Logo Background RSS

» Osmanlı Tarihi

  • Otlukbeli Savaşı
    Yazar: | Tarih: 26 Ağustos 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Otlukbeli Savaşı (1473)

    Otlukbeli Savaşı, Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet (2. Mehmed) ile Akkoyunlu Devleti’nin sultanı Uzun Hasan arasında 11 Ağustos 1473 yılında günümüz Erzincan sınırında bulunan Otlukbeli ilçesinde gerçekleşmiş ve Osmanlı Devleti’nin kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.

    Otlukbeli Savaşı’nın Nedenleri

    • Geçmişe dayanan Osmanlı-Akkoyunlu aileleri arasındaki düşmanlık
    • Akkoyunluların, Osmanlının rakibi ve düşmanı olan Timur’u desteklemesi.
    • Uzun Hasan’ın müttefiki durumunda olan Trabzon Rum İmparatorluğu’nun Fatih Sultan Mehmed tarafından 1461 yılında yok edilmesi ve Uzun Hasan’ın bunu protesto etmesi.
    • Uzun Hasan’ın Osmanlı ticaretini düşürmek için Osmanlı düşmanı olan Venediklerle ticaret ve iş birliği yapması.
    • Osmanlı Devleti’ne karşı başkaldıran Karamanoğulları’nın doğuya doğru kaçıp Akkoyunlu Devleti’ne sığınması ve Akkoyunlu Devleti’nin Osmanlı’ya karşı ordusunda yer almaya başlaması.


    Otlukbeli Savaşı

    Kendisine sığınan Karamanoğullarıyla birlikte hareket edip ortaklaşa ordu kuran Akkoyunlu Devleti, Doğu Karadeniz tarafından harekete geçen Osmanlı ordusunu pusuya düşürmeyi ve baskın yapmayı planlıyordu. Ancak Osmanlı keşif birlikleri bu durumu son anda farketmesiyle Fatih Sultan Mehmed derhal savaş düzeni almasını emretmişti. İstanbul’un Fethi sırasında topların önemini anlayan Osmanlı hükümdarı, ilk kez hafif havan topları üretildi ve bu doğu seferine götürülmüştü. (Devamini Oku)

  • Osmanlı Devleti’nde Gerileme Döneminin Nedenleri
    Yazar: | Tarih: 24 Nisan 2014 | Yorum Yok Yorum var

    Osmanlı Devleti’nde Gerileme Döneminin Nedenleri

     Osmanlı Devleti’nde gerileme dönemi, 18. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar devam eden sürece verilen isimdir. Bu süreç ise, 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması’ndan başlayıp 1792 yılındaki Yaş Antlaşmasına kadarki dönemi kapsar.
    Gerileme döneminin 1699 yılındaki Karlofça Antlaşması’yla başlamasının temel nedeni ise, bu antlaşmayla Osmanlı Devleti’nin ilk kez batıda büyük çapta toprak kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Bu süreçten sonra Osmanlı, kaybettiği toprakları geri alma siyaseti izlemiştir.
    Osmanlı Devleti’nin gerileme nedenlerini birkaç farklı başlık altında sıralayabilirsiz. Bu başlıklar ise;

     1- Merkezi Yönetimin Bozulması:

     a- Şehzadelerin Sancakların Gönderilmemesi: Osmanlı Devleti, merkezi otoriteyi güçlendirmek için tarih içerisinde veraset sistemi dediğimiz tahta geçme sistemini yer yer değiştirmiştir. Eskiden padişah oğulları olan şehzadeler ülkenin belli yerlerindeki sancaklara gönderilip orada devlet işlerini öğrenmek ve ileride padişah olması için gerekli tecrübeleri edinirdi. Ancak şehzadelerin artık sancaklara gönderilmemesinden dolayı, devlet işlerinde ve devletin başına tecrübesiz padişahların gelmesine neden olmuştur.

     b- Saray Kadınlarının ve Saray Yöneticilerin Yönetime Karışması: Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesinden dolayı devletin başına tecrübesiz kişiler gelmesiyle birlikte saray kadınları denilen, padişah anneleri ve padişah eşleri devlet yönetiminde etkili olup devlet işlerine karışmışlardır. Bu etkinliğini devam ettirmek için devlet içerisindeki yöneticilerle birlikte hareket etmişlerdir. (Devamini Oku)

  • Islahat Fermanı
    Yazar: | Tarih: 19 Mayıs 2012 | Yorum Yok Yorum var

    Islahat Fermanı

    ISLAHAT FERMANI (Hatt-ı Hümâyûn) (18 Şubat 1856)

    Islahat Fermanı, aslında Osmanlı Devleti’nin bir iç düzenleme girişimi olmakla beraber, devletlerarası bir antlaşmada, yani Paris Antlaşması’nın maddeleri arasında yer alması yönünden, aynı zamanda siyasi niteliği de olan bir hareketti. Bu yönden konuya detaylıca incelemek yerinde olacaktır.

    1. Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı’nın Hazırlanışı:

    Kırım Savaşı (1853–1856), bir bakıma Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin sınırları içerisinde bulunan Hıristiyanları korumak ve ayrıcalıklarını çoğaltmak istemesi iddiasından çıkmıştı. Bu bakımdan, savaş sırasında Osmanlı Devleti’nin müttefikleri olan ve Rusya’ya karşı savaşan Avrupa Devletleri, Rusya’yı bu iddiasından yoksun bırakmak için girişimlerde bulunmuşlardı.

    Nitekim İngiltere, Fransa ve Avusturya, daha Nisan 1855’te kendi aralarında, savaş sonrasında yapılacak antlaşma esaslarını görüşerek bazı kararlar almışlardı. Sonra da buna dayalı olarak 16 Aralık 1855’te bir anlaşmaya varmışlardı. Rusya’ya da aynen kabul etmesi için bir nota ile bildirilen bu kararlar arasında “Babıâli’nin hükümranlık haklarını bozmayacak bir şekilde, Hıristiyan uyruğun hak ve ayrıcalıklarını belirleyen yeni bir Islahat Fermanı’nın çıkması”da vardı.

    Osmanlı Hükümeti, Viyana’da yapılan görüşmelerde, yukarıda belirtilen hususun devletin iç işlerine karışma anlamına geleceğini bildirerek, 16 Aralık 1855 tarihli kararlar arasında yer almamasına gayret etti, fakat başarı sağlayamadı. Bunun üzerine Paris’te yapılacak barış görüşmelerinden önce Islahat Fermanı’nı ilan ederek, müttefikleri olan devletlere iç işlerine karışma yolunu kapamaya çalıştı. Bunun için de hemen fermanı hazırlamak üzere İstanbul’da bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda Sadrazam, Hariciye Nazırı ve diğer devlet adamlarından başka, müttefik devletler olan İngiltere, Fransa ve Avusturya’nın elçileri de bulunuyordu.

    Komisyonun kuruluş şekli, yabancı devletlerin, meydana getirecek fermanda etki sahibi olmak istediklerini göstermekteydi. Amaçları, Rusya’nın daha önce Osmanlı Devleti’nden Hıristiyan uyrukları bahane ederek sağladığı hak ve ayrıcalıkları, kendilerinin de bu yoldan elde etmelerine dayanıyordu. Ancak tutulacak yol hakkında aralarında görüş birliği yoktu. Her biri ayrı bir tez ortaya atıyordu. Bununla beraber hepsinin ileri sürdüğü ortak nokta, Osmanlı Devleti’nin 1839’da ilan etmiş olduğu Tanzimat Fermanı hükümlerinin, Müslümanlar ile Müslüman olmayan uyrukların aralarındaki farkları ortadan kaldıramadığı, bu nedenle yeni çıkarılacak fermanda Müslüman olmayan uyruğa eşitliği sağlayacak hükümlerin konması ile, bunların uygulanması arasında, Avrupa büyük devletlerinin söz hakkına sahip olmasıydı. (Devamini Oku)


sitemap
site ekle