tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » Tarih Makaleleri
Logo Background RSS
Blue Theme Green Theme Pink Theme Black Theme Red Theme

» Tarih Makaleleri

  • Tarih Makaleleri – Heterodoks Sufilik
    Yazar Tarih Tarih Nisan 19th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    sufilik, heterodoks sufilik, sufilik, batınilik, babailer isyanı, sufilik

    Heterodoks Sufilik

    Sufi ve tasavvuf kelimeleri Kur’ân ve hadislerde zikre¬dilmediÄŸi gibi, sahabe ve tabiin devrinde bilinen kavramlar da deÄŸildir. Sufi; Tasavvuf ehline verilen isim ve sıfatlar arasında en çok tutulanıdır. Suhreverdi, mukarrebunu sufiye, abrarı mutasavvıfa anlamında kullanmaktadır. Sufinin, Cenabı-ı Allah’a kurbiyetten, ruh makamına yükselen kiÅŸi olduÄŸunu, mutasavvıfanın ise zühde hayatına özenen kimse olduÄŸunu söylemektedir. Hicri II. asrın ortalarından sonra kullanılmaya baÅŸlayan ve giderek yaygınlaÅŸan kavram “sufi” kavramıdır.

    Sufi ve tasavvuf kelimeleri Kur’ân ve hadislerde zikre¬dilmediği gibi, sahabe ve tabiin devrinde bilinen kavramlar da değildir.

    Sufi; Tasavvuf ehline verilen isim ve sıfatlar arasında en çok tutulanıdır. Suhreverdi, mukarrebunu sufiye, abrarı mutasavvıfa anlamında kullanmaktadır. Sufinin, Cenabı-ı Allah’a kurbiyetten, ruh makamına yükselen kiÅŸi olduÄŸunu, mutasavvıfanın ise zühde hayatına özenen kimse olduÄŸunu söylemektedir. Hicri II. asrın ortalarından sonra kullanılmaya baÅŸlayan ve giderek yaygınlaÅŸan kavram “sufi” kavramıdır. İlk defa “sufi” lakabıyla anılan zat, bir rivayete göre Cabir b. Hayyam el-Kufi (ö.150/767), bir baÅŸka rivayete göre ise Ebu HaÅŸim el-Kufi’dir. Her ikisi de Kufeli olan bu zatların durumları nazar-ı itibara alındı¬ğında “sufi” kavramının önce Kufe ve Basra’da ortaya çık¬tığı söylenebilir.

    Tasavvufi terim olarak ise. İlahi bir feyz olarak kâinatın sırlarını bilme kudretidir. Tasavvufla ilgili ÅŸeyleri okuyup ta bu ne istir demeyin. Zira tasavvuf kâl degil, hâl isidir.(Magnolia) tasavvuf, mana âlemi ile ilgili bir duyuÅŸ, düşünüş, ve inanış sistemidir. Bu sistemde sadece Allah’ın birliÄŸi deÄŸil, Allah’ın varlığı ve onun yegâne mutlak varlık olduÄŸu esasına dayanir. Buna göre insan da Allah’tan kopmuÅŸ bir nurdur ve geçici bir sure için beden kılıfına burunmustur. Bundan dolayıdır ki insana büyük saygı duymak gerekir. (mutasavvıflar insanları çok severler sevmelidirler) tasavvuf düşüncesine baÄŸlananlara Mutasavvıf denir.
    (daha fazla…)

  • Tarih Makaleleri – Kleopatra
    Yazar Tarih Tarih Nisan 9th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Kleopatra

    Kleopatra (Ocak M.Ö.69 – 12 AÄŸustos M.Ö.30), Antik Mısır’ın son Hellenistik kraliçesidir. Asıl ünvanı VII. Kleopatra olmasına raÄŸmen kendisinden önce gelenler unutulduÄŸu için, kısaca Kleopatra olarak bilinir. 9 dil bilen Kleopatra zeki bir kadındı.
    İskenderiye’de doÄŸdu. Aslen Yunan olan Kleopatra, babası XI. Ptolemaios`un vasiyeti üzerine kardeÅŸi ile evlendi. O zamanlar Mısır’da egemen olan Yunanlılar Mısır toplumuna karışmamak için kendi soylarından olan kiÅŸilerle evleniyorlardı, bu da akraba evlilikleri sonucu özürlü insanların doÄŸumuna yol açıyordu. Babası öldüğünde 18 yaşında olan Kleopatra tahta çıktı

    Halkın içine girebilmek ve halkın kendisini benimsemesi için kendini Mısır dinine verdi. KardeÅŸi tarafından iktidardan uzaklaÅŸtırılıp sürgüne yollandı. Kleopatra iktidara yanında büyük Roma imparatoru Sezar ile geri döndü. Kleopatra’nın bir halı içinde Sezar`ın sarayına girdiÄŸi ve bu büyük kralı kendine aşık ettiÄŸi rivayet edilir. Bu olaydan sonra kardeÅŸi, kimsenin bilmediÄŸi bir sebeple Nil sularında boÄŸuldu. KardeÅŸinin aradan çekilmesi ile Kleopatra tek başına iktidar koltuÄŸuna oturdu. O sırada Sezar’dan bir çocuÄŸu oldu ve minik Sezarion`u alıp Roma’ya gitti.

    (daha fazla…)

  • Tarih Makaleleri – Osmanlı’nın GeniÅŸleme Stratejileri
    Yazar Tarih Tarih Nisan 9th, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Osmanlı’nın GeniÅŸleme Stratejileri

    Orta ve Güney-batı Asya’daki Büyük Selçuklu hakimiyetinin 1157′de sona ermesi üzerine, bölgedeki dengeyi, özellikle Haçlıların kendi lehlerine deÄŸiÅŸtirme çabalarına, belki de kendini aÅŸan bir kapasite ile karşı koyan Anadolu Selçuklularının 1243′de KösedaÄŸ savaşında MoÄŸollara maÄŸlup olması, Anadoluyu bile küçük devletçikler öbeÄŸi haline gelmiÅŸti. MoÄŸolların DoÄŸu ve Orta Anadolu’da etkili olması dolayısıyla buralardaki Türkmenlerin büyük bir kısmı yönlerini MoÄŸol baskısının ulaÅŸmadığı, Batıdaki uç bölgelerine çevirmiÅŸlerdi.
    Serhad bölgesindeki Türkmen nüfusunun artmasına paralel olarak Bizans ile-deniz hariç-en geniÅŸ sınırı bulunan Osmanlı BeyliÄŸi Bursa, İznik, İzmit, Üsküdar istikametinde birikmiÅŸ insan gücünü kullanarak geniÅŸlemiÅŸ ve Anadolu Selçukçulularının yıkılmasıyla ortaya çıkan kaos ortamında Bizans’ın Anadolu içlerine doÄŸru yeniden harekete geçmesine engel olmuÅŸtu.

    Selçukludan kalan alanda birbirleriyle mücadele eden beylikler yerine Osmanlı’nın, Bizans’a yönelmesi Anadolu’daki insanların Selçuklu varisliÄŸi hususundaki Osmanlı’ya teveccühünde önemli bir amil olmuÅŸ ve Osmanlı’nın temayüzüne yol açmıştı.

    Osman Bey, 1303′de, İznik ÅŸehrini baskı altında tutarak, İstanbul boÄŸazı istikametinde ilerlemeye çalışırken, Bizans’ın İznik’i kurtarma çabası, Koyunhisar savaşının Osmanlılar tarafından kazanılmasıyla baÅŸarısızlığa uÄŸramıştı. Bursa’yı ele geçirmek isteyen Osman Bey, 1321′de Mudanya limanını ele geçirerek Bursa’nın dış dünya ile olan irtibatını kesmiÅŸti.

    (daha fazla…)

S?nava Haz?rl?k