Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı
Kapat
   

Geri git   Tarih Forum, Tarih, Forum Tarih, Forum, Tarih Portalı > Avrupa Tarihi > Yakın Çağ Avrupa

Yakın Çağ Avrupa Yakın Çağ Avrupa Tarihi bölümü ve olayları bu bölümde

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-14-2013, 08:01   #1 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart Hitler, Sözde Soykırım, Türkiye ve N. Atsız



Alman politikacı, ressam, yazar, asker, siyasi önder.

20 Nisan 1889 tarihinde doğup 30 Nisan 1945 tarihinde öldü.

Üçüncü Alman Hükümranlık (Reich) devrinin Başbuğu (Fuhrer).

Ressamlıkta başarısızlığa uğrayıp politika hayatına atıldı.

Avusturya'dan ayrılıp Almanya'ya geldi ve orduya katıldı.

Birinci Cihan Harbi'nde Osmanlı müttefiki olan Almanya'da asker olarak savaştı ve mağlubiyeti yaşadı.

Bir Hristiyan geleneği olarak Yahudiler Avrupa'da o devirlerde gettolarda yaşarlardı ve uzun senelerdir Yahudiler için bir tehcir düşünülmekteydi.

O devirlerde de örgütler oldukça revaçtaydı ve özellikle Marksistlerin ve Yahudilerin tehlikesi vurgulanmaktaydı.

30 yıl savaşlarında büyük bir mağlubiyet alan Almanlar dünya savaşında da yenilince artık halkta büyük bir eziklik duygusu yayılmaya başlamıştı.

Halkın gözü bir kurtarıcı aramaktaydı. Bu adam Hitler oldu. Bana on yıl verin Almanya'yı tanınmaz hale getireceğim dedi ve sözünde de büyük oranda durdu. Halk, ulus, millet anlamlarını kendi içinde barındıran volk sözü artık revaç bulmuştu. Volk Hitler'e güvendi.

Ama ondan evvel başta Hitler başarısız bir darbe girişiminde bulunup hapse girdi ve orada Mein Kampf (Kavgam) kitabını yazdı ki hükümranlığı devrinde evli çiftlere hediye olarak verilebilecek konuma kadar gelen bir kitap olmuştu. Her Alman'ın evinde bulunurdu.

Hapisten çıktıktan sonra kapanan partisini tekrar açtı ve ardından seçimlere katıldı. Seçimleri kazandı ve Şansölye oldu. Daha sonra Cumhurbaşkanı ölünce o makamı da kendi üzerine aldı. Ve seneler içinde diktatörlüğü pekişti. 1936 senesinde katılımcı demokrasi uygulayarak volk'a şu soruyu sordu, "meclisteki nazilerin şuanki yönetimini onaylıyor musunuz?", referandum sonucu %99 çıktı ve halkın büyük desteğini alarak özgüveni pekişti.

Kim ne derse desin halk Adolf Hitler'e aşıktı, ona umut bağlamıştı ve inanıyordu. Ülkeyi kısa bir süre içinde muazzam bir şekilde kalkındırdı. Ekonomik açıdan uçurdu, güvenlik açıdan uçurdu, modernlik, gelişmişlik, vs. açıdan inanılmaz yerlere getirdi. Fakat ırkçılık gereği olarak da Marksistleri, Yahudileri, Çingeneleri ve tüm muhaliflerini de tasfiye etti, memleketteki 30 partiyi de kapattı.



İkinci Cihan Harbi başladığında müttefiki Mussolini'li İtalya, tarafsız İspanya ve düşmanı İngiltere haricinde tüm Avrupa'yı istila etti. İngiltere'ye Amerika'dan yardım eden gemileri vurarak İngiltere'nin dayanıksızlaşıp kendiliğinden düşmesini bekledi. Bir yandan da İsmet Paşa'lı Türkiye'den destek bekledi çünkü Türkiye'yi müttefiki olarak görüyordu. Sovyetlerin batısını işgal etti. Kuzey Afrika'da işgallerde bulundu Rommel ile. Kafkaslarda da Müslüman Nazi birlikleri bulunuyordu.

Bu esnada Türkiye Almanya ve Sovyetler arasında bir denge politikası sürdürüyordu. Türkiye'deki Türkçüler ile Marksistlerin özgüvenleri de arkalarında bulunan Almanya ve Sovyetlerden geliyordu.

O devirlerde Türk hükûmetinde ırkçı söylemler gelişti bu Nazi etkisiyle. Bundan güven alan devrin ünlü ırkçısı Nihal Atsız Marksist olan Sabahattin Ali'ye yazılı saldırılarda bulundu. Bir yandan da Moskof diyerek Nazım Hikmet'i eleştiriyordu. Ünlü bir edebiyatçı olan Nihal Atsız bir Mustafa Kemal muhalifi ve İslam'a saygılı olan Türkçü Dr. Rıza Nur'un manevi evladıydı. Nihal Atsız Adolf Hitler'in kendisine hediye ettiği bir alet ile kafatası ölçerek kimin ne kadar Türk olduğunu açıklardı insanlara. O devrin İslamcıları da henüz cesaret bulup ortaya çıkamadıklarından milliyetçi kanatta barınırlardı fakat ırkçı kanata mesafeliydiler ki daha sonra Türkeş bu Türkçü kanattan ayrılarak Türk-İslam sentezi ile yeni bir yol geliştirmişti.



Alman iletişim şifresi kırıldı ve İngiltere'ye yardım sağlanabildi. Türkiye bir türlü Almanya'nın yanında yer alıp da Sovyetlere saldırmadı. Amerika Avrupa'ya çıktı. Ve Alman askerleri de Rus soğuğunda Napolyon gibi şaşkoloz gibi kalakaldı. Böylece Almanya 30 yıl savaşları ve birinci cihan harbi gibi yeniden büyük bir mağlubiyet aldı.

Almanya yeniliyor gibi olunca İsmet Paşa son dakikada savaş sonunda galiplerin karşısında olmamak için Almanya'ya savaş ilan etti fakat zaten kısa bir süre sonra savaş da bitmişti. Sovyetler Berlin'e girdi. Hitler yeraltında intihar etti. Naziler Nurenberg mahkemelerinde yargılandılar. Berlin'in batısı demokratlara doğusu komünistlere kaldı. Çok sonra Berlin duvarı yıkıldı ve Almanya birleşti. Bugün Almanya anca kendine gelebilmiştir.

Almanya yenilince Türkiye'de Hitler tarafından desteklenen Türkçü-ırkçı kanada dava açıldı ve mahkemelerde yargılandılar. Tabutluklarda işkence gördüler. 7 Eylül 1944'te Turancılar Davası başladı. Suçlama hükûmeti devirmek için gizli bir örgüt kurmaktı. Örgütün adı iddiaya göre Gürem idi.

Ziya Özkaynak adlı bir sanık 7.080 üyesi olduğunu söylediği örgütün amacını şöyle tarif etmişti:

“Irkçı ve Turancı bir hükümet kurmak lazımdır. Bugünkü hükümet hiçbir şey başaramıyor. Biz hükümeti ele almak için gizli bir teşkilat kurduk. Atatürk’e muhalif bir doktorun idaresindeyiz. Birçok subaylar cemiyetimize dahildir. Muhafız Alayı ve Sarıkışla subaylarını elde ederek bu kuvvetlerle merkezden ani bir darbe-i hükümet yapacağız. Ecnebi bir hükümetle temastayız. Bize silahla yardım edecek. Doğru Büyük Millet Meclisi’ne giderek evvela mebusları tevkif edip, iktidarı alacağız!”

Ecnevi devlet Nazi Almanyası idi. O tarihlerde Turancı diye bilinen bazı kişiler Almanya'ya geziler yapıyordu, Nuri Demirağ isimli işadamının Nazilerle Turancılar arasındaki para trafiğini yürüttüğü söyleniyordu. Ancak sanıklar tüm iddiaları reddetti. Gürem'e dair ifadelerinin işkence altında alındığını söylediler. İddialarına göre tabutluklara konmuş, günlerce aç susuz bırakılmış ve dövülmüştü.

