Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Islahat Fermanı

  • Islahat Fermanı

    ISLAHAT FERMANI (Hatt-ı Hümâyûn) (18 Şubat 1856)

    Islahat Fermanı, aslında Osmanlı Devleti’nin bir iç düzenleme girişimi olmakla beraber, devletlerarası bir antlaşmada, yani Paris Antlaşması’nın maddeleri arasında yer alması yönünden, aynı zamanda siyasi niteliği de olan bir hareketti. Bu yönden konuya detaylıca incelemek yerinde olacaktır.

    1. Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı’nın Hazırlanışı:

    Kırım Savaşı (1853–1856), bir bakıma Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde bulunan Hıristiyanları korumak ve ayrıcalıklarını çoğaltmak istemesi iddiasından çıkmıştı. Bu bakımdan, savaş sırasında Osmanlı Devleti’nin müttefikleri olan ve Rusya’ya karşı savaşan Avrupa Devletleri, Rusya’yı bu iddiasından yoksun bırakmak için girişimlerde bulunmuşlardı.

    Nitekim İngiltere, Fransa ve Avusturya, daha Nisan 1855’te kendi aralarında, savaş sonrasında yapılacak antlaşma esaslarını görüşerek bazı kararlar almışlardı. Sonra da buna dayalı olarak 16 Aralık 1855’te bir anlaşmaya varmışlardı. Rusya’ya da aynen kabul etmesi için bir nota ile bildirilen bu kararlar arasında “Babıâli’nin hükümranlık haklarını bozmayacak bir şekilde, Hıristiyan uyruğun hak ve ayrıcalıklarını belirleyen yeni bir Islahat Fermanı’nın çıkması”da vardı.

    Osmanlı Hükümeti, Viyana’da yapılan görüşmelerde, yukarıda belirtilen hususun devletin iç işlerine karışma anlamına geleceğini bildirerek, 16 Aralık 1855 tarihli kararlar arasında yer almamasına gayret etti, fakat başarı sağlayamadı. Bunun üzerine Paris’te yapılacak barış görüşmelerinden önce Islahat Fermanı’nı ilan ederek, müttefikleri olan devletlere iç işlerine karışma yolunu kapamaya çalıştı. Bunun için de hemen fermanı hazırlamak üzere İstanbul’da bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda Sadrazam, Hariciye Nazırı ve diğer devlet adamlarından başka, müttefik devletler olan İngiltere, Fransa ve Avusturya’nın elçileri de bulunuyordu.

    Komisyonun kuruluş şekli, yabancı devletlerin, meydana getirecek fermanda etki sahibi olmak istediklerini göstermekteydi. Amaçları, Rusya’nın daha önce Osmanlı Devleti’nden Hıristiyan uyrukları bahane ederek sağladığı hak ve ayrıcalıkları, kendilerinin de bu yoldan elde etmelerine dayanıyordu. Ancak tutulacak yol hakkında aralarında görüş birliği yoktu. Her biri ayrı bir tez ortaya atıyordu. Bununla beraber hepsinin ileri sürdüğü ortak nokta, Osmanlı Devleti’nin 1839’da ilan etmiş olduğu Tanzimat Fermanı hükümlerinin, Müslümanlar ile Müslüman olmayan uyrukların aralarındaki farkları ortadan kaldıramadığı, bu nedenle yeni çıkarılacak fermanda Müslüman olmayan uyruğa eşitliği sağlayacak hükümlerin konması ile, bunların uygulanması arasında, Avrupa büyük devletlerinin söz hakkına sahip olmasıydı.

    Sonuçta, komisyon tarafından Fransız tezi kabul edildi. Buna göre, Viyana’da alınan kararlara uygun olarak, Müslümanlarla Müslüman olmayan uyruk arasında eşitliği sağlayacak bir fermanın hazırlanıp ilan edilmesine ve bunun barış antlaşmasında yer almasına karar verildi.

    2. Islahat Fermanı ve İlanı:

    Yukarıda bertilen koşullar altında Islahat Fermanı,  Sultan Abdülmecid döneminde, Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa tarafından, Paris Barış Kongresi’nın başlamasından hemen önce, 18 Şubat 1856 günü, İstanbul’da devletin ileri gelenleri ile yabancı devlet temsilcilerinin huzurunda okunarak açıklandı. Fermanın getirdiği önemli hususlardan bazıları ise şunlardır.

    1. Gülhane Fermanı ve Tanzimat ile her din ve mezhepte bulunan bütün uyruklara vaat olunan güvenceler, bu fermanla yenilendiğinden, bunların uygulanması için gerekli önlemler alınacak,
    2. Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar kanun önünde eşit olacaklar,
    3. Patrikhanelerde yeni meclisler kurulacak ve bu meclislerin verecekleri kararlar Babıâli tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek,
    4. Patrikler ömür boyunca bu makama seçilecek,
    5. Şehir ve kasabalarda bulunan kilise, manastır, mezarlık, okul ve hastane gibi yerlerin tamir veya yeniden yapılmasına izin verilecek,
    6. Irk, din, dil farkı gözetilmeden hiçbir mezhep diğerine üstün sayılmayacak,
    7. Hiç kimse din değiştirmeye zorlanmayacak,
    8. Devlet hizmetlerine, askerlik görevine ve okullara bütün uyruk eşit olarak kabul edilecek,
    9. Bütün toplumlar okul açabilecek,
    10. Vergiler eşit alınacak, iltizam usulü kaldırılacak,
    11. Bütün uyruğun eşit ve serbest şekilde ticaret ve ekonomik girişimlerde bulunması sağlanacak,
    12. Mahkemeler herkese açık olacak, keyfi cezalar verilmeyecek,
    13. Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar arasındaki davaları görmek üzere, karma mahkemeler kurulacak,
    14. Yabancı devletler ile yapılacak anlaşmalar gereğince, yabancılar da Osmanlı Devleti sınırları içerisinde mülk sahibi olabilecek.

    3. Islahat Fermanı’nın Osmanlı Devlet Yönetimine Etkileri:

    Islahat Fermanı, yukarıdaki hususlardan anlaşılacağı üzere, 1839 Tanzimat Fermanı gibi sadece can, mal, namus güvenliğinin sağlanmasını değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki Müslüman olmayanları –gerçek anlamı ile Hıristiyanları– Müslümanlarla eşit haklara kavuşturmayı esas almıştır. Görünürdeki amacı, bütün toplulukları ırk, din, dil ayrımı gözetmeksizin kaynaştırmak ve böylece bir Osmanlı toplumu meydana getirmekti. Ancak ferman, konu olarak, sadece Müslüman olmayan uyruğun ayrıcalıklarını genişletmiştir. Müslümanlar için ise yeni bir şey getirilmiyordu. Böylece Osmanlı Devleti, büyük devletlerin baskısı karşısında topraklarını ve haklarını savunabilmek için, Müslüman olmayan toplumlara eşitlik tanıdığını resmen açıklamak zorunda kalmıştır.

    Hâlbuki Osmanlı Devleti, bu eşitliği, bütün tarihi boyunca kendi isteğiyle uygulamıştı. Şimdi, bunu resmen yapmayı vaat etmekle, kendisinde mevcut olmayan bir adaletsizliği, yapmış olmak gibi, bir duruma düşüyordu. Avrupa devletlerinin, Osmanlı Devleti’ni bir fermanı ilana mecbur bırakması, kendilerine Osmanlı Hıristiyan toplumları üzerinde daha etkili koruyuculuk hakkı ile, Osmanlı topraklarında siyasi, ekonomi, hukuk ve kültür alanlarında yeni hak ve çıkarlar sağlamak içindi. Bu nedenlerle de fermanı, Paris Antlaşması’nın kapsamı içerine aldırmışlardı.

    Gerek bu nedenle, gerekse Müslüman olmayanlara verilen yeni ayrıcalıklar yönünden, Islahat Fermanı, Müslümanlar tarafından olumsuz karşılandı. Hıristiyanlar ve diğer toplumlar ise, kendilerine birçok haklar tanıyan, fakat aynı zamanda askerlik gibi (isteyen bedel vererek askere gitmeyebilirdi) bazı yükümlülükler getirdiği için Islahat Fermanı’nı iyi karşılamadılar.

    Gerçekte Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı’nın genişletilmiş bir şekliydi. Ancak Tanzimat, ülkenin içine düştüğü kötü durumdan kurtarılması için, Osmanlı devlet adamları tarafından dış etki olmadan hazırlanmıştı. Islahat Fermanı ise, yukarıda da belirtildiği gibi, yabancı devletlerin baskısı sonucunda düzenlenmiş ve ilan edilmiştir. Osmanlı Devleti bu fermanı kendiliğinden ilan etmiş görünmekle, sadece şekil yönünden hükümranlık şerefini kurtarmış bulunuyordu. Aslında ise, Hıristiyan toplulukların korunması kararları, Avrupa devletlerinin eline geçmiş oluyordu. Nitekim bu tarihten sonra Paris Antlaşması’ndaki, Osmanlı Devleti’nin iş işlerine karışılmayacak maddesine rağmen, büyük devletler her fırsatta imparatorluğun iç işlerine karışmaya başlayacaklar bunlar da birçok iş ve dış olay ve gelişmenin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

    Yararlanılan Kaynaklar:

    -          Enver Ziya Karal, “Büyük Osmanlı Tarihi”

    -          Rıfat Uçarol, “Siyasi Tarih”

    -          Bekir Sıtkı Baykal “Osmanlı Tarihi” (Yorga’dan çeviri)

    -         İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Osmanlı Tarihi”

Yorum Yazin

sitemap
site ekle