Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > İslam Tarihi > Peygamberler ve Hayatları

Peygamberler ve Hayatları Tüm Peygamberlerin Hayatları ve Yaşam Öyküleri bu bölümde..

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-20-2011, 20:35   #1 (permalink)
Yeni Üye
Avatar Yok
 
Üyelik tarihi: Nov 2011
Mesajlar: 6
Teşekkürler: 0
0 Mesajına 0 teşekkür edildi.
JeSsica is on a distinguished road
Standart Hz. İdris'in Hayatı

Kurân-ı Kerîm'de ismi geçen peygamberlerden. Hz. Şit'in torunlarındandır. Asıl ismi, Ahnûh veya Hanûh'tur.[1] Kurân-ı Kerîm'de, çok kitap okuduğu için ona İdris lakabı verilmiştir.[2] Kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık verildiği için “Müselles bin-Ni'me” (kendisine üç nîmet verilen) de denilmiştir. Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya Eşvet'tir.[1]
Hz. İdris, Hz. Adem'in 6. göbekten torunudur. Adem (a.s) kadar olan nesebi, şöyledir: İdris (a.s) - Yerd - Mehlail - Kinan - Enuş - Şit (a.s) - Adem (a.s).[2]
Hz. İdris'in Bâbil'de veya Mısır'da Mûnif denilen yerde doğduğu rivâyet edilmiştir.[1] Pek çok evladı olmuştur. Bunlardan en meşhuru, Metüselah'dır, çünkü Resulullah efendimizin nûru, Hz. İdris'ten sonra ona geçmiştir.[2]
Kendisine otuz suhuf (forma) kitap verildi. Diri olarak göğe kaldırıldı.

Hz. Adem'den ve Hz. Şît'ten sonra; insanlar, madden ve mânen bozuldular. Hz. İdrîs, içinde yaşamış olduğu, Kâbil'in evlâdından bir topluluğa peygamber olarak gönderildi. Her türlü isyân, kötülük ve günâhın işlendiği bu topluluğa Allah-u teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi ve Allah-u teâlâya kulluk etmeleri gerektiğini sabırla anlattı. Allah-u Teâlâ ona otuz sayfa (forma) kitap gönderdi. Cebrâil, dört defâ gelerek Allah-u teâlânın emir ve yasaklarını tebliğ etti.[1] Hz. İdris'in bunları insanlara 105 veya 120 sene bildirdiği rivayet edilmiştir.
Kendisine verilen birçok mucizelerden bazıları, ağaçlarda ne kadar yaprak olduğunu bilmesi, havadaki bulutlara çekilmeleri için emir verebilmesi ve kendisinden sonra gelecek olan peygamberleri haber vermesi idi.[2]

Hz. İdrîs, kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, son peygamber Hz. Muhammed'in vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan Nûh Tûfânı'nı ve Âhir zaman peygamberi Hz. Muhammed'i bütün tafsilâtıyla anlattı. Peygamber olduğunu ispat eden birçok mûcizeler gösterdi. Fakat kendisine kavminden pek az kimse itâat etti, pek çoğu ise karşı geldi. Bunun üzerine Hz. İdrîs, yaşamış olduğu Bâbil diyârından Mısır'a hicret etti. Kendisine îmân edenlerle birlikte burada yerleşti. Allah-u Teâlâ, ona yetmiş iki lisanla konuşmayı nasip etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dîne dâvet etti. Harp âletleri yapıp, kâfirlerle cihâd etti.

İnsanlara şehir kurmak sanatını ve idârecilik ilmini öğretti. Yüz şehir kurdu. Bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Rehâ şehridir. Her millet de öğrendikleri bu kâidelere göre kendi bölgelerinde pek çok şehirler kurdu.

İnsanlara muhtelif ilimleri de öğretti. pek çok kimseye hikmet ve riyâziye (matematik) dersleri verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla alâkalı ince ve derin meselelerden bahsetti. Allah-u Teâlâ, ona göklerin terkiplerini, neden meydana geldiklerini, yıldızlarla alâkalı derin bilgileri, senelerin sayısını ve hesap ilmini öğretti. Hz. İdrîs, kavmine kalem ile yazı yazmasını, iğne ile dikiş dikmesini öğretti. Öğrettiği ilimler, Allah-u teâlânın bildirmesi ile oldu. Yoksa insanoğlunun aklı ve zekâsı, sâdece araştırma yoluyla bu bilgilere ulaşamazdı. Eski Yunanlılar ve daha sonra gelen filozoflar, fizik, kimyâ ve tıp bilgilerini Hz. İdrîs'in kitâbından aldılar.

Hz. İdrîs, uzun seneler insanları hak dîne dâvet etti. Yeryüzünün meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp her birine bir vekil tâyin etti. Bir müddet sonra Aşûre gününde göğe (semâya) kaldırıldı.[1]
Hz. İdrîs diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana çıktı.

Hz. İdrîs, ağaçların yapraklarının sayısını bilirdi. Duâ ederken (Bî adedil-evrâk) “Ağaçların yaprakları kadar” diyerek tesbih okurdu. Yıldızlara âit ilmi bilirdi. Kavmini îmâna dâvet ettiği zaman, yıldızların heyeti, durumu ve diğer husûsî hâllerini açıklamasını istediler. Hz. İdrîs, bunu geniş olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için “nücûm ilmi”, Hz. İdrîs'ten kalmıştır, denir. Melekler, grup grup onun ziyâretine gelip görünürlerdi. Her birinin ismini, vazîfesini, tesbihini bilirdi. Havada uçup giderlerken onları görürdü. Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. Bunlar, Allah'ın Hz. İdrîs'e verdiği mûcizelerdir.

Hz. İdrîs'in hikmetli sözlerinden bâzıları şunlardır:

“Akıllı kimsenin rütbesi yükseldikçe, tevâzûsu (alçak gönüllülüğü) artar.”

“Câhil, mertebesi yüksek olsa da, basîret ehlini hakîr ve aşağı görür.”

“Dostlar arasındaki hakîkî sevgi, içinde bir menfaat temin etme ve kendisinden bir zararı def etme düşüncesi olmayan sevgidir.”

“İnsanda bulunan en fazîletli cevher, akıldır. Sâhibini pişman ettirmeyen en kıymetli şey sâlih ameldir.”

“İyi hasletlerin en üstünü; kızgınlık hâlinde doğruluk, sıkıntı hâlinde cömertlik, cezâ vermeye gücü yettiği hâlde affetmektir.” [1]

Hz. İdris hakkında 4 ayet (Meryem; 56-57/Enbiya 85-86) inmiştir. Allah-u Teala mübarek Kur'an-i Kerim'de: «İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (yâd et). Hepsi de sabreden kimselerdendi. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdi.» (El-Enbiya, 85-86) buyurmuştur. (yad etmek: anmak, adini anmak, hatıra getirmek, hatırlamak, M.K.).
Peygamberimiz Hz.Muhammed (S.A.V.) de bir hadis-i şerifinde: «Ben (Miraç gecesinde) dördüncü kat semada (gökte) İdris (peygamber) ile karşılaştım. Cibril bana: "Bu gördüğün İdris'tir. Ona selam ver" dedi. Ben de ona selam verdim. O da benim selamıma cevap verdi. Sonra bana:" Merhaba salih kardeş, salih peygamber" dedi.» buyurmuştur. (Buhari, Müslim) [2]
Hz. İdris ve Azrail Aleyhisselam Kıssası

Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna doğru ölüm meleği Azrâil, Hz.İdrîs'i ziyârete geldi. Hz. İdrîs, Azrâil'e: “Bir anlık benim rûhumu al.” dedi. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, Azrâil'e; “Onun rûhunu al!” diye vahyetti. Azrâil, rûhunu aldı. Allah-u Teâlâ, Hz. İdrîs'in rûhunu tekrar iâde etti. Hz. İdrîs, Azrâil'e; “Beni semâlara götür. Cennet'i ve Cehennem'i göreyim.” dedi. Allah-u Teâlâ, Azrâil'e onu semâya götürmesini, Cehennem'i ve Cennet'i göstermesini vahyetti. Hz. İdrîs'e Cehennem gösterildi. Cennet'e götürüldü. Cennet'e girince, çıkmak istemedi. Kendisine; “Niçin çıkmıyorsun?” diye sorulunca; “Allahü Teâlâ, «Her nefis ölümü tadacaktır.» buyurdu. Ben ise ölümü tattım. Yine Allah-u Teâlâ, «Herkes Cehennem'e uğrayacaktır.» buyurdu. Ben oraya uğradım. Allah-u Teâlâ, «Onlar oradan (Cennet'ten) çıkmayacaklardır.» buyurdu. İşte ben bunun için Cennet'ten çıkmak istemem.” dedi. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ, Azrâil'e vahyedip, Hz. İdrîs'in Cennet'te kalmasını bildirdi. Hz. İdrîs, böylece Cennet'te kaldı. Bu husus, Kurân-ı Kerîm'de Meryem sûresi 57. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.” buyrulmak sûretiyle bildirilmiştir. Tefsir âlimleri, âyet-i kerîmede bildirilen “yüce mekân”dan murâdın, peygamberlik ve Allah-u teâlâya yakınlık mertebesi veya Cennet veya altıncı, yâhut dördüncü kat semâ olduğunu bildirmişlerdir. Nitekim Buhârî ve Müslim'de bildirilen hadîs-i şerîfte, Peygamberimiz (S.A.V.), Mîrâca çıktığı zaman, Hz. İdrîs'i dördüncü kat semâda gördüğünü bildirmiştir.[1]
"Tefsir-i Keşf'ul Esrar ve İddet'ul Ebrar" adlı eserde, Azrail Aleyhisselam ile Hz. İdris'in kıssası ise şöyle anlatılır;
Hz. İmam Muhammed Bakır, Hz. Peygamberin (Allah'ın selamı O'na ve Ehl-i Beyt'ine olsun) şöyle buyurduğunu naklediyor: Meleklerden birisi, Allah katında bir makam sahibiydi. Bir kusurundan dolayı Allah (c.c) onu yeryüzüne yolladı. O, Hz. İdris'in yanına gelerek şöyle arz etti: "Allah'ın dergahında bana şefaatçi ol."

Hz. İdris, üç gün oruç tuttu.Bu üç gün oruçta iftar vakitlerinde hiçbir şey yemedi. Üç gece boyunca bıkıp usanmadan Allah'a ibadet etti. Üç gün ve gecenin ardından seher vakti Allah'ın dergahına o melek için şefaatçi oldu. Allah (c.c) da onun şefaatini kabul ederek o meleği yeniden gökyüzüne çıkmasına izin verdi.

Melek, gökyüzüne çıkarken Hz. İdris'e şöyle dedi: "Bana yaptığın bu iyilikten dolayı bir arzu ve hacetini yerine getirmek isterim."

Hz. İdris, şöyle buyurdu: "Allah'tan arzum ve hacetim şudur: Ben, Azrail'i görmek istiyorum. Onu görürsem, belki alışırım. Zira onu andıkça, Allah'ın bana bahşettiği tüm nimetler, neredeyse anlamını kaybediyor."

Melek, kanatlarını açarak binmesini söyledi. Hz. İdris'i birinci semaya götürdü. Orada Azrail'i sordular. İkinci semaya çıktığını söylediler. Melek Hz. İdris'i ikinci semaya çıkardı. Aynı şekilde yukarı çıkarken dördüncü sema ile beşinci sema arasında şaşkınlık içindeyken gördüler. Melek, Azrail'e şaşkınlığının sebebini sordu.

Azrail şöyle cevap verdi: "Ben, Arş'ın altında idim.Allah, Hz. İdris'in canını dördüncü ve beşinci sema arasında almamı emretti. Şimdi onu karşımda buldum."

Hz. İdris, bu sözü duyunca titremeye başladı ve meleğin kanadından düştü. Azrail'de hemen oracıkta canını aldı.

Keşf'ul Esrar tefsirinin yazarı, Hz. İdris'in gökyüzüne çıkması hadisesini İbn-i Abbas ve bir grup müfessirden naklen şöyle anlatmaktadır: Hz. İdris, havanın sıcak olduğu bir zamanda sahraya gitti. Sıcaktan dolayı iyice bunalınca şöyle dedi: "Ben, bu sıcaklığa bir saat dayanamıyorum.Peki, onu taşıyan melek onun sıcaklığına nasıl dayanıyor?" Bu halde iken şöyle dua etti: "Ey Rabbim! Güneşi taşıyan melek için onun ısısını ve ağırlığını hafiflet."

Allah, Hz. İdris'in o melek hakkında yaptığı duayı kabul etti. Güneş'in o melek için ısı ve ağırlığını hafifletti. Melek, bu durumla karşılaşınca Allah'a şöyle nida etti: "Ey Rabbim! Bu hüküm nedir? Neden benim hakkımda böyle bir hükümde bulundun?"

Allah şöyle buyurdu: "Kulum İdris'in duasına sebep bunu yaptım."

Melek, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Beni onun yanına yolla ve benimle onun arasında bir dostluk sağla." İzin verilince Hz. İdris'in yanına geldi. Hz. İdris, şöyle buyurdu: "Senin misafir olarak gelen meleklerden olduğunu biliyorum.Yine de biliyorum ki Azrail'in yanında belli bir yerin var. Senin sözünü kabul edecektir. Benim için şefaatçi ol. Canımı almayı biraz ertelesin. Bana biraz zaman tanısın ki Allah'a ibadet edeyim ve nimetlerine şükranımı daha fazla sunayım."

Melek, onu kendi kanatlarına alarak gökyüzüne götürdü. Onu güneşin doğduğu ufka oturttu. Kendisi de Azrail'in yanına giderek şöyle dedi: "Benim senden bir arzu ve isteğim var. Hz. Adem'in evlatlarından ismi İdris olan bir dostum beni şefaatçi olarak sana yolladı. Ona biraz vakit ver."

