Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Genel Türk Tarihi – 7. Yüzyıl Türk Tarihi Kronolojisi

  • VII.Yüzyıl Türk Tarihi Kronolojisi

    600 Çinli Sui imparatoru Wen-ti’nin de kışkırtmasıyla, 582 yılında hâkanlığın Doğu kanadının yüksek otoritesini tanımayan ve batıda kendi istiklâlini ilân eden Tardu, her iki kanadı da kendi idâresinde birleştirme çabası içindeydi. Çin’in, Tulan hâkan’a karşı kardeşi K’i-min (T’u-li)’i tutarak Doğu hâkanlığını karıştırması üzerine Çin’e karşı sefere çıktı. Çinli general Ç’ang-sun Şeng’in su kaynaklarını zehirlemesi sebebiyle, büyük asker ve at kaybına uğradı (600).
    600-609 Tulan’ın ardından Doğu Göktürk hâkanlığı tahtına K’i-min (=T’u-li) oturdu: Başta Ç’ang-sun Şeng olmak üzere Çin’in amacı, Göktürk hâkanlığını çökertmek ve hatta Türk kültür ve varlığını yok etmek idi. Bu amaçla raporlar hazırlanmakta, Göktürk âilesi birbirine düşürülmekte, entrikalar çevrilmekte idi. Çin’in muvafakati ile Tulan’dan sonra tahta Ye-hu’nun oğlu K’i-min (=T’u-li, 600-609) geçirilmişti. Karısı bir Çinli prenses (Ts’ien-kin) olan K’i-min, Doğu hâkanlığını da hâkimiyeti altına almaya çalışan Tardu’ya karşı kullanılmakta idi. K’i-min, tam bir Çin kuklası idi. 607 tarihli bir mektubunda “Haşmetpenâh’ın âciz bir bendesi” olduğunu söyleyen K’i-min, daha da ileri giderek, atası İşbara’nın kabul etmediği “Türk kavmini Çinliler gibi yapmağa hazır bulunduğunu” ifade edebiliyordu.
    603 Batı Göktürk hakanlığında iç isyanlar ve Tardu’nun ölümü: Batıdaki üstün başarılara karşın, Doğuda Çin entrikalarının da kışkırtmasıyla birbirleriyle mücadele eden Doğu-Gök Türk hâkanları Tulan ve K’i-min’e karşı, Tardu’nun sert bir tutum takınması, başta Tölesler olmak üzere Türk boyları ve yabancı kavimlerin isyanlarına sebep olmuş, bu iç isyanları bastırma uğrunda mücâdele ederken Kuku-nor havalisinde Moğol T’ü-yü-hunlar arasında kaybolmuştur (603).
    603-619 Batı Göktürk kaganı Ho-sa-na (Ç’u-lo Kagan) ve Suilerle işbirliği: İsyanların arttığı, nizamın bozulduğu Batı Göktürk hâkanlığının başına getirilen Tardu’nun torunu Ho-sa-na, Doğu hâkanlığına karşı Suiler’le işbirliğine kalkmış, hatta ülkeyi terkederek Çin sarayında yaşamağa başlamıştır. Doğu Göktürk hâkanı Şi-pi kagan bunu teslim alarak öldürtmüştür (619). H’o-sa-na’dan sonra Toy, Tardu soyundan Şi-koei’yi hâkanlığa getirmiş, düzelmeğe başlayan asâyiş ve nizam, Tardu’nun küçük torunu T’ong Yabgu (619-630) zamanında gerçek anlamda sağlanabilmiştir.
    609-619 K’i-min’in yerine oğlu Şi-pi (Shih-pi) kagan Doğu Göktürk tahtına oturdu (609-619): Şi-pi, babasından dişli çıkarak, Çinli bir prensesle evli olmasına rağmen, onu Türk menfaatleri için Çin’e karşı bir paravan olarak kullanmayı başardı. Çin’in Göktürk iç işlerine müdahalesini önleyen Şi-pi, 5-6 yıl gibi kısa bir zamanda Doğu Hâkanlığı topraklarındaki karışıklıkları bertaraf ederek, batıda Tibet’e, doğuda da Amur nehrine kadar tekrar itaat altına aldı (615). Endişeye kapılan Sui hükümdârı yeni fitne planlarını devreye soktu. Fakat hâkan bu tuzaklara düşmedi. Çin’e verilen yıllık ha
    rac kesildi. Çin’e karşı savaş hazırlığı başladı. Şi-pi’nin amacı, kuzey eyaletlerini gezmeye çıkan Çin Sui hükümdarı Yang-ti’yi yakalamaktı. Fakat hâkanın Çinli karısı İ-ç’eng tarafından haber ulaştırıldı ve Yang-ti süratle geri dönmeye başladı. Takipçi Göktürk süvarilerince Şan-si’de Yen-men (bugünkü Tai-hien) mevkiinde kuşatılan ve üzüntüsünden ağladığı rivayet edilen hükümdarın imdadına yine bu Çinli prenses yetişti. Prenses İ-ç’eng, Göktürk ülkesinde büyük bir isyan çıktığı şâiyasıyla Türk ordusunun geri çekilmesini sağladı (615).
