Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Diğer Bilim Dalları > Psikoloji

Psikoloji Psikoloji, Psikoloji Tarihi, Psikologlar vb. Bilgiler Bu Bölümde..

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-28-2011, 20:30   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 135
Teşekkürler: 1
9 Mesajına 10 teşekkür edildi.
Cxyz is on a distinguished road
Standart Psikolojik akımlar ve yaklaşım tarzları

PSİKOLOJİK AKIMLAR VE YAKLAŞIM TARZLARI

Psikolojide belli başlı dört farklı akım ve yaklaşım tarzlarından bahsedebiliriz: 1)Yapısalcılık ve işlevselcilik: 19.yy’ın son yıllarında Wundt ve öğrencilerinin benimsediği bu akıma göre, suyun hidrojen ve oksijene ayrıştırıldığı gibi; bilincin de elementlerine ayrılması gerekir. Bunu yaparken de yöntem olarak içe bakış yolunu benimsemişlerdir.

2)Davranışsal yaklaşım:1990’lü yılların başlarında Amerikalı psikolog John Watson tarafından ileriye sürülen bu görüşe göre; Psikolog, bireyi, onun davranışlarına bakmak suretiyle inceler.

3)Geştalt Yaklaşımı: 1912’de Max Wertheimer tarafından ilk defa ortaya atılan bu görüşe göre. “Bütün, onu oluşturan parçaların ilişkisinden ortaya çıkar” örneğin bir beste dinlenirken tek tek o besteyi oluşturan notaların sesleri değil, onların biraraya gelerek düzenledikleri bütün algılanır.

4)Psikanalitik Yaklaşım: Avrupa’da Sigmund Freud tarafından ortaya atılan bu görüşe göre: Davranışlarımızın çoğu bilinç dışı süreçlerden kaynaklanıyor Bilinç dışı süreçlerden kasıt korku, arzu gibi insanın farkında olmadığı fakat sonucunda davranışı etkileyen süreçlerdir. Freud, bir çok dürtülerin çocukluk boyunca aile ve toplum tarafından yasaklandığına inanırdı. Yine kendisine göre bunların hepsi doğuştan gelen, insanın doğasında bulunan güdülerdir. Bunları yasaklamakla, bilinç dışına itip davranışları buradan etkilemelerine sebep olmaktayız.

Psikolojide Kullanılan Metodlar:

Psikolojide insan ve hayvan davranışlarını inceleyebilmek için en fazla kullanılan metodları bir kaç sınıfta gruplandırmak mümkündür: Deneysel metod’da, bir denek grubu üzerinde yapılan deneyin neticeleri saptanır ve genelleme yoluyla tekrar edilebilir hale getirilerek davranışlar incelenir. Gözlem metodunda ise insanların davranışları gözlenir ve onların davranışlarından bazı yargılara varılır. Mülakat metodunda ise doğrudan insanların kendilerine sorma yolu seçilir. Örneğin kendi hayat hikayelerini sorgulamalarına fırsat tanınabilir. Bu üç önemli metod dışında, Kamuoyu anketleri ve Davranış testleri gibi metodlar da kullanılabilir. Ancak bu iki metod da dikkat edilecek en önemli husus, hazırlanan soruların son derece anlaşılır, açık, geçerli ve güvenirli olmasıdır. Aksi halde sağlıklı sonuç almak mümkün değildir.

DAVRANIŞIMIZIN NÖROBİYOLOJİK TEMELLERİ

İnsan davranışını ve zihinsel işleyişinin bir çok cepheleri, temelinde biyolojik süreçlere dair bilgiler olmaksızın anlaşılamaz. Öyleyse sinir sistemimiz ve beyin hakkındaki temel bilgilerin bilinmesi zaruridir.

İnsanın sinir sisteminin temel birimi sinir hücresi veya bir başka adı ile Nöronlardır. İnsan beyni 12 milyar veya daha fazla sayıda nöron adı verilen bu hücrelerden oluşur. Şimdi bu sistemi daha iyi anlayabilmek için bölümlere ve daha alt bölümlere ayıralım:

Sinir sistemini, merkezi ve preferik sinir sistemi olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Merkezi sinir sisteminden kasıt beyin ve omuriliktir. Preferik sinir sistemi ise somatik ve otonom sinir sistemi olmak üzere iki alt başlığa ayrılıyor. Şimdi bunları kısa kısa açıklayabiliriz:

Merkezi sinir sistemi, beyindeki bütün nöronları, omuriliği, ve bedendeki nöronların büyük bir kısmını kapsar. Preferik sinir sistemi, beyin ile omuriliği bedenin diğer kısımlarına bağlayan sinirden oluşur. Deriden ve kaslardan gelen dış uyarılar hakkındaki bilgiyi Somatik sistemin duyusal sinirleri geçirir ve merkezi sisteme bağlar. Bu sistem bizi ağrı, basınç ve ısı değişikliklerinden haberdar eder. Otonom sinir sisteminin sinirleri kalp atışı, nefes alma, sindirim gibi süreçleri düzenleyen iç organlardan çıkar ve yayılır. Bedenin çeşitli kısımlarından ve beyinden çıkan sinirler Omurilikte birleşir. Bazı en basit uyaran-tepki refleksleri omurilik seviyesinde taşınır.

Beynin Yapısı:

Yetişkin bir insanın beyni yaklaşık 1440 gram ağırlığında olup gri ve boz maddelerden oluşur. Bu 1440 gram ağırlığındaki organ vücut ağırlığının sadece yüzde ikisini oluşturmakla beraber gerekli işlevlerini yerine getirebilmek için vücuda giren oksijenin yüzde 22’sinikullanır. Ayrıca kalbin dolaşım sistemine pompaladığı total kan miktarının yüzde 16-20’si beyne gelmektedir, dolayısıyla beyin kan bakımından en zengin şekilde takviye edilen organdır.

Beyin üç ana bölgeye ayrılmaktadır: ön beyin, orta beyin ve arka beyin. Görsel, işitsel, duyusal veya algısal psikolojinin bir çok önemli sürerci beynin bu farklı kısımlarında gerçekleşmektedir.

Genetiğin Davranış Üzerine Etkisi:

Bütün psikolojik özellikler kalıtım ile çevre arasındaki karşılıklı etkileşime bağlıdır. Yani bireyin davranışına etki eden çevre veya kalıtım ayrı ayrı ele alınamaz. İkisinin etkileşimi neticesinde bireyin davranışına etkisi üzerinde durulmalıdır.

DUYUMLAR VE ALGI

Çevremiz ile ilgili bilgiler duyularımız yoluyla gelmektedir. Renklerin ayırd ediciliği, müziğin ritimlerinin yorumlanması veya dokunduğumuz bir nesnenin ısısının ne olduğuna karar verişimiz hep duyularımız ile ilgilidir.

Duyum ise duyu organlarının, çevredeki enerji vasıtasıyla uyarılması sonucunda ortaya çıkan nörofizyolojik süreçler olarak tarif edilebilir. Belli başlı duyu sistemleri ise görsel sistem, işitme sistemi, koklama sistemi ve tat sistemidir.

Algı ise duyumdan farklı olarak, “Duyu organlarımızca taşınan duyusal verileri örgütleyip yorumlayarak insanoğlunun çevresindeki nesne ve olaylardan oluşan uyaranlara anlam verme sürecidir.”

Algı süreçleri ile ilgili olarak en önemli konuları şöyle sıralamak mümkündür.

Nesnelerin Ayırdedilmesi: İnsan çevresini gelişigüzel bir düzen içerisinde algılamamaktadır. Duyusal girdileri derler, toparlar, bir düzene sokar ve onlara bir anlam verir. Biz bu sürece nesnelerin ayırdedilmesi diyoruz.

Algısal değişmezlikler: En önemli iki değişmezlik, renk ve parlaklık değişmezliği ile biçim ve büyüklük değişmezliği dir. Nesne üzerine düşen ışığın şiddeti ne olursa olsun az veya fazla, rengi ve parlaklığı değişmez.”Gündüz beyaz algılanan kar, gece siyah görünmez.” Nesneleri, bizden değişik uzaklıktaki mesafelerden algılamamıza rağmen büyüklüklerini aşağı yukarı değişmez bir şekilde aynı görmeye devam ederiz.”Kapı boyutlarının açılırken algılanan şekli.”

Algısal Yanılmalar: Suya sokulan bir sopayı suya girdiği noktada kırık görmemiz veya lunaparktaki aynalarda seyrettiğimiz çarpık görüntüler fiziksel yanılmalardır. Diğer tip yanılmalar algı sistemimizden kaynaklanan algısal yanılmalardır. Zaten psikolojinin ilgi alanına giren yanılmalar algısal olanlardır.

Bu üç algı süreci dışında, Derinlik Algısı, Hareket Algısı, Sosyal Algı gibi algı türlerinden de bahsetmek mümkündür.

UYKU VE RÜYALAR

Uyku, uyanıklığın zıddı gibi görünmekle birlikte bu iki bilinç halinin ortak yanları çoktur. Uyku tamamı ile bir sükunet ve istirahat hali değildir, bazıları uykuda yürür, konuşur. Uykuda olanlar çevreden tamamı ile kopuk da değildir.

Uyku halinde merkezi sinir sisteminin faaliyetleri EEG’ye (Elektroensafelogram: Sinir sistemindeki faaliyetten doğan beyindeki elektriksel akım faaliyetlerini kaydeden bir araç.) yansıtılmaktadır. Bu sayede biz, normal bir insanın uyku esnasında geçirmiş olduğu safhaları ölçebiliriz.

Normal bir insanın hayatının üçte biri uykuda geçmektedir. Bu oran şahıstan şahısa ve yaşla birlikte değişmektedir. Aşırı derecede uyku veya uykusuzluk belli başlı uyku bozukluklarındandır.

Araştırmacılara göre insanlarda uyku ihtiyacını arttıran en önemli uyarıcılar: sıcaklık, ağır geçen yemek öğünleri, cinsel ilişki, ışıkların yanıp sönmesi ve aynı tonda devam eden yüksek sesler gibi tekrarlayıcı monoton uyaranlardır.

Rüya Görme: Rüyalar çağlar boyu insanların ilgisini çekmiş ancak yeni yeni bilimin dikkatini çekmeye başlamıştır. Buna sebep ise gelişen tekniğin yardımı ile rüya görme olayının bilimsel olarak ancak araştırılabilir hale girmesidir.

DİKKAT

Dikkat kavramının birçok tanımı yapılmakla beraber, en yaygın ve en çok kullanılan hali ile, süreç esnasındaki seçiciliğe dayandırılmaktadır. Bu tanımdan hareketle diyebiliriz ki, aynı anda bir çok kararları gerektiren problemlerle başa çıkmak zor olduğu için söz konusu problemlerin bazılarına daha yoğun bir şekilde eğilmeliyiz.

ÖĞRENME

Belirli zaman aralıklarında, tekrarlara ve takviyelere bağlı olarak davranışta meydana gelen ve kalıcılık süresinin şartlara göre farklılaştığı değişikliklere öğrenme diyoruz.

Öğrenme ile ilgili araştırma ve incelemelerin tarihçesi de, öğrenmenin iki şekli, klasik şartlanma ile operant şartlanma özellikle üzerinde durulan iki temel öğrenme yolu olmuştur.

Klasik Şartlanma: Tamamen uyarıcı-tepki sürecine dayanan klasik şartlanmada, öğrenen organizmanın şartlı şartsız uyaran üzerinde hiçbir kontrolü yoktur. Kendisi tamamen pasiftir. Bu uyaranların veriliş tarzı ve zamanı tamamen deneyci tarafından tayin edilir. (Klasik şartlanmaya verilebilecek en güzel örnek Nobel ödüllü Rus Fizyoloğu Ivan Pavlov’un köpekler üzerinde yapmış olduğu deneydir.)

Operant Şartlanma: Operant şartlanmada organizma, kendi çevresinde işlem yapmaktadır. Bu işlem sonucunda bir davranış ortaya çıkmaktadır. Ama bu davranışın tekrarlanıp tekrarlanmaması onun sonucuna (mükafatla takviye edilip edilmemesine) bağlıdır. (Operant Şartlanmaya da en güzel örnek Skinner’in fareler üzerinde yapmış olduğu deneydir.)

Öğrenme konusunda olumlu davranışları pekiştirmek için ödül (teşvik amacıyla) yönteminin yanısıra ceza (olumsuz davranıştan caydırmak amacıyla) yöntemi de yeri ve zamanına göre uygulanmalıdır.

HAFIZA

Hafıza olmadan öğrenme denilen şey gerçekleşmez, edindiğimiz tecrübelerden geriye hiçbir şey de kalmazdı. Çünkü kısa bir süre önce öğrendiğimizi, hafızaya dayanarak hatırlar ve uygulamaya koyarız.

Hafıza denilen bu harika sistemin süreçlerini üç aşamada açıklamak mümkündür:

Kodlama: Hatırlanacak olan malumatın takdimi esnasında ortaya çıkan olaylardır.

Depolama: Tekrar hatırlanmak üzere daha önce kodlanan malumatın hafızada depolanması işlemidir.

Geri Getirme: Kodlanıp depolanan malumattan gerekli olanının (hedef malumat) hatırlanması için hafızada meydana gelen işlemdir.

Genellikle üç tip hafıza deposundan bahsedilir:

-Duyusal Hafıza Deposu

-Kısa Süreli Hafıza

-Uzun süreli Hafıza

Bu modele göre çevreden gelen malumat duyusal depolar tarafından alınır. Bu depolar görme işitme gibi kendine has ayrı depolardır, malumatı çok kısa süre için tutarlar. Bu depoya giren malumatın bir kısmına dikkat sarf edilir ve daha sonra kısa süreli hafıza deposu tarafından proseslenir. Kısa süreli hafızada proseslenmiş olan malumatın bir kısmı uzun süreli depoya aktarılır. Tabi malumatın uzun süreli depolanışı tekrar safhasına bağlıdır.

Unutma: Öğrenmeden sonra hafızanın hatırlama performansı zamanın bir fonksiyonu olarak bozulmaktadır. Zaman geçtikçe hatırlama perfor-mansı düşer. İşte araştırmacılar bu duruma unutma ismini vermişlerdir.

MOTİVASYON

İnsanoğlu öğrenir, hatırlar, düşünür ihtiyaç duyar ve ister. Acıktığında yiyecek ihtiyacını, susadığında su ihtiyacını, başkaları tarafından kabul görme ihtiyacını, başarılı olma ihtiyacını karşılamak üzere harekete geçer ve bu hedeflerine ulaşmak için davranışlarda bulunur. Psikolojide istekler ve ihtiyaçlar motivasyon başlığı adı altında toplanırlar. Motivasyon(güdüleme),genel anlamda, insan organizmasını davranışa iten, bu davranışların şiddet ve enerji düzeyini tayin etmeyi, davranışlara belirli bir yön vermeyi ve bunun devamını sağlayan çeşitli iç ve dış sebepleri ve bunların işleyiş mekanizmalarını kapsar.

Motivasyonda Teorik Yaklaşımlar:

Motivasyon konusunda en önemli görüşlerin başında Mc Dougall, Freud ve Maslov ‘un fikirleri gelir.

İçgüdü terimini ilk kullanan kişi Mc Dougall bütün düşünce ve davranışlarımızın; öğrenme ve yaşantılarla yönetilişi değiştirilebilir olan bir grup kalıtsal içgüdünün sonucu olduğunu savunuyordu. İçgüdü teorisine göre insan, hedef ve amaçlarını seçen bir varlık olmayıp, davranışı tayin eden veya onu motive eden içgüdüsel güçlerin -ki Mc Dougall 18 içgüdü sayıyordu- elindeydi.

Freud’da insan davranışının tayin edilmesinde iki temel, ama bilinç altında işleyen, kuvvetli bir motivasyonel gücün varlığını savunuyordu. Bu güçlerden biri cinsel davranışı idare eden hayat içgüdüleri diğeri ise saldırganlık hareketlerin temelini oluşturan ölüm içgüdüleridir. Her iki grup içgüdü de bilinç altında işlediği için bireyin hareketlerinin hedefi ve hareketleri seçme sebebi hareketin gerçek olan sebebinden ve hedefinden bağımsızdır ve aralarında hiçbir ilişki bulunmamaktadır.

Maslov, motifleri mertebeli bir düzen içerisinde düşünmüştür. Mertebenin en altında doğuştan gelen biyolojik dürtüler, en üstünde kendini gerçekleştirme ihtiyacı yer alır. Maslov’a göre temeldeki bir motivin ihtiyaçları giderilmeden üst seviyedeki güdüler insanı etkileyemez. Aç bir insan genelde karnını doyurmadan emniyetine dikkat etmez, kendini gerçekleştirme ortada bile olamaz.

Açlık, susuzluk, analık davranışı, merak motivi ve cinsel motivler insanları motive eden en önemli belli başlı güdülerdir.

HEYECANLAR

Motivler ve heyecanlar birbirleriyle çok yakından ilişkili olmasına rağmen, şu yönleriyle birbirlerinden ayrılırlar: Heyecanlar genellikle dış olaylarla canlanır ve tepkiker bu olaylara yapılır. Motivler ise bunun tersine iç olaylarla canlandırılır ve doğal olarak yiyecek, su veya eş gibi çevrede bulunan özel nesnelere yönlendirilir. Ayrıca motivler genellikle özel bir ihtiyaçtan çıkarken heyecanlar çok çeşitli uyaranlar tarafından çıkartılabilmektedir.

Heyecan halinin uyanması, canlanması esnasında meydana gelen fizyolojik değişiklerin hemen hepsi bedenimizi acilen gerekecek bir hareket için hazır tutan otonom sinir sisteminin sempatik kısmının canlanması sonucudur.

Her heyecansal halin sonucunda organizma bazen canlı ve atik hale girerken bazen de durgunlaşıp uyuşuk hale girebilmekte veya saldırgan bir davranışta bulunabilmektedir.

DÜŞÜNME VE PROBLEM ÇÖZME

Düşünme bir zamanlar basit olarak; olayların içsel görünümü, takdimi olarak tarif ediliyordu. Buna göre doğru cevabın (yani tepkinin) talep edildiği bir stuasyondan dış çevreden ilgili ip uçlarının sağlanamadığı bu sebeple de, organizmanın kendisi tarafından ip uçlarının sağlanması gerektiği anlarda davranışın meydana getirdiği herhangi bir stuasyondan düşünmenin ortaya çıktığı ifade edilir. Öyleyse düşünmeyi, “problem çözme kapasitesi” olarak tarif edebiliriz.

LİSAN

Lisan, insanoğlunun çıkardığı seslerin biraraya gelmesiyle meydana çıkan ve belirli bir yapı arzeden sistemdir.

Bazı bilim adamları lisan kabiliyetinin yalnızca doğuştan gelen bir kabiliyet olmayıp aynı zamanda da insan türüne has bir kabiliyet olduğunda ısrarlıdırlar. Onlara göre diğer canlı türlerinin de iletişim sistemleri vardır, ama bu insanın kullandığı lisandan farklıdır.

BÜYÜME, GELİŞME, OLGUNLAŞMA

Organizma ile onun çevresi arasındaki davranışsal işlemler, değişen çevresel uyarılmanın ve büyüme ile yaşlanmaya ait biyolojik süreçlerin kontrolü altında durmaksızın şekil değiştirir. Çevrenin sebep olduğu değişikliklere öğrenme, büyüme; yaşlanmanın sebep olduğu değişikliklere ise olgunlaşma adı verilir.

Büyüme, bir özelliğin miktarındaki azar azar artışlardır. (Boyun uzaması, kalbin, beynin ağırlığının artması vs.) Sonuçta yaş ilerledikçe değişmez bir sıra takip eden davranışsal değişimlere “gelişimseldir” diyebiliriz.

ZEKA

Hangi konuda olursa olsun uygun bir mevkiye uygun kişileri yerleştirebilmek önemli bir husustur. İçte bu uygunluk zihinsel testler ile sağlanabilir.

Zihinsel testler çok çeşitlidir. Bazıları “Başarı testleridir.”. (Kişinin belli bir sahada şimdiki bilgi ve yeterliliği çerçevesinde şuan ne yapabildiğini ölçmeye çalışan testler.) Diğerleri yetenek testleridir. (Kişinin uygun eğitim ve motivasyon ile daha sonra neler yapabileceğini ölçmeye çalışan testler.)

Zihinsel testlerde aranan en önemli husus, testin güvenirli ve geçerli olmasıdır.

Bir testin güvenirliliği çok yüksek bile olsa geçerli bir test olmayabilir. Oysa geçerli olan bir test güvenirli olmak zorundadır.

ŞAHSİYET

Şahsiyet, bir kişinin veya kişilerin girdikleri davranışların yapısal ve dinamik özelliklerini gösterir. Şahsiyet hakkında başta Freud olmak üzere birçok kişinin yaklaşımları vardır. Fakat daha önceki bölümlerde bu yaklaşımlara yer yer değindiğimiz için tekrarını yazmaya lüzum yoktur.

Cxyz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
akimlar, akımlar, psikolojik, tarzlari, tarzları, yaklasim, yaklaşim, yaklaşım

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +1. Şuan Saat: 00:31.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Türkçeleştirme : Tarih.gen.tr

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.

site ekle
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340