Azrail, şöyle dedi: "Bu, benim elimde olan bir şey değil.Aynı şekilde mahlukların ecellerini erteleme veya öne alma diye bir şey olamaz.Ona göre hazırlık yapsın."

Azrail, ömürlerin yazılı olduğu divana baktı ve şöyle dedi: "Sen, öyle bir adamdan bahsediyorsun ki onun ömründen geriye pek bir şey kalmamış.Onun ömrü güneşin ufkunda olduğu yere kadardır."

Melek, şöyle dedi: "O, şu an güneşin ufkunda oturuyor. Ben, şimdi onun yanından geldim."

Azrail: "Dönünce onu canlı bulamayacaksın."
Melek geri geldiğinde Hz. İdris vefat etmişti.

Veheb, şöyle diyor: Hz. İdris, kendi döneminin en çok ibadet eden insanıydı. Dünyaya itina etmez, sürekli cenneti arzulardı. Bir an bile Allah'a ibadet etmekten geri kalmazdı. Her gün onun amelini gökyüzüne götürüyorlardı. Melekler bile onun ibadetinin fazlalığından dolayı şaşkındılar. Azrail, onu görmeyi çok arzuluyordu. Allah'tan Hz. İdris'i ziyaret etmesi için izin istiyordu.Allah, ona ziyaret izni verdi. Azrail, insan kılığında Onu ziyaret etti. Sürekli oruçlu olan Hz. İdris, akşam namazından sonra iftar etti. Azrail de insan kılığında ordaydı.Onu da yemeğe davet etti ama o bir şey yemedi.

Azrail, şöyle dedi: "Ben Azrail'im. Allah'tan seni ziyaret etmem ve seninle sohbet etmem için izin istedim."

Hz. İdris; "Senden bir hacet ve arzum var." dedi.

Azrail: "Nedir?"

Hz. İdris: "Benim canımı almanı istiyorum."

Azrail: "Bunu ancak Allah'ın emriyle yapabilirim."

Allah katından kendi istiyorsa canını al diye emir geldi. Azrail, onun canını aldı. Allah (c.c), hemen Hz. İdris'i diriltti.

Azrail: "Ey İdris! Ne gördün?"

Hz. İdris: "Fena halde zorluklar ve dehşete düşüren azaplar gördüm. Neden sordun bunu?"

Azrail: "Hiçbir zorluk ölüm kadar zor değildir. Kendini iyice hazırla."

Hz. İdris: "Başka bir hacetim daha var senden. Beni gökyüzüne götürmeni istiyorum. Cennet ve cehennemi gözlerimle görmek istiyorum."

Azrail, Allah'ın emriyle onu gökyüzüne götürdü.Hz. İdris, şöyle dedi: "Cehennem meleklerinden cehennemin kapılarını açmalarını iste.Günahkarları bekleyen çeşitli azapları görmek istiyorum."
Kapılar açıldı. Hz. İdris, onları görünce zorluk ve çetinliklerinden dolayı dehşete kapılıp bayıldı. Kendine gelince; "Bana cenneti de göster!" dedi. Azrail, Allah'ın da izniyle cenneti de ona gösterdi. Hz. İdris, bir müddet cennette dolaştı. Allah'ın oradaki nimetlerini gördü. Azrail, şöyle dedi: "Cennetten çıkalım ve ilk yerimize dönelim."

Hz. İdris, bir cennet ağacına sarıldı ve; "Buradan çıkamam." dedi.

Azrail; "Çıkalım artık, henüz buraya yerleşme vaktin gelip ulaşmadı." dedi. Allah, onların arasında hükmetmesi için başka bir melek yolladı. Melek, gelerek; "Neden çıkmıyorsun?" diye sordu.

Hz. İdris, şöyle dedi: «Allah'ın hükmü şudur ki “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ankebut/57) Ben, ölümü tattım. “Sizden bir tek kişi bile yoktur ki oraya (cehenneme) uğramasın” (Meryem/71) Ben, oraya da uğradım. Yine Allah şöyle buyurmaktadır. ”Ne de oradan (cennetten) çıkarılırlar.” (Hicr/48) İşte bu delillerden dolayı ben dışarı çıkmıyorum.»

Allah (c.c), Azrail'e şöyle vahiy etti: "Benim iznimle cennete girdi. Benim emrimle o artık oradan canlı olarak dışarı çıkmayacaktır." [3]

JeSsica isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
hayati, hayatı, idrisin, İdrisin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +1. Şuan Saat: 00:09.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Türkçeleştirme : Tarih.gen.tr

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.

site ekle
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341