Savaş galiplerince Naziler yargılanırken, İnönü'nün akıllı manevrası ile son dakikada Almanya'ya savaş açan Türkiye de Türkçü-Turancı-ırkçıları yargılıyordu.

Savaş sonrası ise senelerce dünya çapında büyük bir karalama kampanyaları, propogandaları, filmleri, reklamları aldı başını gitti. Bir Yahudi Soykırımı yalanı uyduruldu tıpkı Ermeni Soykırımı yalanı gibi. Halbuki Türkler nasıl Ermenileri, Süryanileri, Rumları Anadolu'dan tehcir ettiyse ve soykırım yapmadıysa Hitler de Yahudilerin hepsini tehcir etmiş ve onları çalıştırmıştı. Gettolar ise Hitler Almanyası öncesi zaten yüzyıllardır Hristiyan Avrupa geleneği olarak mevcuttu. Yani Yahudiler zaten dört duvar arasında gettolarda yaşıyorlardı. Gaz odaları diye atılan yalanlar artık ortadadır. Gaz odaları ölü yakma yerlerinden ibarettir ve gaz odası tezi kanıtlanamamıştır. Ayrıca Hitler'in bir tane Yahudi Soykırımına dair emri kanıtlanamamıştır çünkü böyle bir şey yoktur. Diktatörlüğü elbette aşikardır, o bir diktatördür ve 31 partili Almanya'nın 30'unu kapatmıştır, kapatmadığı da zaten kendi partisi olan nazi partisidir. Savaş ve kamplarda elbette Yahudiler ölmüştür fakat soykırım hiç yapılmamıştır, sadece tehcir yapılmıştır. Fakat Sovyetlerde ve Çin'de yüz milyonlarca insan öldürülmüştür.

Yahudi Soykırımı Yalanı uluslararası arenada herkesin çıkarına olduğu için gayet iyi tutmuştur. Tüm filmler yenilenlerin aleyhinde çekilmiştir. Ve siyonizmin eliyle büyük bir beyin yıkama propogandası yürütülmüş ve başarılı olmuştur. Sonuçta tarihi yenenler yazar ve öyle de olmuştur. Yahudi Soykırımı Yalanı gibi bugün Ermeni Tehcirini de Soykırım diye yutturmaya çalışıyorlar.
kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-14-2013, 10:24   #2 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart



Normandiya Çıkarması
ile başlayan süreç

Japonların Pearl Harbor saldırısı Birleşik Devletler Pasifik filosunu saf dışı bıraktı fakat Birleşik Devletler'i savaşın dışında tutamadı. Aksine, başka hiçbir şeyin yapamayacağı şekilde bu ulusu birleştirdi, bütün kaynaklarını ve enerjisini savaşa bağladı, geniş üretim kapasitesini en üst noktaya ulaştırdı, halkına zafere kadar bitmek bilmeyen savaşma isteğini uyandırdı.

Ama bu Amerikalılar için 1941 Aralık ayında durum tehlikeliydi ve gelecek o an için umutsuz görünüyordu. Çünkü hırpalanmış müttefikler (Amerika, İngiltere, Sovyet Rusya) her tarafta savunma halindeydi, mihver devletleri (Almanya, İtalya, Japonya) her tarafta zafer kazanmıştı. Hitler, İberya yarımadası dışında bütün Avrupa'ya egemendi ve kuvvetli orduları Sovyet Rusya'nın içerilerine doğru yüzlerce mil ilerlemişti. Bu devlet de çökmek üzere görünüyordu. İtalya Akdeniz'e hakimdi. Japonlar da Çin'in büyük bir bölümünü boyunduruk altına almıştı. Hatta İkinci Cihan Harbi 1939'da başlamış birkaç yıl evvel başlar doğuda fakat Avrupa eksenli tarih anlayışı Cihan Harbini Avrupa Harbi ile başlatır; halbuki bu Cihan Harbidir.

İngiltere ile Rusya hâlâ mihver devletlere karşı dayanıyorlardı. İngiltere aldığı darbelerin etkisi altındaydı, havadan sürekli saldırıya uğruyordu ve açlık tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Rusya ise belini doğrultamayacak şekilde yenilmiş idi.

1941 Aralık ayında, Almanya'nın Kafkasya veya Kuzey Afrika'dan doğuya doğru ilerlemesi, Japonya'nın Çin ve Burma'yı çiğneyerek Batı'ya yürümesi ve böylece iki mihver devletinin Hindistan'da birleşerek kürenin dörtte üçünü ayakları altına almaları artık imkânsız değil, hemen hemen muhtemel görünüyordu.

Birleşmiş Milletler'de kırk kadar devlet bir araya gelmişti, bunlar arasında Amerika, İngiltere, Rusya, Çin, Hindistan ve İngiliz dominyonları gibi dünyanın en büyük, en kalabalık ve kuvvetli devletleri bulunuyordu.

Daha savaşın hemen başlarında, Pearl Harbor'dan evvel, müttefikler iki temel karar almışlardı: Birincisi Almanya'nın yenilmesinde birinci derecede mühimdi. Nedeni basitti: Japonya bekleyebilir fakat Almanya bekleyemezdi. Amerika, Japonya'yı yenmek için kuvvetlerini toplasaydı ki, birçok Amerikalı böyle olması gerektiğini düşünüyordu, bu arada Almanya hem Rusya, hem de İngiltere'yi saf dışı bırakabilir ve bu durum Amerika'yı dünyanın dörtte üçüne karşı yalnız başına savaşmaya zorlayabilirdi. Fakat Rusya ve İngiltere kurtarılabilir ve Almanya yenilirse o vakit, Japonya zafer kazanmış müttefiklerin birleşik gücü karşısında mutlaka çökerdi ki nitekim öyle de oldu. Bu planı uygulayıp başarıya ulaştılar. İkinci karar ise müttefik ordularını tek bir kumanda yönetiminde toplamaktı.

1944 baharına doğru istila için hazırlıklar tamamlandı.

Çıkarmanın yapılacağı yer Normandiya sahili olarak tespit edilmişti. Haritaları koydum, oradan görebilirsiniz. Fransa'nın İngiltere'ye bakan kıyısıdır Normandiya. Bu sahilin doğu kısmı İngilizlere, batı kısmı Amerikalılara ayrılmıştı. Müttefikler kara, deniz ve hava askeri olarak üç milyona yaklaşan güçlü bir ordu toplamışlardı.

6 Haziran sabahı erkenden istila donanması sahile yanaştı ve müthiş sualtı engellerini yararak müttefikler askeri sahile yığdılar. Esas saldırının Pas de Calais bölgesinden geleceğini tahmin eden Almanlar gafil avlandılar.

İstila günü biterken müttefikler, Atlantik duvarını yarmış ve 120.000 kişilik bir gücü karaya çıkartıp, paraşütçülerle bağlantı kurmak üzere içeriye ilerlemek için çalışıyorlardı. Bir hafta içinde sahile 300.000'den fazla asker ve 100.000 ton levazım çıkardılar ve yetmiş mil uzunlukta ve beş ila on beş mil derinlikte bir bölgeye hâkim oldular. Ve sonraki ay içerisinde müttefikler Normandiya Savaşı'nı kazandılar. Batıda Amerikalılar güney yolunun kapısı olan Saint-Lô'yu aldılar.

Şimdi Almanlara sayıca üstün olan İngiliz ve Amerikan hava kuvvetleri, Alman savunma hattını yarmaya ve bütün Kuzey Fransa üzerine yelpaze gibi yayılmaya hazırdılar. 25 Temmuz'da Normandiya çarpışması bitti, Fransa çarpışması başladı. 23 Ağustos'ta Paris'i aldılar. 11 Eylül'de de Amerikalılar Almanya'ya girmişti.

Almanlar ve Japonlar yayılarak ortada buluşacakken, bu hedef suya düşmüştü ve şimdi Amerikalılar, İngilizler ile Sovyet Rusya yayılarak ortada buluşmaya doğru yaklaşmışlardı. Nitekim en sonunda Almanya'da buluşacaklardı. Berlin'e gireceklerdi. Hitler yeraltında intihar edecek ve ardından Almanya'yı böleceklerdi: Batı ve Doğu Almanya olarak, batıyı Amerikalılar, doğuyu komünistler yöneteceklerdi.

Hitler ölmeden evvel umutsuz son bir girişimle, kalan bütün kuvvetlerini batı cephesine sürmeye karar verdi. Bu, müttefik ordularını ikiye parçalamak ve hatta Paris'e geri götürmek amacını güden büyük bir saldırıydı. On gün içinde Almanlar, önce Amerikan savunma hatlarını çiğnemiş, Bastogne'deki garnizonu kuşatmış ve Ardennes üzerinden Meuse nehrine doğru elli mil ilerlemişti. Bir ara, tam bir yarılma gerçekleşecekti fakat Amerikalılar çabuk toparlandı. Saldırı durdurulup geri püskürtüldü. Ocak ayı ortalarına doğru, Almanlar bütün kazançlarını kaybettiler ve şansa bel bağlamış olan bu son saldırı onlara 120.000 adamla yüzlerce tank ve uçağa mâl oldu.

Ondan sonra Ruslar, kendilerini, Viyana ve Berlin kapılarına götürecek olan büyük kış saldırılarına geçtikleri zaman, müttefikler Ren'i geçmeye ve Hitler'i batıdan sıkıştırmaya hazırlandılar. Ruslar, doğu ve güneyden; Amerikalılar ve İngilizler batıdan sıkıştırıp ve İtalya'daki Almanlar silahlarını yere aterken Wehrmacht parçalanıp dağılmaya başladı. 25 Nisan'da Ruslarla Amerikalılar Elbe nehri üzerinde buluştular ve birbirinden iki bin mil uzakta, biri Normandiya sahilinden, diğeri Dinyeper kıyılarından hereket etmiş olan iki ordu, Almanya'yı ikiye böldü.
kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-14-2013, 10:32   #3 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart

Soykırım Yalanı

Kitabın yazarı: Nuri Özbudak


http://www.vho.org/aaargh/turk/soyalani.pdf

Yarın - Alternatif (Revizyonist) Tarihçi Serge Thion'la Röportaj

Kitabın yazarı: Altay Ünaltay


http://www.vho.org/aaargh/turk/Yarintxt.pdf

*

Soykırım Yalanı kitabından bir bölüm:


Soykirim Efsanesi Nasil Dogdu?

Nazi Almanyasi'ndaki Yahudilerin baski ve
iskence politikasina maruz kaldiklari konusu, Nazilerin iktidara geldikleri 1933
yilindan itibaren Bati'daki yayin organlarinda islenmeye baslamisti. Medyayi bu
konuda besleyen en önemli kaynak ise birer sivil toplum örgütü niteligindeki
Yahudi kuruluslariydi. Nazilerin Yahudilere karsi toplama kamplarinda sistemli
bir "soykirim" yürüttügü yönündeki iddialar ise, 1942 yilinda yogunluk kazandi.
Bu iddialari dile getirenler Dünya Siyonist Örgütü ve onun Batili ülkelerin
hemen hepsinde kurulmus olan kollariydi. Örnegin Yahudilerin Nazi toplama
kamplarinda "sabun" haline getirildiklerine dair saiyalar, ilk kez Amerika'daki
Siyonist hareketin lideri ve Amerikan Yahudi Kongresi'nin (AJC) baskani olan
Stephen Wise tarafindan duyuruldu. Wise, 1942 yilinda resmi bir açiklama
yaparak, "yahudi cesetlerinin Almanlar tarafindan sabun, yag ve gübreye
dönüstürüldügünü" iddia etti. Gaz odalari iddialari da yine ayni dönemde resmi
siyonist kuruluslarin temsilcileri tarafindan duyuruldu.

Bu iddialarin
genel medya tarafindan desteklenmesinin ise iki nedeni vardi: Birinci neden,
Yahudi sermayeli yayin organlarinin bu konuya gösterdikleri özel ilgiydi. Ikinci
ve daha önemli olan neden ise, bu haberlerin Batili ülkelerin savas halinde
olduklari Nazi Almanyasi'na karsi kullanabilecek iyi bir karsi-propaganda
malzemesi olusuydu. ABD yönetimi bu propagandayi çok gerekli buluyordu; çünkü
"kendi çocuklarimizi neden Avrupa'da savasmaya gönderdik" diye düsünen genis
halk kitlelerini savasin gerekliligine ikna etmek için, "gaz odalarinda
öldürülüp sabun yapilan" masum insanlari kurtarmak kadar iyi bir gerekçe
bulunamazdi. Nitekim Almanlar hakkinda buna benzer gerçek disi bazi vahset
hikayeleri, I. Dünya Savasi sirasinda da Amerikan kamuoyunu ülkelerinin savasa
girmesine ikna etmek için üretilmisti.

Savas yillarinda bu sekilde
üretilen Soykirim söylentileri, Nazi toplama kamplarinin Amerikan, Ingiliz ya da
Sovyet birlikleri tarafindan 1945 yili içinde ele geçirilmesiyle birlikte iyice
güçlendi. Çünkü müttefik ordulari bazi kamplarda, özellikle Dogu Polonya'daki
Belsen'de binlerce yahudi tutuklunun korkunç durumdaki cesetleriyle
karsilasmislardi. Bunlarin fotograf ve filmleri dünya medyasinda yayinlandi. Bu
cesetler soykirimin açik birer delili sayildilar. Oysa sözkonusu cesetlerin ölüm
nedeni Nazilerin her türlü önleme ragmen bir türlü basa çikamadiklari tifüs
salgini ve savasin son aylarinda Alman tasima sisteminin çökmesi nedeniyle bazi
kamplarda, özellikle Dogu Polonya'daki büyük kamplarda basgösteren açlikti. Buna
karsilik, daha Bati'da yer alan kamplardaki Yahudi tutuklularin gayet sihhatli
ve psikolojik yönden de rahat bir durumda oldugu gözlenebiliyordu.


Nürnberg Mahkemesi

Soykirim efsanesini "adli" bir anlamda
tarihsel literatüre geçiren en önemli gelisme ise, 1946 yilinda Nazi savas
suçlularini yargilamak için düzenlenen Nuremberg Mahkemesi oldu. Bu mahkemede
bazi "tanik"lar kürsüye çikarildilar ve toplama kamplarindaki yahudi
tutuklularin gaz odalarinda sistemli bir biçimde ihma edildigini anlattilar. Bu
verileri degerlendiren mahkeme, "6 milyon Yahudinin Nazi toplama kamplarinda
imha edildigini, bunlarin dört milyonunun özel üretilmis imha araçlariyla
katledildigini" kabul etti. Bu mahkemede delil olarak sunulan malzeme ve
ifadeler, Soykirim literatürünün hala en büyük dayanagidir.

Ancak
mahkeme gerçekte pek dürüst ve tarafsiz bir ortamda yapilmamisti. Nazi
Almanyasi'ni yenilgiye ugratmis olan müttefikler-ABD, SSCB, Ingiltere ve
Fransa-Nazi rejimini ne kadar korkunç ve acimasiz gösterebilirlerse, kendi
argümanlarini o kadar iyi savunacaklarini düsünüyorlardi. Bu nedenle
Siyonistlerin savas sirasinda ürettikleri tüm Soykirim hikayeleri mahkeme
tarafindan ciddiye alindi ve hepsi kabul edildi.

Yahudi kuruluslari
tarafindan mahkemeye getirilen "görgü taniklari", toplama kamplarinda sahit
olduklari gaz odasi manzaralarini anlattilar. Bu sahitlerin verdikleri
ifadelerin çok büyük bölümünün gerçeklerle uyusmadigi bugün biliniyor. Örnegin
mahkemeye çikarilan ve Dachau toplama kampindan kurtulduklari söylenen pek çok
tutuklu bu kamptaki gaz odalari hakkinda detayli ifadeler vermislerdi. Oysa
Dachau'da "gaz odasi" olarak gösterilebilecek tek bir bina dahi olmadigi için,
Soykirim literatürünün savunuculari ilerleyen yillarda bu iddiayi geri almak
zorunda kaldilar. Bugün Dachau'da gaz odasi oldugunu savunan hiç kimse yoktur.


Diger toplama kamplarindaki sözde gaz odalari ile ilgili ifadelerin çogu
da çeliskiliydi. Bazilari gerçeklesmeleri bilimsel yönden imkansiz hikayelerdi.


Nuremberg Mahkemesi'ne sahit olarak çikarilan en önemli kisi ise
Auschwitz toplama kampinin kumandani Rudolf Höss"tü. Höss, çok önemliydi, çünkü
mahkemeye çikarilan sahitlerin ezici çogunlugunun aksine bir Yahudi degil, bir
Nazi subayiydi. Hem de Auschwitz'de iki yildan uzun bir süre en üst düzey
yetkili olmustu. Höss "itiraflarinda", Auschwitz'in içinde "Wolzek" adi verilen
özel bir imha kampi oldugunu, kendi komutasi altinda burada 2.5 milyon yahudinin
öldürüldügünü söyledi. Ama "Wolzek" diye bir yer hiç bir zaman bulunamadi,
dahasi Auschwitz'de 2.5 milyon Yahudinin öldügü iddiasi da bir süre sonra Yahudi
tarihçileri tarafindan geri alindi. Rakam önce 1.25 milyona, en son olarak da
Yahudi tarihçi Jean Claude Pressac tarafindan 775 bine düsürüldü.

Peki
Höss neden yalan ifade vermisti? Basit; Höss'ü sorgulayan Ingiliz gizli servisi,
ona agir bir iskence yapmis, dahasi ailesini ve çocuklarini öldürmekle tehdit
etmislerdi!... Bu, bugün ispatlanmis tarihsel bir gerçektir. Höss bu durumda
kendisini ve ailesini kurtarmak için her seyi imzalayabilirdi, nitekim öyle
yapti.

Soykirim hikayesi Nuremberg mahkemesine dayanarak hizla büyüdü.
Yahudi tarihçiler mahkeme tutanaklarindan alintilar yaparak kitaplar yazdilar.
Baska tarihçiler bu kitaplardan alintilar yaparak yeni kitaplar yazdilar.
Ilerleyen yillarda yeni bazi "soykirim sahitleri" çikti ve bunlar yazdiklari
kitaplarla Nuremberg'teki verilmis olan ancak sonradan "siritan" bazi ifadelerin
yerlerine yenilerini koymaya çalistilar. Israil'de özel bir Soykirim
Arastirmalari Merkezi kuruldu. Dünya kamuoyunun soykirimi kesin bir tarihsel
gerçek sanmasinin en önemli nedeni ise, Hollywood'un Yahudi sermayeli film
sirketleri ve Yahudi yönetmenleri tarafindan çevrilen 100'e yakin Soykrim filmi
oldu.

Soykirimin sorgulanmasi ise 60'li yillarda basladi. ABD'deki
Northwestern University'den Dr. Arthur Butz, Fransa'daki Lyon Üniversitesi'nden
Robert Faurisson ve pek çok "best-seller" kitabin yazari Ingiliz tarihçi David
Irving sözkonusu revizyonist akima öncülük ettiler. Revizyonist akimin bugün en
önemli entellektüel merkezi, California'daki Institute for Historical Review
adli kurumdur.
kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-14-2013, 10:33   #4 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart

Yahudi Soykırımı Yalandır

İsrail devleti ve siyonist ideoloji bu gün dahi yaptıkları her türlü zulmü hukuksuzluğu ve şiddeti mazur göstermek için ikinci dünya savaşı yıllarında Nazi rejiminin Yahudilere uygulamış olduğu iddia edilen soykırım, baskı ve yıldırma politikalarını mazeret olarak ileri sürüyor ve soykırıma uğramış bir millet olarak varlığımızı korumak için her türlü yolu kullanmamız; terör, şiddet ve insanlık dışı zulüm politikalarını uygulamamız meşrudur diyor.
Bu makalede Nazilerin masum yahudileri öldürmediğini onlara baskı zulüm işkence ve aşağılamalarda bulunmadığını iddia etmiyorum. Naziler bu vicdan, akıl ve hukuk dışı uygulamaların hepsini yapmışlardır fakat bunları yaparken amaçları Yahudi ırkına soykırım uygulamak değil siyonistlerin isteği doğrultusunda onları korkutup yıldırarak zorla Filistinde kurulacak israil devleti hedefi doğrultusunda tehcir etmektir.
Sonuç olarak Naziler ve siyonistler bu amaç doğrultusunda işbirliği yapmışlardır ve suç ortağıdırlar.
Filistinde ırkçı ve dinci faşizmin en uç noktasında siyonist ideolojiye ait bir devlet kurmak için altmış küsur yıldır her türlü hukuksuzluğu yapan, insanlık dışı politikaları uygulayan ve hatta bunları bir devlet politikası haline getiren İsraildeki siyonist rejim Nazi rejiminin gerçek azmettiricisi ve suç ortağıdır.
Bu yüzden Nazi SS birliklerine benzeyen israil ordusunun tutumunu asla yadırgamamak gerek çünkü her iki rejimde ruh ikizidir.
Gazzede filistinlileri kuşatılmış bir gettoda yaşamaya zorlayan İsrail ile Nazi rejimi arasında ne fark vardır?
İnsanları silahsız olduklarına bakmadan kadın ihtiyar çoluk çocuk diye ayırmadan öldüren ve öldürmeyi iyi bilen İsrailli siyonistler ile Naziler arasında ne fark vardır?
İkinci dünya savaşı sırasında pek çok insanlık suçu işlenmiştir bu suçlardan elbetteki en büyüğü Nazi ve Siyonist kadroların ortak projesi olan Avrupa Yarımadasındaki Yahudileri tehcir etmek için uygulanan sistematik terör politikalarıdır. Bu politikalardan ötürü Naziler elbette suçludur yargılanmışlar ve cezalandırılmışlardır fakat Nazilerin azmettiricisi ve suç ortağı olan siyonistler yargılanıp cezalandırılmak bir yana devlet sahibi yapılarak ödüllendirilmişlerdir.
Soykırım efsanesi ardına gizlenen bu kirli işbirliği bu gün artık ortaya çıkmaktadır ve Siyonistlerin soykırım efsanesi sayesinde yarattıkları masumiyet kalkanı düşmek üzeredir bu sayede siyonistlerin gerçek yüzü olan ırkçılık, barbarlık, kin ve vahşet dünya kamuoyunca çok daha rahat algılanabilecektir.
Bu makaleyi yazmaktaki ana amacım yahudi karşıtlığı ya da antisemitizm değil bu kirli işbirliğinin sorgulanarak teşhir edilebilmesine yardımcı olmaktır.

NAZİ İKTİDARI ÖNCESİ AVRUPA YARIMADASINDA DURUM
İkinci Dünya savaşının en büyük ve en meşhur efsanelerinden biri Nazilerin milyonlarca Yahudiyi gaz odalarında öldürüp fırınlarda yaktığı hatta sabun yaptığı yalanıdır.
Öncelikle bu makaleyi Nazileri aklamak için değil Nazilerin saklı kalan azmettiricileri ve suç ortaklarını teşhir etmek istediğim için yazdığımı ifade etmek isterim.
Geçtiğimiz Yüzyılın başında Avrupa yarımadasında iki ırkçı ideoloji; Yahudi ırkının üstünlüğünü savunan ve Yahudilerin Tanrı tarafından seçilmiş ırk olduğuna inanan Siyonist ideoloji ile Ari ırkın üstünlüğünü savunan Nazi ideolojisi egemendiler.
Her iki ideoloji sahipleride kendi ırklarının diğer ırklardan üstün olduğuna inanıyorlardı.
Siyonistler ayrıca bu üstünlüğün kendilerine Tanrı tarafından seçilmiş ırk olarak verildiğini dahi vehmetmekteydiler.
Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması sonrasında İngilizlerinde teşviki ile Filistin bölgesinde bir İsrail devleti kurulması için düğmeye basıldı.
Bu noktada ortaya ciddi bir sorun çıktı İsrail devletinin kurulması planlanan Filistin topraklarında son ikibin yıldır Müslüman Araplar yaşamaktaydı ve bu topraklarda yaşayan Yahudi nüfusu önemsenmeyecek miktardaydı. Bulunan çare siyonist ideoloji önderliğinde kurulacak bir İsrail devleti için tüm dünyadan özellikle iyi eğitimli, maddi imkanları olan Yahudilerin Filistine göç etmesiydi.
Bu noktada pürüz bizzat Yahudilerden çıktı laik düzenin Avrupa yarımadasında yerleşmesi, görecelide olsa demokrasi ve hukuk kurumlarının daha adil işlemesi Avrupa yarımadasında yaşayan Yahudilerin yaşam koşullarında geçmiş yüzyıllara göre çok büyük bir ilerleme sağlamıştı. Refah içinde yaşayan, işi gücü olan, iyi evlerde oturan, çocuklarını iyi okullarda okutan sıradan Yahudiler Avrupayı bırakıp siyonistlerin peşinde Filistin çöllerinde macera aramak istememekteydiler. Üstelik pek çok tutucu yahudide Tevratta yazıldığı gibi İsrail devletinin kurulması için Mehdinin gelmesi gerektiğini bunun dışında bir devlet kurmaya çalışmanın dinlerine aykırı olduğunu savunmaktaydı.
Siyonistler elbette bu duruma son derecede öfkeliydiler. Yahudilerin Filistine gidip kurulacak bir İsrail devleti için gerekli nüfus yapısını oluşturmaya yanaşmamaları onları feci şekilde öfkelendirmekteydi.
Gönüllü olarak yapılmayan bu göç o halde baskı ve zorla yapılmalıydı.
Elbette siyonist ideologlar ellerine kırbacı alıp sopa zoru ile Yahudileri Filistin çöllerine götürmenin akıllıca olmadığını bilmekteydiler laik düzende kilise ve engizisyon gibi baskı unsurlarınıda kullanmanın mümkün olmadığı ortadadır.
Tam bu sırada Naziler siyonistlerin imdadına yetiştiler, iki ideolojininde temelde pek cok ortak noktası vardı ama en önemlisi her iki ideolojide Avrupa yarımadasında yaşayan Yahudilerin buradan göç etmesini istiyordu.
Naziler Yahudileri zorla göç ettirmek için çok uygun bir araçtı.
Bunun için önce nazilerin güç kazanıp iktidara gelmesi gerekiyordu. Güçlü Yahudi sermayesi için bu çok önemli bir sorun değildi zaten birinci dünya savaşının yarattığı politik ortam ve 29 büyük ekonomik krizi Naziler için gerekli ortamı hazırlamıştı.
Ve Naziler Siyonistlerin maddi manevi desteğini arkaların alarak kolayca iktidara geldiler.

NAZİ İKTİDARI
Nazi iktidarında derhal Yahudiler üzerinde büyük bir baskı oluşturulmaya başlandı. Korku ve yıldırma politikaları Avrupa Yarımadasında yaşayan Yahudileri Filistine göç ettirmek için devreye sokuldu.
Bu baskılar sonucunda Avrupa Yarımadasından Filistine göç hızlandı ve ikinci dünya savaşının başlamasına kadarda hızlanarak devam etti.
İkinci Dünya savaşı göç trafiğini engellemeye başlayınca ve savaş koşulları Avrupa yarımadasındaki kentleri yaşanmaz hale getirince siyonistler bir başka tehlikenin farkına vardı: Filistine göç ettirilmesi planlanan Avrupa Yarımadasındaki Yahudi nüfusu bu sefer yok olma tehdidi ile karşı karşıyaydı!!!
Avrupa yarımadasında Kentlere yapılan bombardımanlar, kontrol edilemeyen salgın hastalıklar ve açlık bu kentlerde gettolarda toplanmış olan Yahudi nüfusu büyük bir tehdit altına sokmaktaydı.
Siyonistler bu durumada pratik bir çare ürettiler savaş bölgelerinden uzakta inşa edilecek özel toplama kamplarında bir araya getirilecek yahudiler savaş sonrasına kadar güvenlikte tutulacak ve savaş sonrasında şartlar uygun olur olmaz İsrail devletinin kurulması için gerekli insan kaynağını oluşturmak için Filistine göç ettirileceklerdi.
Üstelik bu kamplarda uygulanacak korku, baskı ve yıldırma politikaları göç operasyonunu çok daha kolaylaştıracaktı.
Elbette Almanları savaş koşullarında son derecede kıymetli kaynaklarını ayırıp böyle kamplar inşa etmeye ikna etmek kolay değildi. Almanlarda canlarını dişlerine takmış ellerindeki bütün kıt imkanları seferber ederek bütün cephelere yetişmeye çalışmaktaydılar.
Aşağıdaki fotoğraf bir toplama kampındaki siemens fabrikasından çekilmiş ayrıntılara dikkat ederseniz o devre göre oldukça iyi tasarlanmış bir fabrika olduğunu ve işcilerin gayet sağlıklı göründüğünü göreceksiniz.

TOPLAMA KAMPINDA SİEMENS FABRİKASI

Böyle bir ortamda Almanların yüzbinlerce Yahudiyi bir araya toplayacak , nakledecek, barındıracak, besleyecek ve orada kalmalarını sağlayacak para, malzeme ve insan gücünü böyle bir operasyona ayırmalarını sağlayacak formül bulundu: Bu kamplar birer çalışma kampı olarak dizayn edilecek Yahudiler buralarda çalışacak, dev Alman savaş makinasına malzeme üretecekti ve müttefikler buna rağmen bu kampları bombalamayacaklardı.
Sonuç olarak anlaşıldı ve kamplar inşa edilerek faaliyete başladı.
İnşa edilen kamplara baktığımızda bu kampların öyle derme çatma yapılar olmadığını, belirli bir nizam ve intizam içinde inşa edildiklerini hatta içlerinde tiyatro salonu ve yüzme havuzu dahi barındırdıklarını görüyoruz. Bu kamplarda kalorifer tesisatı dahi bulunmaktaydı.
Aşağıda sunduğum resimler aklınızda kalan toplama kampı imajına eminimki hiç uymayacaktır:


Jewish Orchestra performing at Theresienstadt 'Konzentrationslager' Camp. Photo taken by Kurt Gerron, Jewish wartime film producer. (Yahudi orkestrası toplama kampında bir konser icra ederken)
View of the swimming pool at Auschwitz 'Konzentrationslager' Camp (Autcwitz toplama kampınsda yüzme havuzu)

Celebrating Hannakkak at Westerbork 'Konzentrationslager' Camp, in Holland (Yahudi bayramı Hannakkak kutlaması)

Celebrating a Jewish wedding in Westerbork 'Konzentrationslager' Camp, Holland.(Hollandada kurulu bir toplama kampında Yahudi bir çiftin evlilik töreni)

Jewish internees playing football at Theresienstadt 'Konzentrationslager' Camp.(Toplama kampında futbol maçı)

Children in Belsen 'Konzentrationslager' Camp, 1945 from BBC documentary "In the Camps" İlk zamanlar herşey çok daha kolaydı düzenli olarak toplanan Yahudiler kayıt altına alınıyor trenlere bindiriliyor ve kamplara sevk ediliyordu.
Savaşın çığrından çıkması ile birlikte sevkiyatlar gittikçe daha zor koşullarda yapılmaya başlandı. Bombalanan köprüler, demiryolları ve tren istasyonları askeri birliklerin malzeme muhimmat ve insan sevki için yoğun talebi kamplara sevkiyatı gittikçe zorlaştırdı.
Diğer yandanda savaşın Almanların kaynaklarını hızla tüketmesi kamplarda ilaç, yiyecek ve benzeri temel ihtiyaç malzemelerinin bulunamaması sonucunu doğurmaya başladı.
Sonuç olarak kamplarda yaşam koşulları hızla kötüleşti salgın hastalıklar, açlık, kötü muamele ve benzeri sebeplerle binlerce insan öldü. Özellikle tifo, tifüs gibi hastalıklar kamplarda hızla ve kontrolsüz şekilde yayılmaktaydı.
Kamp yöneticileri salgın hastalıkların yayılmasını önlemek için ekonomik olmamasına rağmen cesetleri krematoryumlarda yakma metodunu seçmek zorunda kaldılar.
Ayrıca o dönemde bütün hastahanelerde kullanılan ve salgın hastalıkların yayılmasını önlemek için dezenfeksiyon amacı ile kullanılan gaz odaları çamaşırların sterlize edilmesi amacı ile tasarlanıp kullanıldı.
İkinci dünya savaşı sonrasında özellikle fırın olarak adlandırılan bu krematoryumlar ve gaz odaları soykırım yalanını daha dehşetengiz bir senaryo haline getirmek için Hollywood tarafından yoğun bir şekilde kullanıldı.
Bu gün geniş kitleler siyonistlerce tasarlanan medya ve Hollywood propagandaları sayesinde milyonlarca yahudinin gaz odalarında öldürülüp fırınlarda yakıldığına inanmaktadır.
2. DÜNYA SAVAŞI SONRASI
İsrail devletinin kurulması için yeterli nüfus hareketi bu şekilde siyonistlerce ikinci dünya savaşı sonrasında sağlanabildi kaplardan kurtulan ve Nazi dehşeti ile korkutulmuş yüz binlerce insan İsraile aktı.
Siyonistler hedeflerine ulaşmışlar ve İsrail devletini kurabilecek gerekli nüfusu sağlamışlardı son ikibin yıldır Filistin topraklarında yaşayan müslüman Araplarınsa Tanrı tarafından seçilmiş üstün Irkın menfaatleri karşısında hiçbir önemi yoktu. Yok edilebilirler, tehcir edilebilirler, yıldırılıp evlerini barklarını topraklarını terk etmeye zorlanabilirlerdi.
Siyonistlerin bu planını engelleyebilecek tek bir unsur vardı eğer Nazi Siyonist işbirliği ortaya çıkar ve bu senaryonun kurmaca olduğu anlaşılırsa hem dünya hemde Yahudi kamuoyu nezdinde çok zor durumda kalacak olduklarını iyi bilen siyonistler bir taraftan kontrol ettikleri medya kanalları ve özelliklede Hollywood ile soykırım senaryosunu kitlelerin beynine kazımaya diğer taraftanda yasaklar getirerek soykırım konusunun tartışılmasını engellemeye çalıştılar. Önemli ölçüde de başarılı oldular. Bu gün Yahudi Soykırımı dünyanın en çok inanılan senaryosudur.
Oysa bazı detaylara yakından bakarsan soykırım senaryosunun nasıl cidi paradokslar taşıdığı açıkça görülecektir.

SOYKIRIM SENARYOSUNUN PARADOKSLARI
Her senaryo gibi Soykırım senaryosundada ciddi paradokslar vardır kitleleri bu senaryoya inandırmak için yoğun bir propaganda yöntemi uygulyan siyonistlerin paradoksları ortaya konularak bu senaryo açığa çıkarılabilir kanısındayım. Bu yüzden bu bölümde kısaca senaryodaki başlıca paradoksları ortaya koymaya çalışacağım:

1- TOPLAMA KAMPLARI VE SOYKIRIM EFSANESİ

Tarih boyunca pek çok soykırıma tanık olmuşuzdur ama hiçbirinde insanları kitleler halinde yok etmek için düzenli kayıtlar tutup binlerce kilometre nakledip orada inşa edilmiş bulunan düzenli kamplarda toplandığını görmeyiz. Zalimler soykırımı mümkün olan en basit, en pratik ve en ucuz yöntemler ile yaparlar ve yapmışlardır.
Diğer yandan zalimler Soykırıma dair mümkün olduğunca az iz bırakmaya çalışır kayıt mayıtta tutmaz.
O dönemde Almanlar en ufak bir malzemeye dahi ihtiyaç duyarken soykırıma uğratacakları milyonlar için özel kamplar inşa etmeleri, trenler tahsis edip o insanları nakletmeleri, beslemeleri, etraflarına asker tahsis etmeleri son derecede mantıksızdır.
Eğer Almanlar gerçektende soykırım yapmak istemiş olsalardı toplama kamplarına falan ihtiyaçları yoktu aynı sırpların müslüman Boşnaklara yaptığı gibi götürür bir tenhada kafalarına sıkarlar toplu halde gömer geçerlerdi.
O dönemdeki toplama kamplarının koşulları bombardıman altındaki Alman şehirlerinden çok daha iyi ve güvenliydi.
Eğer Almanlar gerçektende soykırım yapmak isteselerdi Yahudileri savaş bölgesinden uzakta özel inşa edilmiş kamplarda toplayacaklarına; yoğun müttefik bombardımanı altındaki askeri tesislerde, fabrikalarda, kritik ulaşım noktalarında ve devlet binalarında canlı kalkan olarak kullanırlardı.
Eğer Almanlar gerçektende soykırım yapmak isteselerdi Hiçbir şey yapmadan Yahudileri toplu halde gettolarda ilaçsız, aç, susuz, bombardıman altında bırakmaları yeterdi. Bu şekilde Yahudilerden fazladan bir insangücü ve malzeme harcamadan kurtulmuş olurlar üstelikte suçu rahatlıkla müttefiklere atarlardı.
Düşünün bu kamplar olmasaydı da Yahudilerin yaşadığı gettolar Alman uçakları tarafından gece bombalanıp zehirli gaz bombaları atılsaydı soykırım amacına çok daha kolay ve ucuza ulaşılmazmıydı? Üstelik Almanları suçlamak ve soykırım suçunu ispat etmek çok daha da zor olurdu.
Eğer Almanlar soykırım yapmak isteselerdi Kaloriferleri kapatmaları yeterliydi eksi kırk derecede bir gece geçiren kimse sabaha sağ çıkamazdı böyle bir durumda neden gaz kullanıp krematoryumlarda cesetleri yakmaya çalışsınlarki?
Kaldıki bir insanı yakmak için bir ton petrol eşdeğeri yakıt gerekir Almanların altımilyon Yahudiyi yakacak yakıtları olsaydı belkide savaşı kazanırlardı.
Bu basit sorular bile toplama kamplarının söylendiği gibi Yahudileri soykırıma uğratmak için tasarlandığı iddiaları hakkında ciddi şüpheler uyandırmaktadır.

2- GAZODALARI VE SOYKIRIM EFSANESİ

Eğer Almanlar Yahudileri zehirli gaz kullanarak soykırıma uğratmak istese idi şüphesiz ki bunu Gaz odaları inşa ederek yapmazlardı bu tamamen bir Hollywood senaryosudur. Bir insanı zehirli gaz ile öldürmek için gaz odası inşa etmek hem çok pahallı hemde teknik bir sürü zorluk içeren bir uygulamadır. Gaz odasının etraftakilere zarar vermeyecek şekilde sızdırmaz olası gerekir çünkü malum etraf Alman askerleri ile doludur. Ayrıca uygulamadan sonra gazın etkisiz hale getirilmesi gerekir. Bir sürü zor zahmetli ve pahallı bir uygulamayı milyonları katletmek için kullanmak akıllıca ekonomik ve pratik değildir. Saddam Halepçede gaz kullandı ama odada falan değil uçaklarla bastı gaz bombalarını Kürt köylerine insandan tavuğa koyuna kadar etrafta ne var ne yoksa öldü. Hitlerde en az Saddam kadar acımasız ve zalim olabilir ama ondan daha aptal olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısı ile gazodası motifi sadece seneryoya daha dehşetengiz bir görüntü vermek için kullanılmıştır.
Gaz odalarının ve bu odalarda kullanılan gazın teknik detaylarına girmedim ama bu detaylarda yakından incelenince bu toplama kamplarında bulunan gaz odalarının ve kullanılan gazın o yıllarda Dünyadaki bütün hastahanelerde salgın hastalıkların özllikle tifo ve tifüs gibi hastalıkların yayılmasını önlemede kullanılan standart bir yöntem olduğu da görülmektedir.
Diğer yandan yayınlanan çeşitli dehşetengiz fotoğrafta görünen ceset yığınlarına yakından bakılınca bunların aşırı zayıf ve karınlarının is aşırı şiş olduğu görülür buda tipik tifo tifüs görüntüsüdür zehirli gaz zayıflatıp karınları şişirmez öldürür.
Başka bir açıdan insanları toplu halde öldürmek isterseniz çok daha kolay bir yöntemle yiyecek Ya da içeceklerine bir miktar zehir koyarsınız ve amacınıza kolayca ulaşırsınız.
Bütün bunlar dikkate alındığında Soykırımda kullanıldığı iddia edilen gaz odaları savının tamamen bir efsane olduğu açıkça görülmektedir.

3- FIRINLAR VE SOYKIRIM EFSANESİ
Hinduların cenaze yakma törenlerini bir gözünüzün önüne getirin dev bir odun kümesinin üzerinde bir ceset göreceksiniz.
Hesaplamalara göre bir krematoryumda bir insanı yakmak için bir ton petrol eşdeğeri yakıt gerekir. Almanların altımilyon yahudiyi yakacak yakıtları olsaydı belkide savaşı kazanırlardı.
Almanların cesetleri savaş şartlarında çok kıymetli kaynaklarını ayırarak krematoryumlarda yakmasının tek bir mantıklı sebebi olabilir oda salgın hastalıklardan ölenlerin cesetlerini imha ederek salgını durdurma çabasıdır. Buda bu kampların amacının soykırım değil başka bir şey olduğunu bize açıkça göstermektedir.
Amerikalılar kızılderilileri katletmek için onların tanımadığı bapğışıklıklarının olmadığı bir hastalık olan çiçek hastalığını kullanmışlardı. Hastahanelerden toplanan çiçek hastalığına yakalanmış insanların kullandığı battaniyeleri kızılderili köylerine hediye olarak dağıtmışlar ve bunu yaparkende yanına krematoryum kurmamışlardı. Katliam Ya da Soykırım yapacaksanız bu şekilde davranmanız gerekir salgın hastalıkların yayılmasını önleyecek krematoryumlar gaz dezenfeksiyon odaları inşa edilerek soykırım yapılmaz.
kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-16-2013, 23:52   #5 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart

Hitler Filistin'in bağımsızlığını istiyor.

Türkçe Hitler - Filistinin Bağımsızlığını İstiyor - YouTube

Adolf Hitler, toplama kamplarını kendilerinin icat etmediğini söylüyor.

Türkçe Hitler - "Toplama Kamplarını Biz İcat Etmedik!" - YouTube

Hitler, Sovyetlere neden saldırdığını anlatıyor.

Türkçe Hitler - Hitler Sovyetlere Neden Saldırdığını Anlatıyor - YouTube

Hitler'in müttefik hava saldırısına cevabı.

Türkçe Hitler - Hitler'in Müttefik Hava Saldırılarına Cevabı - YouTube

1933 seçimleri sonunda iktidar olan ve Marksist partiyi yenilgiye uğratan Hitler'in galibiyet konuşması.

*Adolf Hitlers Party Victory Speech* - YouTube

Dr. Goebbels Doğu Cephesi'ndeki Görlitz halkına konuşuyor. 1945.

Türkçe Hitler - Dr. Goebbels Doğu Cephesi'ndeki Görlitz Halkına Konuşuyor - 1945 - YouTube

Rudolf Hess'in son sözleri.

Türkçe Hitler - Rudolf Hess'in Son Sözleri - YouTube

Bir Wagner aşığı olan Hitler'in konuşmaları da Wagner müziği gibiydi. Sakin konuşurken olmadık yerlerde ani çıkışlar yaparak dinleyenleri büyülerdi. İşte o etkileyişi konuşmalarından birisi. Yıl 1933.

Mein Fuhrer's Greatest Speech - YouTube

1933'te seçimleri kazanarak iktarada gelmeden bir sene önceki, 1932 senesindeki, seçim konuşmalarından.

Hitler Election Speech 1932 - YouTube

'32 seçim konuşmasından kısa bir kuple. Ünlü konuşmalarından ünlü bir an: "Bize tahammülsüzsünüz diyorlar, evet öyleyiz!"

Adolf Hitler 1932 Election Speech - YouTube

İktidar olmadan 3 sene önceki toplanma. Burada Hitler hapse girmeden evvel darbe girişiminde bulunmuştu. O girişimde naziler ölmüştü. İşte buradaki tören o ölenleri "ilk şehit kahramanlar" diyerek anma töreni.

1930 Hitler in Munich - YouTube

kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2013, 00:29   #6 (permalink)
Moderator
 
certyle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2012
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 472
Teşekkürler: 470
217 Mesajına 315 teşekkür edildi.
certyle will become famous soon enough
Standart

şimdi soykırım yok dersek yalan olmuş olur. Hitler yahudilerden nefret ederdi.bunu çoğu konuşması ve sözünde dile getirmiştir.Hitler savaş hazırlıkları yaparken yahudilerin zenginliklerini kullanmış paralarını ve altınlarını alarak savaş giderleri için kullanmıştır.savaşın ilerleyen dönemlerinde Toplama Kampları inşa ettirmiştir.







kampa alınan yahudilerin tek tek kayıtları tutulmuştur.üzerlerinde çeşitli deneyler yapılmıştır.üstün Alman ırkı yaratabilmek için yahudilerin vücutlarına mavi ve sarı renk boyalar enjekte edilmiştir.çok mermi harcandığı gerekçesiyle büyük fırınlar ve gaz odaları yapılmıştır.Toplama kamplarını elbette onlar icat etmedi sadece yapılmış olanı kullandılar ve bu bir soykırımdır.eğer bu görüntüler yeterli değilse Gece ve Sis - Nuit et Brouillard (1955) adlı belgeseli izlemenizi tavsiye ederim arkasından tekrar münakaşa edebiliriz.bu belgeseli izlerken kanınız donabilir.öldürülmüş yahudilerin dozerler yardımıyla toplu mezarlara koyulduğunu, kesilmiş kafalarını,derilerine yapılmış resimleri , odalar dolusu kesilmiş saçlarını ve bu kesilmiş saçlardan nasıl halı yapıldığını,fırınları ve yahudilerden sabun yapıldığını görebilirsiniz +18 bir belgeseldir bir dönem Türkiye de yasaklandığını duydum mideniz kaldırırsa izleyin hiç bir yerde bulamayacağınız görüntüler var.
ayrıca yahudi soykırımı yoktur diye yanlış bir yazı yazacağınıza ermeni soykırımı yoktur,srebrenitsa katliamı vardır,hocalı katliamı vardır diye bir yazı yazsaydınız çok daha makbule geçerdi...
__________________
http://www.tarih.gen.tr/forum/image.php?type=sigpic&userid=352&dateline=13824765  34
certyle isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2013, 02:53   #7 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart

Hitler'e sempati duyduğumdan dolayı soykırım yok demiyorum. Soykırım gerçekten olmadı. Bugün Avrupa'da yasaklı olan ve yazarlarının da hapiste olduğu revizyonist tarihçilerin kitapları elimde, hepsini okudum, ropörtajlarını okudum ve bir kısmını yukarıya da koydum, lütfen okuyun, süs olsun diye koymadım, başta sizin okumanız gerekir madem meraklısınız bu işe; ve hakikaten sözde soykırımın tek bir elle tutulur kanıtının olmadığını gördüm.

Bas bas bağırıyor bilim insanları, tarihçiler soykırımın olmadığını, kamplarda ölenlerin tifüs salgınından ve açlıktan öldüğünü çünkü müttefiklerin tüm Almanya'yı bombalaması ile yolların harap olmasını ve Almanların kamplardaki Yahudilere hizmet edemeyişini.

Tek bir kanıt yok. Kanıt diye sunulanların hepsi de birbirini yalanlayan, birbirini tutmayan şeyler.

Ölü yakma fırınları, harp sonrası tifüs ve açlıktan ölen insanların cesetleri, sadece kötü durumda olan Yahudilerin fotoğrafları ve Hollywood filmlerinde de Almanların kötü olduğunun gösterilmesi soykırım olduğunu göstermez.

1945'te harp bitti. 1948'de de uyanık Siyonist Yahudilerce soykırım propogandası başladı ve Yahudi lobileri bunu dünyaya zamanla kabul ettirdi.

Bugün aynı yöntemi Ermeni lobileri deniyor. Yahudilerin yolunu deniyorlar. Ölmüş insan fotoğrafları gösteriyorlar, sanki soykırımı kanıtlıyormuş gibi. Ne alakası var? Soykırıma dair, gaz odalarına dair, insanların sabun yapılmasına dair tek bir kanıt yok. Hepsi yalan. Bunu artık çoğu Yahudi bilim insanı bile kabul ediyor. Zaten Siyonizm karşıtı olan Yahudiler başından beri bu iddiaları komik buluyor.

Adolf Hitler milliyetçi bir diktatör idi. Diktatör kelimesini o devirde Almanlar kullanırdı ve bundan utanmazlardı, diktatör kelimesini övünerek kullanırlardı çünkü Versay Antlaşması'nın imzalandığı devirde monarşiden de, demokratların demokrasisinde de bıkmışlar, ihanete uğramış hissetmişlerdi, komünizmden zaten korkuyorlardı, bu yüzden bir kahramanın çıkıp her şeyi toparlaması gerektiğine inandılar. Hitler de bu boşluğu doldurdu. Tam adamıydı zaten.

Hitler dünyayı ele geçirmiş olan, Almanya'yı da iliklerine kadar sömürmüş olan kapitalizmi de sosyalizmi de avucuna alıp yöneten Yahudi Emperyalizmine karşı idi ve buna meydan okumuştu.

Bu bir insan soykırım yapabilir demek mi?

Ona bakılırsa bugün Türkiye de aynı kişilere meydan okuyor. Sultan II. Abdülhamid de Siyonizm'e meydan okumamış mıydı? Hatta bizzat kurucusuna!

Gelelim kamp işine.

Biz niye Ermenileri tehcir ettik? İllallah dediğimiz için değil mi?

E niye empati kuramıyoruz? Almanlar da Yahudileri tehcir etti.

Nazilerle Siyonistlerin antlaşmaları vardır. Naziler milyonlarca Yahudi'yi kendi elleriyle yollamıştır Filistin'e. Soykırım yapmak isteyen neden Yahudiler yollasın?

Harp evveliyatında nazilerin uzun uzun organize ettikleri planları vardı. Yahudilere bir vatan vermek istiyorlardı. Madagaskar adasını düşündüler. Fakat Yahudiler bunu kabul etmedi ve Filistin'i istedi. Ama harp çıkınca bu plan suya düştü ve hiç uygulanamamak üzere ertelenmek zorunda kaldı.

Hitler'in isteği şu idi, Yahudilere bir vatan vermek ve Almanların melezleşmesini önlemek. Aynen Siyonistler de ırkçı olduğu için onlar da Yahudilerin melezleşmemesini istiyorlardı. Bu yüzden de Hitler devrinde çıkan ırk kanununu memnuniyetle karşıladılar. Böylece kendi milletleri de Almanlarla karışmayacaktı.

Maalesef resmi tarih galip gelenlerce uygulanıyor fakat resmi tarih yalanlar tarihidir. Bu yalanlar da kanunlarla ayakta tutulur.

Bugün Avrupa'da Yahudi Soykırımı yoktur derseniz 3 sene hapis cezası yersiniz.

Bugün Türkiye'de Atatürk'ü eleştirir, hakaret eder ya da Atatürk'ün zemmettiğini methederseniz 3 sene hapis cezası yersiniz.

Yukarıda kamp fotoğraflarını verdim. Yahudiler spor yapıyor, evleniyor, fabrikada çalışıyor, müzik yapıyor, havuza giriyor, vs. vs. vs.

Harp sonrası 21 milyon ile başlattı Yahudiler ölüm sayısı iddialarını. Sonra fazla abartı bulundu ve 6 milyon dendi. Bugün bu sayı 1 buçuk milyona inmiştir ve kamp kapılarına, müzelere böyle yazmaktadırlar. Yakında gerçek sayısı olan 500 bine inecektir ve bu insanların da soykırım ile ölmediği ortaya çıkacaktır. Yanlış söyledim ortaya çıkmak değil, zaten öyle, sadece yalanların miadı tamamen dolunca artık gerçekler kabul görecektir tamamen.

Harp sonrası sayısız film ve belgesel yapılmıştır fakat bunları yapanlar Yahudiler idi. Ve aksi film hiçbir Alman yapamıyordu. Kendilerini savunamıyorlardı.

Daha geçen senelerde Der Untergang diye Hitler'in son saatlerini gösteren bir film yaptı Almanlar. İlk defa bir film Hitler'i kötülemiyordu. Büyük cesaret gerçekten. Ama hala soykırım yok diyemiyorlar suç olduğundan, sadece imalı konuşuyorlar o kadar.

Konu kitapçı tarafından (07-17-2013 Saat 03:03 ) değiştirilmiştir.
kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-06-2013, 17:53   #8 (permalink)
Yeni Üye
 
Yörükbeyi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2013
Bulunduğu yer: Yalova
Mesajlar: 8
Teşekkürler: 0
0 Mesajına 0 teşekkür edildi.
Yörükbeyi is on a distinguished road
Standart

Bence ortada bir soykırım var ama sayılar abartılıyor gibi. 8 Milyon yahudi öldürüldü diyen var 14 diyen bile.. Bunların içinde başka milletlerde var. Hepsi yahudi olamaz bence sanki abartılı biraz..
Yörükbeyi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-06-2013, 18:22   #9 (permalink)
Moderator
 
Hüseyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 207
Teşekkürler: 76
58 Mesajına 80 teşekkür edildi.
Hüseyin is on a distinguished road
Standart

Hitler benim çok sevdiğim Komutanlar'dan biridir. Üzerinde çok fazla araştırdım. Bence Führer Yahudiler'i bu sayılarda öldürmedi ve bence öldürdüğü Yahudi sayısı soykırım denilecek kadar fazla değil.
__________________
☪ Belki Yılızlara ulaşamazsınız ama onlara bakarak yönünüzü tayin edebilirsiniz ☪
Hüseyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj için Hüseyin kullanıcısına teşekkür edenler:
kitapçı (09-20-2014)
Alt 09-20-2014, 14:30   #10 (permalink)
Özel Üye
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
Mesajlar: 97
Teşekkürler: 17
10 Mesajına 11 teşekkür edildi.
kitapçı is on a distinguished road
Standart

Öldürdü diyen var, öldürmedi ama savaş şartları imkansızlığından dolayı açlık ve hastalıklardan dolayı öldüler diyen de var.

Bu tartışma bir yana bir de sayı tartışması var.

Sayı tartışması soykırım iddialarının ortaya çıkması ile başlamış yani savaştan sonra en az 3 sene sonra.

Bu sayıyı 20 milyon küsur ile başlatıyorlar.

Bu günümüze kadar kademe kademe iniyor.

14 milyon oluyor, 10 milyon oluyor, klasik 6 milyon oluyor, sonra 3 milyon, şimdilerde ise artık 500 bini kabul eden tarihçiler de artmış durumda.

Müzeleştirilen kampların kapılarında da eskiden 6 milyon yazarken o tabelaları kaldırdılar ve bu sayıyı düşürdüler.
kitapçı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
atsız, hitler, soykırım, sözde, türkiye

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



WEZ Format +2. Şuan Saat: 23:34.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Türkçeleştirme : Tarih.gen.tr

İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Tarih.gen.tr Tarih Forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Tarih.gen.tr sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Tarih.gen.tr yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve gerekli işlemler neticesinde size dönüş yapılacaktır.

site ekle
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340