tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » Tarih Makaleleri

Logo Background RSS

» Tarih Makaleleri

  • Tarih Makaleleri – Balkanlarda Türk Etkileri
    Yazar Tarih Tarih Nisan 2nd, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Balkanlar… Birçok millet ve Devlet himayesi altına girmiş.Ve Osmanlı’daki kadar mutlu ve huzurlu olmamıştır.Peki neden ve nasıl isyanlar çıkartıp bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir?

    Kimileri diyor ki: Osmanlı Devleti Balkanlarda zulmetmiş yakmış,yıkmış öyle ki Hristiyan Bosnalılar Türk korkusundan dolayı Müslüman olmuş.Osmanlı Balkanları işgal etmiş…Bunları söylemek son derece komik ve tam anlamıyla saçma olur.Bunu söyleyenlerin neden söylediğini anlayamıyorum ama söyleyenlerin bir kısmının da bizlerden birilerinin söylediğini biliyorum.Peki eğer sizde Osmanlı Devleti’nin
    Balkanlarda yakıp yıkma politikasını izlediğini düşünüyorsanız.Öncelikle yanıldığını söyleyerek başlayacağım.Sizde bana nerden böyle bir iddia atıyorsun derseniz:
    *Bugün Arnavutlukta ”Türk”kelimesinin onlar için doğruluk,dürüstlük,yiğitlik,efendilik ve hak bilirlik manalarına geliyor.Hatta ve hatta Arnavutlar kendi aralarında yemin ederken ”Doğru söylemiyorsam Türk olmayayım!”diyerek birbirlerini inandırmaya çalışıyorlar.
    *Çarlık Rusyasının panslavizm propogandasına kanarak Rusya’ya göç eden Osmanlı Devleti teb’ası bazı Bulgar vatandaşların,tekrar topraklarıına dönebilmek için 30 Ocak 1862′de Osmanlı Devleti’ne müracat etmişlerdir.Ve:”Ecdadımız Osmanlı idaresinde rahat ve her türlü nimet ve adaletle dolu bir hayat sürmüşken bizler Rusya’ya gitmekle,yazık ki bir tuzağa düşmüş olduk.Saf insanlar olduğumuz için aleyhimizde tertiplenen bu hareketin sonucunu düşünmedik ve bu işi bilerek yapmadık.Göç etmeden önce ,Vidin’de bulunan Rusya konsolosunun vaadlerine kanarak,mallarınızı ve eşyalarımızı gayet düşük fiyata satmıştık.Zira konsolos ‘Sizin için Rusya topraklarında her şey hazır ve amadedir emval ve emlakinizin bedeli orada meccanen karşılanacaktır’ diyerek bize teminat vermişti.Halbuki oraya vardıktan sonra bize mallarımızın ve emlakımızın bedeli olarak bir şey verilmediği gibi üstelik bizden para da almaya kalktılar.Gece gündüz pişmanlık gözyaşları döküyoruz.Zira burada hiç kimse yüzümüze bakmıyot.Akıbetini düşünmeden hayvancasına koşup geldiğimiz bu yerden kurtulmamız için ,bizler gibi kandırılan diğer Bulgarlar hemşehrimizle birlikte affedilerek,tekrar Osmanlı topraklarıa dönebilmemiz hususunu niyaz ederiz” diyerek Balkanlarda kandırılıp Osmanlıya karşı kışkırtılan Bulgarları en iyi biçimde ifade etmişlerdir.
    *Çarlık Rusyası’nın Balkanlar’ı Osmanlı’dan koparmak gayesi ile Balkan milletlerine gizliden gizliye silah dağıtıp,bir yandan da fitne tohumları ekerek ayaklandırmaya çalışmıştır.Bu iş için vazifelendirilen Rus generali Çirnayev’in 1877 yılında Bulgaristan’da Çar’a gönderdiği gizli rapor ağlatıcı cinsten:
       ”Buralarda hiç yoktan ordular meydana getirdim.Bu askerleri ölüme sevkediyorum.Fakat bu insanları sendeleten bir engel var;TÜRKLERİN YAŞAYAN HATIRALARI!ölümden korkmayanlar bu hatıralardan korkuyorlar.Yalnız Türkleri değil,onların tarihlerini de yenmek lazım.
    Onlarda herhalde bir sihirbaz zekası var.Bir değil,birkaç istila bile,onların iliklerine işleyen gizli üstünlüklerini yıkmaya bence kafi gelmeyecektir.”diyerek ibretli bir itirafta bulunmuştur.
    *Kurtuluş savaşından öceki İstanbul’un işgal yılları sırasında,birçok yerli rum kışkırtılarak taşkınlıklar yaparak Türk düşmanlığını körüklemesine mukabil hakperest bir Rum olan Alerko Mandacı’nın elinde tespihi,başında fesi ile dolaşıp:”Ben bu fesin altında doğdum,bunun altında ölürüm!”diyerek soydaşı diğer Rumlara muhalefet edip onlarla yaka paça mücadele etmiştir.
    *Ve son örneğimiz de herkesin bildiği olan Sırpça,Yunanca,Makedonca,Boşnakça,Hırvatça gibi Balkan dilleri bunların ne alakası var diyorsanız da şöyle diyelim 400 sene gibi bir sene Türklerin himayesi altında yaşamalarına rağmen neden hala kendilerine ait bir dilleri var diyorum sebebi ise belli Osmanlı Devleti’nin yerli halkın diline dokunmamış olmaları.

