Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kanglılar

  • Kao-ch’elar (Kanglılar)

    Orta Asya’da Ting-ling’lerin tarih sahnesinden çekilmesinden sonra onların yerini Kao-ch’e boyları alarak yaklaşık iki asırdan fazla varlıklarını sürdürdüler. Dağınık vaziyette doğuda Moğol asıllı Juan-juan’ların güney doğularında Tabgaçların güney ve güney batılarında Akhunların arasında varlıklarını sürdürdüler. Hiç bir zaman bir araya gelip devlet kuramadılarsa da bazen bazı boylar kuvvetlenerek ön plana çıktılar ve önemli roller oynadılar. VI. asrın ortalarında yerlerini Töles adına bırakarak tarih sahnesinden çekildiler. Daha doğrusu tarihi gelişim sürecinde Kao-ch’e adı Töles’e dönüştü.

    Kao-ch’e adının anlamı Yüksek Arabalılar demektir. Bunun da bilindiği gibi Türkçe karşılığı kağnılı yani eski söylenişiyle Kanglı (Kanklı) olup tarihte ve günümüzde yaygın şekliyle kullanımı vardır. Eğer Kao-ch’e sözünün anlamından hareket edersek XI. asırda Aral Gölü’nün kuzeyinde ortaya çıkan Kanglı (Kanklı) boyunun söz konusu Kao-ch’e’ların devamı ya da başka bir ifade ile onların kalıntısı olduğu sonucuna varmak mümküm olabilir. Öyleyse Çinliler Kanglı (kanklı) kelimesini Kao-ch’e yüksek arabalılar diye tercüme ederek, onlara bu ismi vermişlerdi. Genelde olduğu gibi Türkçe isimleri kendi sesleriyle transkripte etmemişlerdi.

    Kanglılar (Kao-ch’e’lar) her ne kadar büyük bir devlet kuramasalar da yine de Çin kaynaklarında önemli yer tutmuşlardır. Menşeyleri Hunların ataları döneminde geçen en eski kabile gruplarından Kızıl Ti’ (Ch’ih Ti) lere dayandırılmaktadır. Aslında onların köklerinin çok eskilere dayandırılması ilginçtir. Çünkü herhangi büyük bir siyasi kuruluş meydana getirememişlerdi. Diğer yandan Hunlarla aynı dili konuştukları bildirilmiştir. Yine bazı kaynakların bildirdiğine göre onların atası Hun hükümdarının yeğeni idi.

    Büyük Hun İmparatorluğu’nun parçalanıp yıkılmasından sonra III. asrın başında Moğolistan coğrafyasında ortaya çıkan Hsien-pi devletine Kao-ch’e (Kanglılar) da bağlanmak zorunda kaldılar. Daha sonra kurulan Juan-juan Devleti V. asrın ilk yıllarında Kao-ch’e’ların doğu bölgesini ele geçirdi. Onlara mağlup olan Pei-hu-li, Çin’deki Tabgaç (T’o-pa) Devleti’ne kaçarak kendisini kurtarabildi.

    Aslında Tabgaçlar 389 yılında onları ağır bir bozguna uğratmıştı. Bu esnada onların kabile sayısı otuz yedi idi. Juan-juan’ların baskınından sonra doğudaki Kao-ch’e siyasi birliği dağıldı. Bu yüzden Tabgaç hükümdarı Juan-juan’lara biri 429’da olmak üzere üç önemli sefer tertip etmiş, onları yenmişti. Neticede Juan-juan’lar zayıflayınca Kao-ch’e boylarının bir kısmı Tabgaçlara tâbi olurken Kuzey Moğolistan’daki Fu-fu-lo kabilesi ile birlikte bazı kabileler batıya doğru harekete geçti. 481’de Tanrı Dağları’nın güneydoğu etekleri ve Turfan’a geldiler. Bundan sonra kuvvetlenen Fu-fu-lo kabilesi A-fu-chih-lo idaresinde 485-486 yıllarında Tanrı-Altay dağları arası Tarbagatay-Cungarya havalisinde bir devlet kurmayı başardı. Fakat, Akhunlar bu devleti yıktılar.

    Böyle ana hatlarıyla açıkladığımız Kao-ch’e tarihiyle ilgili dağınık bilgileri biraz açarsak şu bilgiler gözümüze çarpmaktadır. Yukarıda da söylediğimiz gibi Kao-ch’e’lar çok sayıda boydan müteşekkil idiler. Ancak bazı boy adları ön plana çıkıyordu. Temayüz eden öemli boy adları Ti, Yüan-ho, Hu-lü, Chie-pi, Hu-ku, İ-ch’i-chih idi. Kao-ch’e boylarının toplandığı ağırlıklı bölge Turfan olup burada kuvvetlendikleri için Tabgaç hükümdarı T’ai-wu onlar üzerine sefere çıkmak zorunda kalmıştır. Aralarında kuvvetli bir birlik olmadığı için Kao-ch’e’lar yenildiler. Çin’e bağlananların kolayca avlanabilmeri için bir av sahası tahsis edilmişti.

    Ön plana çıkan kabileler arasında Hu-lü kabilesi de vardı. Reisleri Pei-hu-li, Juan-juan’ların Tabgaçlar tarafından mağlup edilmesi üzerine devreye girdi ve Juan-juan memleketine girip kolay zaferler elde etti. Ancak çabuk rehavete kapılmışlardı. Yendikleri Juan-juan’ların kızlarını kadınlarını alarak uykuya daldılar. Juan-juan reisi She-lun dağılan askerlerini toplayıp sabah ani bir hucumla baskın yaptığında Hu-lü boyunun sadece onda ikisi üçü kurtulabilmişti. Bunun üzerine reisleri Pei-ho-li de gidip Tabgaçların hizmetine girdi. Çinde çok meşhur olan bu şahıs dürüst karakterli olduğu gibi savaş atlarına bindiğinde özellikle heybetiyle bütün insanlardan farklı görüntü çizdiği vurgulanmıştır.

    Bundan sonra Yüan Ho adlı kabile ön plana çıkmaktadır. Adı geçen boyun Uygurların V. asırdaki ataları olduğu iddia edilmiştir. 413 yılında Ch’ih-lo-hou adlı bir Kao-ch’e beyi Juan-juan’lara sığınmış, hatta onların hükümdarına rehberlik ederek kendi halkı Kao-ch’e’lara saldırtmıştır. Kendi halkına bu ihanetine rağmen Ch’ih-lo-hou, Juan-juan’lar tarafından desteklenmeyip öldürülmüştür.

    424’lü yıllarda Tabgaç-Juan-juan savaşları hızla devam ediyordu. Neticede Tabgaçlar galip geldi ve ülkelerine geri dönerken Kao-ch’e boylarını teslim aldı. Çin tabiyetine giren Kao-ch’e’ların yüzbinlercesi Gobi çölünün güneyine yerleştirildi. Ekin ekmeyi yani tarımla uğraşmayı öğrendikleri gibi hayvanlarının sayısı çok artmıştı. Bundan sonra Juan-juan’larla meydana gelen savaşlarında (430’lu yıllar) Tabgaçlar, bu Kao-ch’e’ları kullanmışlardır. Ancak, onların daha da ileri giderek güney yönündeki seferlerine katılmak istediklerinde kabul etmeyen Kao-ch’e’lar kendi içlerinde Yüan-ho ailesinden Shu-che’yı reis seçerek kuzeye çekildiler. Ancak başarısız olup Çin’e geri döndüler.

    471’den sonra Fu-fu-lo kabilesi yükselmeye başladı. Önce Juan-juan’lara vassal olan bu boy ikiye bölünerek halklarını idare ediyorlardı. A-fu-chih-lo ve onun amcasının oğlu Ch’iung-ch’i’nin önderliklerinde yüz bin kişi Tabgaçlara sığındılar. Kendilerine saldıran Juan-juan’ları yendiler. Akabinde 487’den sonra A-fu-chih-lo kendine bağlı olanlarla birlikte batıya giderek bağımsızlığını ilan etti. Artık Kao-ch’e’ların bu grubu ekonomik açıdan kalkınmaya da başlamıştı. Bunda ipek yolu üzerinde hakim olmanın ve Turfan civarında ekinciliğe başlamanın rolü vardır. Hatta daha da ileri giderek Tabgaçlarla birlikte Juan-juan’lara saldırma teklifinde bulundular. Ancak, onların kuvvetlenmeleri Batı Türkistan’daki Akhunların menfaatine dokunmuştu. Bu sebepten onlar Kao-ch’e’ların güney kanadının idarecisi Ch’iung-chi’ye hücum edip öldürdüler. Oğlu esir düştüğü gibi dağılan boyların bir kısmı da Juan-juan’lara sığındı (491-500).

    Kuzeydeki A-fu-chih-lo idaresi ise kendi içinde karıştı. İsyanların birinde öldürülüp yerine başka biri geçirildi. Fakat, yine de Kao-ch’e ülkesinde huzur sağlanamayınca, bu sefer yerine A-fu-chih-lo’nun oğlu Mi-wu-t’u reis seçildi. Bu hükümdar Juan-juan’ları yenmeyi başardı. 516 yılına gelindiğinde Juan-juan’lar Mi-wu-t’u’nun ordusunu yenerek, kendisini feci bir şekilde öldürdüler. Onun ölümü üzerine Kao-ch’e’ların hepsi kaçarak Akhunlara sığındılar. Mi-wu-t’u’nun küçük kardeşi İ-fu yeniden hükümdar oldu. İ-fu, düşmanları Juan-juan’ları yeniden bozguna uğrattı ve 552’de Çin’e elçi gönderdi. Ancak Juan-juan’larla yapılan ikinci savaşı kaybeden İ-fu, geri döndüğünde kendi küçük kardeşi Yüe-chü tarafından öldürülmüştür. Fakat oğlu intikamını alarak başa geçti. 536 yılında Juan-juan’lar onları tekrar yenerek tamamen ortadan kaldırdılar. Bu tarih Kao-ch’e adının tarih sahnesinde göründüğü son yıldır. Yukarıda da söylediğimiz gibi artık onlar Töles adıyla anılacaklardır.

    Çin kaynaklarında Kao-ch’e’lar hakkında enteresan kayıtlar tutulmuştur. Belirli bir hükümdarlarının olmadığı vurgulandıktan sonra at ve koyun, sığır gibi hayvanların vergi veya düğün hediyesi olarak verildiği, ölülerin silahları ile mezara konulduğu, düğünlerinde çiğ et yenilip, kısrak sütü içildiği, arabalarının tekerleklerinin büyük olduğu, çadırlarda oturup at besiciliğiyle uğraştıkları, kurttan türeme gibi mitolojiye sahip bulundukları anlatılmıştır. Bu arada 429’dan sonra bir çok Kao-ch’e boyunun göçebeliği terkedip ziraate geçtiği, 450 yılındaki büyük törende beş büyük boylarının göğe kurban sundukları kaydı geçilmiştir.
    -

    NOT: Ahmet Yesevî Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “İslam Öncesi Devrede Orta Asya’da Yaşayan Türk Boyları” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle