Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kabilşahı, Nizek Tarhan, Hinduşahiler

  • Kabilşahı, Nizek Tarhan, Hinduşahiler

    Taberi, Belazuri ve onlardan nakillerde bulunan diğer tarihlerde, bu siyasi kuruluşların Toharistan, Sicistan, Bamiyan, Huttal ve Kâbil’de, bağımsız halde yaşadıkları, daha çok kendi kabilelerine ve idareci ailelerine dayandıkları, Tarkan, Yabgu Şah vb. unvanlara sahip kimselerce yönetildikleri göze çarpmaktadır. Şah/Şaho dışında iki unvanda Türk geleneğinin devam ettirilmesi yönünde değerlendirilebilir. Tarhan Nizek, Cebbuye (Yabgu) ve Huttal-şah, Kabul / Kâbil şah örnekleri verilebilir.

    Akhunların yıkılışından sonrada Sasaniler de pek uzun bir saltanat süremediler. Zira Arabistan’da ortaya çıkan İslamiyet’in yayılma alanında İran’da bulunuyordu. III. Yezdegerd, halife orduları karşısında sürekli başarısız oldu. Sonunda Nizek Tarhan’dan yardım istedi.

    Taberi, Belazuri, İbn el-Esir, Horasan, Mavera ün-nehr ve Toharistan’daki İslam fetihlerinde Tarhan Nizek’ten sık sık bahsederler. Tarhan Nizek ‘in Kuteybe b. Müslim tarafından yakalanarak idam edildiği de aynı kaynaklar tarafından bildirilmektedir.

    Kuteybe b. Müslim, daha sonra Seyhun ötesinde yeni fetihlere girişti. Emevilerin Horasan valileri de aynı siyaseti devam ettirmişlerdir. Nasr b. Seyyar zamanında bile İslamlara karşı milli direniş devam ettirilmiştir.

    Tarhan Nizek ve Kuteybe b. Müslim’den önce, Akhun ve Göktürk dünyasına ait izlenimleri ile tanınan Budist hacılardan Hsüan Tsang’ın notları son derece ilgi çekicidir. Ayrıca Çin dünyasına, batıdan, Mavera ün-nehr’den, Toharistan’dan, Afganistan ve Hindistan’dan bilgiler daha önceleri de Fa-hien ile Sung yung tarafından kazandırılmıştır. Hsüan Tsuang, onlar gibi tarihi yolları takiple, Mavera ün-nehr/Sogdiana/S’u-te’den, Demir Kapı üzerinden, Akhunların ve kalıntılarının yaşadıkları Toharistan’a ulaşmıştır. 629-645 yılları arasındaki kayıtlara göre, Tu-hou-lo, Fo-ho, Bamiyan ve Kapasi gezilmiş, oralardaki insanlar, daha çok Budist görüşle anlatılmıştır. Gezgin, Demir Kapı sonrası, Tu-hou-lo’ ya ayak basmıştır. Burası Türklerin ve İslam kaynaklarının Toharistan’ıdır. Pamir ve Po-lisse ile komşudur. Hsüang Tsang’ın temas ettiği üzere Toharistan’da eskiden, ülkeyi yöneten bir hükümdarlık ailesi vardı. Sonraları aralarında sınırlar bulunan bölünme gerçekleşmiştir. Şimdi ise Tu-kiue yani Göktürklere bağlıdırlar. Gezgin, onların 25 harfli alfabelerinin bulunduğuna dikkati çekmektedir. Bu harfleri soldan sağa doğru birleştirerek yazıyorlardı. Pamuk ekimi ve koyun yetiştirilmesi bu insanların başlıca uğraşlarından idi. Ticarette altın ve gümüş paralar kullanıyorlardı.

    Hindistan dönüşü yine aynı yerlerden geçmiş olan Hsüan Tsang, Huo’yu da ziyaret etmiştir. To-huo-lo’ nun bölgelerinden biri olan Huo, 3000’li lik yer kaplamaktadır. Bağımsız bir hükümdar yoktu. Ülke Türklerin elindedir. Arazisi düzdür. Ürünleri, ormanları ve meraları çoktur. Türk menşeli bir hükümdar tarafından yönetilmektedir. Bu kişi Demir Kapının gerisinde bütün araziye sahiptir.

    Hsüan Tsang’ın bahsettiği Huo, şimdiki Varvaliz’dir.El-Buruni buradan Varvalic diye bahsetmektedir. Kunduz imle aynı yere tekabül etmektedir ki bu ismin doğru şekli de Kuhan-Dız’dır.

    Gezgin Toharistan beldelerinin en büyüğü ve en önemlisi Po-ho/Belh’den de bahsetmektedir. Burası, 800 x 400 li alana sahiptir. Kuzeyinde, Budhist kültürün etkin olduğu gözlenmektedir. Buda’ya ait heykeller dikkati çekmektedir. O yüzden racagriha denilmektedir. Şehrin çevresi 20li civarındadır. Savunma yerleri güçlüdür. Hepsi Küçük Tekerlek tarikatına mensupturlar.

    Po-ho’nun güney-batısında, Nava-Sangharama (yeni manastır) vardır. Bu isimden İslam kaynaklarında Nev – Bahar/Nev-Vihara diye bahsedilmektedir. Anlatıldığına göre, bunu eskiden yaşamış bir hükümdar yaptırmıştır. Hsüan Tsang bu manastır ile ilgili bir hikâyeyi de nakletmektedir.

    Çinli gezginin bahsettiği diğer bir Akhun ülkesi de Hi-mto-lo’dur. Burası Toharistan mıntıkasındadır. Karlı dağlar anlamına gelmektedir.9 Gaznelilerin siyasi sahneye çıkışına kadar Toharistan, özellikle Kâbil ve çevresinde>Akhun kalıntısı kabileler ve bazı siyasi kuruluşlar göze çarpmaktadır.

    Kabilşahlar, Tarhan Nizek ile çağdaştırlar. Menşei, El-Biruni tarafından Böri Tegin sülalesine indirilmektedir. Mağaradan çıkan asil bir kimsenin ata sayıldığı dilden dile dolaşmıştır. Bunun Kuşanlarla ilgili olabileceği ileri sürülmüştür. Emevi orduları ve Hindu menşeli gruplar, bunların en önemli düşmanları idi. Hsüan Tsang, Kabil’i gezdiğinde, “Önemini kaybetmiş bir merkez, Göktürk soyundan hükümdarın oturduğu yer, 2000 x 1000li büyüklüğünde araziden ibaret, iklimi soğuk bir yer” olarak tanımlamaktadır. Emil Esin’e göre Türk menşeli idarecisi Kabilşah’tır. Bu devletcik aynı zamada Türk şahiler olarak da tanınmaktadır. Bu şahlık ve Rûtbil isminde biri İslam kaynaklarınca da zikredilmektedir. Rûtbil bir anlaşmazlık nedeni ile Araplara sığınmıştır. Sonra Gazne şehrine geçmiş ve orada oturmuştur. Bu şah Türk adetlerin terk etmemişti, yazlık ve kışlık ikamet yerleri vardı. Biri Gazne, diğeri de şimdi harabe halindeki Ruhhâc’dır.

    Türkşahilere son verenler İslam orduları ile Hinduşahiler’dir. X. yy.’da Hinduşahilerin başkenti Vayhand’dı. Şimdiki ismi ise Hund’tur. Vayhand, Cenab nehri ile Lâmâgan bölgesinde bulunmaktadır. Hanedanın kurucusu Lâlliya’dır. Zamanı ve faaliyetleri karanlık kalmaktadır. Bu Hindu IX. yy.’da bu bölgenin tek hakimi olmuştur. Ölümünden sonra Samantdeva tahta çıktı. 903’te, Keşmir racası Gopalvarman tarafından mağlup edildi. Toramana Kamaluka, Hinduşahilerin göze çarpan en dinamik şahı idi. 980’de saltanatı zirvede idi. Halefi olan Bhim hakkında bilinenler çok azdır. Oğlu ve halefi ise Caypal’dır. Batıdaki arazi kısa zaman sonra Türklerin kontrolüne geçti. Sebüktegin ilk gaza seferini Hinduşahilere karşı yapmıştır. Lâmgan’a kadar bütün arazi Türklerin eline geçmişti. 997’de Sebüktegin öldü, yerine Mahmud geçti. 999 yılında Mahmud kalabalık bir ordu ile Hinduşahi arazisini istila etti. Caypal, Gazneliler tarafından mağlup edildi. Böylece Hindistan yolu, uzun bir zaman sonra Türklere açılmış oldu.
    -

    NOT: Bu ilgili makale, Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin I. Cildinde bulunmakta ve Prof. Dr. Enver Konukçu’nun “Akhunların Kalıntısı Olarak Kalaçlar (Halaçlar)” adlı makalesinden size bilgiler sunulmuştur.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle