Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Karluklar

  • Karluklar

    Tarih sahnesinde ilk göründükleri sırada Karlukların, Altay Dağlarının batısında Pu-ku-chen suyu kenarında bulunduklar gösterilmektedir. Burası onların ilk yurtları olmayabilir. Ancak, 630 yılından önce Karlukların yaşadığı bölge konusunda bize fikir vermektedir.
    Bilindiği gibi 627 yılını takiben Doğu Göktürk ülkesinde büyük bir boylar kalkışması hareketi oldu. O sırada Batı Göktürk ülkesi hükümdarı T’ung Yabgu’ya bağlı olan Sir Tarduşlar en kuvvetli boy idi. T’ung Yabgu ile anlaşamayan Sir Tarduşlar, Doğu Göktürk ülkesine göç ederek İl Kagan’a tâbi olunca, Tanrı Dağlarının kuzeyi boşaldı. Belki de bu yüzden daha kuzeyde Altayların güney eteklerinde yaşayan Karluklar, ortaya çıkan fırsatı değerlendirip kuvvetlendiler.
    Karluklar için bir dikkat çekici özellik, 605 yılı dolaylarına ait Töles boyları listesinde adlarından bahsedilmemesidir. Yani Karluklar, Töles grubuna dâhil edilmemiş olup, Göktürk hanedanına yakın boylardan biri şeklinde gösterilmiştir. Altay Dağlarının güney etekleri Göktürklerin tarih sahnesine kesin olarak ilk çıktıkları yerdir. Karlukların da ilk zikredildikleri bölge orasıdır. Dolayısıyla Karluklar, Göktürklere yakın, en azından akraba bir boydur. Üstelik Karluklar, Töles boyları arasında değil, Türgişler gibi Göktürk hanedanından gösterilirler. Neticede Karlukların Göktürklerin bir kolu olduğunu söylemek de mümkündür.
    Bu sırada üç kabileye ayrılıyorlardı: Mou-ts’e (Mou-luo), ikincisi Ch’ih-ssu (P’o-fu), üçüncüsü T’a-shih-li idi. Yukarıda belirttiğimiz gibi Altayların batısı Beşbalık’ın kuzeybatısı, Pu-ku-chen Suyu’nun kenarında To-ta-ling’de yaşıyorlardı.
    Karluklar, 627 yılından sonra bağlı oldukları Batı Göktürk Devleti’nin hükümdarı T’ung Yabgu’ya isyan ettiler. Bu esnada Batı Göktürklerinin önemli boylarından biri olduğuna işaret edilen Karlukların baş kaldırması çok kuvvetli bir durumda olan T’ung Yabgu’nun gücünü sarstığı zayıflamasına yol açtığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. 
    Kaynaklarda Karluk adına bundan sonra 648 yılına kadar rastlanmaz. Doğu Göktürk ülkesine Sir Tarduşların 646’ya kadar hâkim olmaları, Batı Göktürk ülkesinde hanedandan gelen beylerin birbirleriyle taht için mücadele etmeleri, Karlukları Çin’in dikkatinden kaçırmıştır. 648 yılından sonra Göktürk hanedanından gelen Ch’e-pi sığındığı Altay dağlarının kuzeyinden kuvvetlenerek çıkmış ve etrafındaki boyları kendine bağlamaya başlamıştı. Daha sonra Çinliler Orta Asya’da hiçbir gücün büyüyüp, kendilerine rakip olmalarına izin vermek istemediklerinden harekete geçtiler. Ch’e-pi’nin kendilerine bağlanmasını reddedince gönderdikleri elçilerden Han Hua, Karlukları kendi tarafına çekerek onu ortadan kaldırmak istedi. Arkasından Karlukların reisi Ni-shu Kül İlteber ve Ch’u-mu-k’un’ların erkini Bagatur da Ch’e-pi’yi terkedip, Çin ordusunun tarafına geçtiler. Çin, Uygur, Bugu, Karluk ve Ch’u-mu-k’un’lardan müteşekkil ordu A-hsi Dağına ulaştı. Rakiplerinden korkmayan Ch’e-pi, kendisine bağlı olan bütün halkı savaşa davet etti. Ancak, hiç kimse savaşmak istemeyince yanına hatununu ve birkaç yüz süvari alarak Altay Dağlarına kaçtı. Fakat, Çinliler onu takip ederek yakaladılar. Başkent Ch’ang-an’a getirerek imparatora sundular; ancak öldürülmeyip hayatı bağışlandı.