    615-619 Doğu Göktürk kaganı Şi-pi’nin Çin iç siyasetine müdahalesi ve Sui Hanedanı’nın sonu (618): Sui kralı Yang-ti’nin 615 yılında Göktürk ordusu karşısında zor duruma düşmesi Çin’de iç karışıklıklara sebeb oldu, dahilî muhalefet gittikçe yoğunlaştı. Bu sefer de Çin ileri gelenleri Göktürkler’e sığınmaya başladılar. Şi-pi, şimdi Çin siyasetini, karşı silah olarak Çin’e karşı kullanmaya başladı: Şi-pi, Çin sarayını yağmalayarak ele geçirdiği değerli eserleri Türk hâkanına sunan Liang Shi-tu’yu “Çin kaganı, 617” ilân ederek, kendisine kurt başlı bir sancak verdi. Liu Wu-Chou adlı diğer bir kumandanı da “Batı Çin kaganı” ilân ederek, Suiler’e karşı sefere çıkardı. Şi-pi’nin siyâsî faaliyetlerinden tarihî bakımdan en önemlisi ise, Çin umûmî vâlilerinden Li Yüan’ı desteklemesi olmuştur. Onunla yapılan bir anlaşma sonucu; Türk ordusunun da yardımı ile Li Yüan, Suiler’i Çin tahtından uzaklaştırmış, başkent Ç’ang-an’daki imparatorluk servetini Türk hakânına takdim etmiş, 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeyi kabul etmiştir. Bu suretle Türk desteğini alan, Sui sülâlesini iktidardan uzaklaştıran Li Yüan, Çin’de 300 yıl kadar sürecek olan ünlü T’ang sülâlesi’ni (618-906) kurmuş ve kendisi de Kao-tsu (618-626) unvanı ile Çin imparatoru olmuştur.
    618-906 Çin’de Sui Hanedanı’nın sonu ve Tang Hânedanlığı’nın kuruluşu: Doğu Göktürk kaganı Şi-pi’nin desteği ile Sui sülâlesini iktidardan uzaklaştıran Li Yüan, Çin’de 300 yıl kadar sürecek olan ünlü T’ang sülâlesi’ni (618-906) kurmuş ve kendisi de Kao-tsu (618-626) unvanı ile Çin imparatoru olmuştur.
    619 İktidarı döneminde Doğu Gök Türk hâkanlığını Çin boyunduruğundan kurtaran Şi-pi kagan öldü.


    619-621 Doğu Gök Türk hâkanlığında Şi-pi’den sonra yerine kardeşi Ç’u-lo (619-621) geçti. O da kardeşi gibi Çin’e karşı sert bir siyâset gütmekteydi. Bu sefer T’ang sülâlesine karşı Sui sülâlesini destekleyen Ç’u-lo, karısı İ-ç’eng tarafından zehirlenerek öldürüldü.
    619-630 Batı Göktürk kaganı T’ong Yabgu ve son istikrar: Şi-koei’nin ardından hâkanlığa Tardu’nun küçük torunu T’ong Yabgu getirilmiş ve onun zamanında gerçek anlamda iç istikrar sağlanabilmiştir. Akıllı ve cesur, mâhir bir savaşçı ve seçkin bir taktikçi olan T’ong-Yabgu, Tölesler (Orhun, Tola ırmakları ile Aral-Kafkaslar arasında bulunan)’i hâkimiyeti altına almış, güneyde Gandahar’a kadar ilerleyerek İranlılar’ı yenmiş, Çin ile dostane ilişkiler kurmuştur. Bir kaç yüz bin kişilik güçlü bir süvari ordusuna mâlik olan Batı Göktürk hâkanlığının merkezi, Talas şehri (bugünkü Evliyâ
    Ata)’nin 75 km güneydoğusundaki Bin-vul (Bin-bulak/bin pınar) mevkiinde idi.
    620 Hz. Muhammed Peygamberlikle görevlendirildi.
    621-630 Son Doğu Gök Türk kaganı Kie-li: Ç’u-lo’nun yerine geçen kardeşi Kie-li de prenses İ-ç’eng ile evlenerek onun kuklası olmuştur. Kie-li, Çin’e yaptığı plansız iki askerî teşebbüs başarısızlıkla neticelenince, millet nezdinde itibarını kaybetti. Tarduşlar, Bayırkular, Uygurlar ayaklandılar (627). Tarduş başbuğu İ-nan’ın darbeleri yıkıcı oldu, bu karışıklık ve isyan ortamı, birçok Çinli’nin tekrar Çin’e dönüşüne sebep oldu. K’i-tanlar ve diğer bazı kavimler Çin ile temasa geçmeye, sınır boylarında yaşayanlar Çin’e bağlanmaya başladılar. Göktürk hâkanı Kie-li, kuşattığı bir şehri mağlub olarak terkedip çekilirken, yakalanmış ve Çin başkentine götürülmüştür (630).
    Eylül 622 Hz. Muhammed (a.s)’in Hz. Ebubekir ile Mekke’den Medine’ye hicreti (17/20/24 Eylül 622). Bu olay Hz. Ömer zamanında Hicri Takvim’inde başlangıcı sayılmıştır.
    622-628 Herakleios’un Sasani başkenti Medâîn (Ktesiphon)’e kadar uzanan sürekli seferleri (622-628): Bizans seferleri ile Sasani imparatorluğu büyük sarsıntılar geçirmeye başlamış, böylece sonraki yıllarda İslâmiyet’in İran’da kısa sürede hakimiyet kurması için önemli bir zemin oluşmuştur. Bu duruma er-Rûm Sûresi’nde de işaret olunmaktadır.
