tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » Siyasi Tarih

Logo Background RSS

» Siyasi Tarih

  • Siyasi Tarih – Sosyalizm
    Yazar Tarih Tarih Nisan 10th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Sosyalizm

    Sosyalizm akımı da diğerleri gibi kaynağını Fransız İhtilalinden
    almaktadır. 1789 İnsan ve Vatandaş Hakları Demeci’nin ortaya atmış
    olduğu kanun önünde bütün vatandaşların eşitliği, yani siyasal
    eşitlik ilkesinin, bilhassa 1815′lerden itibaren, yazarlar tarafından
    ekonomik eşitliğe de dönüştürülmesi Sosyalizm akımının doğmasına
    yol açmıştır. Bu yazarlar siyasal eşitliğin, toplumdaki kişiler arasındaki
    eşitliğin gerçekleştirilmesi için yeterli olmayacağını, tam eşitlik
    için kişiler arasında ekonomik eşitliğin de bulunması gerektiğini
    ileri sürmüşlerdir. Tabiatıyla, bir istek, bir ideal olarak fikrin ortaya
    atılması yeterli değildi. Bir toplumda ekonomik eşitliğin gerçekleştirilmesi
    için nasıl bir düzen ve sistemin tatbik edilmesi gerektiği de
    gösterilmeliydi. İşte bu güç meseleye cevap bulma çabası, bir çok
    düşünür ve yazarları çok çeşitli sosyalist fikirler ileri sürmeye
    yöneltmiştir. Herkes kendisine göre bir sosyalist düzen tasarlamıştır.
    Bu fikir çeşitliliği ise, sosyalizmi belirli bir sistem halindeki bir fikir
    bütünlüğünden yoksun bırakmıştır. Bundan dolayıdır ki, sosyalizm bütün
    19′uncu yüzyıl boyunca fikir planında kalmış ve bir fikri tartışmadan
    öteye gidememiştir. Liberalizm ve Nasyonalizmde gördüğümüz fiili
    hareketlere ve kitle ayaklanmalarına, 19′uncu yüzyılda sosyalizmde hemen
    hemen hiç rastlanmaz. Bu da sosyalizmi fiili güçten yoksun bırakmıştır.

    (daha fazla…)

  • Siyasi Tarih – Nasyonalizm
    Yazar Tarih Tarih Nisan 10th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Nasyonalizm
    Nasyonalizm veya milliyetçilik akımının esası milli bağımsızlıktır.
    Başka devletlerin hegemonyası altında yaşayan milletlerin milli
    bağımsızlıklarını kazanmaları ve kendi bağımsız devletlerini kurmaları
    hareketidir.
    Bu hareket de kaynağını Fransız İhtilalinden almaktadır. Bir bakıma
    kişi hürriyeti kavramının milletlere de tatbikidir. Nasıl bir insan,
    insan olması dolayısiyle bir takım temel hak ve hürriyetlere sahip
    bulunuyorsa, bir millet’de, bir bütün olarak, hürriyetine yani
    bağımsızlığına sahip olma hakkına sahiptir.
    Öte yandan, milliyetçilik hareketinin ortaya çıkmasında, İhtilal
    Fransa’sı müessir bir rol oynamıştır. Bilhassa İhtilal Fransa’sının
    kaderine 1797′den itibaren hakim olan Napolyon Bonapart, Avrupa’nın
    büyük devletleri ile savaşırken ve bu devletlerin topraklarına
    girerken, bu topraklardaki milletleri bağlı oldukları devletlere
    karşı ayaklandırmış ve Fransa’nın bu milletlere hürriyet getirdiğini
    söylemiştir. Bu kışkırtmaların bu milletler üzerinde tesirsiz kaldığını
    söylemeye imkan yoktur.
    Fakat 1815 Viyana Kongresinde, büyük devletler Avrupa haritasını
    kendi çıkarlarına göre düzenlerken, nasyonalizm bakımından, liberalizm
    konusunda yaptıkları aynı hatayı işlemişlerdir. Milletler ya
    parçalanmış ve bu parçalar başka devletlerin sınırları içine sokulmuş
    veya çizilen sınırlar içinde çeşitli milletler bulunmuştur. Mesela,
    Polonya toprakları bir kere daha Avusturya, Rusya ve Prusya arasında
    paylaşılmış ve Polonyalıların büyük bir kısmı Rusya’nın hegemonyası
    altına girmiştir. Halbuki Napolyon 1807 yılında, Prusya ile
    Rusya arasında bir tampon olmak üzere, Varşova Büyük Dükalığı
    adı ile bağımsız bir Polonya devleti kurmuştu. Polonyalılar bağımsızlığın
    tadını almışlardı. 1815 Viyana Kongresinde ise, bu bağımsız
    Polonya bir kere daha ortadan kaldırılarak toprakları üç devlet arasında
    bölüşülmüştür. Öte yandan, Avusturya İmparatorluğunun sınırları
    içinde, başta Macarlar olmak üzere, Polonyalılar, Çekler, Hırvatlar
    ve Romenler gibi birçok millet bulunmaktaydı. Hatta Osmanlı
    İmparatorluğunun Avrupa toprakları için de aynı şey söylenebilir.

    (daha fazla…)

  • Siyasi Tarih – Liberalizm
    Yazar Tarih Tarih Nisan 10th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Liberalizm

    Bilindiği gibi, Orta Çağlarda Rönesans hareketi sanat alanında
    ve Reformasyon hareketi de din alanında insan düşüncesine bir serbesti,
    bir çeşit hürriyet getirme amacını gütmüştür. Rönesans ile birlikte
    sanatkar tabiata daha geniş bir serbestlik ve hürriyet içinde
    bakmaya, ilhamlarını daha geniş sınırlar içinde işlemeye başlamıştır.
    Reformasyon hareketi ise, o zamana kadar egemen din olarak
    katolikliğin sert katı ve hoşgörüsüz din kalıbını kırarak, Tanrı ile insan
    arasındaki münasebetlere bir hürriyet getirmek amacını gütmüştür.
    Bunun sonucu olarak; Protestanlık denen yeni bir din şekli ve
    onun da çeşitli mezhepleri ortaya çıkmıştır. Protestanlık ve onun
    çeşitli mezhepleri, Tanrı-İnsan münasebetlerine, katoliklikten çok
    farklı yeni yeni şekiller getirmiştir.
    Fakat şu var ki, ne sanat alanındaki hürriyet gelişimi ve ne de
    din alanındaki hürriyet gelişimi, insanın toplum içindeki siyasal yaşayışına
    herhangi bir serbestlik veya hürriyet getirmekten çok uzak
    kalmıştır. Sanat ve din alanında insan düşüncesine bir dereceye kadar
    hürriyet gelmiş, lakin hürriyet insanın toplum içindeki siyasal
    durumunu değiştirememiştir. İnsanlar yine, kudretini ve yetkisini
    Tanrıdan aldığını iddia eden, kral, imparator, prens veya hükümdar
    denen bir tek insanın sert, mutlak ve sınırsız otoritesine tabi olarak
    ve onun keyfi idaresi altında yaşamaya devam etmişlerdir.
    Daha açık bir deyişle, toplum içinde kişinin insan olarak hiç bir
    değeri tanınmamıştır.

    (daha fazla…)


tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.