    Arkasından Çin bu ülke coğrafyasında yaşayan bütün boylarla doğrudan temasa geçti. Boy idarecilerine Çince unvanlar verildiğinde boyların yaşadığı yerlerde de askerî valilikler kurulduğunda Karluklar da teşekkül halinde bulundukları üç boy ile Çin’deki T’ang İmparatoruna bağlandılar. Akabinde 657 yılında Çinliler Mou-luo kabilesine Yin-shan askerî valiliği, Ch’i-ssu kabilesine ise Hsüan-ch’ih askerî valiliği adı verildi. Sonradan Ch’ih-ssu boyu bölündü ve Chin-fu eyaleti kuruldu. Adı geçen Karluk boylarının reisleri ise askerî vali (Tu-tu) tayin edildiler. Daha sonra söz konusu kabilelerin üçü de güneye doğru hareket etti. Vardıkları yer muhtemelen Tanrı Dağları silsileleri idi. Epey kuvvetli hale gelmiş olmalılardı ki; onlar hakkında “Batı Göktürk ve diğer küçük devletler onlardan korkar hale gelmişti” ifadesi vardır. Bundan sonra “Üç Kabile Yabguluğu” unvanını aldılar. Bu unvan onların siyasî ve askerî bakımdan oldukça kuvvetlendiklerini göstermektedir.
    Her ne kadar Karluklar, Ch’e-pi ihanet edip Çinlilerin tarafına geçtiler ve daha sonra onlardan unvanlar aldılarsa da bazı gruplarının ayrı hareket ettiği müşahede edilmektedir. Şöyle ki, 650’den sonra Çin’e karşı isyan eden Batı Göktürk beyi A-shih-na Ho-lu’ya bağlı boylar arasında Karlukları görmemiz mümkündür.
    Ch’u-yüe, Ch’u-mi, Ku-su ve Nu-shih-pi’ler gibi Karluklar da Batı Göktürk Devleti’nin doğu tarafında yer almışlardı. A-shih-na Ho-lu, 652’de Karluk ve benzeri boylarla Turfan’ı işgal etmişti. Bu boylar 654 yılında Çin ordusu kumandanı Liang Chien-fang ve Uygurlar tarafından mağlup edildiler. Az önce de belirttiğimiz gibi 657 yılı Karlukların tam olarak Çin’e itaat ettiği tarihtir. Belki de artık en az dört ayrı kola bölündükten sonra bir daha birleşemeyip, güçlenmediler.
    Çin İmparatoru Kao Tsung, 666 yılında kendi ülkesindeki kutsal T’ai Dağına ibadet etmeye gittiği sırada Karlukların reisi Ch’i-li Tudun ve otuzdan fazla boy reisi de yanında bulunuyordu.
    Bu boy reislerinin hepsinin törene katılması Çin imparatoru tarafından memnuniyetle karşılanmış, bundan dolayı tören yazıtına isimleri yazılmıştı.
    Bu tarihten sonra çok uzun sayılabilecek bir süre Karlukların adına Çin kaynaklarında rastlanmaz. Ancak, 711 yılında Çin’e elçi göndermelerinden bahsedilir. Yaklaşık 46 yıllık devrede Karluklar nerede oldu ve ne yaptı şeklindeki bir soruya herhalde onların 682’de kurulan II. Göktürk Devleti’ne itaat ettikleri yönünde cevap vermek mümkündür.
    708 yılından sonra Çinlilerin tahriki ve özellikle Kapgan Kagan’ın zalimce idaresi yüzünden çok sayıda boy bağlı oldukları II. Göktürk Devleti’ne karşı isyan etmeye başlamışlardı. İşte bunlardan birinde 711 yılında hem Kapgan’a başkaldırdıkları gibi hem de Çin ile temas ettiler. 714 yılının 7. ayında bazı Türgiş kabileleri (On Ok-On Kabile) ile birlikte Karluklar da Çin’e bağlılıklarını bildirmişlerdi.
    Chiou-pi-she She-po-lo başkanlığındaki 12 kişilik heyet Liang-chou’da Çin imparatoruna vassal olmuşlardı. Bu olaya kızan Kapgan Kagan, onların yaşadığı bölgeleri yağmaladı. 715 yılının 1. ayında Karluklar, Pei Ta-kan (Tarkan) adlı önemli bir devlet adamlarını göndermişlerdi. Karşılığında Çin imparatoru da ona “gerçekten cesur ve Ko bölgesi prensliği” gibi unvanlar verdikten sonra sarı ve mor renkteki balık şeklinde bir para çantasını hediye olarak verdi. Bütün dostça gelişen Karluk-Çin münasebetlerinin neticesinde üç ay sonra üç Karluk boyunun bir grubu bütün ahalisiyle T’ang imparatoruna iltica etti. Tabii ki, Çinliler kendilerine sığınanları menfaatleri doğrultusunda kullanacaktı. Karlukları A-shih-na Hsien isimli bir Göktürk beyi kumandasında Türgişlerin üzerine gönderdiler. Ancak, Türgişler kendilerini başarı ile savundu (719’a kadar). Sonra Karluklar, Kapgan Kagan’ın Azların üzerine tertip ettiği sefer sırasında Karagöl’de ona karşı hücumda bulundular. 715 yılında Tamıg Iduk Baş’ta yine Göktürklere saldırdılar. Kül Tegin’in üstün başarılar gösterdiği savaşta Karluklar ağır bir bozguna uğradılar ve bu yüzden 4. ayda tekrar gidip Çin’e bağlandılar. Ağır darbeler alan Karluklara, T’ang hanedanı ve onlara sığınan Göktürk beyi A-shih-na Hsien yardım etmeye çalıştılar. Karlukların, II. Göktürk Devleti’ne karşı ayaklanmaları durmak bilmiyordu. 716’da Kül Tegin bir defa daha Karagöl’de Karlukları mağlup etti.
    Kapgan’ın 716 yılında ölümü üzerine onun idaresi de son bulmasına rağmen Çinlilerin tahrikleri neticesinde isyanlar sürüyordu. 720’de yapıldığı tahmin edilen savaşta Karluklarla Göktürkler arasında Çin’e yakın yerlerde çarpışmalar meydana geldiğinde Tudun Yamtar’ın idare ettiği Göktürk ordusu Karlukları bir kez daha yendi. Bu hadiseden 742’ye kadar Göktürklerle Karluklar arasında bir çatışma olduğu ifade edilmemektedir. Çin hesabına başka varlık gösteremeyen Karluklar’dan İ-nan-ch’u Pei, 728 yılının 9. ayında Türgişlerden yüksek düzeyde bir memurla Çin sarayına gitmişlerdi. Sarayda Karlukların reisine de generallik unvanı verildiği gibi, mor elbiseler ve gümüş süslü kemerler hediye edildi.