    (daha fazla…)

  • Tarih Makaleleri – Tarihimize ve Değerlerimize Sahip Çıkmak
    Yazar Tarih Tarih Nisan 2nd, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Tarih bir milletin en önemli değerlerindendir.Tarihimizi unutmak kendimizi unutmaktır.Tarihini unutmuş veya tarihinden ders çıkarmamış bir millet hata yapmaya mahkumdur üstelik sürekli aynı hatalary yapar.

    Türkiye Cumhuriyeti gerek coğrafyası gerek uzun bir tarihi geçmişine sahip nadir devletlerdendir.Gerek Osmanlı Devleti gerek Orta asya geçmişimiz ile çok büyük bir tarihi geçmişe sahip olduğumuz herkes tarafından bilinmektedir.Fakat önemli bi konuya da ayak basmak lazım
    biz bu değerlerimize ne kadar sahip çıkıyoruz kültürümüzü ve atalarımızın bize bıraktığı değerleri ne kadar sahipleniyoruz.Belki de kaybolan değerlerimizi kurtarsaydık şimdi dünyada söz sahibi bir devlet olabilirdik.Evet yanlış duymadınız dünyada söz sahibi devletlerden olabilirdik.Bunu şu anekdotla daha iyi anlayabiliriz.

    “Divanü Lügati’t Türk’ün varlığı biliniyordu ama kitabı kimse görmemişti. Eser, İstanbul’da bulundu. Eser, dönemin maliye nazırlarından birinin kütüphanesinde bulunuyormuş. Bakan, çocuklarına ’Bu çok kıymetli bir kitap. Bir gün sıkışırsanız 30 altından aşağı satmayın’ diye tembih etmiş. Aile ekonomik sıkıntıya düşmüş ve eser, bakanın torunu tarafından bir sahafa 30 altın karşılığında satılmış. Bir kitap kurdu olan Ali Emiri Efendi, Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yıllarında Bağdat’ta Abbasi Halifesine sunulmak üzere yazılan bu muhteşem eseri sahaftan 33 altına satın almış ve ’Bu kitap 33 altın değil, dünyalara değer’ demiş. Dönemin aydınları kitabın bulunduğundan haberdar olunca, Ali Emiri Efendi’ye kitabı görmek için gelmişler ama Ali Emiri Efendi kitabı hem kıskandığı hem de kaybolmasından korktuğu için kimselere göstermemiş. Göstermeyince de kitaba ilgi daha da artmış.

    (daha fazla…)

  • Tarih Makaleleri – Hindistan’ın Osmanlısı
    Yazar Tarih Tarih Nisan 2nd, 2010 | Yorum Yok Yorum var

    Hindistan…İsmi anıldığında akla ilk gelen bir Budizm başkenti olduğudur.Fakat tarihi kaynaklara göre Hindistan’ın geçmişi ”Osmanlı sevdasına dayanır”.

    Hindistan’ın başkenti Yenidelhidir.1 milyarın üzerinde nüfusu olmakla birlikte birçok dini de bünyesinde barındırır.Ve nüfusunun %81 ‘i gibi bir oranla da baş dini Budizm’dir.

    Hindistan’ın tarihte inanılmaz seviyede bir Osmanlı sevdalısı olduğunu çok az kişi bilmektedir.Hatta ilk duyanlar şaşırabilir:’Nasıl olur da 21.yüzyılda sömürgeden çıkmış ve Budist bir halk tarihte bu şekilde olabilir?’fakat bu bir gerçek ve bu gerçeğin kaynakları İngiltere arşivlerinde yer almaktadır.Dönem Sultan II. Abdülhamid’in dönemine rastlar.

    1887′de Osmanlı-Rus savaşı patlak verince bunun Hintliler üzerindeki tesiri muazzam olur.Zira onlara göre Osmanlı Devleti’nin başına bir şey gelmesi,İslam’ın son güçlü hür kalesinin yavaş yavaş yok olması,dolayısıyla kendilerinin de önemsiz bir azınlık durumuna sokmaktadır.Bu yüzden Hintli Müslümanlar ellerinden gelen her şeyi fazlasıyla yapmakta Hindistan’ın her yerinde mitingler düzenlemektedirler.Ayrıca Müslümanlar İngiliz hükümetini dilekçe yağmuruna tutarak,Rusya ve onun balkan müttefiklerine karşı Osmanlı Devleti’nin desteklenmesini isterler.Keza bir yandan da Osmanlı için yardımlar toplanarak İstanbul’a gönderilmekte ve halifenin zaferi için dualar edilmektedir.Hadiseye alaka o kadar büyüktür ki,bir anda pek çok günlük gazete ortaya çıkar.Halk,meydana gelen son haberleri öğrenebilmek için gazete matbaaları önünde yığınlar oluştururken;gazete alamayacak kadar fakir olanlar ve okuma yazma bilmeyenler için de gazeteler,büyük kalabalıkların önünde okunur olmuştur.

    Ve 93 Harbi(Osmanlı-Rus Savaşı) sırasında Hindistan Müslümanlarının faaliyetlerini Delhi’de yoğunlaştırdıkları görmekteyiz.Osmanlı ile İslam’ı düşüncelerinde bütünleştiren ve kendi istikballeri ile Osmanlı’nın kaderini bir gören Hintli Müslümanlardan savaşa bizzat katılmak üzere İstanbul’a gidenler olduğu Delhi polis raporlarında kayıtlıdır.

    Hintli Müslümanların bu savaşta Osmanlı Devleti’ne asıl yardımı,açılan yardım sandıklarında toplanan paralar teşkil etmektedir.Hint yarımadasının bu asil yürekli insanları onca fakirliklerine rağmen Osmanlı’ya 10 milyon rupinin üstünde yardım göndermişlerdir.Kaynaklar,toplumun bütün kesimlerinin bu yardıma iştirak ettiğini bilmektedir.Bu durum başlı başına benzeri görülmemiş bir hadise olup,Osmanlılar dahil herkesi şaşırtmıştır.Bu sırada Hindistan’da hakim olan kuraklık ve açlık buna bağlı olarak sadece Hindistan’ın güneyinde altı milyondan fazla insanın öldüğü dikkate alınırsa,Osmanlılara olan sevginin buudlarını daha iyi değerlendirmek mümkün olur.

    Hakikaten de Osmanlı,Hint Müslümanlarının gözünde abideleşmiştir.Sultan Abdülhamid Han’ın dahice takip ettiği siyaset çerçevesinde Afgan Emiri’ne elçi olarak gönderdiği kazasker Ahmed Hulusi,Afganistan’a gitmek üzere 9 Ağustos 1877′de Bombay’a geldiğinde Osmanlı heyetinin gördüğü fevkalde alaka İngilizleri ciddi endişeye sevkeder.Cuma namazında Halife’nin elçisi etrafında 50-60 bin kişilik coşkun bir kalabalığın toplanması üzerine İngilizler apar topar Osmanlı elçisini halktan uzaklaştırarak Afgan sınırına ulaştırırlar.

    (daha fazla…)


tarih islam tarihi selçuklu tarihi avrupa tarihi osmanlı tarihi türk tarihi tarih forum forum tarih sitemap

Sınava Hazırlık Website Content Protection

tarih tarih tarih türk tarihi tarih tarih tarih tarih tarih
Bu websitesi DMCA Protection ile lisanslanmıştır. Yazılar kopyalanamaz.