    624 Hz. Muhammed 15 Martta Mekkelilerle Bedir’de savaştı ve onları yendi (15 Mart 624).
    625 Medineli Müslümanlarla, Mekkeli Müşrikler arasında Uhud Savaşı yapıldı (23 Mart 625).
    627 Hendek Savaşı yaıldı. Medineyi muhasara eden Mekkeli Müşrikler yenildiler (31 Mart 627).
    630 Medineli Müslümanlar, Mekke’yi Müşriklerden aldılar. Huneyn Savaşı yapıldı. Tebük Seferi düzenlendi. Hz. Ebu Bekir Hac kafilesi başkanı olarak Mekke’ye gitti.
    630 Çinliler, Ötüken bölgesi (Doğu Göktürk hakanlığı toprakları)’ni işgal ettiler.
    630 Doğu Gök Türk hakanlığı’nın yıkılışı: Son kağan Kie-li’nin ölümü ardından Tang imparatoru T’ai-tsung (627-649), kendini aynı zamanda “Gök Türk Kaganı” ilan etti. Böylece 630 tarihinde resmen Doğu Göktürk istiklâli sona ermiş oldu. Hâkanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar dağılmış, herkes başının çaresine bakmaya başlamış, kimisi de çareyi Çin’e sığınmakta bulmuştur. Aşina âilesinden gelen bazı kaganlar ise, Çin sarayının emrinde olarak saraya hediyelerle sadakat ziyaretleri yapan, imparatordan çeşitli unvanlar alan birer kukla durumuna düşmüşlerdir. Göktürk tebası Türkler, Kuzeybatı Çin’de (Ordos) Sed boyunki “6 Eyalet” bölgesine yerleştirildi. Çinlileşmesi de beklenen bu Türkler 50 yıl boyunca kimliklerini unutmamışlar, hatta bazı ufak başkaldırılarda da bulunmuşlardır: Aşina soyundan bir prens, Altaylar’da Türk hâkanlığını ihyâya çalışmış (646-
    649), On-oklar’ın başında bulunan Göktürk hükümdar soyundan Tu-çi kendini “kagan” ilan ederek, Tibetliler’le ittifaka girişmiştir. Bu başkaldırılardan belki de en önemlisi ve dikkat çekici olanı, bir Göktürk prensi olan Kürşad’ın 639 yılındaki teşebbüsüdür.
    630 T’ong Yabgu’nun ölümü ve Batı Göktürk hakimiyetinin sona erişi: Hâkanlığın bu son deminde yaşanan parlak yıllar, Nu-şi-pi ve Karluk isyanlarıyla gölgelendi. Üstelik T’ong Yabgu’nun, (To-lular éliği) amcası ile mücadelesi esnasında ölmesi (630) devletin sonunu getirdi. Nu-şi-piler kendi hâkanlarını seçmek istedilerse de, sonunda T’ong Yabgu’nun oğlu Se-Yabgu üzerinde birleşmişler, fakat bu seferde Tölesler’in ayaklanması devletin Çin’e bağlanması neticesini verdi. Merkezdeki Doğu Göktürkleri gibi batıdaki bu Göktürk hâkanlığı da çine tabi olmaktan kurtulamadı.
    630-1016 Hazar Hâkanlığı: Sabarlar’ın devamı olan Hazarlar, 558-630 arası Göktürkler’in Batı’daki en uç kanadı idi. Kafkaslar ve Kara Deniz’in Kuzeyi, İdil-Özi, Çolman-Kiyev arasında hüküm sürmüşlerdir. Hâkanlığın ana toprakları İdil-Kafkaslar ve Don arasıdır. Yahudiliği benimseyen tek Türk zümresidir. 965 yılında Rus Knez Svyatoslov Hazar Hâkanlığını yıkmıştır. [İdil=Volga, Özi=Dinyeper, Çolman=Kama].
    630-640 Çinliler, Tarım Havzası’nı ele geçirdiler.
    630-665 Büyük Bulgarya: 630 yılında Göktürk Devleti’nin fetret dönemine girmesiyle, Hazarlar gibi çoğunluğunu On-Ogurların oluşturduğu Bulgarlar da siyasî bağımsızlıklarını kazanarak Büyük Bulgar Devleti’ni kurdular. Kurucusu olan Kourt Doulo sülalesi Asya Hun tanhuları ailesine kadar uzanır. Hazar Hâkanlığı’nın baskıları sonucu kısa sürede dağıldı: Kourt’un oğlu Bat-Bayan, Hazarlara tabî olarak, Macarlar ve On-Ogur Bulgarlar’ın başında Kafkasya’daki yurtta kaldı. Günümüzde Kafkasya’da yaşayan Balkarlar’ın bunların halefleri olduğu sanılmaktadır. Bat-Bayan’ın kardeşi Asparuh da kalabalık bir Bulgar kütlesiyle Tuna’ya yönelmiş (Tuna Bulgarları=İç Bulgarlar) buradan’da 668 yılında Balkanlara geçerek 679 tarihinde Tuna Bulgar Devletini kurmuştur. Çoğunluğunu Otuz-Ogurlar’ın oluşturduğu bir kütle kuzeye çekilerek İdil Bulgarları=Dış Bulgarları oluşturdu (Volga/İdil Bulgar Devleti).
    630-680 Göktürkler’in siyasi birlikten yoksun kaldıkları dönem (Fetret Dönemi): Genel Göktürk tarihi için karanlık bir devir olan 630 yılı, her iki Göktürk Devleti’nin de Çin karşısında boyun eğdiği bir tarihtir. Bundan sonra, Doğu hâkanlığında olduğu gibi, Batı hâkanlığında da, Göktürk gruplarının başında Aşina soyundan birçok prens/kagan bulunduysa da bunlar, çoğunlukla Çin’in himâyesinde, kontrolünde ve desteğinde birer kukla memur olmaktan öte bir şey ifade etmemekteydiler. Fakat Çin, Batı Göktürk topraklarını ancak 658’de tümüyle kontrolüne alabildi. Hatta bir ara Türgiş ve Karluk desteğinde hâkan Ho-lu (653-659) istiklâl mücadelesinde bulundu. Fakat Çin karşısında başarılı olamadı.
    630-682 Dokuz-Oğuz Kağanlığı ve Göktürkler’e katılışı: “Oğuz” adı, aslında “éthnique” bir isim olmayıp, doğrudan doğruya “Türk kabileleri” mânâsını ifâde eden bir kelimedir. Milâdî 6. asırdan itibaren Göktürk hâkanlığında toplanmış olan Türk kabilelerinden bir kısmı-iki Göktürk dönemi arasın
    daki fetret devrinde (630-680)-birçok Türk boyları gibi kendi aralarında bir birlik teşkil ederek, Tola-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-Oğuz Kaganlığı’nı kurmuşlardı. Bu Oğuz devleti
     682 yılında İlteriş kagan tarafından mağlup edilerek, Göktürkler’e dâhil edilmişti. Bu muharebede ölen bu Oğuz Devleti’nin kaganı “Baz Kagan”‘a ait olan balbal ise, daha sonra İlteriş Kagan’ın mezarına dikilmiştir. Kitabelerdeki oğuzlarla ilgili ifâdeler-özellikle de Oğuz isyanları ile ilgili olarak-, Oğuzlar ile Göktürkler arasında bir ayırım yapılmadığı, hattâ hâkanlığın temelini Oğuzlar’ın teşkil ettiği görüşünü kuvvetli kılmaktadır. Oğuz kabileleri, Göktürkler’i meydana getiren topluluktan başkası değildi. Çin kaynaklarında, Çinlilerce artık çok iyi tanınan Göktürk hâkanlığı devrinde Oğuzlar’ın kendi başlarına (yâni doğrudan doğruya “Oğuz” olarak) zikredilmeyip, sadece Dokuz Kabile “Kiu Sing” diye, Oğuz kelimesinin tercümesinin verilmesi, bizzat T’u-küe “=Türk”‘den ibaret topluluğun ayrı bir isim altında belirtilmesine ihtiyaç bulunmadığını gösterir. Kitâbelerde I. Göktürk hâkanlığı çağında “Oğuz” adının geçmemesi de aynı sebepten ileri gelmiş olmalıdır. Ancak fetret devrinde bazı kabileler kendi aralarında teşkilatlanarak bir “devlet” kurmuşlardı ki, II. Göktürk hâkanlığı zamanında hükümdar âilesine karşı ayaklanan ve hükûmetin diğer imkânları ile bastırılmasına çalışılan, bu teşkilâtlanmış birlik “=Oğuz”‘tir.
    632 Hz. Muhammed (a.s.)’in irtihâli ve İslâm Devleti’nin genişlemeye başlaması (8 Haziran 632). Hz. Ebu Bekir, Müslümanların ilk Halifesi seçildi (632-634).
    634-644 Hz. Ömer’in Halifeliği (şehit edilmesi 23 Kasım 644).
    636 Kadisiye Savaşı: Sasaniler ile Müslüman Araplar arasında yapılmıştır.
    636-642 Sasani-Bizans çekişmesinin sağladığı elverişli ortamda yayılma olanağı bulan Araplar, Kadisiye (636/637) ve Nihavend (642) çarpışmalarımn ardından İran’ı ele geçirdiler.
    636 Müslüman Araplar’ın Filistin’i feth ettikten sonra burası, Haçlı Savaşları’nın hedefi haline geldi.
    639 Kürşad İhtilâli: 588 yılında savaş meydanında ölen Göktürk kaganı Ye-hu (Ç’u-lo-hou)’nun oğlu Kürşad (Kie-şê), Türk devletini ihyâ için 39 arkadaşı ile gizli bir cemiyet kurarak istiklâl mücâdelesine karar vermiştir: Geceleri şehirde dolaşan Çin imparatorunu öldürme planları, ansızın çıkan fırtınaya rağmen ertelenmemiş ve saraya hücum ile saray ve başkenti ele geçirmeye karar vermişlerdir. Saraydaki muhafızlar ve dışarıdan sevkedilen ordu ile başa çıkılamamış ve şehir yakınındaki Wei ırmağına çekilmişlerdir. Kahramanca mücadele eden Kürşad ve arkadaşları sonunda yakalanarak öldürülmüşlerdir.
    640 Gök Türk devleti’nin fetret döneminde karluklar Turfan’ın kuzeyine kayarak Çin’e tabi oldular: Çinliler’in (kalaluk) diye zikrettikleri, Türkçede “Karlık=kar yığını” manasında olan Karluklar, Türk soyundan gelme, bir
     Göktürk boyu olup, Altaylar’ın batısındaki Kara-İrtiş ve Tarbagatay havalisinde oturmakta idiler. Daha İstemi kagan döneminde Türk hâkimiyetinin Hazar’ın kuzeyi ve Maveraünnehir’e doğru genişlemesinde büyük hizmetleri olmuştu. Göktürkler’in fetret döneminde (630-680), diğer Türk boyları gibi Karluklar da, başlarına buyruk hareket etmişler hatta zaman zaman Çin’e karşı da gelme cesareti göstermişlerdir. 640 sıralarında Turfan’ın kuzeyine kayan Karluklar, Çinliler tarafından mağlup edilmiş (650, 654) ve [Çin’e bağlı Batı veya Doğu Göktürklerine bağlı olmaksızın, kendi reislerinin kontrolü altında] P’ei-ting eyaleti (Tanrı dağlarının kuzeyi)’ne bağlanmıştır. 665’e doğru tekrar istiklâllerini kazanan ve “Kül-Erkin” unvanını taşıyan Üç-Karluk beyi, bu tarihlerde “Yabgu” ünvânını almış ve kuvvetli bir orduya sahip olmuşlardır. Kapgan Kagan zamanında tekrar II. Göktürk hâkimiyetine giren Karluklar, Çin’in tahrik ve teşvikleri ile Göktürkler’e karşı istiklâl mücâdelelerine kalkışmışlar, Uygur ve Basmıllar’la birlikte, Göktürk hâkanlığının yıkılışında mühim rol oynamışlardır. Karluk başbuğu, Basmıl hâkimiyeti dönemi (742)’nde “sağ/batı yabgu” mevkiini almış, Uygur hâkanlığı döneminde ise “sol/doğu yabgu” unvanını almıştır. Bu arada Karluklarlar’dan bir kısmı ise Beş-balık havalisinde oturmakta ve kendi seçtikleri Tun-Bilge adlı bir yabgunın idaresinde idiler.
    642 Nihavend Savaşı: Sasani Şahı Yezdicerd, Nihavend Savaşı’nda Müslüman Araplar tarafından yenilgiye uğratıldı.
    644-656 III. Halife Hz. Osman dönemi (17 Haziran 656 tarihinde Medinede şehit edildi).
    645 5. asrın 2. yarısından itibaren siyasi varlığı bilinen Uygur Beyliği dağıldı.
    642-651 Arap hücumlarının baskısı sonucu Sasani İmparatorluğu çöktü.
    650 Alanlar ve Bulgarlar’ı yenen Hazarlar, Kafkaslar ve İdil/Volga bölgesinde egemenliği ele geçirdiler.
    652 İslâm ordularının, Horasan’ı ilk defa ele geçirmesi.
    656-661 Medine İslam Halifelerinin dördüncüsü Hz. Ali bin Ebi Talib’in hilafeti (24 Ocak 661’de şehit edilmiştir). Taraftarlarınca Ekim ayında Kufe’ye gidişi. Irak’ta Cemel/Deve Olayı’nda düşmanlarına üstün gelmesi.
    Aralık 656 Cemel Vak’ası gerçekleşti (4 Aralık 656).
    657 Sıffin Savaşı: Hz. Ali ve Hz. Muaviye yandaşlarının Sıffin’de savaşı. Hakem Olayı.
    659 Çin kuvvetlerinin Batı Türk Hâkanlığı toprakları Maveraünnehir’e girişi.
    661-680 Muaviye bin Ebi Süfyan’ın hilafet dönemi.
    661-750 Emevî Sülalesinin Saltanat/Hilafet yılları: Şam’da Emevî Hilâfeti’nin kuruluşu ve İslam’da Sünnî-Şi’î ihtilâfının başlaması.
    665-1236/1391 İdil (Volga) Bulgar Devleti: Büyük Bulgar Devleti’nin yıkılmasıyla Çoğunluğunu Otuz-Ogurlar’ın oluşturduğu bir kütle kuzeye İdil-Çolman (Kama) sahasına çekilerek İdil Bulgarları=Dış Bulgarları oluşturdu, yani İdil/Volga Bulgar Devleti’ni kurdular. Geldikleri bu bölgede bulunan Çeremis, Mordva, Zuryen, Votyak vb. Fin-Ugor kavimleri/halklarını idareleri altına alan İdil Bulgarları yine burada bulunan Hun, Sabar, Uz, Kıpçak
     ve Hazar kalıntılarını da bünyelerine alarak bölgeyi süretle Türkleştirmişlerdir. İyi birer çiftçi ve tüccar olan İdil Bulgarları bölgede birçok önemli şehir ve kasabalar kurmuşlardır. İdil kıyısındaki başkent Bulgar şehri önemli bir ticaret merkezi durumunda idi. Doğu’da Başkırtlar, Batı’da Ruslar ve Burtaslar ile komşu idiler. Ticârî münasebetler sonucu İslâmiyet’le karşılaşan Bulgarlar, Bağdad Abbasi Halîfesi el-Muktedir’den dinî yardım ve irşâd heyeti talep ederek, 10. y.yılın ilk çeyreğinde (921-922) İslâmiyet’e girmişler ve Doğu Avrupa’da Türk-İslâm kültürü’nün de temsilcisi olmuşlardır. İlk Moğol akınını atlatan İdil Bulgar Devleti, Batu Han idaresindeki kalabalık Moğol ordusu ile başedememiş ve yıkılmıştır. Moğollar’ın çekilmesinden sonra bölgede (Deşt-i Kıpçak) Altunordu Devleti hüküm sürmüş, fakat bu sefer de bölge Toktamış zamanında, Timur Hân tarafından ikinci defa (1391) büyük bir yıkıma uğramıştır. Timur’un bölgeyi tahribinden sonra dağılan halkın bir kısmı Kama’nın kuzeyine Kazan nehri boylarına göçmüş, buradaki Bulgar-Kıpçak karışımı ahalî sonradan kurulacak olan Kazan Hanlığı’nın esas nüfusunu teşkil edecektir. Yine daha sonra bu bölgede bir devlet kuracak olan Çuvaşlar’ın da burada kalan Bulgarlar’ın torunları olduğu kabul edilmektedir. Mısır’daki Tolunoğulları hariç, ilk Müslüman Türk devleti’nin Karahanlılar mı yoksa bu İdil Bulgar Devleti mi olduğu hususunda tarihçiler arasında ayrılık vardır.
    667 Araplar, son Sasanî şahı Firuz’u yendiler ve ilk defa Amu Derya Nehri’ni geçtiler.
    673/674-704 Arap hücumlarının Amu Derya’nın ötesine uzanarak, Buhara ve Sogdiyana’yı ele geçirme teşebbüsü.
    678 Hz. Muhammedin hanımı ve Hz. Ebu Bekir’in kızı, Hz. Aişe’nin vefaatı (13 Temmuz 678).
    679-864-> Tuna Bulgar Devleti: Dobruca’nın güneyinde Asparuh (679-702) tarafından kurulan bu Tuna Bulgar (İç Bulgarlar) Devleti, Ogur Türkleri tarafından kurulmuş en uzun ömürlü siyasî teşekküldür. Bizans’ı yıllık vergiye bağlayan Tuna Bulgarları, böylece siyasî varlıklarını da tescil ettirmiş oluyorlardı. Tuna Bulgar Türkleri Balkanlara inince, burada bulunan ve ufak kabile hayatı yaşayan İslâv kütlelerini kendilerine bağlamayı başarmışlar, onlara vatan, devlet ve millet kavramlarını öğreterek, teşkilâtlandırıp, Bizans İmparatorluğuna karşı kendilerini koruma kabiliyeti ile donatmışlardır. Zamanla bölgedeki İslâv çoğunluğun tesiriyle İslâv kültürünün tesiri altında kalan, Boris Hân’ın 864 yılında Hıristiyanlığı kabul etmesiyle de Hıristiyanlaşan Tuna Bulgarları hızla karakterlerini kaybederek İslâv-Bizans-Hıristiyan kültür çevresine dahil olmuşlardır. Bugünkü Bulgaristan Devleti bu Tuna Bulgar devletine dayanmaktadır.
    680 Kerbela Vakası: Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesi (10 Ekim 680)
    680/681 Kutlug Kagan ve II. Göktürk Hâkanlığı (680/681-745)’nın Kuruluşu: Kitâbelerden de öğrenildiği üzere, Türk Milleti kaht-ı ricâl, itaatsizlik, başı
    na buyrukluk ve soğuk harp teknikleri vb. gibi sebeplerle felâkete sürüklenmiş ve 50 yıl kadar istiklâlden mahrum yaşamışlardır. Fakat bu zaman zarfında hiçbir zaman istiklâl azim ve aşkını kaybetmemişlerdir. Nitekim Nu-şi-fu (679-680) ve Fu-nien (681) bu uğurda can veren başbuğlardan sadece ikisidir. Aşina soyundan Kutlug (Ku-to-lu) da bu mücâdeleye atılmış ve sonunda başarmıştır. Çin’in Ordos’daki 6 eyalet bölgesine yerleştirilen Göktürk boyları arasında bulunan Kutlug, gizli bir teşkilât kurarak, Türk önderleri ve halkını mücâdeleye davet etti. Kısa sürede 5 bin kişilik bir kuvvet oluştu. Mücâdeleye katılanlar arasında Tonyukuk da bulunmaktaydı. Kutluk ve Tonyukuk 681 yılında Kuzey Çin’deki Yün-çün eyâletine baskınla 30 bin kadar at, deve, koyun ele geçirdiler. Yeni katılımlarla daha da güçlenerek istiklallerini elde ettiler. Çogay dağları (Yin-şan dağları/Huang-ho dirseğinin kuzey yakasındaki dağ silsilesi)’nın kuzey eteklerini yazlık ve Kara-kum’u kışlık merkezi yapan Kutlug’un ilk hedefi Ötüken’i yeniden ele geçirmek idi.
    680/681-745 Çinliler’e karşı Türkler’in isyanı ve Moğolistan/Ötüken’de Türk Hâkanlığı (II. Göktürk Kağanlığı)’nın Kutluk/İlteriş kagan tarafından yeniden kuruluşu.
    680-692 680 yılındanberi istiklal mücadelesine girişmiş ve bunu başarmış olan Kutlug, İlteriş “İl’i=devleti derleyip toplayan” unvanıyla kagan ilân edildi (680-692): Böylece Ötüken’de yeniden kurulmuş olan II. Göktürk Hâkanlığı, kısa zamanda teşkilâtlandırıldı. Kardeşi Kapgan (=Fâtih)’ı “Şâd”, diğer kardeşi To-si-fu’yu “Yabgu” ve Devlet’in kuruluşunda büyük hizmetleri geçen Tonyukuk’u ise “Aygucı/Toy başkanı, Başbakan” tâyin ederek ordu ve diplomasi işlerinin tanzimini ona bıraktı.
    681 Oğuz tehlikesinin bertaraf edilmesi ve Ötüken’in tekrar zaptı: Selenga ırmağı boylarında bulunan Oğuzlar’ın Çin ve K’i-tanlar ile bir ittifak teşebbüsünden çekinen Kutlug ve Tonyukuk, Oğuzlar üzerine seferi hızlandırdı ve yapılan muharebe sonucu: Oğuz tehlikesi bertaraf edildi, asıl önemlisi Ötüken ele geçirildi. Baykal gölü’nün güney batısında, yüksekçe dağlar ve Orhun, Tamır ırmakları ile çevrili, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli mevkide “47. enlem, 101. boylam arasında” iklimi mûtedil ve otlağı bol bir yer olan Ötüken yaylası, Asya Hunlar’ı ve I. Göktürk hâkanlığı zamanında devletin ağırlık merkezi olarak, Türkler’in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, “Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu” Ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün idi. Kutkuk kagan burasını ele geçirerek yeniden güçlü bir devletin temellerini attı.
    683-692 Çin, Kitan ve Oğuzlar üzerine serî Göktürk akınları ve İlteriş kaganın ölümü (692): Ötüken merkezli devletini kuran İlteriş/Kutlug kagan tabiî olarak öncelikle Çin üzerine serî seferlerini başlattı. Amaç ezelî ve hilekâr düşman Çin’i baskı altında tutarken aynı zamanda da yeni devletin ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyecek ve at gibi zarûrî ihtiyaç maddelerini temin için Çin’in adeta bir depo vazifesini görmesiydi. Türk akınları, Pekin’den Kan-su’ya kadar olan sahaya, Çin Seddi’nin güneyinden Huang-ho güney mecrasına yayılmış olan Çin garnizon (çu) ve eyâlet merkezleri “682’de Ping
    çu 8 defa, 683’de Lançu, Ting-çu, Kuei-çu, Yü-çu ve Feng-çu 10 defa, 684’de So-çu 6 defa, 685’de yine so-çu Hin-çu 2 defa, 686’da yine So-çu, Tai-çu 11 defa, 687’de yine So-çu, Çung-p’ing 9 defa”‘ne yöneltildi. Akınlar neticesi Çin vâli ve kumandanları mağlup edildi. Asıl büyük darbeler Hin-çu (Nisan 685)’da ve So-çu (Ekim 687)’da vuruldu. Çin’den başka 7 defa K’i-tanlar ve 5 defa da Oğuzlar üzerine sefer eden İlteriş kagan, kuzeyde Kögmen dağları (Tannu-ula)’na, doğuda Kerulen ve Onon nehirlerinin yüksek vâdilerine, batıda Altaylar’a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri, toplulukları hâkimiyeti altına aldı. Bütün bu çabaları neticesinde devleti yeniden kurup teşkilâtlandıran, töre’yi yeniden hakim kılan İlteriş, Ötüken yaylasında yeniden dalgalanmağa başlayan kurt başlı sancağın gölgesinde 692 yılında öldü.
    689 Araplar Tirmiz’i ele geçirdiler.
    691 Tarım Havzası’nda Doğu Türk Hanlığı’nın yeniden kuruluşu.
    692-716 II. Göktürk tahtında Kapgan (Mo-ç’o) kagan dönemi: İlteriş öldüğünde oğulları Bilge 8 ve Kül Tegin 7 yaşlarında idiler. İlterişin yerine kardeşi Kapgan kagan oldu. Türk tarihinin büyük fâtihlerinden ve ileri görüşlü devlet adamlarından olan Kapgan, ilk olarak şu planları gerçekleştirmeye koyuldu: Çin’i baskı altında tutmak, Çin’de dağınık hâlde yaşamakta olan Türkler’i anavatan (Ötüken)’a çekmek, bütün Türkler’i tek bir bayrak altında toplamak yani Asya kıtasında ne kadar Türk varsa hepsini Göktürk birliğine bağlamak.
    693-696 Göktürklerin Çin’i baskı altına alması: Kapgan, zaferler dizisine 693 Çin baskını ile başladı. Ling-çu eyâletini 8 defa darbeledi. Ardından Ordos’a akında bulundu. 696 yılında Şeng-çu’ya 1, Liang-çu’ya 3 ve Ling-çu’ya 8 sefer düzenleyen Kapgan, aynı yıl K’itan-Çin bozuşmasını kendi lehine çevirmek için, Çin T’ang imparatoriçesi Wu’yu destekledi. K’itanlar’ı Ho-pei bölgesinde birlikte tepeledikten sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin “hu/12,5 kilo” tohumluk darı, 3 bin adet tarım âleti, 10 bin (veya 40 bin) libre demir ve Çin topraklarında oturan (çoğu Ordos’da 6 eyalet bölgesinde) Türkler’in anavatana iâdesi.
    694-714 Haccac’ın Irak valiliği.
    696-697 Kırgız,-Türgiş ve Çin ittifakının kırılması ve Kırgızlar’ın itaat altına alınması: Kapgan 696 yılındaki Çin seferinin ardından, Yenisey bölgesini işgal etmekte olan Kırgızlar üzerine seferi zaruri buldu. Zira Kırgız kaganı, Türgiş (On-ok) kaganı ile Çin kaganı yanına alarak, Göktürkler’e karşı bir ittifak oluşturmaktaydı. Buna göre; müttefik ordusu Altun-yış (Altun ormanı=Altay dağları)’da buluşarak, Göktürk ülkesine saldırılacaktı. Tehlikenin derhal bertaraf edilmesi gerektiğine inanan Kapgan ve Tonyukuk, çetin bir sefer sonunda Kögmen dağlarını aşarak, Yenisey kaynaklarında Anı ırmağı kıyısında Kırgızları bastırdı ve Kırgız ülkesini teslim aldı. Şimdi sıra ittifâkın diğer iki ortağında Türgişler ve Çin’de idi. Ancak öncelikle Kapgan kagan, ordu ve idareyi yeniden tanzim etti: Kardeşi To-şi-fu’yu hâkanlığın sol kanadına “Şâd”, İlteriş’in oğlu 14 yaşındaki Bilge’yi Tarduş
     topluluğu üzerine “Şâd” ve kendi oğlu Bögü (İnel Kagan/Fu-kü/İnie Khagan)’yü ise “Küçük Kagan” tâyin etti. Böylece hâkanlığın askerî kuvvetleri, iki ordular grubu hâlinde yeniden teşkilâtlandırıldı. Kapgan Kagan kendisi, Çin ile savaşa hazırlanırken, İnel Kagan ve Bilge Şâd (doğrusu Tonyukuk’un elindeki) emrindeki batı ordular grubu ise batıyı düzenleme, yani Türgiş/On-oklar’ı devlete bağlama işiyle görevlendirildi.
    698-699 Göktürk-Türgiş mücadelesi, Bolçu Savaşı (698) ve Türgişler/On-oklar’ın itaat altına alınması: Çin tehlikesinin bertaraf edilmesinin ardından artık bütün Türkler’i tek bir bayrak altında toplamak üzere Türgişler üzerine sefer edilebilirdi. Bu amaçla Kapgan, Tonyukuk’un yüksek kumandası ve Bilge ile İnel’in idaresindeki batı orduları grubunu Türgişler üzerine sevketti. Ordu, Altaylar (Altun-yış)’ı aşıp Yarışovası (Cungarya)’na ilerlemiş, Bolçu (Urungu gölünün güney-batı kıyısında, bugünkü Tokoi kasabası)’da yapılan savaşta (698) ise On-oklar’a karşı kesin bir zafer elde edilmiştir. Bu savaş neticesinde: Türk bodunundan/kavminden olduğu hâlde yanlış hareketlerde bulunan Türgiş hâkanı U-çe-le (Wu-shih-le) yakalanmış, Türgiş yabgusu ve şâdı öldürülmüş, Balkaş, İli, Isık göl, Çu ve Talas bölgelerinde bulunan On-oklar’ın bütün To-lu ve Nu-şi-pi kabileleri Göktürk birliğine dâhil edilmiş (699), Hâkanlığın sınırları batıda Kengü Tarban (Çıy ırmağı-güney Kazakistan-Maveraünnehir arasındaki Kang-kü ülkesi. Tarban/nd şehri: Seyhun’un orta mecrasında Arıs ırmağının bu nehre döküldüğü yerdeki Şâş bölgesinin başkenti, Otrar=Fârâb şehri)’a ve Fergana’ya dayandı. Türgiş ülkesinin zaptı ile, Maveraünnehir bölgesinin zaptı için büyük bir engel ortadan kalkmış oldu. Bir Çin yıllığında da belirtildiği üzere, Çinliler dışında bütün barbarlar hâkimiyet altına alındı. Böylece, vaktiyle Tardu’nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapgan Kagan’ın Doğu-Batı hâkanlıklarının topraklarını tek idârede toplaması yolu ile “dehşet verici Türk birliği” yeniden ihyâ edildi. Bu tarihlerde anlaşıldığına göre, Göktürk hâkanlığına bağlı Türk kütleleri 30 “boy” teşkil etmekte idiler.
    698 Göktürkler’in Çin’i dize getirmesi: Çin’e yönelen Kapgan’ın kararlılığı ve şiddetini gören Çin, daha önceki taahhüt etttiği fakat yan çizdiği Göktürk isteklerini yerine getirmeye başladı. Buna göre Çin’den derhal: 3 bin tarım âleti, 40 bin “şi=3 bin ton” tohumluk darı gönderildi ve Türkler anavatan’a iâde edildi (698). Böylece Kapgan Kagan’ın planlarından ilk ikisi gerçekleşmiş oldu. Sıra bütün Türklerin tek bir bayrak altında toplanmasına gelmişti. Fakat Çin-Türk ilişkilerinde yeni bir pürüz ortaya çıktı. Kapgan Kagan kızını bir T’ang prensi ile evlendirmek istemekteydi. T’ang sülâlesine câriyelikten dahil olan imparatoriçe Wu ise, bir T’ang prensini değil de kendi sülâlesinden birini dâmad adayı olarak ileri sürmüştü. İşte bu durumu aşağılayıcı olarak algılayan Kapgan, Çin elçilik heyetinde bulunan general Yen-çi-wei’yi “Çin kaganı” ilân ederek, Tonyukuk ve Bilge’nin de katıldığı 100 bin kişilik bütün askerî gücüyle Çin’e girdi (698). Kuei-çu, T’an-çu, P’ing-çu, Yü-çu, T’ing-çu, Çao-çu eyâletlerini 30 defa vuran Kapgan, Çin kuvvetlerini ezdi, başta at sürüleri
     olmak üzere bol ganimet ve esir ele geçirdi. “Yaşıl-ögüz (Yeşil Nehir=Yang-çe=Taluy-Ogüz) “ kıyılarına ve Şantung ovasına kadar ilereleyen Göktürk kuvvtleri 23 Çin kasabasını tahrip etti. Kapgan buradan kuzeye yöneldi. Saraydan yapılan “Kagan’ı bulup öldürenin Prens ilâ edileceği” şeklindeki gizli bir emre/bildiriye rağmen, birkaç yüz bin kişilik büyük bir orduya sahip olan Çin orduları kumandanı Şa-ça Cung-i (Ça-ça Sengün), saldırıya cesaret edemeyerek, Göktürk süvari tümenlerinin geçişini uzaktan seyretmek zorunda kaldı.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle