Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Osmanlı Tarihi > Osmanlı Dağılma Dönemi

Osmanlı Dağılma Dönemi Osmanlı Dağılma Dönemi Siyasi, Sosyal ve Askeri Gelişmeleri.

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18 Haziran 2013, 16:08   #1
Yeni Üye
Undefeated_Anatolian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04 Nisan 2013
Konular: 61
Mesajlar: 147
Aldığı Beğeni: 1
Beğendikleri: 0
Undefeated_Anatolian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İbrahim Paşa'nın İstanbul'a doğru harekatı

İBRAHİM PAŞANIN İSTANBUL’A DOĞRU HAREKATI


GİRİŞ

18. yüzyılın sonunda Napolyon’un Mısır’ı işgal etmesi ile bu bölge büyük bir problem haline gelmişti. Osmanlı Devleti, Napolyon’u Mısır’dan atmıştı ama sorun daha da büyümüştü. Üstelik bu sorunlar uluslar arası bir mesele haline gelmişti. Dost sıfatıyla Mısır’a çıkan İngilizler doğu ticaretini koruma amaçlı bölgeden bir türlü ayrılmıyorlardı. Kölemen beyleri de devlet merkezini dinlemiyorlar ve bağlarını daha da zayıflatma gayretini gösteriyorlardı. Yani Mısır’ın durumu eskisinden daha da karışık hale geldi.

Osmanlı Devleti bölgedeki asayişi sağlamak ve Kölemen isyanlarını engellemek için Mısır’a birçok vali göndermişti. Bu valilerden biri olan Hurşit Paşa Mısır’daki olayların Mehmet Ali tarafından tertiplendiğini öğrendi. Hurşit Paşa ona Cidde valiliğini sağladıysa da Mehmet Ali bunu kabul etmeyerek yeni olaylar çıkardı. Kısa süre sonra da Mısır’daki otoritesini arttırarak rakipsiz hale geldi.

Osmanlı hükümeti bu gelişmeler üzerine Vehhabiler’in isyanına son vermek şartıyla Mehmet Ali’yi Mısır valiliğine atadı. Mehmet Ali Paşa’nın valiliği sırasında Mısır, her alanda kalkındı. Bu dönemde gerek Osmanlı Devleti, gerek Avrupa çok sıkıntılı anlar yaşıyordu. Bu sebeple o, hiçbir devlet tarafından rahatsız edilemedi. Bir süre sonra da Vehhabiler isyanını bastırdığı için, Babıali ona mükafat olarak Hicaz ve Habeş valiliklerini verdi.

Padişah II. Mahmut, devletin bu sıkıntılı durumunda, Mısır’da başarılı işler yapan bu valisinden yararlanacağına, Mehmet Ali Paşa’yı kıskanan etrafının da etkisiyle ona karşı cephe almaya başladı.

I. Harekatın Sebepleri

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, 1820’li yıllarda iyice güçlenmişti. Mora’daki Rum isyanının bastırılmasında büyük yarar sağlamıştır. Ancak Navarin olayında Osmanlı gemileriyle birlikte kendi gemilerinin de İngiliz, Fransız, Rus ortak donanması tarafından yakılması üzerine, Mora’daki askerlerini Babıali’de sormadan çekmişti.

1828-1829 Osmanlı – Rus savaşı sırasında devletçe yardım istendiği halde, Kavalalı Mehmet Ali Paşa askeri yardımda bulunmamıştır.

Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da kurduğu idare ve bağımsızmış gibi hareketlerde bulunması Osmanlı hükümeti ile arasını iyice açmıştı. Padişahın çevresindeki vezirlerinde kıskandıkları Mehmet Ali Paşa’nın aleyhinde olmaları ve padişahı her fırsatta kışkırtmaları gerginliği iyice arttırmıştı .

Bu gelişmelerden sonra II. Mahmut, Mehmet Ali Paşa’ya, Mora isyanı sırasındaki yardımlarına karşılık olarak vaat ettiği Girit, Suriye valiliklerini vermemiştir. Bunu üzerine de Mehmet Ali Paşa Suriye’yi ele geçirmek için uygun bir ortam beklemeye başladı.

Suriye bu yıllarda yarı bağımsız ve birbirlerinin aleyhine çalışan valilerin idaresi altında bulunuyordu. Bunlardan birisi Akka valisi Abdullah Paşa idi. Abdullah Paşa, gittikçe güçlenen Mehmet Ali Paşa’yı kendisi için tehlikeli bulmaya başladı ve ona karşı askeri ve ticari bazı tedbirler aldı. Gittikçe arası açılan bu 2 valiyi, Osmanlı Devleti, barıştırmaya çalışsa da başarılı olamadı. Mehmet Ali Paşa, Suriye seferi için en uygun zamanı seçmişti. Osmanlı Devleti Rus savaşında yenilmiş, Yunanistan’ın bağımsızlığı ve Fransa’nın Cezayir’i işgaliyle uğraşıyordu.

İşte Kavalalı Mehmet Ali Paşa, böyle bir ortamda yapılacak olan Suriye seferinin başarılı olacağı kanaatindeydi.

II. İbrahim Paşa’nın Harekatı

Mehmet Ali Paşa, görünüşte Abdullah Paşa’yı cezalandırmak, gerçekte ise Suriye’yi işgal etmek üzere hazırladığı ordu ve donanmasına 14 Ekim 1831’de hareket etmesi emrini verdi. Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki bu ordu, altı piyade alayı, dört süvari alayı, kırk sahra ve bundan fazla kuşatma topu ile toplam yirmi dört bin kişiden ve ayrıca yirmi üç savaş gemisi ile on yedi nakliye gemisinden meydana geliyordu . Donanma İskenderiye’den Yafa’ya hareket etmiş, asıl ordu da el-Ariş – Gazze karayolunu tutmuştu.

A. İbrahim Paşa’nın Suriye Seferi

İki ordu 13 Kasım’da Hayfa’da birleştiler. İbrahim Paşa bu şehri kendisine bir üs haline getirdi. Buradayken Kudüs, Nablus ve Taberiye şeyhlerini temsilen bir heyet İbrahim Paşa’yı ziyaret ederek bağlılıklarını bildirdiler. Bu durum İbrahim Paşa için çok önemli idi. Bunların itaat etmesiyle karayolunun kesilmesi ihtimali ortadan kalkıyordu. Böylece İbrahim Paşa gerisinden emin bir şekilde Akka’yı kuşatabilirdi. Zaten Yafa ve Hayfa şehirleri de kendisine muhalefet etmemiş ve buralardan çok sayıda top da elde etmişti.

Lübnan idarecisi Emir Beşir, önce İbrahim Paşa’ya destek olacağını bildirmiş, sonra da destek olmak için acele etmeyerek Şam valisine bağlı kalmak istemiştir. İbrahim Paşa da durumu hemen babasına bildirmiştir. Kavalalı Mehmet Ali Paşa da Emir Beşir’e tehdit mektubu göndererek ona destek olmasını sağlamıştır.

1. Akka Kuşatması

Mısır ordusu Napolyon’un takip ettiği yolu izleyerek, 26 kasım cumartesi günü Akka’ya ulaştı. Ertesi gün hemen kuşatma başladı. İbrahim Paşa hem karadan hem de denizden olmak üzere kaleyi şiddetle kuşattı.

Muhasara devam ederken, İbrahim Paşa, kuvvetlerinden 4000 kadar savaşçıyı ayırarak, Sayda vilayetindeki öteki önemli mevkilere el koymak üzere gönderdi. 14 Ocak 1831’den itibaren, Sur, Sayda ve Trablus İbrahim Paşa’nın denetimine girdi. Osmanlı Devleti bazı siyasi tedbirlere başvurduktan sonra sonunda askeri tedbirlere müracaat zorunda kaldı. Halep valisi Osman Paşa’yı Trablus’a atayarak, bölge halkını İbrahim Paşa’ya karşı örgütleme görevini verdi. Lazkiye yoluyla güneye doğru inen Osman Paşa, Trablus’a yöneldi. Berber Ağa burada savunma tedbirleri aldı. Cebel-i Lübnan’da da Dürzi liderlerinden bazıları Emir Beşir’e karşı hazırlıklara başladı. İbrahim Paşa bunu duyunca 2 Nisan’da Akka’dan ayrılarak kuvvetlerinin bir kısmıyla Trablus’a doğru hareket etti.

Mısır ordusu Lübnan’a geldiğinde Hıristiyanlar sevinirken , bölgedeki Dürziler pek sevinmediklerini belirterek karşı harekete hazırlanıyorlardı. İbrahim Paşa, biraz da bunların Osman Paşa’ya katılmalarını önlemek için hızla kuzeye hareket etti. İki ordu 14 Nisan 1832 tarihinde Asi nehri kıyısında karşılaştı. İşte İbrahim Paşa’nın kuvvetleriyle Osmanlı birlikleri arasında ilk çarpışma burada meydana geldi. Osman Paşa’nın emrindeki düzensiz ordu birlikleri yenildiler. Gerçi bu çatışma önemsiz bir karşılaşma idi. Fakat sonuçları bakımından çok önemli idi. Çünkü Osman Paşa’nın bu anlamsız harekatı hem Akka’yı savunan askerlerin moralini bozmuş, hem de tereddüt halindeki tarafların İbrahim Paşa’ya katılmalarını sağlamıştır .

İbrahim Paşa bu savaşı kazandıktan sonra bölgedeki Dürzileri yola getirmiş ve buradan da Akka’ya doğru hareket etmiştir.

İbrahim Paşa bu harekatı sürdürdüğü sırada Akka’daki kuvvetleri azaldığı için Abdullah Paşa bir çıkış harekatında bulunarak Mısır kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi. İbrahim Paşa buraya geldiğinde kuşatma şiddeti hızlandırıldı. Nihayet şehir 27 Mayıs’ta teslim oldu.

2. Şam’ın İbrahim Paşa’nın Eline Geçmesi

İbrahim Paşa, Akka ve çevresinde gerekli gördüğü idari ve askeri düzenlemeleri yaptıktan sonra kuzey yönünde harekete geçti. Ancak gelmekte olduğunu haber aldığı Osmanlı ordusunu karşılamakta acele etmedi. 9 Haziran’da 18 bin kişilik bir kuvvetle Şam üzerine yürüdü. Daha önce Şam ayanına hitaben bir mektup göndermiş ve kendisine itaat etmelerini istemişti. Ancak Şam halkının ileri gelenleri toplanarak İbrahim Paşa’ya boyun eğmemeyi ve karşı koymayı kararlaştırmışlar, Paşaya da yanımızda barut ve kurşundan başka bir şey yok diye cevap vermişlerdir.

15 Haziran 1832 tarihinde iki kuvvet Şam yakınında Kevkeb ovası sırtlarında karşılaştı. İbrahim Paşa’nın düzenli ordusunu gören halk şaşkın bir vaziyette iken top seslerini duyunca hepten paniğe kapıldılar. Ciddi hiçbir çarpışma olmadığı gibi İbrahim Paşa da kuvvetlerine havaya ateş etmeleri emrini vermişti. Ertesi gün İbrahim Paşa olaysız olarak şehre girdi.

3. İbrahim Paşa’nın ileri harekatı : Hımıs ve Belen Muharebeleri

Bütün bu olaylara Osmanlı yöneticilerinin tepkisi ilk olarak Mehmet Ali ve İbrahim Paşaların isyana son vermedikleri sürece Mısır, Cidde ve Girit valiliklerine getirilmeyecekleri ilan edildi. Daha sonra Mehmet Ali ve İbrahim Paşalar hain ilan edildiler. Ardından Babıali savaş kararı verdi. Rakka valisi olan Mehmet Paşa Halep valiliğine tayin edildi. Yine Suriye ve Arabistan seraskeri ünvanı verildi. Ağa Hüseyin Paşa ikinci bir ordu ile Halep’e gönderildi. Ayrıca kendisine Mısır, Girit ve Habeş valiliği de verildi.

a) Hımıs Savaşı

İki ordunun ayrı ayrı ilerlediğini öğrenen İbrahim Paşa, hemen Şam’dan Hımıs yönüne hareket etti. Oraya ulaşmadan yolda Zahle ve Trabluşşam’dan gelen birliklerin de katılmasıyla İbrahim’in birlikleri hayli arttı. Mehmet Paşa’nın emrindeki Osmanlı kuvvetleri ile İbrahim Paşa’nın emrindeki kuvvetler 8 Temmuz 1832’de Hımıs yakınlarında karşı karşıya geldiler. Osmanlı birlikleri kısa sürede bozularak dağıldı. Yenilgi o kadar ani oldu ki Mehmet Paşa resmi evrakını bile kurtaramadı. İbrahim Paşa, bundan sonra da Halep yönünde hareket etti.



b) Belen Savaşı

iki ordu 29 Temmuz’da stratejik Belen geçidinde karşılaştılar. Hüseyin Paşa’nın bazı stratejik tepeleri boş bıraktığını gören İbrahim Paşa, derhal bu tepelerin işgalini emretti. Harp çok kısa sürdü. 2 saat içinde dönüş hattını bile emniyete almayan Osmanlı ordusu dağıldı. Ağırlıklar İbrahim Paşa’nın eline geçti.

B. İbrahim Paşa’nın İstanbul Harekatı

İbrahim Paşa, Belen’de Hüseyin Paşa’yı yendikten sonra 30 Temmuz’da Adana’ya ulaştı. Ciddi bir mukavemetle karşılaşmayan İbrahim Paşa, bölgede kontrolünü sağladı. Gülek boğazını korumakla görevli Mehmet Paşa dahil bölgedeki birçok kişi – aşiret İbrahim Paşa’nın yanına geçmişlerdi.

Ordusunu Çukurova’da dinlendirdikten sonra, Konya’ya doğru ilerledi. Konya’ya varıncaya kadar herhangi bir mukavemetle karşılaşmadı.

II. Mahmut, bu orduyu karşılama görevini Reşit Mehmet Paşa’ya verdi. 21 Aralık 1832 Cuma günü Konya yakınlarında yapılan meydan savaşında Osmanlı ordusu, Mısır ordusunun iki katı olmasına rağmen yenildi. Mehmet Reşit Paşa esir düştü. 6 saat kadar süren bu savaştan sonra Osmanlı ordusunun ağırlıkları Mısır kuvvetlerinin eline geçtiği gibi istedikleri takdirde ilerlemelerine engel olacak hiçbir kuvvet de kalmamıştı . İbrahim Paşa birlikleriyle ilerlemeye devam ederek 2 Şubat 1833 tarihinde Kütahya’ya ulaştı. Burada babasına mektup yazarak İstanbul üzerine yürüme ve padişahı tahttan indirme teklifinde bulunmuş, fakat Avrupa devletlerinin göstereceği tepkiyi göz önüne alan Mehmet Ali Paşa buna müsaade etmemişti . İbrahim Paşa bu mektup üzerine diplomatik görüşmelerin sonucunu bekledi. Bu görüşmelerin sonucunda da Toros dağlarının gerisine çekildi.



III. Avrupa Devletlerinin Osmanlı’ya Yardım Etmesi ve Kütahya Anlaşması

Avrupa Devletleri, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyan hareketinin başlangıcında olayı, Osmanlı Devleti’nin bir iç meselesi olarak algılamışlar ve doğrudan herhangi bir müdahalede bulunmamışlardır. Ancak İbrahim Paşa’nın Kütahya’ya kadar etki alanını genişletmesi ve İstanbul’u tehdit eder hale gelmesi üzerine de harekete geçmişlerdir. Avrupa devletlerinden Fransa hariç diğer devletler kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı’yı destekler bir siyaset içinde bulunuyorlardı. Ancak bu Avrupa devletleri içerisinde askeri desteği sadece Rusya kabul ediyordu. Daha görüşmeler yapılırken Rus donanması İstanbul boğazından içeri girmişti. Bu olay da İngiltere ve Fransa’yı harekete geçirerek Mısır meselesinin çözümünde daha aktif yapmıştır.

İngiltere, Rusya ve Fransa’nın aktif hareketleri ve baskıları ile II. Mahmut’un Adana’yı Kavalalı’ya bırakmayı kabul etmesi üzerine 5 Mayıs 1833’de Kütahya Antlaşması yapıldı. Buna göre Mehmet Ali Paşa’ya Mısır, Girit valilikleri ve ek olarak Suriye, İbrahim Paşa’ya da Cidde valiliğine ek olarak Adan veriliyordu. Bunlara karşılık Mehmet Ali Paşa’da eskiden olduğu gibi devlete vergilerini ödemeyi ve ordusunu Anadolu’dan çekmeyi garanti ediyordu.

IV. Savaşın Yeniden Başlaması – Nizip Savaşı

Antlaşmadan sonra her iki taraf da istediğini elde edememişti. Üstelik Kavalalı Mehmet Ali Paşa hala bağımsız hareketlerde bulunuyordu. Toprağa göre vermesi gereken vergilerin çok azını veriyordu. Diğer taraftan İbrahim Paşa, Mısır’dan alınan halifeliği yeniden İstanbul’dan Kahire’ye taşımayı düşünüyordu.

Bütün bunlar üzerine gerginlik gittikçe arttı ve her iki taraf da sınıra yığınak yapmaya başladılar. Bu bölgedeki Osmanlı ordusunun komutası Hafız Ahmet Paşa’ya verilmişti.

Hafız Ahmet Paşa, baharla birlikte ordusunu toplayarak yavaş yavaş Suriye’ye doğru ilerlemeye başladı. 21 Nisan 1839 tarihinde Fırat’ı geçerek, 3 Mayıs’ta Nizip’e geldiler. İbrahim Paşa ise Birecik ve Nizip arasındaki araziye doğru hareket etti.

Her iki ordu da gerek kuvvet bakımından gerekse moral bakımından birbirine denkti. Kırkar bin asker vardı. Top, topçu sayısı bakımından da birbirine denk gibiydiler. Komutanlar açısından İbrahim Paşa’nın ordusu biraz şanslı görünüyordu. Çünkü bizzat İbrahim Paşa olmak üzere diğer kurmayları peş peşe birçok savaşa girip tecrübe kazanmışlardı. Ayrıca Süleyman Paşa başta olmak üzere subaylarından bir kısmı Fransız harp usulüne göre yetişmişti. Ancak Suriye’li neferler İbrahim Paşa’dan pek memnun değillerdi.

Osmanlı ordusu da subay kadrosu bakımından iyiydi. Prusya harp stratejisini uyguluyorlardı. Ayrıca bir Prusya heyeti de danışmanlık yapıyordu.

24 Haziran 1839 tarihinde meydana gelen muharebe yalnızca 4 saat sürdü. Savaşın sonunda galip taraf İbrahim Paşa idi. Mısır ordusunun kaybı 3000; Osmanlı ordunun kaybı ise 4000 idi. 12000 asker de esir düşmüştü .

İbrahim Paşa’nın zafer haberi kısa bir süre sonra Şam’a ulaştı. Bunu üzerine şerif Paşa’nın halka ilan ettiği menşurda dikkati çeken bir husus Osmanlı ordusundan, İstanbul ordusu diye bahsedilmesiydi.

İbrahim Paşa, Ahmet Hafız Paşa’nın arşivindeki yazışmalarda; Ali Ağa’nın Şam valisi olarak tayin edildiğini görmüştü. Bunun üzerine Ali Ağa, Şam valisi Şerif Paşa tarafından gayri-meşru yolla öldürülmüştü.

V. Savaşın sona ermesi

Bütün bu gelişmeler sonucunda Osmanlı’nın barışa yanaşmasına sebep oldu. Ancak bu sefer de Avrupa devletleri, Suriye’nin Mehmet Ali Paşa’ya bırakılmasını istemediler. Avrupa devletleri, Mısır meselesinin çözümlenmesi için Londra’da toplanarak konferans yaptılar. Mehmet Ali Paşa Londra’da alınan kararlara da uymayınca tekrar savaş başladı. Müttefik donanması Beyrut önlerindeki Mısır donanmasını yaktı. Müttefik kara ordusu da kısa sürede Suriye’yi ele geçirmişti. Mehmet Ali Paşa’nın artık ümidi kalmamıştı ve İskenderiye Sözleşmesini imzaladı ( 27 Kasım 1840 ) .



KAYNAKÇA

ALTUNDAĞ, Şinasi, Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı, Mısır Meselesi,
1831-1841, I. Kısım, Ankara 1988.

BUZPINAR, Ş. Tufan, “ Suriye ve Filistin’de Avrupa Nüfuz Mücadelesinde
Yeni Bir Unsur; İngiliz Misyonerleri ( 19. yüzyıl )”, İslam Araştırmaları
Dergisi, Sayı:10, 2003.

İslam Ansiklopedisi, “ İbrahim Paşa, Kavalalı maddesi”, c.21, İstanbul 2000.

KARAL, Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, c.V., Ankara 1983.

SAMUR, Sebahattin, İbrahim Paşa Yönetimi Altında Suriye, Kayseri 1995.

YILDIZ, Hakkı Dursun, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, c.12,
İstanbul 1989.

__________________
Ben yol sormayı sevmem, bu sinirime dokunur. Yolu yollara sordum ve onları böyle denedim..
"Friedrich Nietzsche"
Undefeated_Anatolian isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
doğru, dogru, harekâti, harekâtı, ibrahim, istanbula, pasanin, paşanın, İbrahim, İstanbula

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 17:01.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2020, vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.