Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

İskit Asur İlişkileri

  • İskit-Asur İlişkileri:

    Kimmerlerin yurtlarını ellerinden alarak, onları takip eden İskitler Kafkaslar’ı aşarak, Urartu Devleti üzerinden Asur Devleti’nin kuzey sınırlarına kadar ulaşmıştır. Kimmerlerin hemen arkasından gelen İskitler Kimmerlerle birlikte Asur kaynaklarına geçmiştir.

    Asarhaddon zamanında Asur Devleti’nin kuzey ve kuzeydoğu sınırları Kimmerler ve İskitlerin istilasına uğramıştır. Asarhaddon İskit hükümdarı Bartatua ile anlaşarak, kızını ona vermiştir. Bu Asur ve İskit dostluğu sonucunda Asur kralı Asarhaddon Hubaşna’ya (Konya Ereğlisi) kadar giderek, Kimmer başbuğu Teuşpa’yı ye müttefiki olan Hilakku Devleti’ni mağlup etmiştir.204 Bu arada İskitler de boş durmayarak, Kimmerleri batıya doğru sıkıştırmaya başlamıştır. Bunun sonucunda Kimmerler Anadolu’nun içlerine kadar yayılmıştır. İskitlerle anlaşma yaparak batıya doğru Kimmerlerin üzerine yürüyen ve onlara karşı zafer kazanan Asarhaddon, bu zaferinden Til Barsib stelinde de bahsetmektedir. Bu vesikaya göre, Hilakkular İskit ordularını yenen Mannalarla birleşerek, Asur Devleti’ne karşı isyan etmişler ve fakat Asur kralı bu isyanı bastırmıştır.

    Asarhaddon devri vesikalarında İskitler hakkında verilen bilgileri klasik Yunan yazarlarının rivayetleri de desteklemektedir. Gerçekten de Herodotos’ta Prototeus oğlu Madyas idaresinde büyük bir İskit ordusunun Avrupa’dan kovduğu Kimmerleri takip etmek üzere, Asya’ya girdiklerine ve Med topraklarına vardıklarına dair bir kayıt vardır.207 Herodotos’ta Prototeus şeklinde adı geçen İskit hükümdarının Asur vesikalarında adı geçen ve Asur kralı Asarhaddon ile anlaşan Bartatua olduğu genelde kabul edilmektedir.

    Urartu Devleti’nin Azerbaycan tarafındaki eyaleti parçalanınca, İskitler hükümdarları Bartatua ve oğlu Madyes idaresinde, bizzat Urartuların ülkesini işgal etmek ve oradaki Sakız’ı kendilerine başkent yapmak ve de buradan Kızılırmak’a kadar uzanan batı istikametindeki bölgeyi kontrol altında tutmak maksadıyla Kuzey Persia’da kalmışlardı. Onlar bu dönemde çok güçlü görünüyorlardı. Gerçekten de M.Ö. 626’da Asurlular onların yardımı ile Medlerin yaptığı Ninive kuşatmasını kırmışlardı. Başarılarından dolayı zafer sarhoşluğuna kapılan İskitler, M.Ö. 611 yılında Filistin’e ulaşıncaya kadar Suriye’yi baskı altına almışlardı. Mısır’a karşı herhangi ileri bir hareket ise, kral Psametikos tarafından haraç ödemek suretiyle önlenmişti. Bu zaman zarfında Medler Babillilerle ittifak yapmışlar. Onların birleşik orduları, Asurlulara karşı yürümüşler ve bu defa müttefik kuvvetler bir zamanların bu güçlü imparatorluğunu tahrip etmişlerdir.

    Ninive’nin düşmesinden sonra Medler, vakit geçirmeden İskitleri memleketlerinden çıkarabilmek ve hiç durmaksızın bu normadları, Persia’yı istilaya başladıkları noktadan Asya içlerine geri itinceye kadar, gerekeni yapmak için, yeniden kuvvetlerini toplamışlardı. Medlerin baskısı karşısında, Batı Asya’nın büyük bir bölümüne yirmi sekiz yıl hükmeden İskitler, tekrar Urartuların yaşamış olduğu coğrafyaya çekilmişlerdir. Belki de bu tarihte onların bir kısmı üç asır sonra Partları meydana getirecek olan akrabaları Dahailerle karışarak, Hazar denizi ve Aral gölü arasında yer alan step bölgesini işgal etmek için yeniden doğuya doğru dönmüşlerdi. Diğerleri Skytho-Dravidler içerisindeki İskit karışımını göz önünde bulunduracak olursak, Hindistan’a kadar itilmiş olabilirler. Bu arada başka bir grup da Urartu bölgesinde kalmıştır. Böylece büyük çoğunluğu batı steplerinde kalan İskitler, orada refah içerisinde yaşayan akrabalarını görmüşler ve Güney Rusya’nın verimli topraklarına yerleşmişlerdir.

    M.Ö. 8. yüzyılın sonlarına doğru Asur yazılı kaynaklarında adları geçen ve daha sonraki Asur kaynaklarında da adlarından bahsedilen ve Asur kralı Asarhaddon’un anlaşmak zorunda kaldığı İskitlerin Asur Devleti ile ilişkileri yaklaşık olarak bu coğrafyaya ulaşmalarından bir asır sonra, Asur Devleti’nin ortadan kaldırılması neticesinde son bulmuştur.

    NOT: Bu makale, İskitler hakkında araştırma yapan Prof. Dr. Abdülhaluk Çay ve Doç. Dr. İlhami Durmuş’un yaptığı İskitler adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır. Tarih

Yorum Yazin


sitemap
site ekle