    Bilindiği gibi 734’te Bilge Kagan’ın ölümünden sonra II. Göktürk Devleti gerilemeye yüz tutmuş, kısa zamanda başa geçen kağanların yetersizliği sebebiyle devlet idaresi çatırdamıştı. Dolayısıyla sayı ve nüfuz bakımından kuvvetli olan boylar hareketlenmeye başladı. Bunlardan biri Karluklar, diğer ikisi Basmıllar ve Uygurlar idi. Üç boy devlet adamlarının birbiri ile mücadele ettiği II. Göktürk Devleti’ne karşı isyan edip kağan Ku-tuo’yu öldürdüler. Zafer kazanıldıktan sonra ittifakla Basmılların reisi Hsie-hsie-chih’yı kağanlık makamına oturttular. Uygurlar, doğu (Sol) kanat yabguluğunu alırken, Karluklar (Sağ) batı yabgusu olmuşlardı. Uğradıkları bozguna rağmen Göktürkler tamamen yok olmamışlar ve Wu-su-mi-shih’yı kağan seçmişlerdi. Çinliler Wang Chung-ssu’yı göndererek, Göktürklerin arta kalanlarını yok etmeye çalıştılar. Adı geçen Çinli general, Karluklar, Uygurlar ve Basmılları saldırtarak, 744’te tamamen Göktürkleri ortadan kaldırttı.
    Bu arada Uygurlar, Çinlilerle özel (gizli) olarak temasa geçmiş ve ardından Karluklarla birleşerek Basmıl Kagan’ı Hsie-hsie-chih’yı öldürmüşlerdi. Neticede Karluklar Sol Yabguluğu yani daha yüksek mertebe olan kesimi teşkil ettiler. Üstelik Uygur Devleti’nin öncü kuvvetini meydana getiriyorlardı.
    Uygur-Karluk dostluğu daha fazla devam etmedi. Altaylarda oturan Karluk grubu, Uygurlara saldırmaya niyetlenince 746–747 yılında mağlup edildiler ve batıda Türgişlerin bölgesine kaçtılar. 751 yılında Bolçu’da bir kere daha Uygurların hükümdarı Bayan Çor’un baskınına maruz kaldılar. Arkasından Basmıllarla anlaşan Karluklar, yine Uygurlara savaş açtılarsa da netice alamadılar. Daha sonra Türgişler ve Karluklar tekrar hücuma kalktılar. Fakat Bayan Çor Kagan, Basmıl ve Karlukları Yogra Yarış’ta yenmeyi başardı. Buna rağmen bazı kişiler kaçıp Karluklara sığınınca bir savaş daha olmuş, nihayet başsız kalanlar Türgişlere sığınmışlardı.
    Bunun sonrasında Uygurlarla Karluklar arasında son bir savaş daha cereyan etmiş, Karluklar bir daha onların karşısına çıkamamışlardı. Bahsettiğimiz son savaşların kesin tarihini tesbit etmek mümkün değil ise de bunların 751–759 arasında olduğunu söylemek imkânımız vardır. Çünkü bilindiği gibi Şine Usu Yazıtı Bayan Çor adına 759 yılında dikilmiştir.
    Her ne kadar Uygur Devleti’ne itaat etseler de daha başlangıçta 746 yılının 10. ayında Tun-a-pao-i-chien Çor’u elçi göndererek, Çin’le ilişkilerini sürdüyordu. 751 yılının 3. ve 11. aylarında yine elçi gönderdiler. Dolayısıyla Karluklar, Uygurlarla mücadele ederken Çinle bağımsız ilişkilerini koruyorlardı.
    Belki T’ang hanedanıyla olan dostluklarını göstermek için 753 yılı Tun Bilge, 9. ayda, T’ang imparatoruna karşı isyan edip kendilerine sığınan Göktürk lideri olan A-pu-ssu’yu yakalayıp Çin sarayına sundu. Karşılığında İmparator da onlara bir fermanla yüksek Çin unvanlarını takdim etti. Aynı yılın 12. ayında Karluklar kendi memleketlerinin mahsullerini sunmak için elçi göndermişler, karşılığında Çinliler de 754 yılının 5. ayında bir mektup yollamışlardır.
    Bundan sonra ancak, 791 yılında Çin kaynaklarında Karluklara ait bilgi vardır. Bu kayda göre Tibetlilerle ittifak yapan Karluklar, birlikte Kagan Stupa (Beşbalık’ın kuzeyi)’yı aldılar. Zaten artık Onların Çinlilerle komşuluğu kalmamıştır. 11. ve 12. asırlarda Kuku Nor civarında görülen Karluk bakiyelerinin bunlar olduğu sanılmaktadır.
    Türgişlerin, batıda zayıflayıp yıkılışa gitmeleri üzerine onların bıraktığı boşluğu Karluklar doldurmaya başladı. 712 yılında Kapgan, Batı Göktürk ülkesine doğru yaptığı seferde Sarı Türgiş siyasî birliğine ağır bir darbe vurmuştur. Altayların güneyindeki Karluklar da yavaş yavaş güneye doğru kaydılar. Bu arada 716’da Karagöl’de Kül Tegin’in hücumuna maruz kalmışlardı. Karluklar, buna rağmen Tokmak civarına yerleştiler ve Türgişlerle işbirliğine gittiler. Neticede iki Türgiş devleti ortaya çıktı. Biri Tokmak’ta diğeri 717’de Talas’ta kurulan Kara Türgiş devleti idi.
    Taşkent’te idarecisi Batı Göktürk hanedanından gelen ve Tudun unvanını taşıyan devlet kuzeyde Sır Derya kıyısındaki Kara Türgiş devletiyle 740’tan sonra çatışmaya başladığında doğudaki Karlukları kendine müttefik yaptı ve üstünlük sağladı. Neticede Taşkent’te İ-nai-t’ou-tu-ch’iu-le idaresinde yeni bir siyasî birlik kuruldu. Yeni kurulan devlette Karluklar da görev almışlar ve Yabgu olmuşlardı. Ancak, çok geçmeden Taşkent şehir devletçiği Çin’in vassalı olduğunu kabul etti.
    751 senesinde Orta Asya tarihinin akışını değiştirecek bir hadise meydana geldi. T’ang imparatoru adına Doğu Türkistan’ı idare eden Kao Hsien-ch’ih, Taşkent Tudununu hapse attı. Tudun oğlu batıdaki diğer devletçiklere kaçarak durumu anlattı. Bunun üzerine Doğu Türkistan’ı Çin’in elinden kurtarmak için Arap kuvvetlerini ikna ettiler. Akabinde adı geçen Çinli vali yaklaşık 350 km.lik bir yürüyüşten sonra Talas şehrine yaklaştı. Atlah denilen mevkide Arap ordularıyla Çin ordusu beş gün süren bir savaş yaptılar (Temmuz 751). İşte bu çarpışmaların şiddetli anında Issık Göl Karlukları, Arapların tarafını tutarak Çin’e karşı cephe aldılar. Neticede önden ve arkadan saldırıya maruz kalan Çin ordusu yenilip geri çekildi.
    Bundan sonra serbest kalan Tanrı Dağlarının kuzey silsileleri Issık Göl tarafları ardından Talas Seyhun boylarına doğru Karluk grupları yayıldı. Ağırlık merkezleri artık Batı Türkistan idi. Tokmak, Evliya-ata ve diğer şehirleri ele geçirdiler. 766’ya doğru bir Karluk Devleti kuruldu.
    Bu arada Toharistan’da 710 yılından itibaren Karluk ismi İslâm kaynaklarında görülür. Söz konusu tarihte Bedehşan’da oturup Kuteybe tarafından öldürülen Eftalit Tarkan’ı Neyzek’in emrinde bir Karluk yabgusundan söz edilmektedir. 737’de de Arap kumandanı Esed’in faaliyetleri dolayısıyla bir Karluk yabgusundan bahis vardır. Ona mağlup olan Türgiş kağanı Su-lu, Toharistan’a giderek Karluk yabgusunun yanına sığındı. 809 yılında Feyzabad yakınındaki Vascirt adlı yerde Karlukların varlığı bilinmektedir. X. asırda İbn Rüsteh, Amu Derya’nın kollarından Vahşab civarında Karlukların yaşadığını zikretmektedir. Hududül-alem’de ise Karlukların Hilend ve Belh’e kadar yayıldıkları bildirilmektedir. XII. asırdaki olaylarda Buhara Karlukları, Karahanlı Devleti adları geçer ve Çağaniyan ile Tirmiz, Nahşab, Kiş’de Karluklar Batı Karahanlı hükümdaları ile savaştılar. Celaleddin Harezmşah, Gazne’ye geldiğinde karşısında yine Karlukları bulmuştur. Onların reisi Seyfeddin Hasan kendisine itaat etmişti. O Moğollardan kaçarken topraklarının bir kısmını Seyfeddin Hasan’a bıraktı. Aynı asrın sonunda onların Belh ve Tirmiz’e kaydıkları anlaşılmaktadır.
    Çin’in Tanrı Dağları civarından elini çekmesi, bu havalide ve kuzeyde yaşayan boyların işine yaradı. Bundan sonra Tokmak (Suyab) ve Talas bölgesine gelen Karluklar, Türgişlerin Nu-shih-pi boyunun bulunduğu sahaları ve Batı Göktürklerinin eski merkezlerini ele geçirmişlerdi ve başkentleri Balasagun idi. Tuo-lu ve diğer Türgiş boyları onlara tâbi olurken 766–775 yılları arasında Kaşgar’ı aldılar. Fergana’yı da Abbasîlerin elinden alıp, Oğuzlarla ittifak ederek, Peçenekleri yendiler. Tibetlilerle işbirliği yaparak Beşbalık’ın kuzeyindeki Kagan Stupa şehrini işgal ettiler. Kısacası 766’yı takip eden yıllarda müstakil bir Karluk Devleti söz konusudur
    Aslan İl Türgig bu esnada onların hükümdarı idi ve Kaşgar, Yarkent ve Talas bölgelerini yönetiyordu (780 sıraları). Adı geçen hükümdarın bir unvanı da Burguçan idi. 791 yılında Karlukların Tibetlilerle işbirliği yapıp Kagan Stupa’yı almasından sonra Karlukların Uygurlarla çarpışması görülmemekle beraber 821 yılına ait Kara Balasagun Yazıtı’nın Çince kısmında 791-812 tarihleri arasında Uygurlara mağlup oldukları bildirilmektedir. Uygurlar, topraklarının taciz edilmesine karşı 791’de Karlukları bozguna uğrattılar. 812 muhtemel tarihli hadisede ise ülkesine tecavüz eden Karlukları, Uygur hükümdarı Fergana’ya kadar hükümdarlarını ülkesini terk etmeye mecbur etmiştir. Neticede çok sayıda esir yakalayan Uygur hükümdarı ganimetle ülkesine dönmüştür. Bundan sonra Uygur kağanı Chin-chu-chi-huei’i bir kısım Karlukların üzerine yabgu tayin etti.
    840 yılındaki Kırgız baskını sonrasında bir kısım Uygur, Hsi-shih-pang-t’e-le liderliğinde Karluklara sığındı. Diğer yandan IX. asrın ikinci yarısından sonra Tanrı Dağlarının doğu kısmına gelen Uygurlar da Karlukları tehdide başladı. Hudud’ül-Alem’e göre İli ve Issık Göl havalisindeki savaşlarda kesin netice elde eden taraf olmadı. Aynı devirde Kırgızlar da kuzeyden sürekli Karlukları taciz ettiler. Onların Bancul kasabası Kırgızların eline geçmişti. Tibetlilerle 791’de ortak hareket ederek Kagan Stupa’yı ele geçirmişlerdi. 817–836 arasında kralları Ralpa-can devrinde bir Karluk elçisi Tibet kralını ziyarete gitti. Genelde ilişkileri dostça gelişti.
    Batı yönünde Karluklar tabii ki Abbasîlerle münasebete girişecekti. Fergana’yı ele geçiren Karluklar bir süre sonra buralarını kaybettilerse de 772’de tekrar işgal ettiler. 775’te Halife Mehdi’nin üstünlüğünü tanıyanlar arasında Karluk Yabgusu da vardı. Aynı yabgu 792-793’te Fergana’yı ele geçirince üzerine gelen Amr b. Cemil’i yenmeyi başarmış, ancak Yahya el-Bermekî’yi durduramamıştı. Daha sonra patlak veren Rafi b. Leys isyanına Karluklar da katıldılar. 809’da Karluklar ve diğer Türk boyları Rafi’yi terketti. Halife Memun zamanında da bu şekilde mücadeleler devam etti. Abbasîler Karluk yabgusuna arazisi üzerinde mülkiyet tanımak zorunda kaldılar (811). 816’da Otrar’da Karluklar, vezir Fadl b. Sahl’a karşı ağır bir hezimet aldılar. Karısı ve çocuklarını esir olarak veren Karluk yabgusunun kendisi Kimek ülkesine kaçtı. 822’de Fergana Karluklar tarafından bir kez daha işgal edildi ise de Horasan valisi tarafından geri alındı. Karluklar IX. asrın ikinci yarısında zayıflamaya başladılar. Kendi içlerinde karışıklığa sürüklendikleri gibi doğudan gelen Uygurların hücumları da onları sarsmış, nihayet Samanî Devleti’nden İsmail b. Ahmed’in 893 yılında Sır Derya’nın doğusuna yaptığı seferde 10 bin Karluk öldürerek ağır bir darbe vurmuştur. Talas şehri dahi Samanîlerin eline geçerken Tunguz adlı Karluk hükümdarının hatunu dâhil on beş bin kişi elde etti.
    893’ten sonra, Karluklara bir başka darbe Oğuzlar tarafından vurulmaya başlandı. Bu arada Oğuz Yabgusunun dahi öldüğü savaşlar yapıldı. Kaşgar şehri tarafında da Yağmalarla savaş devam etmekte idi. 943’e doğru Kaşgar’dan hareket eden Karahanlı hükümdarları Çu vadisine girerek Karluklara son verdiler.
    Hudud’ül-alem’de Karluklara ait on beş yer ismi gösterilmiştir. Karluk ülkesinin doğusunda Tibet’in bazı kısımları, Yağma ve Dokuz Oğuz sınırları, güneyinde Yağmaların bazı kısımları ile Maveraünnehir ülkesi, batısında Oğuz sınırları ile, kuzeyinde Tuhsi, Çigil, Dokuz Oğuz ülkeleri vardı. Burası mamur, mutedil iklimi olan bir yerdi. Karlukların kendisi hoş ahlaklı ve medeni insanlardı. Eski zamanlarda Karluk hükümdarları Cabguy veya Yabgu unvanını alıyorlardı. Onların bir kısmı avcı, bir kısmı çiftçi, bir kısmı çobandı. Zenginlikleri koyun at ve çeşitli kürklerdi. X. asırda Çırçık ırmağının, Narın Irmağının kenarında Karlukların Basham bölgesi bulunuyordu. Yine aynı asırda Karluk hükümdarları Atasagun unvanını taşıyordu.
    Büyük Uygur Kağanlığı yıkılınca (840) Karlukların siyasi nüfuzu artmış, neticede bu bölgede kurulan Karahanlı Devleti’nin esas kitlesini meydana getirmişlerdir. Hatta Pendname’nin bildirdiğine göre Gazneli Devleti’nin kurucusu Sebük Tegin, bir Karluk şehri olan Barshan’dan çıkmıştır. Karluklar zamanla Karahanlı devletine cephe almışlardı. Bu durum doğudan gelen Karahıtayların işini kolaylaştırmıştır. Özellikle Katavan (Katvan) savaşında olumsuz etki yaptıkları ve 1137 yılından sonra onların Horasana kadar sokulmalarına sebep oldukları bilinmektedir.

    NOT: Ahmet Yesevî Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “İslam Öncesi Devrede Orta Asya’da Yaşayan Türk Boyları” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle