<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih</title>
	<atom:link href="http://www.tarih.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarih.gen.tr</link>
	<description>Tarih Kâinâtın Vicdanıdır.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 07:02:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Göktürklerin Geçmişi</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/gokturklerin-gecmisi.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/gokturklerin-gecmisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 07:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[göktürk menşei]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkler nereden gelmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[göktürklerin geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[göktürklerin menşeisi]]></category>
		<category><![CDATA[göktürklerin tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1810</guid>
		<description><![CDATA[göktürklerin geçmişi, göktürklerin menşeisi, göktürk menşei, göktürklerin tarihi, göktürkler nereden gelmiştir Göktürklerin Geçmişi Göktürklerin menşei kaynaklarda efsanelerle karışık anlatıldığı için kesin bir neticeye varmak zordur. Ancak, yine de efsanevi metinlerin içinden bazı noktalar tespit etmek mümkündür. Arkeolojik ve bazı kesin tarihi bilgiler buna ilave edildiği zaman ortaya çıkan sonuç, Göktürklerin 542 yılı öncesinde Altay Dağlarının güney eteklerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">göktürklerin geçmişi, göktürklerin menşeisi, göktürk menşei, göktürklerin tarihi, göktürkler nereden gelmiştir</p>
<h3 style="text-align: justify;">Göktürklerin Geçmişi</h3>
<p style="text-align: justify;">Göktürklerin menşei kaynaklarda efsanelerle karışık anlatıldığı için kesin bir neticeye varmak zordur. Ancak, yine de efsanevi metinlerin içinden bazı noktalar tespit etmek mümkündür. Arkeolojik ve bazı kesin tarihi bilgiler buna ilave edildiği zaman ortaya çıkan sonuç, Göktürklerin 542 yılı öncesinde Altay Dağlarının güney eteklerinde yaşıyor olmaları ve Hunların kuzey boylarından gelmeleridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak menşei ile ilgili bilgilere baktığımızda Hunlardan geldikleri ifadesi dikkat çekerken mevki olarak Turfan’ın kuzeybatısı, Altayların güney etekleri kayıtları bulunmaktadır. Diğer taraftan atalarının ilk çıktıkları yer olarak Ötüken’in yaklaşık 250 km. batısının gösterilmesi dikkat çekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Netice olarak, Hunların bir kolu olan Göktürkler, önce Altay Dağlarının kuzeyinde bulunuyorlardı. Sonradan adı geçen dağların güney eteklerinde yerleştiler. Yerleştikleri bölgenin doğu sınırı Turfan ve Etsin Göl Bataklıklarıdır. Bir başka ifade ile Yenisey Nehri’nin doğduğu kaynakların havzası Göktürklerin ilk yurdu idi.<span id="more-1810"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak metinlerinde Göktürklerin menşei hakkında iki efsane kaydedilmiştir. Gerçek dışı olaylarla bezenmiş olsalar dahi söz konusu metinler büyük tarihi önem taşımaktadır. Birincisi kurttan türeme, ikincisi Hunların kuzeyindeki Suo ülkesinden çıkma hadisesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Göktürklerin menşeine dair başka bir rivayet de Büyük Hun İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra Çin’in kuzeyine giden Hunların kurduğu devletlerden biri olan Kuzey Liang Devleti’yle ilgilidir. Buna göre, 439 yılında Tabgaç Hükümdarı T’ai-wu tarafından yıkılan adı geçen devletin reisi A-shih-na beş yüz aile ile Juan-juanlara sığınmıştı. Daha sonra bu beş yüz aile Altay Dağlarında oturarak Göktürkleri meydana getirdiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Göktüklerin tarih sahnesine çıktığı sırada onların da vassal olarak bağlı bulundukları Moğol asıllı Juan-juanlar, Moğolistan coğrafyası başta olmak üzere Orta Asya’nın doğusuna hakimdiler. Çin’de ise 386 yılında Türk asıllı boylar tarafından kurulan Tabgaç Devleti, zamanla Budizm’in etkisiyle Çinlileşip Wei adını alarak varlığını devam ettirdi. Nihayet, 534 yılında Doğu ve Batı Wei olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Wei Devleti 550 yılında yıkılıp yerini Kuzey Ch’i hanedanına bıraktı. Batı Wei Devleti ise 557 yılında Chou, hanedanına dönüştü. Batı Türkistan’da ise 350’li yıllarda Juan-juanlardan bağımsızlığını kazanarak Maveraünnehir ve Semerkand merkezli devlet kuran Akhunlar, İran ve Afganistan’a kadar genişleyen büyük bir devlet kurmuşlardır. İran’da ise Sasani Devleti vardı. Yukarıda menşeileriyle ilgili bilgilerinden bahsettiğimiz Göktürklerin tarih sahnesinde kesin bir şekilde çıkmaları 542 yılındadır. Bu tarihle ilgili verilen bilgiye göre senelerdir kışın Wei nehrinin buzlarla kaplanmasından istifade eden Göktürkler Çin’in Suei-yüan eyaletini yağmalıyorlardı. Yü Wen-tse adlı generali gönderen Batı Wei Devleti, Göktürklere geldiğinde ateşler yakarak, büyük ordu görüntüsü verdi. Neticede Göktürkler geri çekildiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kayıt bize 542 yılında onların Çin’e sefer yapacak kadar güçlü olduklarını göstermektedir. Nitekim, daha sonra kuzey Çin pazarlarında ipek ticaretine başlayacaktır. Artık, askeri gücünün arttığı, hüfusunun kalabalıklaştığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla reisleri Bumın resmi dış ilişki yolunda faaliyetlerine girişti. Bir başka ifade ile bağımsızlık yolunda önemli bir adım atmak istiyordu. Bunun için harekete geçtiğinde Çin’deki Batı Wei Devleti’nden hemen cevap geldi. Adı geçen devletin başbakanı Türkleri yakından tanıyan bir Soğdluyu Göktürklere elçi olarak gönderdi (545). Çinli başbakan ülkesinin geleceğine yatırım yapmış, kendisi 557’de tahtı ele geçirip Chou hanedanını kurunca Göktürklerden çok yardım alarak karşılığını görmüştür. İlk defa bir devlet tarafından resmi bir elçinin kendilerine gönderilmesine çok memnun olan Göktürkler olayı sevinçle karşılayıp adeta bayram yapmışlardı. Ertesi yıl (546) karşı elçi gönderen Bumın, Batı Wei’e kendi ülkesinde yetişen ürünlerden sunmuş, milletler arası münasebetlerde önemli adımlar atmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale,  Ahmet Yasevî Üniversitesi Öğretim Görevlisi sayın Prof. Dr. Ahmet Taşağıl&#8217;ın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. cildinde yer alan &#8220;<strong>Göktürkler</strong>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/gokturklerin-gecmisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göktürkler Üzerine Bir Değerlendirme</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/gokturkler-uzerine-bir-degerlendirme.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/gokturkler-uzerine-bir-degerlendirme.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 06:56:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkler hakkında bir değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[göktürkler üzerine bir değerlendirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1807</guid>
		<description><![CDATA[göktürkler üzerine bir değerlendirme, göktürkler hakkında bir değerlendirme Göktürkler Üzerine Bir Değerlendirme Türk milletine ad verme şerefi kazanan Göktürklerin tarihi, bağımsız devlet olarak yaklaşık iki yüz yıl sürmüş, yıkılışlarından sonra yine iki asır devam etmiştir. Türk milleti ve kültürü Göktürk Dönemi’nde her bakımdan sistemli bir şekilde ortaya çıkmış, bir bakıma günümüze kadar tarihine yön vermiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">göktürkler üzerine bir değerlendirme, göktürkler hakkında bir değerlendirme</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Göktürkler Üzerine Bir Değerlendirme</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türk milletine ad verme şerefi kazanan Göktürklerin tarihi, bağımsız devlet olarak yaklaşık iki yüz yıl sürmüş, yıkılışlarından sonra yine iki asır devam etmiştir. Türk milleti ve kültürü Göktürk Dönemi’nde her bakımdan sistemli bir şekilde ortaya çıkmış, bir bakıma günümüze kadar tarihine yön vermiştir. Aslında ondan önce de Türk milleti ve dolayısıyla tarihi vardı. Yine iki kıtada Türk toplulukları farklı adlar altında devlet ve benzeri siyasi kuruluşlar meydana getirmişlerdi. Ama Türk adının, dilinin, kültürünün, yabancı devletler tarafından tanınıp yaygın hale gelmesinin gerçekleşmesi tamamen Göktürkler sayesinde olmuştur. Diğer yandan aşağı yukarı bütün Türk boylarının bir devlet halinde birleşmesi sağlanmıştır.</p>
<p>Onların yıkılışlarından sonra kurulan bütün devletler izlerini taşımaktadır. Nitekim Türk, Türkmen, Tork, Türkiye gibi isimler yabancı milletlerin hafızalarına kazınmış, günümüze ulaşmıştır. Bu yüzden Göktürk tarihi 250 yıl önce Batı ilim aleminde önem kazanmış ve zamanımıza kadar sayısız araştırmalar yapılmıştır. Türk Dünyası’nın büyük bir kısmının bağımsızlığa kavuşması bütün dünyanın dikkatini çekerken özellikle Türk kimliği tartışılmaya başlanmıştır ki, Göktürk tarihi bu tartışmalara en iyi cevaptır.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale,  Ahmet Yasevî Üniversitesi Öğretim Görevlisi sayın Prof. Dr. Ahmet Taşağıl&#8217;ın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. cildinde yer alan &#8220;<strong>Göktürkler</strong>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/gokturkler-uzerine-bir-degerlendirme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Attila&#8217;nın Defnedilmesi</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/attilanin-defnedilmesi.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/attilanin-defnedilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 16:50:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[attilanın defnedilme merasimi]]></category>
		<category><![CDATA[attilanın Defnedilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[attilanın gömülme merasimi]]></category>
		<category><![CDATA[attilanın gömülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1804</guid>
		<description><![CDATA[Attila&#8217;nın Defnedilmesi, attilanın gömülmesi, attilanın defnedilme merasimi, attilanın gömülme merasimi Attila&#8217;nın Defnedilmesi Attila’nın ölümünden sonra, yıllardan beri bir kenara itilen ve ikinci sınıf işler gören Hunlar ön sıraya çıktılar. Cenaze törenleri, oğullarının ve Hun ileri gelenlerinin ortaya çıkmasına fırsat verdi ve matem büyük hükümdara lâyık bir tarzda gerçekleşti. Tören, bütün bölümleri ile Asyaî idi. Erkekler, âdetlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Attila&#8217;nın Defnedilmesi, attilanın gömülmesi, attilanın defnedilme merasimi, attilanın gömülme merasimi</p>
<h3 style="text-align: justify;">Attila&#8217;nın Defnedilmesi</h3>
<p style="text-align: justify;">Attila’nın ölümünden sonra, yıllardan beri bir kenara itilen ve ikinci sınıf işler gören Hunlar ön sıraya çıktılar. Cenaze törenleri, oğullarının ve Hun ileri gelenlerinin ortaya çıkmasına fırsat verdi ve matem büyük hükümdara lâyık bir tarzda gerçekleşti. Tören, bütün bölümleri ile Asyaî idi. Erkekler, âdetlerine uyarak saçlarını kestiler, yüzlerini derin yaralarla çirkinleştirdiler. Bu suretle şöhretli kahramanı yalnız kadınların gözyaşlarıyla değil, erkeklerin kanlarıyla da suladılar. Bu tarzdaki törenlere İç Asya’daki kavimler arasında rastlanmıştır. “Kağanın naaşını, ordugâhın ortasına konan ipek bir çadırda tabuta yerleştirdiler; bunun etrafında görülmeğe değer törenler yapıldı. Hunların en seçkin atlıları bunun etrafında dolandılar. Bu esnada ölünün icraatı, yası yöneten yaşlılar tarafından dile getirildi”. “Muncuk’un oğlu, Büyük Kağan Attila, bütün kahraman kavimlerin hâkimi, Sen tek başına daha önce hiç kimsenin yapamadığı tarzda Hunların ve Cermenlerin ülkesinde hüküm sürdün, Sen iki imparatorluğu korku içinde bıraktın, onların şehirlerini zaptettin. Onların hepsi senin kölen olmadan önce onların yalvarışlarına acıdın ve onlardan yıllık vergi aldın! Sen bütün bunları başarı ile tamamladıktan sonra arkanda acı yaralar bırakmadın ve adamlarının kininden uzak kaldın! Halkına himaye sağladın! Arkanda hiç acısı olmayan neşeli dostlar bıraktın!<span id="more-1804"></span> Bunu kim ölüme lâyık bulur, hiç kimse intikam düşünür mü? ”. “Matem türküleri söyledikten sonra mezarın üzerinde bir toy düzenlediler, büyük içki âlemi yaptılar. Bir abartmadan diğerine geçerek matem ve şenlik birbirini kovaladı. Geceleyin naaşını gizlice toprağa verdiler. Naaşı önce altın, sonra gümüş ve ardından da demir bir tabuta koydular. Bu suretle bu üç sağlam maddenin kudretli hükümdar ile sembolleştiğini düşündüler. Demir yenik kavimlerden, altın ve gümüş de her iki İmparatorluktan kazanılmıştı. Muharebelerde düşmandan elde edilen silâhlar, kıymetli taşlarla süslü at takımları ve hükümdarlık alâmetleri</p>
<p style="text-align: justify;"> onunla beraber gömüldü ve bunlar onun sarayının süsleri idiler. Büyük hazineyi insanların hırsından uzak tutmak maksadıyla mezar kazıcılarını menfur bir tarzda öldürdüler: onların hepsi acımasızca öldürüldü”.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki tasvir, Attila’nın ölümünden yüzyıl sonra kaleme alınan Got tarihçisi Jordanes’in eserinde muhafaza edilmiştir, fakat bu metnin Priskos’un kaybolan eserinden nakil olduğu anlaşılıyor. Burada anlatılan defin merasimi, Çin kaynaklarında nakledilen Doğu Türklerinin defin merasimine çok benzer. Jordanes’in tasvirinde Yunancayı iyi bilmemesi neticesinde meydana gelen karanlık yerler vardır. Bundan başka, Avrasya isteplerinde bugüne kadar metal bir tabuta da rastlanmamıştır. Attila’nın defni ile ilgili diğer tasvirler de, sonraki yazarların yanlış anlamaları mahsulüdür. Belki Büyük İskender’in tabutu hariç, dünya üzerinde Attila’nın kabri kadar büyük ilgi uyandıran başka bir kabir yoktur. Attila’nın tabutunun bir ırmak yatağında defnedildiği kaydı, ayrıca üç ayrı tabut hikâyesi de bir yanlış tefsir ürünüdür. Bununla beraber, Karpatlar havzasında Attila’nın mezarının aranmadığı hemen hemen bir yer kalmamıştır. Attila’nın naaşının bir ırmağın akışının değiştirilerek (ilk sırada Tisa’nın) ırmak yatağında gömüldüğü hakkındaki şayialar da doğru görünmüyor. Zira, yine Jordanes’de 410’da Vizigot kralı Alarik’in naaşının Güney İtalya’da daha önce yatağı değiştirilen Busentus ırmağına defnedildiği ve bu işte çalışanların daha sonra öldürülmüş olduklarını okuyoruz. Jordanes’in eserinden kaynaklanan bir masal veya efsane olan bu kaydın, sonradan nasılsa bir yanlış anlama neticesinde Attila’ya maledildiği meydana çıkmıştır. Çünkü, o devrin teknik imkânları düşünüldüğünde kısa bir zamanda bir ırmağın yatağının değiştirilmesinin imkânsız olduğu açıktır.<span id="_marker"> </span></p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/attilanin-defnedilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Hunlarının Karpatlar&#8217;a Yerleşmeleri</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-karpatlara-yerlesmeleri.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-karpatlara-yerlesmeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 16:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının karpatlara yerleşme tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının karpatlara yerleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının yerleşme tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1802</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Hunlarının Karpatlar&#8217;a Yerleşmeleri, avrupa hunlarının karpatlara yerleşme tarihi, avrupa hunlarının yerleşme tarihi Avrupa Hunlarının Karpatlar&#8217;a Yerleşmeleri Hun ilerlemesi ve özellikle Hun hâkimiyetinin başlamasının ardından, Karadeniz’e ve Aşağı Tuna havzasına gelerek kavimler ve kültür unsurları Tuna ve Tisa bölgesinde yerleşir. Tarihî ve arkeolojik kaynakların bildirdiğine göre, bunların yeni merkezi Pannonia idi. Bunlar önce Tisa’nın sağ sahilinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Karpatlar&#8217;a Yerleşmeleri, avrupa hunlarının karpatlara yerleşme tarihi, avrupa hunlarının yerleşme tarihi</p>
<h3 style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Karpatlar&#8217;a Yerleşmeleri</h3>
<p style="text-align: justify;">Hun ilerlemesi ve özellikle Hun hâkimiyetinin başlamasının ardından, Karadeniz’e ve Aşağı Tuna havzasına gelerek kavimler ve kültür unsurları Tuna ve Tisa bölgesinde yerleşir. Tarihî ve arkeolojik kaynakların bildirdiğine göre, bunların yeni merkezi Pannonia idi. Bunlar önce Tisa’nın sağ sahilinde ve ardından da Banat’da yerleştiler. Başlangıçta aşağı Tuna ve Pontus kavimlerinin önünde üç bölge serbest kalabilmiştir. Bunlar: 1) Gepidia, Tisa’nın bu tarafının kuzeyinde bulunan Szamos ile Ér ırmakları vadileri 2) Tuna ve Tisa arası ile Banat’ın bir kısmını oluşturan Sarmatia 3) Suavia, yani Quadların bir zamanki arazisi; daha sonraki yıllarda Hunların ilerlemeleri sürdüğünden diğer bölgelerden el sanatları yayılmağa başlıyor. Fakat Tisa’nın doğusunda bu “Barbar &#8211; Roma” sanat tesiri hiç görülmüyor. Körös ırmağının kuzeyinde yerleşen Gepidlerle bu ırmağın güneyine giren Hunlar arasında çok az görülür. Bu olaylardan anlaşıldığına göre başlangıçta Hunlar, Tisa’yı batı hudutları olarak görmüşlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hunların Yerleşme Sahası</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hun merkezinin bulunduğu ve bunun içinde de Hun ordugâhının kurulduğu Tisa’nın doğusu ve Körös ırmağı ile birleştiği bölgede hiçbir mezar ve muharip defin yeri bilinmez. Bu bölgede kayda değer biricik buluntu Mezöberény mezarıdır ve Mezöberény mezarı, Hun ordugâhı bölgesinden bugüne kadar meydana çıkan yegane buluntudur. Bu mezarda küçük kibar bir kız defnedilmiş ve ayaklarında altın ayakkabı tokaları bulunmuştur. Bu küçük kızın Hun olduğu, Kerson bölgesinde ele geçirilen Hun mezarı ile olan benzerliğinden anlaşılmaktadır. Zira, orada gömülü bulunan genç hanım da, Mezöberény’dekinin genç kardeşi olacak kadar eşya birbirine benzemektedir. Fakat, hemen hemen aynı zamana rastlayan bu iki buluntu malzemesi ve imal yeri henüz gereği kadar tanınmamaktadır. Şekilleri ve süsleri gözönünde bulundurulduğunda, bunların Orta Asya menşeli oldukları kabul edilebilir. <span id="more-1802"></span>Bugüne kadar yapılan arkeolojik araştırmalar, her şeyden önce Hun hareketinin isitakametini, imparatorluğun yayılış sahasını, askerî üsleri, aristokratların yaşadıkları yerleri, prenslerin hareketlerini göstermekte ve bir dereceye kadar da tarihî olaylara ve toplum bünyesine işaret etmektedir. Bir genel Hun sanat tarihi ve toplu bir bilgi vermek için bir çoğu tesadüfen ortaya çıkan ve genellikle kurban kazanlarından oluşan bu dağınık eserler yeterli değildir. Doğu sanatının Hunlar üzerindeki etkileri ve Hunlar tarafından serbest bırakılan Cermen prenslerinin alâmet ve sembolleri üzerindeki araştırmalar, tarih ve kültür tarihinin gelecekteki konusudur.<span id="_marker"> </span></p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-karpatlara-yerlesmeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Hunlarının Ölü Kurbanları ve Mezarları</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-olu-kurbanlari-ve-mezarlari.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-olu-kurbanlari-ve-mezarlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 16:54:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının mezarları]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının ölü kurbanları]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının ölü kurbanları ve Mezarları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1800</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Hunlarının Ölü Kurbanları ve Mezarları, avrupa hunlarının mezarları, avrupa hunlarının ölü kurbanları Avrupa Hunlarının Ölü Kurbanları ve Mezarları Güvenilir bilgilere göre Nagyszeksos kazısının (45-70 santim gibi) az derinlikte humus ve althumus içinde yapıldığı kesinlikle iddia edilebilir ve ilk kazı sırasında herhangi bir iskelete rastlanmamıştır. İkinci kazıda da humusun altında başka bir kazı alâmetine rastlanmadığı ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Ölü Kurbanları ve Mezarları, avrupa hunlarının mezarları, avrupa hunlarının ölü kurbanları</p>
<h3 style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Ölü Kurbanları ve Mezarları</h3>
<p style="text-align: justify;">Güvenilir bilgilere göre Nagyszeksos kazısının (45-70 santim gibi) az derinlikte humus ve althumus içinde yapıldığı kesinlikle iddia edilebilir ve ilk kazı sırasında herhangi bir iskelete rastlanmamıştır. İkinci kazıda da humusun altında başka bir kazı alâmetine rastlanmadığı ve toprakta bir renk değişimi olmadığı görülmüştür. Bu hazinenin yanında başka bir ölü kurbanı bulunduğu da biliniyor. Birçok Türk kavminde ölü kurbanları esnasında, ölü giydirilmiş ve teçhizatı üzerinde olmak üzere mezara yatırıldıktan sonra, yanına eşyasının bir çoğu defnedilir, ölünün atı toy esnasında yenilir ve kemikleri at koşumları ve silâhları bir odun yığını üzerine konarak yakılırdı. At koşumları ve silâhları ateşin sönmesinden sonra toplanır ve ölünün yanında pek derin olmayan bir çukura gömülürdü. Bazı hallerde bu kurban yapılmamış ve eşya toplanmıştır. Evvelce Hunların ölüleri yaktıklarına inanılırdı, halbuki yakılan ölü değil, lâkin onların yanında gömülen âletlerle at koşumlarıdır. Nitekim     Nowogrigorewka’da ele geçirilen malzemede bütün eşya zarar görmemiş olarak muhafaza edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sade Hun erkeği ve kadını doğrudan doğruya toprağa verilmiştir; ölü çoğunlukla âdi bir çukura gömülürdü. Doğuda ise ölüler bir tepeye gömülmüşlerdir. Tanınmış kimseler ise, gizli bir yere ve tek başına gömülürlerdi. Mevki sahibi bir Hun’un gömülmesinin ardından ziyafet verilirdi. Böyle zamanlarda ölünün yanına gömülen eşyanın bir kısmı o un yığını üzerine atılırdı. Nowogrigorewka’da elde edilen ve ölü ziyafeti veya ölü kurbanı malzemesine dayanarak burada Hunların en kudretli adamlarından birinin toprağa verilmiş olması neticesine varılabilir. Tarihî ve topografik kayıtlara dayanarak burada Attila veya Rua’ya dair ölü kurbanlarının yapılmış olması çok muhtemeldir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hunlar devrinde cırcır böceyi ile yapılan süs eşyası çok yaygındı, bu bir hareket alâmeti idi. Asya Hunlarından beri cırcır böceklerinin değişik madenlerden yapılmış olarak kullanıldığı ve bunların rütbe ifadesine yaradıkları bilinir. Cırcır böcekleri Avrasya’nın diğer Hun cinsinden kavimleri arasında görülmez. <span id="more-1800"></span>Kırım’da ve Kafkasya’da 375’den sonra yeni cırcır böcekleri ortaya çıkar ve bunlar dökme bronzdan ve gümüşten yapılır, daha sonra Avrupa’da da görülür. Bunlar artık kadınların ve kızların süs eşyası olarak kullanılır, bu suretle cırcır böcekleri Avrupa’da yayılır.<span id="_marker"> </span></p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-olu-kurbanlari-ve-mezarlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nagyseksos Definesi</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/nagyseksos-definesi.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/nagyseksos-definesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 02:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[nagyseksos definesi]]></category>
		<category><![CDATA[nagyseksos definesi hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[nagyseksos definesi nerdedir]]></category>
		<category><![CDATA[nagyseksos hazinesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1797</guid>
		<description><![CDATA[Nagyseksos Definesi, Nagyseksos hazinesi, Nagyseksos Definesi hakkında bilgi, Nagyseksos Definesi nerdedir Nagyseksos Definesi Birinci Cihan Harbi’nden önce meydana çıkarılan ve daha önce Szeged eyaletine dahil bulunan Nagyszeksos puszta hazinesinde (şimdi Rözske’ye bağlı) de büyük miktarda altın ele geçmiştir. Adı halk arasında efsaneleşen bu hazine, Tuna bölgesinde bugüne kadar tanınan en büyük definedir. 1966 yılına kadar buradan elde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Nagyseksos Definesi, Nagyseksos hazinesi, Nagyseksos Definesi hakkında bilgi, Nagyseksos Definesi nerdedir</p>
<h3 style="text-align: justify;">Nagyseksos Definesi</h3>
<p style="text-align: justify;">Birinci Cihan Harbi’nden önce meydana çıkarılan ve daha önce Szeged eyaletine dahil bulunan Nagyszeksos puszta hazinesinde (şimdi Rözske’ye bağlı) de büyük miktarda altın ele geçmiştir. Adı halk arasında efsaneleşen bu hazine, Tuna bölgesinde bugüne kadar tanınan en büyük definedir. 1966 yılına kadar buradan elde edilerek müzelere konan ve şahısların eline geçen altın eşya sayısı 200’dür. Burada bulunan eşyanın az bir kısmı dışında özürlüdür. Bunlar arasında en önemlisi massif altın kaplamalı ve 407 gram ağırlığındaki gerdanlıktır. Bu parça kalınlığı ve zerafeti ile bugüne kadar Hun devrinin erkek gerdanlıkları arasında Doğu Türkistan’dan Tuna’ya kadar uzanan sahada ele geçirilenlerin on mislinden fazladır. Bu gerdanlığın sahibi rütbe ve derecede, Hun devrinin Karpatlar bölgesinde bugüne kadar tanınan bütün beylerden üstündür. İçinde bir çok elbise ve teçhizat malzemesi de bulunan Nagyszéksos hazinesi, bugüne kadar bilinen Doğu “Prens” Hun buluntusunun en zenginidir. Nagyszéksos hazinesi ancak, 1904’de Kerç’te katakomplarda ele geçirilen hazine ile kıyaslanabilir. Fakat, Nagyszéksos hüzinesi içinde, ne zaman imal edildiği ve ne vakit toprağa verildiğini yaklaşık olarak dahi olsa belirlemeğe yarar bir tek eşya yoktur. Yıllardan beri arkeoloji Nagyszeksos hazinesini “Yanık mezar”, rüzgarın harabettiği tepe mezarı veya kısaca bir mezar harabesi olarak görür. Fakat Hunların ölüleri yaktıklarına dair herhangi bir bilgiye sahip bulunmuyoruz. <span id="more-1797"></span>Lâkin, hazineyi oluşturan eşyadan pek çoğu yanmıştır. Buna karşılık bir kısmı sağlamdır ve birçok kıymetli taş ve ziynet eşyası kusursuzdur.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/nagyseksos-definesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Hunlarının Eyer Takımları</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-eyer-takimlari.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-eyer-takimlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 02:47:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunları ve at eyerleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının eyer takımları]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının eyerleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1795</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Hunlarının Eyer Takımları, avrupa hunlarının eyerleri, avrupa hunları ve at eyerleri Avrupa Hunlarının Eyer Takımları Malzemenin yetersiz olması yüzünden uzun zaman Hun eyerlerinin restorasyonu yapılmamıştı. Halbuki son yıllarda eyerlerle ilgili parçalar ortaya çıkmıştır. Bununla beraber defin esnasında at koşumlarının hayvanın üzerine değil, ölünün yanına konmuş olması da tanımayı güçleştirmiştir. Günümüzde parçaları nispeten eksiksiz olarak elegeçirilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Eyer Takımları, avrupa hunlarının eyerleri, avrupa hunları ve at eyerleri</p>
<h3 style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Eyer Takımları</h3>
<p style="text-align: justify;">Malzemenin yetersiz olması yüzünden uzun zaman Hun eyerlerinin restorasyonu yapılmamıştı. Halbuki son yıllarda eyerlerle ilgili parçalar ortaya çıkmıştır. Bununla beraber defin esnasında at koşumlarının hayvanın üzerine değil, ölünün yanına konmuş olması da tanımayı güçleştirmiştir. Günümüzde parçaları nispeten eksiksiz olarak elegeçirilen Mundolsheim (Elsass) eyerinin altınlanmış gümüş levhalar ve diğer madeni parçalarla ağaç kısmının biraraya getirilmesi mümkün olmuştur. Doğu menşeli Hun ve Alan eyerlerinde altın işlemeli safihalar kullanılmıştır. Son zamanlarda elde edilen buluntulardan eyerin daha tam bir şekli bulunmuştur. Gem ve ağız demiri parçları arasında, Hun menşeli oldukları şüphesiz olanlar da vardır. Karpatlar havzasında ele geçirilen gem ve at takımları, Doğudan tanıdıklarımızın varyantlarıdır. Mükemmel bir atlı kavim olan Hunların mutlaka “üzengilerinin” bulunması gerektiği düşünülmüşse de, bugüne kadar izine rastlanmamıştır. Üzengiye ilk defa 4. ve 5. yüzyıl ortalarında Çin’de rastlanır, fakat burada da çift değil sadece sol tarafın üzengisi bilinmektedir. Hunlar arasında yayılan, 3-4. yüzyıl döneminde Orta Asya’dan neşet eden ön ve arka kafaları yüksek eyerlerin bir emniyet sağladıkları biliniyor. 4. yüzyılın başında Kuzey Çin’de ortaya çıkan ahşap eyerlerin, Hunların aracılığı ile Avrupa’da yayılan eyerlerle benzerliği göze çarpıyor; bu eyerler atlıya bir emniyet sağlamakla tanınmıştır.<span id="more-1795"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Macaristan’da Pécs-Üszögpuszta’da, 70 santim derinlikte geniş bir alanda dağınık olarak bulunan eşya, bir kısmı kaybolmuş bulunmasına rağmen 66 parça altın evaniden oluşur; bunların Hun askerî tabakasının ihtiyacı olan herşeyi içine aldığı anlaşılıyor. Bunlar arasında en çok dikkat çekeni, 30 parçalık at takımlarıdır. Demirden yapılmış bir dizgin ile, altınlanmış bir ağız tıkacı, altın işlemeli ahşap bir eyer ve gem kayışlarının uçlarıdır. Kayış uçları erkek ve kadın kemerlerinin süslerinin aynısıdır. Burada rastlanan atlı teçhizatı Avarlar arasında kullanılanın benzeridir. İleri gelen ve yüksek rütbeli bir Hun’a ait bulunan Pécs-Üszögpuszta definesi içinde bir yay vardı. Pannonhalma’da da her iki ucu altın kaplamalı minyatür büyüklükte bir yay bulunmuştur: bu boydaki yayların merasimlerde kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Ufak boyda altın kaplamalı yay, daha İskitler devrinden başlamak üzere İsteplerde bir makam ve merasim âleti olarak kullanılırdı ve belki de Sasaniler devrinden beri yayılmış bir âdetti. Batı Hunlarında da, Rua, Bleda ve Attila devrinin aristokrasisi tarafından kullanılmıştır. Bu altın kaplamalı yaylar, altının eğilme hassası bulunmadığından muharebelerde kullanılmazdı. 5. yüzyılın ilk yarısında Hunların altın kaplamalı “çizme tokaları”, Orta Asya’dan Atlantik’e kadar uzanan sahada ve hatta Kuzey Afrika’da kullanılırdı. Macaristan’da bulunan Pécs-Üszögpuszta, Bátaszék ve Pannonhalma malzemesinin Hun devri üst kademedeki şahısların ölü kurbanları ile ilgili olduğu anlaşılıyor. Karpatlar havzasında bulunan bu malzeme, doğuda ele geçirilen ve yine Hun devri ile ilgili eşya ile bir benzerlik gösterir. Hun toplumunda aşağıdan yukarıya oluşan sosyal kademeler vardı ve mezarlarda bulunan eşyadan da bunu ayırdetmek mümkündü. Mezarlarda bulunan kafatasları da birbirinden farklıdır. Bunlardan bir kısmı makrokefaldi. Fakat kafa taslarından çoğu bozulmuş olarak ele geçmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-eyer-takimlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Hunlarının Yakın Muharebe Silahları</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-yakin-muharebe-silahlari.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-yakin-muharebe-silahlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 02:45:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının yakın muharebe Silahları]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının yakın savaş silahları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1793</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Hunlarının Yakın Muharebe Silahları, avrupa hunlarının yakın savaş silahları Avrupa Hunlarının Yakın Muharebe Silahları Hun silâhları arasında en önemlilerinden olan, iki tarafı keskin ve nispeten dar bir levhadan oluşan kılıç, Altay, Doğu Ural ve Orta Asya’dan Güney Rusya ve Ukrayna İsteplerinden Orta Avrupa’ya kadar uzanan sahada tanınmıştı. Aynı devreye rastlayan ve biraz daha genç olan Cermenlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Yakın Muharebe Silahları, avrupa hunlarının yakın savaş silahları</p>
<h3 style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Yakın Muharebe Silahları</h3>
<p style="text-align: justify;">Hun silâhları arasında en önemlilerinden olan, iki tarafı keskin ve nispeten dar bir levhadan oluşan kılıç, Altay, Doğu Ural ve Orta Asya’dan Güney Rusya ve Ukrayna İsteplerinden Orta Avrupa’ya kadar uzanan sahada tanınmıştı. Aynı devreye rastlayan ve biraz daha genç olan Cermenlerin aynı tipteki kılıçlarından levhasının daha dar olmasıyla ayrılır. Hun mezarlarında ve kurban yerlerinde bu kılıçlara çok rastlanır ve zaman zaman da birkaçı bir arada bulunur. Bunların kabzaları muhtelif kıymetli taşlarla ve altın kaplamalar ile süslüdür. Diğer silâhlardan mızrak, bu devrin silâhları arasında çok eskiden beri tanınır ve mızraklara ölülerin mezarları üzerine dikilmiş olarak rastlanır. Kalkanlar hakkında hem yazılı kaynaklarda bilgi vardır hem de arkeoloji malzemesi olarak bilinirler. Bunlardan bir kısmı demirden yapılmıştır ve ağırlıkları da fazladır; bunlara Orta Asya’nın her devrinde rastlanır. Bunlardan başka zırh gömlekleri de kullanılmıştır. Bir kısım mezarlarda ise, bugüne kadar az sayıda rastlanmakla beraber Doğu menşeli miğfer de bulunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-yakin-muharebe-silahlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Hunlarının Bakır Kazanları</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-bakir-kazanlari.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-bakir-kazanlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 22:33:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının bakır eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının bakır kazanları]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının bakır mirası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1782</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa hunlarının bakır kazanları, avrupa hunlarının bakır mirası, avrupa hunlarının bakır eserleri Avrupa Hunlarının Bakır Kazanları Bugüne kadar ortaya çıkarılan en eski, en iyi ve en önemli Hun arkeoloji malzemesi Höckricht definesidir. 1831’de Silezya’nın Höckricht mevkiinde bulunan ve fazla yüksek olmayan bir kum tepesinde rastlanan malzeme iyi durumdaki bir bakır kazan, bronz levhadan yapılmış bir tas, altın safihalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Avrupa hunlarının bakır kazanları, avrupa hunlarının bakır mirası, avrupa hunlarının bakır eserleri</p>
<h3 style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Bakır Kazanları</h3>
<p style="text-align: justify;">Bugüne kadar ortaya çıkarılan en eski, en iyi ve en önemli Hun arkeoloji malzemesi Höckricht definesidir. 1831’de Silezya’nın Höckricht mevkiinde bulunan ve fazla yüksek olmayan bir kum tepesinde rastlanan malzeme iyi durumdaki bir bakır kazan, bronz levhadan yapılmış bir tas, altın safihalar üzerine oturtulmuş kıymetli taşlarla süslü bir parça, gözler üzerinde yerleştirilmiş kıymetli taşlarla süslü bir toka, altın kaplamalı kayış uçları, altın kakmalı bronz tokalar, gem süsleri, çizmelerle at takımlarının parçalarından oluşmaktadır. Bir tarlada az derinde ortaya çıkan malzeme ölü kurbanlarıyla ilgilidir. Az önce zikredilen ve yine tarlada meydana çıkan Ukrayna’nın Makartet buluntusu da bunun bir benzeridir. Büyük kısmı kırık veya parçalar halinde elegeçen Hun kazanları, aslında ayak çemberi ile birlikte 35-100 santim yüksekliğinde (çoğunluğu 50-60 santimlik) olup Doğu Asya menşelidir. Bu neviden bronz kazanlara daha İskit devrinden başlamak üzere mezarlarda ve Doğu Asya’daki kurbanlara da rastlanmaktadır; bunlar İskit eserler grubuna dahildirler. Üstüvani ve daha büyük Hun kazanlarının ceddi Noin-Ula mezarlarında görülür. Bu türün özel süslemelerle yapılanlarına Obi ırmağından Troyes şehrine kadar uzanan çok geniş sahada rastlanır. Sayısı yirmi kadar olan bu kazanlar bu devrin teknik özelliklerini üzerinde taşırlar.<span id="more-1782"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu delillere dayanarak bu kazanlardan çoğunun Hun devrine ait olduğu ve bunlara Hunların Avrupa’daki askerî bölgesinde ve Tuna’nın kuzeyine isabet eden Romanya ovasında ve ırmaklar bölgesinde rastlandığı ortaya çıkmaktadır. Kazanların en büyüğü ve en gösterişlisi, 1 metre yükseklikte, 40-50 kilogram ağırlığında ve en zengin Hun definesinin ortaya çıktığı Nagyszéksos’ta elegeçmiştir. Define Tisa yatağından 15-16 kilometre uzaklıkta toprağa verilmiştir. Burası, bir zamanlar ırmağın feyezan esnasında erişebildiği bir kum tepesinde bulunuyordu. Bu definelerin bu civarda meydana çıktığına bakılırsa Rua, Bleda veya Attila’nın karargâhının Orta Tisa bölgesinde, Körös ırmağının doğu kıyısının güneyi ile Maros’un kuzeyinde bulunması gerekiyor. Kazanlar, bir yüzyıldan beri kurbanlar için kullanılmış kabul ediliyor. Sibirya’da da buna benzer kazan resimlerine rastlanmıştır. Kazanların âyinlerde ölü defni esnasında kullanıldıkları anlaşılıyor. Bugüne kadar ele geçen malzeme arasında Törtel kazanı, en sağlamıdır. Högész, Macaristan’da Kapos eyaletinde çift sürerken pulluğa takılmıştır. Bundan başka Hunlar devrinde Çin menşeli aynalara da rastlanıyor. Törtel’de bulunanı hariç, bütün diğerleri Karpatlar havzasının Hun merkezini savunan Pannonia askerî bölgesinden oldukları görülüyor. Yukarıda kaydettiğimiz defineler arasında birçok süs eşyası da bulunmaktadır. Höckricht’de kırmızı taşlarla süslü altın bir levha bulunmuştur, bu ise Macaristanda Csorna’da bulunan bir taca benzemektedir. Bu taç, tek başına defnedilmiş bir kadının başucunda bulunmuştur; daha sonra buna benzer taçlar ele geçirilmiştir ve bunlar arasında en güzeli Kerç’te çıkandır. Bu tacın üzerinde çifte bir kartal tasviri görülür ve bunlar Volga’da ve Obi ırmağı bölgesinde bulunanlarla bir benzerlik içindedir. Metal bir taç takma, Hun istilâsından az önce veya Hun hâkimiyetinin sonlarında moda olmuştur. Volga’nın doğusunda ele geçirilen sekiz tacın şekil ve teknik bakımdan İran-Sâsani menşeli olduğu veya en azından onların sanatı etkisi altında bulunduğu görülüyor. Avrupa’da taçların yayılma sahaları ve ağırlık noktaları, bakır kazanlarla silâh mezarlarından farklıdır. Bunlardan birçoğunun eski Kırım şehirlerinde hazırlanmış oldukları anlaşılıyor. Sun’i olarak kafa tasları tahribedilen mezarlarda da taçlar bulunmuştur. Hunlarda defin ziyafetinin yalnız erkeklere ve bunlar arasında da mevki sahibi kimselere mahsus olduğuna dair deliller vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-bakir-kazanlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Hunlarının Defin Özellikleri ve Elbiseleri</title>
		<link>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-defin-ozellikleri-ve-elbiseleri.html</link>
		<comments>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-defin-ozellikleri-ve-elbiseleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 20:08:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının defin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının defin özellikleri ve elbiseleri]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa hunlarının elbiseleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarih.gen.tr/?p=1784</guid>
		<description><![CDATA[avrupa hunlarının defin özellikleri ve elbiseleri, avrupa hunlarının elbiseleri, avrupa hunlarının defin özellikleri Avrupa Hunlarının Defin Özellikleri ve Elbiseleri Hun devrinde küpe ve bilezik gibi süs eşyasının yalnız kadınlar tarafından kullanılmadığı anlaşılıyor. Bu sebeple bir kısım mezarların kadınlara mı erkeklere mi ait olduğunu tayin etmek güçleşiyor. Hun erkek mezarlarının belirlenmesinde en güvenilir deliller silâhlarıdır; fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">avrupa hunlarının defin özellikleri ve elbiseleri, avrupa hunlarının elbiseleri, avrupa hunlarının defin özellikleri</p>
<h3 style="text-align: justify;">Avrupa Hunlarının Defin Özellikleri ve Elbiseleri</h3>
<p style="text-align: justify;">Hun devrinde küpe ve bilezik gibi süs eşyasının yalnız kadınlar tarafından kullanılmadığı anlaşılıyor. Bu sebeple bir kısım mezarların kadınlara mı erkeklere mi ait olduğunu tayin etmek güçleşiyor. Hun erkek mezarlarının belirlenmesinde en güvenilir deliller silâhlarıdır; fakat Alan mezarları için bu husus geçerli değildir. Bu devirde kadınlar ve erkekler pantolon giydiklerinden bunların üzerine tokalar konmuş, kemerler takılmıştır. Bu sebeple kadın mezarlarında da at takımlarına rastlanır. Doğu menşeli atlı kavimlerde kadınlar da erkeklerde olduğu gibi vücuda oturmuş dar bir elbise ve yüksekçe bir yaka taşır ve bunun üzerine kemer takarlardı, bu yüzden elbiselere kopça takmağa ihtiyaç yoktu. Kopçanın (Fibel) nın Gotlar arasında yaygın olduğu anlaşılıyor. Bu devirde yeni bir yaşmak türü ortaya çıkıyor ve bu yaşmak türü Hun ve Alan temaslarına bağlanıyor. Nitekim bu devirde Hun-Alan giyiminin birbirine karıştığı göze çarpar. Kuzey Avusturya’nın Untersiebenbrunn bölgesinde ele geçirilen ve 80 yıldan beri hangi menşeden olduğu tayin edilemeyen iki prens mezarı, bu güne kadar rastlananlar arasında en zenginidir. Bu define mücevherleri ve elbiseleriyle çok değişik malzemeyi içine alıyor; ayrıca Hunların uç mıntıkasında bulunuyor. Hazar Denizi kıyısındaki İragi’de de Untersiebenbrunn’dakinin aynı elbiseler bulunmuştur. Yine Untersiebenbrunn definesinin her ikisinde de Cermen unsurlarının çok az olmasına karşılık Hun-Alan giyim unsurları hâkimdir. <span id="more-1784"></span>Ziynet ve teçhizat malzemesi, Hun devrinin kuyumcu mamülleridir ve bunlar Kafkasya’dan Alplere kadar yayılmıştır. Untersiebenbrunn’da Hunlardan birinin defnedildiğine dair bir delil bulunamamışsa da bu mezarlarda Hun idarecilerinden birinin aile fertlerinden herhangi birisinin defnedilmiş olması muhtemeldir. Bu sıralarda aileler karışık unsurlardan oluşuyor, Alanlar ve Cermenler 4. yüzyıldan beri Hunlar idaresinde çalışıyorlardı. Bu kavimlerin reisleri de gittikçe Hun İmparatorluğu’nun en yüksek mevkilerine kadar çıkabiliyorlardı. Bu sebeple Untersiebenbrunn, bu türden reis veya ileri gelenlerden birinin kadın mensuplarından birine ait olması kabul edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bu ilgili makale, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevilisi sayın Prof. Dr. Şerif Baştav&#8217;ın Türk Tarihi Ansiklopedisi&#8217;nin 1. Cildinde yer alan &#8220;<em>Avrupa Hunları</em>&#8221; adlı makalesinden derlenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarih.gen.tr/avrupa-hunlarinin-defin-ozellikleri-ve-elbiseleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

