Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Fransa’nın İç Politikası

  • aa) İç Politika: 14. Louis 1643’te beş yaşındayken Fransız tahtına çıktı. Önceleri yönetim, kral naibi Kardinal Mazarin’deydi. 1661’de 23 yaşındayken memleketin yönetimini eline aldı vee 1715’te ölene kadar tam 72 yıl iktidarda kaldı. Modern tarihin en uzun süreyle iktidarda kalan monarkıdır ve Richlieu’nun başarılarını devralarak, Fransa’yı Avrupa’nın en güçlü devleti yapmıştır. Bu, içerde mutlakıyet yönetimi ile mümkün oldu. 14. Louis, ortaçağa ait eski feodal özgürlüklerin ülkeye karışıklıktan başka bir şey getirmeyeceğini anladı. Daha Westphalia Barışı sırasında toprağa bağlı soylular, Kral Naibi Mazarin’e karşı ayaklanmışlar, bir ara Paris’te denetimi ele geçirmişler, Meclis’in (Etats-Genereaux) toplanmasını isteyerek, Fransa ile savaşmakta olan İspanya ordusunu davet etmişlerdi. Feodal özgürlüklerini savunmak için “evrensel soylular dayanışmasını” harekete geçiriyorlardı. 1648 ayaklanması, eğer 14. Louis’in sonu olmamışsa nedeni budur. Gelişsen ulusal ticaretin ürünü olan kent-soylular (burjuvazi) ve köylüler, soyluları bu davranışlarında desteklemediler. “Evrensel soylular dayanışması” ömrünü tamamlamakta ve yerini “milliyetçilik” duygusu almaktaydı. 1648 ayaklanmalarının belki de en önemli tarihi dersi budur.

                16. yüzyılın din savaşları ve 1648 ayaklanmaları, Fransız halkına, toprak aristokrasinin üstünlük iddialarına karşı kralın güçlü yönetimi tercih etmeleri gerektiğini gösterdi. Bu koşullar altında, “devlet benim” diyecek kadar ileri gidecek olan 14. Louis, sınıflar ve dinlerle bölünmüş bulunan Fransa’da bütünleştirici gücün ulusal monarşilerinin mutlakıyetçiliği olduğu anlaşılmıştır.

                14. Louis, merkeziyetçi otoriteyi sağladıktan sonra orduya çekidüzen verdi. Daha önce ordu, bir cins “özel teşebbüs” gibiydi. Para ya da çeşitli siyasal amaçlarla istedikleri hükümete hizmet eder durumdaydılar. Nitekim 1648 ayaklanmalarında soyluların yanında yer almışlardı. Dolaysıyla, bu askerlerin yaptıkları savaşlar devletin bir eylemi değildi ve sık sık amaçsızca çapulcular mücadelesine dönüşüyordu. 14. Louis’in bu alandaki en önemli başarısı, savaşı devletin bir eylemi biçimine sokmasıdır. Bunun için Fransa’da her askerin yalnız kendisi için savaşmasını sağladı. Kendisi de en tepede olmak üzere, tam bir asker hiyerarşi, emir-komuta zinciri kurarak, askerlere tep tip üniforma giydirdi, sürekli oturacakları barınaklar kurdurdu. Kısaca, orduyu tam bir disiplin ve denetim altına aldı. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ordunun hala belirli bir hanedana (Bourbon) bağlı kılınmasıdır. 19. ve 20. yüzyılların “yurttaş-ordu” ya da “ulus-ordu” anlayışı, ancak 1789 Büyük Fransız Devrimi’nden sonra ortaya çıkacaktır. 

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle