Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Hazarlarda Dil ve Yazı

  • Hazarlarda Dil ve Yazı

    Hazarlar’ın hangi dili konuştukları hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bunun da sebebi Hazar dili ile yazılmış herhangi bir eserin zamanımıza kadar ulaşmamış olmasıdır. Günümüze kadar Hazarlardan bize kadar ulaşan sadece iki belge vardır ve bunlar da İbranice yazılmışlardır.

    Bunlardan biri, Hazar Hakanı Yusuf tarafından 960 yıllarında Emevilerin Kutuba Emiri III. Abdurrahman’ın (912-961) hizmetinde çalışan, Yahudi ilim ve devlet adamı Hasday İbn Şaprut’a yazılan mektup ve diğeri de, yine hakan Yusuf zamanında ismini bilemediğimiz Mûsevi bir Hazar tarafından yazılan bir mektubun Mısır’da bulunan parçalarıdır. Bu mektupların sahte olup olmadıkları ilim alemini epeyce meşgul etmiş ve daha sonra özellikle İbn Havkal’ın verdiği bilgilerle sahte olmadıkları kabul edilmiştir.

    Çok okuyan ve yüksek rütbeli bir aydın olan Hasday, Kurtuba’ya gelen yabancı elçilerden ve İslâm ülkelerinin komşularından, hükümdarları ile birlikte Mûsevi dinine mensup kudretli bir kavmin bulunduğunu duymuş ve bu hususta duyduklarının doğru olup olmadığını öğrenmek üzere Hazar hakanı Yusuf’a mektup yazmıştır. Hasday’ın 950-960 yılları arasında yazdığı sanılan mektubu, kendisinin ve yardımcısı Menahem ben Saruk’un adını ihtiva eden akroştiş ile başlar;  asıl metinde ise Endülüs ve Hazarlar’ın coğrafî konumunu, Endülüs’ün tabii zenginliğini belirtilerek, Hazarların Museviliği nasıl kabul ettikleri meselesi üzerinde durur. Bundan sonra Yahudilerin bölgeye nasıl geldikleri, Hazarların hangi yollarla Musevi oldukları, hakanın hangi kabileden olduğu ve nerede yaşadığı gibi sorular sorarak bunlara cevap vermesini ister. Hakan Yusuf’a ait olduğu ileri sürülen mektupta ise Hasday’ın sorularına cevap verilmektedir. Yusuf, Hazarlar’ın menşeini ve tarihlerini anlatarak, Hakan Bulan döneminde (yaklaşık 620’lerde) Museviliğe girişlerine temas etmekte ve intisab’ın Bulan’ın gördüğü bir rüya neticesinde olduğunu belirtmektedir. Yusuf bundan sonra en büyük atası olarak kendisinden 340 yıl önce hüküm süren hakan Bulan’dan başlayarak, kendisine kadar hükümdarlık yapan 14 hakanın isimlerini vermekte, hakanlığa tâbî ülkelerin sayısını da 28 olarak belirtmektedir. Ayrıca Hazar ülkesindeki hakim Türklerden 10 boyun ismini de sayılmaktadır. Hakan Yusuf yine ülkenin sınırlarını çizmekte ve şehirlerden bahsetmektedir. Mektubun geri kalan kısmında, sonraki hakan Obadiah (Obedey) zamanında yapılan bir din reformundan bahsedilmektedir. Bu hükümdar zamanında ülkede sinogoglar ve okullar inşa edilmiş, Tevrat, Mişna ve Talmud eğitimi yaygınlaşmıştır. Verilen hakan isimlerinin listesinde isimler İbranicedir. Ancak hakanların Türkçe adları da verilmektedir. Yusuf’un kendisi 931 yılından önce hüküm süren II. Harun’un oğludur. İddiaya göre 931-960 yılları arasında hüküm sürmüştür. Bu iki belgede geçen Hakan ve kabile isimlerinin Türkçe oluşları bize Hazarların bir Türk boyu olduğunu ve İbrani alfabesi kullandıklarını göstermektedir. Hakan Yusuf ile Hasday arasındaki bu mektuplaşmaya dair ilk bilgileri, Jehudah ben Barzillai al-Bargeloni adındaki bir İspanyol Musevi’nin 1090-1105 yılları arasında kaleme aldığı “Sefer ha-ittim” adlı kitapta buluyoruz. Daha sonra ise XII. yüzyılda Abraham İbni Daud’un “Sefer ha-Kabbalah” adlı eserinde bu mektuplardan bahsedilmektedir. Bu her iki mektup da ilk defa 1577’den sonra veya o sıralarda İstanbul’da basılan İsaac Abraham Akriş’in “Kol Mevasser” adlı çalışmasında İbranice olarak verilmiştir. Ancak mektupların ilim âlemi tarafından tanınması, Buxtorf’un 1660’da Jehudah Halevi’nin, “Kuzarri’ adlı eserini neşretmesi sayesinde gerçekleşmiştir. Buxtorf bu yayınında mektupları Latinceye çevirmiştir. Mektupların yazma nüshaları Oxford’daki Christ Church Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Hakan Yusuf’un daha uzun bir kopyası da 1874’de A.Harkavy tarafından Leningrad Public Library’de bulunan Second Firkowich Collection’daki bir el yazmasından alınarak yayımlanmıştır. Bir başka önemli belge de X. yüzyılın ilk yarısında adı bilinmeyen Musevi bir Hazar tarafından yazılan ve Hakan Hârun ile Yusuf’un Ruslara karşı direnişlerinden bahseden bir mektuptur. Mısır’da Kenîsetû’ş-Şâmî’de bulunan bu mektup, bugün Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi’nde muhafaza edilmesinden dolayı, “Cambridge Dökümanı” diye isimlendirilmiştir.

    Arkeolojik çalışmalar sonucunda Rusya’da Mayatskiy kazılarında ortaya çıkarılan seramikten başka Şarkel’de bulunan tuğlalar üzerinde de Göktürk yazısına benzeyen oyma yazılı işaretler görülmüştür. Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi’nde muhafaza edilen İbranice metinler arasında X. yüzyılın ilk yarısından kalma Musevi Hazarların İbranice yazılı metni ortaya çıkarılmış, mektubun metninde geçen isimlerden bir kısmının Türkçe olduğu tespit edildiği gibi bunlar arasında oyma yazı ile yazılmış bir Hazarca kelimeye de rastlanmıştır. “Kiyev Mektubu” olarak isimlendirilen bu mektup 30 satırdan oluşmaktadır. Artık Mûsevi Hazarların resmi dil olarak İbranice kullandıkları ve yazdıkları bilinmektedir. Bazı tarihçiler Hazar dilinin Türkçe olmadığını iddia etmişlerse de kaynaklarda “Hazarlar’ın dili Bulgarcaya benzer” ifadesinin bulunması ve filologlarca eski Bulgarcanın bir Türk lehçesi olduğunun tespit edilmesi, Hazarcanın da bir Türk lehçesi olduğunu ortaya koymuştur. Barthold ve Minorsky gibi Rus araştırıcılar, Hazar dilinin İdil Bulgarlarının diline benzediğini, bugün diğer Türk boyları tarafından anlaşılamayan Çuvaşçanın da, Bulgarca ve Hazarcaya benzediğini ve sonuç olarak Hazarcanın Türk dillerinin ayrı bir branşı olan Çuvaşçaya çok yakın olduğunu ifade etmektedirler.86 Yapılan araştırmalar sonunda Hazar ülkesinde Hazarcanın dışında başka çeşitli Türk lehçelerinin de konuşulduğu tespit edilmiştir. Németh’e göre Hazar ülkesinde başlıca şu diller konuşulmakta idi:

    1) R Türkçesi, Bulgarca;
    2) Y Türkçesi, Türk ve Sabirce;
    3) Diğer dillere benzemeyen Macarca;
    4) Bazı bölgelerde kullanılan diğer diller.

    Zeki Veledi Togan çeşitli kaynak eserlerden Hazarca şu kelimeleri tespit edebilmiştir: Barsbek, baştuva, kundaçık, hakan, hatun, tarhan, bek, şad, tudun, ilteber (iletver), bolışçı, Tanrı, han, ak, sarı (sarığ), Belencer (barager), Semender, bığındı, kaya kent (gaya kent), çiçek (Tzitzekion), İlbars (gilebaros), buseri (busiras), bun, bal, azak, tuzdı, yalınık, bordacı, tuaracı ve uğdaracı. Bütün bu kelimeler bize Hazar dilinin Türk dil grubundan olduğunu göstermektedir.

    Not: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Yrd. Doç. Dr. Muallâ Uydu Yücel’in Türkler Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “Hazar Hakanlığı” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle