapılmıştır.</p>
<p>Dönemin belki de en gözde eseri olan Sâdâbâd, maalesef günümüze kadar gelememiş, bize yıkıntıdan fazla bir şey kalmamıştır.</p>
<p><strong>Dönemin Sonu</strong></p>
<p><strong>Patrona Halil İsyanı</strong><br />
Patrona Halil İsyanı, Osmanlı Devleti&#8217;ndeki Lale Devri&#8217;nin sonunu getiren ayaklanmadır. Patrona Halil adlı, ne aslı oluğu belirli olmayan bir kişi idaresinde, bu ayaklanma 28 Eylül, 1730da başlayıp üç gün sürmüştür. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edilmiş; Sultan III. Ahmed tahttan indirilmiş ve tahta I. Mahmud getirilmiş ve sonradan Lale Devri adı verilecek devir sona erdirilmiştir.</p>
<p><strong>Ayaklanmanın nedeni</strong><br />
Ayaklanmanın sebebi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;nın açtığı zevk ve sefahat devrinden memnun olmayan, bu yapılanları israf olarak gören bir kitle oluşmuş olmasıdır. İran seferinden olumsuz haberler gelmesi üzerine halk harekete geçmiş, camilerde ve diğer yerlerde propaganda yaparak ayaklanmanın zeminini oluşturmaya başlanmıştı. Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti.</p>
<p>Zamanın tarihin yazan Mehmed Raşid Efendi ve İsmail Asım Efendi, tepkilerin ve öfkelerin korkunç bir ayaklanmaya dönüşmesinde, geceli gündüzlü ziyafetlerin, çırağan eğlencelerinin, sefere çıkmak istemeyen padişahla sadrazamının Davutpaşa Sarayı bahçelerine gidip bülbül dinlemelerinin baş rolü olduğunu yazarlar.[3][4] Tarihçi Şem&#8217;danî-zâde ise daha pratik bir anlatım ve örneğinle ayaklanmaya neden olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;yı &#8220;mirasyedi meşreb, gece gündüz zevk u sürûr icad idüb halkı aldadacak şey lazımdır deyû bayramlarda meydanlarda dolaplar, beşikler, atlıkarıncalar, salıncaklar kurdurub erkeklerle kadınları karışık salıncağa bindiren, salıncağa binub inerken hubbaz yiğidlere kadınları kucaklatdıran, hoş-seda ile şarkılar söylettiren&#8221; kişi olarak tarif eder.[5] Topluluk tepkilerini halk ihtilaline döndürmeyi başaranlar, gerçekte Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;nın siyasi karşıtlarıydı.</p>
<p><strong>Ayaklanmanın idaresi ve gelişmesi</strong><br />
Halk isyanının elebaşısı Horpeşteli Arnavut Halil, levendlik ve Rumeli&#8217;de yeniçerilik yapmıştı ve yakın hemşerileri arasında &#8220;Patrona&#8221; (koramiral) lakabıyla anılmaktaydı. İstanbul&#8217;da bir hamam tellaklığı veya esnaflık yaptığı da söylenmiştir. İstanbul meyhanelerine devam ettiği, devamlı alkol aldığı ve ihtilal yoldaşlarını da bu meyhanelerde tanıdığı bilinmektedir. Patrona Haili kendini ayaklanmaya elebaşılık etmeye kışkırtanların telkinleri ile 1730 yaz sonunda bir ihtilalci kadro toplamış ve ilk ihtilal planlama toplantısı 25 Eylül 1730&#8242;da Mevlid Alayı günü yapılmıştır. Bu grubda başkan Patrona Halil; yardımcıları Muslu Beşe ve Emir Ali ve kolbaşı kurmaylar olarak Ali Usta, Karayılan, Çınar Ahmed, Oduncu Ahmed, Derviş Mehmed, Erzurumlu Mehmed, Küçük Muslu, Kutucu Halil adlarında daha çok zorba olarak adları çıkmış halk adamları bulunmaktaydı. Zorba ayaklanmacılar 28 Eylül Persembe günü bayrak açıp şeriat için herkesi bayrak altına gelmesini istediklerini bağırarak üç koldan şehirde yürüyüşe geçtiler. Kapalıçarşı&#8217;ya Bayezid Camii&#8217;nin Kaşıkçılar kapısı tarafından yürüyüşe geçerek ayaklanmayı resmen başlattılar; çarşıya girip tüccarlara zorla dükkânlarını kapattırdılar ve çarşı girişlerini tutup kimsenin alışveriş için girememesini sağladılar. Birden yürüyüş kolları kalabalıklaşıp büyümeye başladı. Ana kola hedef Etmeydanı oldu ve Patrona Halil ve erkanı bu meydanı merkez seçtiler. Bir grup da Üsküdar&#8217;a geçip orada muzır çıkarmaya başladı. Asayişi sağlaması gereken Yeniçeri Ağası Hasan Paşa bu kargaşalığa önce müdahale eder göründü ise de kalabalık dallanıp budaklanınca korkup, kurtulma çaresini kaçıp saklanmakta buldu.</p>
<p>Sultan ve sadrazam Damad İbrahim Paşa Üsküdar&#8217;da idiler. İstanbul Kaymakamı karşıya geçip gelişmeler hakkında bilgiler verdi. Karşılık olarak yapacakları kararlaştırmak icin devlet adamları ve yüksek ulema Üsküdar&#8217;a çağrıldı ve Sancak-i Şerif Topkapı Sarayı&#8217;ndan çıkarılıp getirildi. O gece Sultan, Sadrazam ve devlet erkanı İstanbul&#8217;a geçip Topkapı Sarayı&#8217;na yerleştiler. Fakat o akşam Yeniçeriler ve Acemoğlanları da kazan kaldırıp, şeriat için yürüyüşe geçen ve geceyi sokaklarda geçiren halka katıldılar. 29 Eylül günü ayaklanmacılar İstanbul&#8217;un kontrolunu ellerine almışlardı. Patron Halil yandaşlarına emirler verip yağmalar ve baskınlar düzenleyip isyana katılmayan veya isyancıların uygun görmedikleri kişilerin öldürülmelerine başlandı. Bu aranan ve kayıplara karışan kişiler arasında devrin ünlü şairi Nedim de bulunmaktaydı. Böylece Patrona bir terör havası yaratmayi ve kendine muhalef edeceklere gözdağı verip muhalefeti önlemeyi başardı. Etmeydanı&#8217;nda bulunan elebaşılar heyeti karargahına müderrisler getirip isteklerini fetvalar şekline dönüştürüp güya meşruiyet kazandılar. &#8220;Şeriat isteriz&#8221; yaygaralariyla sokaklara dökülmüş acayip halk psikolojisi içinde bulunan halk güruhuna, tomruk ve zindan mahkumlarının salınması ile katılanlar ve İstanbul&#8217;un bütün ayaktakımı öncülük ve liderlik etmeye başladı.</p>
<p>Bu gelişmeler üzerine Saray&#8217;dan gönderilen bir aracı ile Sultan III. Ahmet isyancıların ne istediklerinin sorulmasını istedi. Patrona Halil, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ile birlikte 37 kişinin kellelerinin kesilmesini istendiği belirtildi. Sultan duruma el koymak için Sancak-i Şerif&#8217;in açılmasını ve müslümanların bu sancak altına çağrılmasını emretti. Bu emire uyan çok az sayıda kişi Patrona Halil&#8217;in devriyeleri tarafından hemen dağıtıldılar. Yeni Kaptan-ı Derya olarak atanan Abdi Paşa, Patrona ile şahsi bir görüşme yapıp uzlaşma yolları araştırdı; ama başarı kazanamadı.</p>
<p><strong>Sadrazamın idamı</strong><br />
30 Eylul&#8217;de Topkapı Sarayı&#8217;nda yapılan toplantida Zulali Hasan Efendi Sadrazam İbrahim Paşa&#8217;nın idam edilmesini önerdi. Ulemanin fetvası da alınarak akşama doğru Sadrazam İbrahim Paşa ve damatları Mustafa Paşa ve Mehmed Paşa Kapılararası&#8217;nda boğduruldular. 1 Ekim sabahı, cesetleri öküz arabalarına konulup Saray&#8217;dan çıkartılıp isyancılara verildi. Ayaklanmacılar da hiç akıl almayacak hakaretlerle cesetleri İstanbul sokaklarında sürükleyip herkese gösterdiler.</p>
<p>Fakat, ayaklanmacılar arasında bu cesetlerden hiçbirinin İbrahim Paşa&#8217;ya ait olmadığına dair bir şüphe uyandı. Tekrar Saray&#8217;a bir yürüyüş başladı. Alay Köşkü önünde büyük bir kalabalık toplandı. Padişah pencerden görünmek zorunda kaldı.</p>
<p><strong>III. Ahmed&#8217;in tahtdan feragati ve I. Mahmut&#8217;un tahta geçişi</strong><br />
Ulemadan Zulalî Hasan Efendi ve İspirzade asilerle uzlaşmaya gönderildiler. Fakat Patrona Halil ve diğer isyancı başları, bu sefer de tüm isteklerini yerine getiren Sultan III. Ahmet&#8217;in tahtan indirilmesini istediler. Uzlaşma heyeti de Patrona Halil ile isyanın sona ermesinin ancak Sultan III. Ahmed&#8217;in tahttan inmesi ile mümkün olacağına anlaştılar. Kendisine ve ailesine zarar verilmemesi durumunda tahttan çekileceğini bildiren Sultan III. Ahmet, 30 Eylül gecesi yeğeni Şehzade Mahmud&#8217;u Kafes Köşkü&#8217;nden getirip önce alnından öptü; saltanata dair öğütlerde bulundu ve şehzadeleriyle birlikte yeni sultana biat etti.</p>
<p>I. Mahmud önce Hirka-i Saadet dairesinde namaz kılıp dua etti ve gece yarısından sonra iç biat törenine katılıp Saray halkının tebriklerini kabul etti. 2 Ekim,1730&#8242;da İstanbul Osmanlı tahtına I. Mahmut geçtiğini ilan eden cülus toplari ile uyandı. O gün Sadrazamlığa Silahdar Mehmed Paşa tayin edilmişti. Babüsaade onune kurulan bir tahta oturan I. Mahmut için dış biat törenine hemen başlandı. Bu torende protokol ayaklanma liderlerinin uygunsuz giysi, hareket ve tavırları ile bir skandal oldu. Ön sırada baldırı çıplak Yeniçeri eri kıyafeti giyinmiş ile silahları kuşanmış olarak Patrona Halil, Muslu Beşe vb efradı yer almışdı.</p>
<p>Ayaklanmacılar hemen organize olmaya başladılar. Patrona Halil, İstanbul Kadısı olarak Müderris İbrahim&#8217;i, Yeniçeri Ağası olarak eski yoldaşı Nişli Kel Mehmed&#8217;i ve Sekbanbaşı olarak Urlu Murteza&#8217;yi atamıştı. Yeni Padişah, ayaklanmacıların hazırladığı listelere göre, ta en küçük görev olan kürsü şeyhliğine kadar, yeni atamalar yapmak zorunda kaldı. Örnegin, Patrona&#8217;ya ayaklanmadan önce borç vermiş ve ayaklanma sırasında kredi sağlamış olan Yanaki adlı bir Rum kasap Buğdan Voyvodalığı&#8217;na kâğıt üzerinde atanmıştı.</p>
<p>6 Ekim 1730&#8242;da yeni Padişah için Eyüp&#8217;da yapılan kılıç alayı da yeni bir skandal doğurdu. Patrona Halil ve yandaşları yine yalınayak, baldırı çıplak, silahlar takınmış, fakat süslü atlara binmiş şekilde boy gösterdiler. Edirnekapı üzerinden Eyüp&#8217;e giden Sultan I. Mahmud bu serdengeçti ayaklanmacılar ve bunlara saşkın bakakalan İstanbul halkı arasından geçip camide Muhammed&#8217;in kılıcını kuşanmak zorunda kaldı.</p>
<p><strong>Ayaklanmanın sonrası<br />
</strong>Asiler daha önceki devirden elde kalan en önemli binaların bulundugu Saadabat&#8217;daki köşkleri yakıp küle döndürmeyi arzu etmekteydiler. Fakat I. Mahmud bu yangına izin vermedi. Ama yine de buraların yıkılmalarına engel olamadı.</p>
<p>I. Mahmud ayaklanma elebaşılarını birer görevle İstanbul&#8217;dan uzaklaştırmayı denedi. Patrona Halil Yeniçeri Ağası tarafından yapılan 10 bin altın maaşla nerede isterse vali olması teklifini retedip; amacının mal, mülk ve ünvan edinmek olmadığını ve bozuk düzeni kaldırmak ana hedefi olduğunu belirtti. Güvenilir adamları aracılığıyla I. Mahmut, Kapıkulu asker ocaklarındaki isyancıları ve Patrona Halil etrafındaki kalabalığı kendi safina çekmekde biraz başarı kazandı. Patrona Halil, Şeyhülislam ve kazaskerin kefil olmaları ile bu yoldaşlarının ayrılmasını kabul etti.</p>
<p>Fakat yine bir ay boyunca Patrona sık sık Etmeydanı karargahından ayrılıp silahlı olarak Sultan&#8217;ın huzuruna çıkıp istek ve önerilerde bulunmakta ve ayrıca çarşı pazarda denetimde bulunmaktaydı. Kasım 1730 ortasında (çoğu Arnavut asıllı olan) Patrona Halil erkanı ile kapıkulu askerleri arasında, özellikle Patrona Halil erkanına sağlanan ayrıcalıklardan doğan hoşnutsuzluk dolayısıyla, uyuşmazliklar başladı. Bunu önlemek için Patrona Halil Sadaret Kaymakamı görevini yüklenmek istediğini Sultan&#8217;a bildirdi. Bunun zararını anlayan Sultan hemen Kaptan-ı Derya Canım Hoca Mehmed Paşa&#8217;ya bir plan hazırlatıp uygulamaya koydu. 23 Kasım&#8217;da genel gündemli bir Divan-ı Hümayun toplantısı hazırlanıp Patrona Halil ve bütün erkanı bu toplantıya çağrıldı. Burada 25 Kasım&#8217;da bir gizli toplantı yapılması kararlaştırıldı. Bu gizli toplantiya gelen Patrona, erkanı ve muhafızlerı birbirinden ayrıldı. Silahlarından arındırılan Patrona Halil ve erkanı Sünnet Odası&#8217;ndan alinarak bir baskınla öldürüldüler. Dışarıda bekleyen muhafızlar ise birer ikişer ayrı ayrı idam edildiler. Endurun avlusu ve Sofay-i Hümayun bir savaş meydanına döndü. Patrona, erkanı ve mufahızlarının kelleleri ve cesetleri Saray&#8217;dan arabalarla çıkarılınca zorba kalabalıkları da hemen dağıtıldı.</p>
<p>İstanbul sıkı bir denetime alındı. Özellikle hamamlarda çalışıp yaşayan Arnavutlar elimine edildi. 2.000 kişi yakalanip ya idam edildi ya da Anadolu&#8217;ya sürgüne dağıtıldı. Böylece 25 Kasım&#8217;dan hemen sonra Patrona Halil isyanı kalıntıları sona erdirilip I. Mahmud&#8217;un gerçek saltanatı başladı.</p>
<p><strong>Mimari Çalışmalar</strong><br />
İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sultan III. Ahmet, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ile uyum içerisinde çalışmış, bu sırada yaşanan Lale Devri&#8217;nde sanata, edebiyata ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirilmişti. Sultan III. Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni Camii&#8217;de birer Kütüphane, Ayasofya&#8217;da Bab-ı Humayun&#8217;un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan bir çeşme (Sultan III. Ahmet Çeşmesi) ve İstanbul&#8217;un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Deryayi Sim adlı bir su bendi inşa ettirmiştir.</p>
<p>Bunlardan başka Üsküdar&#8217;da Yeni Valide Camii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul&#8217;da Yeni Postane arkasında Daarül Hadis ve Sebil, Ortaköy Camii önündeki çeşme, Üsküdar Şemsi Paşa&#8217;da Hüsrev Ağa Camii önündeki çeşme ve Çubuklu Camii yanındaki Mesire Çeşmesi gibi eserler yine bu dönemde yapılmıştır.</p>
<p>Erkek Çocukları: I. Abdülhamit, III. Mustafa, Süleyman, Bayezid, Mehmed, İbrahim, Numan, Selim, Ali, İsa, Murad, Seyfeddin, Abdülmecid, Abdülmelik<br />
Kız Çocukları: Emine, Rabia, Habibe, Zeyneb, Zübeyde, Esma, Hatice, Rukiye, Saliha, Atike, Reyhan, Esime, Ferdane, Nazife, Naile, Ayşe, Fatma, Emetullah, Ümmüselma, Emine, Rukiye, Zeyneb, Sabiha.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-3-ahmet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 2. Mustafa</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-mustafa.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-mustafa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 22:41:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[2. mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[edirne vakası]]></category>
		<category><![CDATA[KARLOFÇA ANLAŞMASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=653</guid>
		<description><![CDATA[2. mustafa, 2. mustafa dönemi, osmanlı padişahı 2.mustafa    II. Mustafa II. Mustafa Saltanatı 6 Şubat 1695- 22 Ağustos 1703 Padişah Sırası 22 Doğum Tarihi 6 Şubat 1664 Ölüm Tarihi 29 Aralık 1703 (39 yaşında) Önce II. Ahmet Sonra III. Ahmet Soyu Osmanlı Hanedanı Babası IV. Mehmet Annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan Dini İslam II. Mustafa, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2. mustafa, 2. mustafa dönemi, osmanlı padişahı 2.mustafa</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    II. Mustafa</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/94/II._Mustafa.jpg/150px-II._Mustafa.jpg" alt="II. Mustafa.jpg" width="150" height="218" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">II. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th>Saltanatı</th>
<td>6 Şubat 1695- 22 Ağustos 1703</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>22</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>6 Şubat 1664</td>
</tr>
<tr>
<th>Ölüm Tarihi</th>
<td>29 Aralık 1703 (39 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th>Önce</th>
<td>II. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Sonra</th>
<td>III. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th>Babası</th>
<td>IV. Mehmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Annesi</th>
<td>Emetullah Rabia Gülnuş Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th>Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>II. Mustafa, (d. 6 Şubat 1664, İstanbul – ö. 29 Aralık 1703). 22. Osmanlı padişahıdır.</p>
<p>Babası Sultan IV. Mehmet, annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan &#8216;dır. Annesi Giritlidir. Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin üçüncü günü yapacağı işleri anlatan bir hatt-ı hümayun yayınladı. Yazısında:</p>
<blockquote><p>“ Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir. ”<br />
 </p></blockquote>
<p>diyordu. Yine vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı şöyledir:</p>
<blockquote><p>“ Bana ağırlık ve hazine lâzım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime hizmet tamam olmadıkça, seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim. ”</p></blockquote>
<p><strong><span id="more-653"></span><br />
Avusturya seferleri</strong><br />
II. Mustafa döneminde Avusturya üzerine Sultan&#8217;ın katıldığı üç büyük sefer düzenlenmiştir.</p>
<p>Tahta geçtiği zaman Osmanlı devleti Avusturya ile karada ve Venedik&#8217;le deniz ve karada savaşa devam etmekteydi. Lehistan ve Rusya ile anlaşmazlık cok ciddileşmişti. Sultan II. Mustafa Balkanlarda savaş icin askerî merkez olan Edirne&#8217;de kalarak savaş işleri ile uğraşmak zorunda kaldı.</p>
<p>Birinci Avusturya Seferi&#8217;ne II. Mustafa tahta geçmesinin beşinci ayında 30 Haziran 1695&#8242;de Edirne&#8217;den hareketle başladı. Ordu Belgrad&#8217;a geldiği zaman o zaman kadar orada ikamet etmekte olan Orta Macar (Kurs) Kralı Tökeli İmre bir şayka ile Tuna Nehri üzerinden İstanbul&#8217;a gönderildi. Sonra Avusturya ordusuna karşı Lugos Muharebesi&#8217;ni kazandı. Bu nedenle II. Mustafa Gazi ünvanı aldi. Sonra II. Mustafa İstanbul&#8217;a döndü ve 14 Kasım 1695&#8242;de Davutpaşa ordugahına indi ve 4 gün sonra büyük bir alayla İstanbul&#8217;a gelip Topkapı Sarayı&#8217;na yerleşti.</p>
<p>İkinci Avusturya Seferi için II. Mustafa 8 Nisan 1696da Davutpaşa ordugahında kurulan Sultan otağına çıktı ve oradan ordu ile 22 Nisan 1696da Avusturya&#8217;ya doğru yola çıktı. 27 Ağustos 1696&#8242;da Osmanlı ordusu Avusturya ordusu ile Temeşvar yakınında Ulaş muharebesi&#8217;ne girişti ve II. Mustafa komutası altındaki Osmanlı ordusu galip geldi.[2]26 Ekim 1696 da II. Mustafa ordu ile İstanbul&#8217;a döndü.</p>
<p>Üçüncü Avusturya Seferi icin II. Mustafa 20 Mayıs 1697&#8242;da Edirne&#8217;de otağa çıktı. Ancak 11 Eylül 1697&#8242;de Prens Savoylu Eugen komutasındaki Avusturya ordusuna karşı yapılan Zenta muharebesi sonucu Osmanlı Devleti icin büyük bir bozgun ve bir facia oldu. Tisza Irmağını geçemeyen Veziriazam Elmas Mehmet Paşa, dört divan veziri, eyalet paşaları, 30 kadar yeniçeri ağası subay, ordunun 30.000 asker ve diğer subayı düşman çemberinde kalıp imha edildi ve Tisza Irmağı&#8217;nı geçerken boğuldular. Bu yenilgide Osmanlı devleti bir anda savunmasız kaldı.</p>
<p>Bu arada Venedikliler Mora ve Dalmaçya&#8217;ya, Lehistan ise Boğdan&#8217;a saldırdı. Aynı dönemde Rusya&#8217;nın başına Deli Petro geçmişti. Deli Petro ordusunu modernize etmiş, boğazlardan Akdeniz&#8217;e inme ve Karadeniz&#8217;e egemen olma çabalarına girişmişti.</p>
<p>1695&#8242;deki saldırıda başarısız olmuş, fakat bir yıl sonra Azak Kalesini ele geçirmişti (6 Ağustos 1696). Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı Devleti yorgun düşmüştü.</p>
<p><strong>Karlofça Antlaşması<br />
</strong>Karlofça Antlaşması, (26 Ocak 1699) tarihinde Osmanlı Devleti ile başlarında Avusturya İmparatorluğu bulunan Kutsal İttifak devletleri (özellikle Venedik, Lehistan ve Rusya) arasında imzalanmış olan bir barış antlaşmasıdır. Karlofça bugünkü Sırbistan&#8217;ın sınırları içinde yer alan Almancada Karlowitz, Sırpçada Сремски Карловци (Sricemski Karlovçi) adı ile anılan küçük bir kasabadır. Antlaşma 1683–1698 Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları&#8217;nın sonucunda imzalanmıştır.</p>
<p><strong>Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları</strong><br />
Sultan II. Mustafa döneminde Osmanlılar Avusturya İmparatorluğu üzerine üç büyük sefer düzenlediler. Papa XI. Innocentius 1684&#8242;de Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı &#8220;Kutsal (Lig) İttifak&#8221; adı altında Avusturya, Lehistan ve Venedik&#8217;den oluşan bir ittifak oluşturdu ve 1686da bu ittifaka Rusya&#8217;da katıldı. Avusturya&#8217;ya karşı Macaristan ve Erdel&#8217;de yapılan bir sıra muharebeler yanında Venedikliler, Mora ve Dalmaçya&#8217;ya, Lehistan ise Boğdan&#8217;a saldırmışlardı. Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı Devleti yorgun düştü. Aynı dönemde Rusya&#8217;nın başına I. Petro geçmişti. I. Petro ordusunu modernize etmiş, boğazlardan Akdeniz&#8217;e inme ve Karadeniz&#8217;e egemen olma çabalarına girişmişti. 1695&#8242;deki saldırıda başarısız olmuş, fakat bir yıl sonra Azak Kalesi&#8217;ni ele geçirmişti (6 Ağustos 1696). Ancak Osmanlı Devleti, ordusunun 11 Eylül 1697&#8242;de Zenta Muharebesi&#8217;de uğradığı yenilgiyle ile bir anda savunmasız kaldı. Özellikle İngiliz ve Hollanda hükümetinin araya girmesi sonucu, Sultan II. Mustafa barış müzakerelerine razı oldu.</p>
<p><strong>Müzakereler ve imzalanma</strong><br />
İki ay süren antlaşmanın müzakerelerinde Osmanlı Devletini Reis-ül Küttab Rami Mehmed Paşa ve Baştercüman Aleksandros Mavrokordatos temsil etti. Kutsal İttifak ülkelerini temsil eden delegeler Avusturya İmparatorluğu için Kont Franz Ulrich Kinsky, Venedik Cumhuriyeti için Carlo Ruzzi, Lehistan Krallığı için Malaçowski ve Rus Çarlığı için Prokopij Wosnitzin idi. Müzakerelere danışman olarak katılan İtalyan asıllı Luigi Ferdinando Marsigli ise antlaşma imzalandıktan sonra 850 km uzunlukta bulunan yeni Osmanlı-Avusturya sınırının haritasının çizilip tespit edilmesi için kurulan komisyon başkanlığını yapmıştır.<br />
Müzakereler sırasında, barış müzakereleri tarihinde ilk defa olarak, taraflar yuvarlak bir masa etrafında toplandılar. Müzakerelerin yapıldığı büyük çadırın 4 değişik girişi bulunmaktaydı ve böylece hiçbir taraf için çadıra giriş protokolünde öncelik sağlanmamış oluyordu.</p>
<p>26 Ocak 1699 günü imzalanan Karlofça Antlaşması ile Banat ve Temeşvar hariç, bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya&#8217;ya, Ukrayna ve Podolya Lehistan&#8217;a, Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakıldı. Ayrıca barışın süresi 25 yıl olarak belirlenirken, antlaşmanın garantör devleti de Avusturya olmuştur.</p>
<p><strong>Sonuçlar<br />
</strong>Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti&#8217;nin batıda büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Karlofça Antlaşması&#8217;ndan sonra Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri alma siyaseti izlemeye başlamıştır. Böylece duraklama dönemi biterken, gerileme dönemi başlamıştır.</p>
<p>Avusturya&#8217;nin barış görüşmelerini kabul etmesinin başlıca sebebi batıda çıkması önlenemez olduğu gayet açık olan savaştı. Habsburg Hanedanı&#8217;nın İspanya kolundan olan İspanya Kralı II. Carlos fiziksel ve akılsal kusurlu idi ve çocuksuzdu. İspanya krallığına varis olarak iki değişik hanedan temsilcisi bulunmaktaydı: Birisi Kutsal Roma Germen İmparatoru olan Habsburg hanedanından I. Leopold diğeri ise Bourbon Hanedanı&#8217;ndan Fransa Kralı XIV. Louis. Her ikisi de İspanya İmparatorları II. Felipe&#8217;nin torunu ve sonraki IV. Felipe&#8217;un damatları olup her ikisinin de İspanya tahtı üzerindeki iddiası ayni güçte idi. II. Carlos kendine varis olarak önce I. Leopold&#8217;u seçmisti ama sonra fikrini değiştirip XIV. Louis&#8217;i varis yapmıştı. Fransa ve İspanya&#8217;nin birleşmesi ve (İspanya&#8217;yı da idaresine geçiren) Fransa&#8217;nın Avrupa&#8217;nın ve Amerika ve Asya&#8217;da İspanya kolonilerine sahip süper-güçlü ülkesi olarak ortaya çıkması Avusturya&#8217;yı olduğu gibi diğer birçok batı Avrupa ülkesini de korkutmaktaydı. Bu karmaşık İspanya veraseti sorunu bir Avrupa savaşı ortaya çıkarması bekleniyordu. Nitekim de Karlofça Antlaşması&#8217;ndan 2 yıl geçmeden beklenen oldu ve 1701-1714 döneminde 13 yıl süren ve ilk büyük Avrupa savaşı olan İspanya Veraset Savaşları başladı. Karlofça&#8217;ya İngiltere ve Hollanda&#8217;nın arabuluculuk yapmaya çok hevesli olmaları ve Avusturya&#8217;nın bu antlaşmaya hemen razı olması hep bu beklenen savaş nedeniyledi.</p>
<p><strong>Edirne Vakası<br />
</strong>Edirne Vakası ya da Feyzullah Efendi Vakası 1703 yılında İstanbul&#8217;da başlayan, Edirne&#8217;den Osmanlı devletini yönetmekte olan Osmanlı padişahı II. Mustafa ile hocası ve yakın danışmanı Seyhülislam Feyzullah Efendi aleyhine gelişen büyük bir ayaklanmadır.</p>
<p><strong>Olayın ortaya çıkma nedenleri</strong><br />
Sultan II. Mustafa&#8217;nın Erzurum&#8217;dan getirterek, haksız şekilde şeyhülislamlığa yükselttiği hocası Feyzullah Efendi, ayaklanmanın sebebi olduğu için; kimi yerde olay, Feyzullah Efendi&#8217;nin ismiyle de anılmaya başladı&#8230;</p>
<p>Devrinin sadrazamlarını hiçe sayacak kadar etki kazanan ve en önemli mevkileri oğulları, akrabaları, adamları arasında paylaştıran Feyzullah Efendi, ulemanın hoşnutsuzluğuna sebep olmuştur.</p>
<p> <strong>Olayların gelişmesi<br />
</strong>Bu ayaklanma Temmuz 1703 başında İstanbul&#8217;daki 200 kadar cebecinin ulufelerini alamamaları üzerine başladı. 15 Temmuz&#8217;da Atmeydanı&#8217;nda cebeciler, yeniçeriler ve esnaf topluluklarının katılması ile büyük bir gösteri yapıldı ve bunu 18 Temmuz&#8217;da 20 bin kadarı asker, 50 bin kadarı halk topluluğunun Atmeydanı toplantısı izledi. İsyancılar isteklerini Edirne&#8217;ye bir kurul gönderdiler ama kurul yolda engellenip başarı kazanamadı.</p>
<p>9 Ağustos&#8217;ta örgütlenmiş çok büyük bir asker ve halk grubu Edirne&#8217;ye doğru harekete geçti. Bu ihtilal ordusu Silivri&#8217;ye geldiklerinde II. Mustafa&#8217;nin tahtan indirilip öz kardeşi Ahmed&#8217;in tahta geçirilmesi için bir karar ve fetva aldılar. Önce Feyzullah Efendi&#8217;nin azil edilmesi ile başlayan Padişah II. Mustafa&#8217;nın ve danışmanlarının bu isyancıları ve ihtilal ordusunu engellemek için aldıkları bütün tedbirler boşa gitti ve 20 Ağustos&#8217;da bu ihtilal kuvveti Edirne&#8217;ye ulaştı. 22 Ağustos&#8217;ta II. Mustafa tahttan çekilerek yerini öz kardeşi III. Ahmet&#8217;e bıraktı. Asiler 3 Eylül&#8217;de Feyzullah Efendi&#8217;yi de asarak öldürdüler.</p>
<p><strong>İsyanın sonuçları ve sona ermesi</strong><br />
4 Eylül 1703&#8242;de Sultan III. Ahmet İstanbul&#8217;a hareket etti. Böylece Edirne&#8217;nin fiilen Osmanlı devletine başkentlik etmesinin ikinci dönemi kapanmış oldu. 14 Eylül&#8217;de İstanbul&#8217;a ulaşan III. Ahmet giderek daha şiddetli ve sert tedbirler alarak devlet ideresini isyancıların elinden kurtarmaya başladı. Ancak 1704 ilk aylarında Padişah III. Ahmet egemen olabildi.</p>
<p><strong>Mimari çalışmalar<br />
</strong>Sultan II. Mustafa döneminde yapılan mimari çalışmalar şunlardır; Saraçhanebaşı Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi, Anadolu Hisarı üzerinde Meşruta Yalısı, Fatih semtinde Millet Kütüphanesi, Erzurum Kurşunlu Camii</p>
<p><strong>Ailesi</strong><br />
Hasekileri<br />
Saliha, Hafise ve Şehsuvar kadinlardır</p>
<p><strong>Çocuklarının adları<br />
</strong>Erkek çocukları: Onbir oğlu olmuştur. Bunlar doğum sırasıyla<br />
I. Mahmut,<br />
Mehmed<br />
Selim<br />
Murat<br />
Murat<br />
Ahmet<br />
III. Osman<br />
Hasan<br />
Hüseyin<br />
Ahmet<br />
Süleyman<br />
Kız çocukları:<br />
Ayşe Sultan: Kocaları sırayla Köprülü Numan Paşa, Tezkereci İbrahim Paşa, Koca Mustafa Paşa.<br />
Emine Sultan: Kocaları sırayla Çorlulu Ali Paşa, Receb Paşa, İbrahim Paşa, Abdullah Paşa.<br />
Safiyye Sultan: Kocaları sırayla Maktulzade Ali Paşa, Mirza Mehmed Paşa, Kara Mustafa Paşa, Ebubekir Paşa.<br />
İmmetullah Sultan: Kocası Sirke Osman Paşa<br />
Rukiye, Fatma, Ümmügülsüm, Rukiyye, Zeyneb ve Esma küçük yaşta ölmüşlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-mustafa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 2. Ahmet</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-ahmet.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-ahmet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 18:25:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[2. ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[2. ahmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=651</guid>
		<description><![CDATA[2. Ahmet, 2. Ahmed, 2. Ahmet dönemi, ikinci ahmet    II. Ahmet II. Ahmet Saltanatı 22 Haziran 1691- 6 Şubat 1695 Padişah Sırası 21 Doğum Tarihi 25 Şubat 1643 Ölüm Tarihi 6 Şubat 1695 (51 yaşında) Önce II. Süleyman Sonra II. Mustafa Soyu Osmanlı Hanedanı Babası I. İbrahim Annesi Hatice Muazzez Sultan Dini İslam II. Ahmet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2. Ahmet, 2. Ahmed, 2. Ahmet dönemi, ikinci ahmet</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    II. Ahmet</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/74/Ahmet_II.jpg/150px-Ahmet_II.jpg" alt="Ahmet II.jpg" width="150" height="217" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">II. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Saltanatı</th>
<td>22 Haziran 1691- 6 Şubat 1695</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>21</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>25 Şubat 1643</td>
</tr>
<tr>
<th>Ölüm Tarihi</th>
<td>6 Şubat 1695 (51 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th>Önce</th>
<td>II. Süleyman</td>
</tr>
<tr>
<th>Sonra</th>
<td>II. Mustafa</td>
</tr>
<tr>
<th>Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th>Babası</th>
<td>I. İbrahim</td>
</tr>
<tr>
<th>Annesi</th>
<td>Hatice Muazzez Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th>Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>II. Ahmet, (d. 25 Şubat 1643 – ö. 6 Şubat 1695). 21. Osmanlı padişahıdır. Osmanlı sultanlarının yirmi birincisi ve İslam halifelerinin seksen altıncısı.</p>
<p><strong>İlk yılları<br />
</strong>Sultan İbrahim Han&#8217;ın üçüncü oğludur. Annesi Hatice Muazzez Sultan&#8217;dır. 1643&#8242;te Edirne&#8217;de dünyaya geldi. İyi bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça&#8217;yı mükemmel bir şekilde öğrendi. Kardeşi II. Süleyman&#8217;ın dört yıllık saltanatı sırasında sarayda kafes hayatı yaşadı. 21 Haziran 1691&#8242;de tahta çıktığı zaman 48 yaşındaydı. Ahmet Han&#8217;ın cülusu sırasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana Kuşatmasını takip eden harplerle meşguldü.<br />
<span id="more-651"></span></p>
<p><strong>Saltanatı</strong><br />
Sultan II. Ahmed Han, tahta çıktıktan sonra ilk olarak; Avusturya üzerine giden sadrazam Fazıl Mustafa Paşa&#8217;ya ferman göndererek sadaretinin ve seferin devamını diledi. Fazıl Mustafa Paşa, 20 Temmuz&#8217;da Belgrad&#8217;a ulaşan Osmanlı ordusunu, Kırım kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ve harp meclisinin kararına aykırı olarak Petervaradin önlerinde bulunan Avusturya ordusu üzerine sürdü. Tisa suyunun Tuna&#8217;ya karıştığı Salankamen mevkiinde, şiddetli geçen harbin ilk anlarında Osmanlı ordusu üstün durumda iken serdarın vurularak şehit düşmesi üzerine, vaziyet Osmanlılar aleyhine döndü. Böylece Salankamen savaşı kaybedildi. Bu savaşta tarihçilerin; alim, dindar, alicenap vakur ve adil bir kimse olarak vasıflandırdıkları, iyi bir devlet adamı ve komutan olan Fazıl Mustafa Paşa&#8217;nın şehit düşmesi, Osmanlılar için en büyük kayıp olmuştur.</p>
<p>Salankamen hezimetinden sonra, Lipva ve Varat kaleleri Avusturyalılar tarafından işgal olundu. Durumu müsait gören Lehistan kuvvetleri Kamenice kalesini muhasara edip, İsakçı civarına kadar geldiler. Ancak serdarı Kahraman Paşa tarafından bozguna uğratıldılar. Venedikli vali Morosunu Girit&#8217;e asker çıkarıp, Hanya kalesini muhasara etti ise de İsmail Paşa&#8217;nın kahramanca müdafaası sayesinde adadan ayrılmak zorunda kaldı.</p>
<p>1693 yılında Avusturyalılar Erdel üzerinden Eflak ve Boğdan&#8217;a tekrar taarruza başladılar. Yanova&#8217;yı işgal eden düşman kuvvetleri, Belgrad&#8217;ı muhasara ettiler. Ancak sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa süratle gelerek Yanova&#8217;yı aldı ve Belgrad&#8217;ı muhasaradan kurtardı. Osmanlı ordusunun kısmi başarılarına rağmen Avusturyalılar&#8217;ın taarruzları bitmek bilmiyordu. Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermek istemeyen Venedikliler de devamlı saldırı halinde idiler. Nitekim serdar-ı ekremin Varadin muhasarasında olduğu bir sırada Malta, Floransa ve Papalık filolarından müteşekkil bir Venedik donanması Sakız Adası&#8217;nı işgal etti. Bu haber Sultan II. Ahmet Han&#8217;ı çok müteessir etti. Padişah, bu üzüntüsünü vezir-i azam Sürmeli Ali Paşa&#8217;ya gönderdiği hatt-ı hümayunda &#8220;Madem ki Sakız düşman elindedir, bütün Engürüs (Macaristan) memleketini fethetsen makbulüm değildir.&#8221; diyerek bildirdi. Ayrıca sadrazam Edirne&#8217;ye gelince; &#8220;Eğer bu kış Sakız geri alınmazsa, bütün reisleri katlederim.&#8221; diyerek emrini bildirdi.</p>
<p>Bu emir üzerine 1695 yılı ilk günlerinde İstanbul&#8217;dan hareket eden Osmanlı donanması kalyonlar kaptanı Mezemorta Hüseyin Paşa&#8217;nın büyük kahramanlığı sayesinde Sakız boğazındaki Koyun adaları mevkiinde Venedik donanmasına büyük zayiat verdirdi. Venedikli amiral, gemisiyle birlikte sulara gömüldü. Koyun adaları zaferinden sonra, Türk donanması Sakız&#8217;a asker çıkarıp adayı kolayca ele geçirdi. Ancak Sultan II. Ahmet Han Sakız&#8217;ın fetih haberini alamadan elli iki yaşında Edirne&#8217;de hayata gözlerini yumdu (6 Şubat 1695).</p>
<p><strong>Kişiliği</strong><br />
Çok merhametli ve vatanperver olan II. Ahmet Han, hasta olduğu zamanlarda bile, devlet işlerinden asla el çekmezdi. Zaman zaman kıyafetini değiştirerek halk arasında dolaşır, insanların dertlerini sabırla dinler, çare bulunması için gerekli yerlere emirler verirdi. İslamiyet&#8217;e hizmet hususunda derin bir mesuliyet hissi içinde hareket ederdi. Tahta çıktığı zaman söylediği; &#8220;Ben saltanata talip değildim. Allahü teala fazl u kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem.&#8221; şeklinde sözleri onun nasıl manevi bir mesuliyetle devlet reisliğini kabul ettiğini anlatmakta ve milletine hizmet duygusunun derinliğini göstermektedir.</p>
<p>Sultan II. Ahmet Han, bir mesele hakkında uzun uzun düşündükten ve bilenlerle istişare ettikten sonra karar verirdi. Sanatkarları korur, onlara değer verir, daha iyiye ve daha güzele yönelmeleri için çalışırdı. Hattat olup hattı güzeldi. Kur&#8217;an-ı Kerimlerin yanında başka kitapları da yazarak çoğaltırdı. Aynı zamanda şair olan Sultan Ahmet Han&#8217;ın kabri Kanuni Sultan Süleyman türbesi içerisindedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-ahmet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 2. Süleyman</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-suleyman.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-suleyman.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 18:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tarih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[2. süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[2. süleyman dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=648</guid>
		<description><![CDATA[2. süleyman, 2.süleyman, II. süleyman dönemi, padişah süleyman    II. Süleyman II. Süleyman Saltanatı 8 Kasım 1687- 22 Haziran 1691 Padişah Sırası 20 Doğum Tarihi 15 Nisan 1642 Ölüm Tarihi 22 Haziran 1691 (49 yaşında) Önce IV. Mehmet Sonra II. Ahmet Soyu Osmanlı Hanedanı Babası I. İbrahim Annesi Saliha Dilaşub Sultan Dini İsla II. Süleyman, (d. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2. süleyman, 2.süleyman, II. süleyman dönemi, padişah süleyman</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    II. Süleyman</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/82/Sultan_Suleiman_II.jpg/150px-Sultan_Suleiman_II.jpg" alt="Sultan Suleiman II.jpg" width="150" height="223" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">II. Süleyman</td>
</tr>
<tr>
<th>Saltanatı</th>
<td>8 Kasım 1687- 22 Haziran 1691</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>20</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>15 Nisan 1642</td>
</tr>
<tr>
<th>Ölüm Tarihi</th>
<td>22 Haziran 1691 (49 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th>Önce</th>
<td>IV. Mehmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Sonra</th>
<td>II. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th>Babası</th>
<td>I. İbrahim</td>
</tr>
<tr>
<th>Annesi</th>
<td>Saliha Dilaşub Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th>Dini</th>
<td>İsla</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>II. Süleyman, (d. 15 Nisan 1642 – ö. 22 Haziran 1691). 20. Osmanlı padişahı.</p>
<p>Şehzadeliğinde mükemmel tahsil ve terbiye gördü. Kardeşi Sultan IV. Mehmet Han zamanında sarayda hususi hocalardan ders aldı. Hayatının kırk yılını bir dairede hapis geçiren [1]Sultan II. Süleyman, IV. Mehmet&#8217;in tahttan indirilmesi üzerine, 8 Kasım 1687&#8242;de Osmanlı sultanı oldu. II. Süleyman, Osmanlı tarihinde en uzun süre veliaht olarak bekleyen padişahtır ve tahta geçirileceği zaman buna inanmamış, öldürüleceğini zannederek muhafızlara direnmiştir.</p>
<p><strong>Saltanatı döneminde önemli olaylar</strong></p>
<p>Sultan II. Süleyman, tahta çıktığı zaman Osmanlı ordularında Viyana bozgunu ile başlayan çözülme ve toprak kaybı devam ediyordu. Venedik, Mora yarımadasını işgal etmiş; Avusturya Vişegrad, Uyvar ve Estergon&#8217;ın ardından 160 yıllık Türk yurdu Budin&#8217;e girmişti. Ayrıca Macaristan&#8217;da Türk hakimiyeti sona ermek üzere idi. Devletin düştüğü mağlubiyetler hazine gelirleri üzerinde olumsuz tesirler yapıyor ve Anadolu&#8217;daki eşkıyalık hareketlerini körüklüyordu. Avusturya cephesi serdarı Yeğen Osman Paşa bir asi lideri gibi Rumeli&#8217;de yolsuzluk yapıyor, zorla usulsüz vergiler topluyordu. Nihayet 8 Eylül 1688&#8242;de Belgrad da düştü.<br />
<span id="more-648"></span></p>
<p>Belgrad&#8217;ın düşmesi, Avrupalılara Balkanların yolunu açtı. Bosna, Erdel ve Eflak Avusturyalılar tarafından işgal edildi. Bu ilerleyiş karşısında toparlanan Osmanlı kuvvetleri karşı saldırıyı başlattılar. 30 Ekim 1688&#8242;de Çelebi İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Eğriboz zaferini kazandılar. 1689 yılı yazında Sultan II. Süleyman, Avusturya seferine çıktı.</p>
<p>Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki yenilenmiş Osmanlı kuvvetleri, 8 Temmuz 1690&#8242;da Gladova ve Orsova&#8217;yı geri aldılar. Kanije 11 Temmuz 1690&#8242;da düşman eline geçtiyse de, Osmanlı kuvvetleri 8 Ekim 1690&#8242;da Belgrad&#8217;ı geri almayı başardılar. Böylece Tuna Hattı yeniden kurulmuş oldu.</p>
<p>Sultan II. Süleyman, 4 yıl gibi kısa bir süre padişahlık yaptı. Bunun son iki yılını yatak hastası olarak geçirdi. Gün geçtikçe zayıflıyordu. 22 Haziran 1691 günü Edirne&#8217;de vefat etti. Cenazesi İstanbul&#8217;a getirilerek Süleymaniye Camii yanında Kanuni Sultan Süleyman türbesine gömüldü.Not.Hiç çocuğu olmamıştır.</p>
<p><strong>Mimari Çalışmalar</strong><br />
Memleket içerisinde imar faaliyetleri ile de ilgilenen II. Süleyman, Fener kulesi ile İzmir&#8217;de bir cami inşa ettirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-2-suleyman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 4. Mehmet</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-4-mehmet.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-4-mehmet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 02:39:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Genel]]></category>
		<category><![CDATA[4. mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[4. mehmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=643</guid>
		<description><![CDATA[4. Mehmet, 4. mehmed, 4. mehmet dönemi, 2. viyana kuşatması    IV. Mehmet Avcı Mehmet IV. Mehmet Saltanatı 8 Ağustos 1648- 8 Kasım 1687 Padişah Sırası 19 Doğum Tarihi 2 Ocak 1642 Ölüm Tarihi 6 Ocak 1693 (51 yaşında) Önce I. İbrahim Sonra II. Süleyman Soyu Osmanlı Hanedanı Babası I. İbrahim Annesi Turhan Hatice Sultan Dini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>4. Mehmet, 4. mehmed, 4. mehmet dönemi, 2. viyana kuşatması</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    IV. Mehmet<br />
Avcı Mehmet</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/4b/4._Mehmet.jpg/150px-4._Mehmet.jpg" alt="4. Mehmet.jpg" width="150" height="217" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">IV. Mehmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Saltanatı</th>
<td>8 Ağustos 1648- 8 Kasım 1687</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>19</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>2 Ocak 1642</td>
</tr>
<tr>
<th>Ölüm Tarihi</th>
<td>6 Ocak 1693 (51 yaşında)</td>
</tr>
<tr>
<th>Önce</th>
<td>I. İbrahim</td>
</tr>
<tr>
<th>Sonra</th>
<td>II. Süleyman</td>
</tr>
<tr>
<th>Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th>Babası</th>
<td>I. İbrahim</td>
</tr>
<tr>
<th>Annesi</th>
<td>Turhan Hatice Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th>Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>IV. Mehmet (Avcı Mehmet adıyla da bilinir), (d. 2 Ocak 1642 – ö. 6 Ocak 1693) 19. Osmanlı sultanıdır. Padişah İbrahim&#8217;in Turhan Sultan&#8217;dan olan oğludur. Babasının tahttan indirilmesinin ardından 1648&#8242;de altı yaşında padişah oldu. Ava düşkünlüğünden dolayı &#8216;avcı&#8217; lakabıyla anılmıştır. 39 yıllık saltanatıyla Kanuni Sultan Süleyman&#8217;dan sonra en uzun süre hükümdarlık yapan Osmanlı padişahıdır.</p>
<p>Döneminde mimari alanda birçok faaliyet gerçekleştirildi. İnşaatı 60 yılda bitirilemeyen Yeni Camii ve Külliyesi tamamlandı. 1658-1680 yılları arasında Rumeli ve Anadolu hisarları tamir edildi. Mısır Çarşısı, Hünkar Kasrı, Köprülü Külliyesi, Safranbolu Köprülü Mehmed Paşa Camii, Vezirköprü Fazıl Ahmed Paşa Külliyesi, İncesu Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii ve Kervansarayı inşa edildi.</p>
<p><strong>İlk yılları</strong><br />
Saltanatının ilk yılları karışıklık içinde geçti. Bu dönemde devlet yönetimine babaannesi Kösem Sultan kadar annesi Turhan Sultan da karıştı. Zamanla iki kadın arasındaki rekabet giderek arttı. Kösem Sultan IV. Mehmet&#8217;i tahttan indirerek Turhan Sultan&#8217;dan kurtulmak istiyordu ancak bu planı öğrenildi. Kösem Sultan 1651 yılında Turhan Sultan&#8217;ın adamları tarafından öldürüldü.</p>
<p><strong>Yönetimi</strong><br />
1652 yılında malî durumu düzeltmesi için Tarhuncu Ahmet Paşa&#8217;yı sadrazam yaptı. Gereksiz giderleri azaltan ve tüm görevlilere vergi koyan sadrazam devletin gelirini artırdı. Ancak rakipleri tarafından padişahın gözünden düşürüldü ve öldürtüldü. Ardından gelen sadrazamlar devlet işerinin daha da bozulmasına neden oldular. Askerin bir bölümüne ayarı bozuk para verilmesinden ve bir bölümüne ise hiç aylık verilmemesinden ötürü İstanbul&#8217;da ayaklanma çıktı. Ayaklananların padişaha verdikleri bir listedeki 30 devlet adamı ve saray ağası öldürtüldü ve cesetleri Sultanahmet Meydanı&#8217;nda bir çınar ağacına asıldı. Bu olaya <strong>Vaka-i Vakvakiye</strong> (Çınar olayı) denir.<br />
<span id="more-643"></span></p>
<p>1656 yılında Çanakkale boğazı önlerinde Venedik donanmasıyla yapılan savaşta Osmanlı donanması ağır bir yenilgi aldı ve Bozcaada ile Limni Venediklilerin eline geçti. Bu durum İstanbul&#8217;da büyük paniğe yolaçtı. Aynı yıl iç ve dış sorunlara çözüm bulmak üzere Turhan Sultan tarafından sadrazamlığa Köprülü Mehmet Paşa getirildi.</p>
<p><strong>Köprülüler dönemi<br />
</strong>IV. Mehmet ve Turhan Sultan&#8217;dan tam yetki alan Köprülü, İstanbul ve Anadolu&#8217;da güvenliği sağladı. Venediklileri yenilgiye uğratarak Bozcaada ve Limni&#8217;yi geri aldı. Ölümünden sonra yerine Fazıl Ahmet Paşa geldi. Fazıl Ahmet Paşa Avusturya&#8217;dan Uyvar Kalesini alıp Vasvar Antlaşması&#8217;nı imzaladı. Venediklilerden de Girit&#8217;teki Kandiye kalesini aldı ve yirmi dört yıl süren Girit savaşına son verdi. IV. Mehmet sadrazam ile birlikte ‎Lehistan seferine çıktı ve 1672 yılında Bucaş Antlaşması&#8217;nı imzaladıktan sonra Edirne&#8217;ye döndü. Lehistan&#8217;ın antlaşma şartlarına uymaması yüzünden ertesi yıl yeniden sefere çıkıldı ve savaş 1676 yılında son buldu. Aynı yıl Fazıl Ahmet Paşa ölünce IV. Mehmet sadrazamlığa Köprülü ailesinin yetiştirdiği Merzifonlu Kara Mustafa Paşa&#8217;yı getirdi. IV. Mehmet sadrazam ile birlikte Rusya&#8217;nın ele geçirdiği Çehrin kalesini geri almak için sefere çıktı. Kalenin alınmasının ardından 1678&#8242;de Edirne&#8217;ye döndü. 1681 yılında Ruslarla yirmi yıl süreli bir saldırmazlık antlaşması yapıldı.</p>
<p>Yine bu dönemde Eylül 1675&#8242;te İngiltere ile imzalanan bir antlaşmayla, I. Elizabeth döneminden beri bu ülkeye tanınmış olan imtiyazlar sistemli bir şekilde özetlendi ve söz konusu imtiyazlar ve kapitülasyonların yürürlükte olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>İkinci Viyana kuşatması</strong><strong><br />
</strong>II. Viyana Kuşatması, 1683 yılında IV. Mehmet devrinde Osmanlı Devleti&#8217;nin Viyana&#8217;yı kuşatması ile gerçekleşti. 17. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında yapılan savaşların en uzun süreni bu kuşatma ile başladı.<br />
Başlangıç<br />
Avusturya, yönetimi altındaki Macarlara iyi davranmıyor, onları ağır vergilerle eziyordu. Ayrıca mezhep hürriyeti de tanımıyordu. Macarlar, baskılara daha fazla dayanamayınca Tökeli İmre&#8217;nin başkanlığında ayaklandılar. Kendi güçleriyle başarılı olamayacaklarını anladıklarından Osmanlılardan yardım istediler.</p>
<p>Politik nedenlerden dolayı Osmanlı İmparatorluğu uzun yıllardır Macaristan&#8217;da ve Avusturya&#8217;da Katolik olmayan azınlığa yardımda bulunuyordu.Osmanlılar zaten Tökeli İmre&#8217;yi yukarı Macaristan&#8217;ın kralı olarak tanıyorlardı. Henüz kuşatmadan önce Osmanlı İmparatorluğu ve Habsburg arasında Vasvar Barışı&#8217;nın bir sonucu olarak yirmi yıllık bir sözleşmesi vardı.</p>
<p>1681 ve 1682&#8242;de Tökeli İmre ile Habsburg&#8217;lar arasındaki sınır çatışması şiddetini artırdı.Habsburg kuvvetlerinin merkezi Macaristan içlerine tecavüz etmeleri, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa&#8217;ya Osmanlı ordusunu sefere çıkarmak için IV.Mehmet ve divanını ikna etmek için önemli bir gerekçe oldu. IV.Mehmet, Kara Mustafa Paşa&#8217;yı Yanıkkale&#8217;ye olduğu kadar ve Komaran kalelerine (ikisi de Kuzeybatı Macaristan&#8217;da) operasyon yapmaya ve onları kuşatmaya izin verdi.Osmanlı ordusu 21 Ocak 1682 de seferber edildi ve 6 Ağustos 1682 de savaş ilan edildi.</p>
<p><strong>Hazırlıklar</strong><br />
Viyana, Doğu Akdeniz-Almanya ticaret yolu üzerinde oluşu, Tuna üzerinde iç kontrol noktası olması gibi nedenler yüzünden Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun stratejik hedeflerinin tam ortasındaydı. Kuşatma için büyük hazırlıklar yapıldı; Avusturya &#8216;ya ve lojistik merkezlere giden yollar tamir edildi ve yenileri inşa edildi.Cephane, mühimmat, top ve diğer kaynaklar imparatorluğun her yanından bu lojistik merkezlere ve Balkanlar&#8217;ın içlerine göderilmesi yapıldı.</p>
<p>Lojistik zamanı, Ağustos ve Eylül 1682 de bir istilaya başlamanın mümkün olmadığını ifade ediyordu. Üç aylık bir seferde Osmanlılar kışın Viyana&#8217;da olacaklardı. Ama seferin başlaması ve hazırlanması için gereken 15 aylık bir sürede de Habsburglar hazırlancak ve diğer Avrupa krallıklarına yardım için başvuracaklardı. Nitekim kış süresinde Habsgurg&#8217;lular ve Lehistan bir antlaşma imzaladılar. Antlaşmaya göre Osmanlılar Krakow&#8217;a saldırırlarsa Habsburg kuvvetleri Polonya&#8217;ya yardıma gelecekti, karşılık olarak da Leh ordusu Viyana&#8217;ya bir saldırı olursa yardıma gelecekti.</p>
<p>İlkbaharda Mayıs&#8217;ın erken zamanında Osmanlı ordusu Belgrad&#8217; a ulaştı.Daha sonra Viyana şehrine doğru hareket etti. 7 Temmuz&#8217;da 40.000 Tatar kuvveti Viyana&#8217;nın 40 km doğusuna vardı. Kuşatma süresince Habsburg imparatoru I. Leopold 80 bin Viyanalı ile şehirden kaçtı ve Linz&#8217;e yerleşti. Lehistan kralı Sobieski de 1683 yazında antlaşmadaki yükümlülüğünü yerine getirmek için bir yardım sevkiyatı hazırlıyordu..</p>
<p><strong>Kuşatma</strong><br />
Osmanlı ordusu 14 Temmuz&#8217;da Viyana&#8217;yı kuşattı.Artakalan 11.000 askerin, 5.000 sivil ve gönüllünün lideri Graf Ernst Rüdiger von Starhemberg teslim olmayı reddediyordu. Viyanalı&#8217;lar şehrin etrafındaki evleri ve duvarları tahrip ettiler,yıkıntıları temizlediler ve boş bir alan bıraktılar.Kara Mustafa Paşa bu problemi kuvvetlerine şehre doğruca giden hendek kazmalarını emrederek çözdü.</p>
<p>Osmanlılar zamanı hesaba almadılar, mamafih zaman onların tarafında değildi.Bu noktadaki gevşeklikleri,savaşın ilanından sonra ordularını kombine edip ilerlememeleri; yardım kuvvetlerinin ulaşmasına izin verdi.Tarihçiler Kara Mustafa Paşa&#8217;nın şehri zenginlikleri ve bozulmamış haliyle ele geçirmek istediğini söylerler.</p>
<p>Viyana&#8217;ya ise her anlamda yiyecek desteği kesilmişti. Garnizon ve sivil gönüllüler aşırı kayıplara katlanıyordu.</p>
<p>Kışla hizmeti öyle bir problem haline geldi ki Graf Ernst Rudiger von Starhamberg herhangi bir asker nöbette uykuda bulunursa öldürüleceği emrini verdi.Ümitsizlik gittikçe artıyordu.Bu sırada Lorraine dükü V. Charles komutası altında olan imparatorluk kuvvetleri, Macar Tökeli İmre ile Viyana&#8217;nın 5 km kuzeydoğusunda, Bisamberg&#8217;de çarpışıyorlardı.</p>
<p><strong>Sonuçlar </strong><br />
Viyana bozgununun sorumluluğunu taşıyan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Belgrad&#8217;da idam edildi. Padişah daha sonra düşünüp yapmış olduğu başarılı hizmetlerden dolayı Kara Mustafa Paşa&#8217;nın başının kesilmesini geri almak istemiş ve ikinci bir emirle affedilmesini emretmiştir. Fakat ikinci emir ulaşana kadar görev verilen ulaklar paşayı idam etmişlerdi. Kesilip gömülen başının üzerine seng-i ibret (ibret taşı) konuldu.</p>
<p>Osmanlının bu hezimeti Avrupa&#8217;da büyük sevinçle karşılandı. Artık Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma kalkmaya başladı. Psikolojik savaş olarak da Osmanlı üzerinde büyük bir kayıp, Avrupalılarda ise büyük bir kazanç olarak değerlendirildi. Bu savaş sonucunda Osmanlının gerileme devrine girdiği kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Kuşatma sonrası</strong><br />
Kuşatmanın ardından Avusturya, Lehistan ve Venedikliler birleşerek karşı saldırıya geçtiler. Bu dönemde Estergon, Peşte ve Budin kaybedildi. Venedikliler Ayamavra, Preveze, Mora ve Atina&#8217;yı ele geçirdiler. Ordu Mohaç Savaşı&#8217;nda ağır bir yenilgiye uğradı. Tüm bu gelişmeler IV. Mehmet&#8217;e karşı bir güvensizlik yarattı. Ordu ayaklananarak padişahın tahttan indirilmesini ve yerine kardeşi Süleyman&#8217;ın geçmesini talep etti. Bu talep kabul gördü ve IV. Mehmet 1687&#8242;de tahttan inmek zorunda kaldı.</p>
<p>IV. Mehmet tahttan indirildikten sonra iki oğluyla birlikte Edirne Sarayı&#8217;na kapatıldı ve hayatının sonuna kadar burada kaldı. Cenazesi İstanbul&#8217;a getirilerek Eminönü&#8217;nde Yeni Cami Turhan Valide Türbesi&#8217;nde annesi Turhan Validenin yanına defnedildi.</p>
<p><strong>Genel kültürde IV. Mehmet</strong><br />
Orhan Pamuk&#8217;un üçüncü kitabı Beyaz Kale&#8217;nin ana kişilerinden biri de IV. Mehmet&#8217;tir. Kitapta, padişah, çocukluğundan itibaren hayvanlara düşkün ve meraklı biri olarak resmedilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-4-mehmet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahlar &#8211; 1. ibrahim</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-ibrahim.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-ibrahim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 02:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Padişahlar]]></category>
		<category><![CDATA[1. ibrahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[1. ibrahim, I. ibrahim, 1. ibrahim dönemi, 1. ibrahim, osmanlı    Sultan İbrahim Sultan İbrahim Saltanatı 9 Şubat 1640- 8 Ağustos 1648 Padişah Sırası 18 Doğum Tarihi 5 Kasım 1616 Ölüm Tarihi 18 Ağustos 1648 Önce IV. Murat Sonra IV. Mehmet Soyu Osmanlı Hanedanı Babası I. Ahmet Annesi Kösem Sultan Dini İslam Sultan İbrahim, (d. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. ibrahim, I. ibrahim, 1. ibrahim dönemi, 1. ibrahim, osmanlı</p>
<table cellspacing="5">
<tbody>
<tr>
<th colspan="2"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/2b/Osmanli-nisani.svg/30px-Osmanli-nisani.svg.png" alt="Osmanli-nisani.svg" width="30" height="36" />    Sultan İbrahim</th>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<p style="text-align: center;"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/13/Ibrahim_I.jpg/150px-Ibrahim_I.jpg" alt="Ibrahim I.jpg" width="150" height="218" /></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">Sultan İbrahim</td>
</tr>
<tr>
<th>Saltanatı</th>
<td>9 Şubat 1640- 8 Ağustos 1648</td>
</tr>
<tr>
<th>Padişah Sırası</th>
<td>18</td>
</tr>
<tr>
<th>Doğum Tarihi</th>
<td>5 Kasım 1616</td>
</tr>
<tr>
<th>Ölüm Tarihi</th>
<td>18 Ağustos 1648</td>
</tr>
<tr>
<th>Önce</th>
<td>IV. Murat</td>
</tr>
<tr>
<th>Sonra</th>
<td>IV. Mehmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Soyu</th>
<td>Osmanlı Hanedanı</td>
</tr>
<tr>
<th>Babası</th>
<td>I. Ahmet</td>
</tr>
<tr>
<th>Annesi</th>
<td>Kösem Sultan</td>
</tr>
<tr>
<th>Dini</th>
<td>İslam</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Sultan İbrahim, (d. 5 Kasım 1616 – ö. 18 Ağustos 1648). 18. Osmanlı padişahıdır.</p>
<p>İbrahim, 8 Şubat 1640’da kardeşi IV. Murat’ın ölümü üzerine 25 yaşında ve 18. padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Şehzadeliğinde çok sıkı bir saray hayatı yaşamış, kardeşleri öldürüldüğünden korku içinde büyümüştü.</p>
<p><strong>Saltanat dönemindeki önemli olaylar<br />
</strong><br />
Sultan İbrahim tahta geçtiğinin ilk senesinde Mirgünoğlu olayı yaşandı. IV. Murat’ın İran Seferi sırasında Revan Kalesi kumandanı olan Emir Mirgünoğlu, kalenin fethinden sonra affedilerek Emirgan’da oturmasına izin verilmişti (Bugün Emirgan adı bu kişinin isminden dolayıdır). Mirgünoğlu, IV. Murat’ın ölümünü fırsat bilerek bölücü ve yıkıcı propaganda yaptı. Bu faaliyetleri üzerine İbrahim, onu idam ettirdi. Ancak bundan dolayı İbrahim bazı çevrelerden düşmanlar kazandı.</p>
<p><span id="more-641"></span><br />
Diğer taraftan, Malta Şövalyelerinin fırsat buldukça Türk ticaret gemilerine saldırmaları yüzünden, Sultan İbrahim, onların en büyük sığınağı olan Girit Adasının fethini emretti. 20 Haziran 1645’te Sakız Adasından denize açılan Osmanlı donanması, 17 Temmuz’da Girit’in Hanya limanını fethetti. Hanya’nın Osmanlılar tarafından fethi, Avrupa’da büyük akisler uyandırdı. Almanya ve İtalya bölgelerinde ülkeler asker göndererek Venedik’e yardım kararı aldılar. Bu sırada Hanya muhâfazasına getirilen Deli Hüseyin Paşa, harekâta devâmla Resmo Kalesini ele geçirdi.</p>
<p>Bu sırada Hezarpare Ahmed Paşa aleyhine olarak başlayan isyân, I. İbrahim&#8217;in de tahttan indirilmesiyle sonuçlandı. Tahta, oğlu IV. Mehmet çıkarıldı. İsyancılar ve bunların önderi olan Sofu Mehmed Paşa, I. İbrahim&#8217;i idam ettirdiler (18 Ağustos 1648). Ayasofya Selatin haziresinde Caminin Roma döneminde Vaftizhane olarak kullanılan yapıya defnedilmiştir (I. Mustafa ve I. İbrahim Türbesi).</p>
<p>Sultan İbrahim döneminde devletin iç huzurunun sağlanması, malî durumunun düzeltilmesi için önemli çalışmalar yapılmış, para basılmadan para ayarının düşürülerek ve vergilerin adil bir şekilde toplanarak hazinenin güçlendirilmesine çalışılmıştı.</p>
<p><strong>Mimari Gelişmeler</strong><br />
Sultan İbrahim döneminde yapılan mimari eserlerden en önemlileri; Topkapı sarayının içine yapılan Sünnet Odası, Yine Topkapı sarayında, Sünnet Odası ile Bağdat Köşkü arasına inşa edilen Kameriye (İftar yeri) ve Sarayın alt tarafında, deniz kıyısına yapılan yazlık Sepetçiler Köşkü&#8217;dür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/padisahlar-1-ibrahim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
