Logo Background RSS

» Tezler

  • İzmir İktisadi Kongresi ve Alınan Kararlar
    Yazar: | Tarih: 19 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    İZMİR İKTİSAT KONGRESİ

    23 Nisan I920’de Ankara’da toplanan TBMM, 2 Mayıs 1920’de 11 bakandan oluşacak hükümetin kurulması ile ilgili kanunu kabul etmiştir. Bu hükümette bir iktisat (ekonomi) bakanlığı da bulunmaktadır.

    Hükümetin programında, mali ve ekonomik meseleler üzerinde önemle durulacağı da belirtilmiştir. Ancak 1920-22 yılları arasında Türkiye Kurtuluş Savaşı içinde bulunduğundan TBMM hükümetinin bu dönemdeki başlıca amacı yurdu istiladan kurtarmaktır. Savaşın gerektirdiği nedenlerle de hükümet o sıralarda üretim ve endüstriye yatırım yapacak durumda değildir. Aksine tüketici topluluk çoğunluktadır. Bununla beraber yönetici kadro zaferden sonra prensip olarak siyasi ve ekonomik bağımsızlığı öngörmüştür.

    Gazi Mustafa Kemal, cumhuriyetin ilanından sonra, Lozan Barışı’nı takip eden günlerde iktisadi durumu görüşmek ve alınacak önlemleri tespit etmek için bir “İktisat Kongresi” toplamağa karar verecekti. Kongreye; çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi temsilcileri katılacaklardı. Toplantı yeri İzmir seçilmişti. Çağrılan temsilcilerin sayısı yaklaşık 2 bin kişi kadardı. Meslek ve iş kollarını temsil edenlerin görüşleri bir araya gelince memleketin iktisadi tablosu ortaya çıkabilir ve ihtiyaçlar belirlenebilirdi.

    İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat I923’te Gazi Mustafa Kemal tarafından açıldı. Kongreye Kazım Karabekir başkanlık etmekteydi. Çağrılan 2 bin temsilciden 1.35’i gelmiştir.

    İzmir iktisat Kongresi’nde; yeni Türkiye’nin ekonomik sorunları henüz savaştan çıkan Türk yurdu için başlıca konu oluyor. Lozan’da devamı istenen kapitülasyonlar ve diğer imtiyazların kabul edilmeyeceği ifade ediliyordu.

    Bu kritik devirde ekonomik sorunlarını düzenlemek için kararlar alan İzmir iktisat Kongresi’nde, devlet adamlarımızın, özellikle Mustafa Kemal’in kongreyi açış konuşmasındaki fikirleri dikkate değer.”[1] Çünkü Türkiye için amaç, savaşlardan yorgun çıkan halka ekonomik yön vermek ve harap olan yurdu kalkındırmak ve mamur etmektir.

    O dönemin şutları altında ekonomik problemlerin durumu ve çözüm şekilleri üzerindeki çeşitli düşünceleri yansıtması açısından I. İzmir İktisat Kongresi oldukça önemli bir yer işgal eder.
    (Devamini Oku)

  • 19. Yüzyıl Osmanlı Ekonomisi
    Yazar: | Tarih: 19 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    OSMANLI DEVLETİ’NİN 19. YÜZYILDAKİ EKONOMİK DURUMUNA GENEL BİR BAKIŞ

    Kuruluşundan 2 asır sonra dünyanın en güçlü imparatorluklarından biri haline gelen Osmanlı Devleti, 16. yüzyılda gücünün zirvesine çıkmıştı. “Bilindiği gibi modern çağın başlarında (16. yy.) Asya’da, Afrika ve Avrupa’da askeri, mali ve teknik olarak en büyük gücünü Osmanlı Devleti teşkil etmekteydi. Bu çağın başlarında, Osmanlı imparatorluğu çağın en büyük askeri mekanizmasını kurmuş, bu durum diğer alanlara da yansımıştır. Osmanlı imparatorluğu’nu bu seviyeye getiren dinamikler; çağın en düzenli ordularına, en ileri muhasara kuvvetlerine ve gelişmiş teknik araçlara sahip olmasındandır.” Ayrıca Osmanlı Devleti’nin fethettiği yerlere yönelik olarak takip ettiği siyaset, yerleştirdiği köklü program, refah, adalet uygulamalarındaki hassas davranmaları, yerli halkların gelenek ve göreneklerine karışmaması ve hatta gelişmelerine bile imkan tanıması idi. Yukarıda belirtilen bütün bu etkenler, Osmanlı Devleti’ni evrensel bir konuma getirmiştir.

    Osmanlı İmparatorluğu 16. asırda Asya ve Avrupa’daki yükselişleri devam etmiş, Afrika’daki genişleme 16. yüzyıl boyunca muazzam bir duruma gelmiştir. “Osmanlı Devleti, Orta Avrupa’nın tamamını kendi egemenliğine sokmuş, Avrupa’nın en güçlü iki devleti olan; Avusturya-Macaristan ve Şartken imparatorluklarını da Viyana kuşatmasıyla büyük bir baskı altında tutmuştur. Osmanlı Devleti’nin 16. ve 17. yüzyıldaki üstünlüğü II. Viyana bozgununa kadar devam eder. Viyana bozgunu ile Osmanlı Devleti Avrupa’ya karşı askeri, mali ve teknik sahalarda git gide gerileyecektir.”[1] 18. yüzyılda ise Avrupa’ya karşı üstün konumunu kaybedecektir. Bu durum Avrupa’ya üstün bir güç ve intikam fırsatını verecektir. Osmanlı Devleti’nin bu gerileme durumunu kaçınılmaz kılan unsurlar şunlardır:
    (Devamini Oku)

  • Cumhuriyet Dönemi Ekonomi
    Yazar: | Tarih: 19 Nisan 2011 | Yorum Yok Yorum var

    CUMHURİYET DÖNEMİNİN İLK YILLARINDA DEVLETİN İKTİSADİ VE EKONOMİK YAPISI, ALINAN TEDBİRLER VE EKONOMİK POLİTİKASI

    Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmıştı. İmzalanan Mondros Mütarekesiyle (1918), İtilaf devletlerine teslim olmayı kabul etmek zorunda kalmıştı. Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanan emperyalist devletler (Fransa, İtalya, İngiltere ve bunun güdümündeki Yunanistan) Anadolu’nun her tarafını işgal etmeye başladılar. Bu işgallere karşı Mustafa Kemal’in Anadolu’ya çıkışı, Türk halkını önce pasif direnişe ve daha sonraları da bizzat kendisinin yöneteceği Milli Kurtuluş hareketini başlatması ile emperyalizmle bir ölüm-kalım savaşına başlanmış oluyordu. Doğu’da Bolşevikler’in desteğindeki Ermeniler kesin bir yenilgiye uğratılmış, Doğu cephesi Ankara hükümetinin 3 Aralık 1920’de Gümrü Zaferi ile kesin olarak kapanmıştır. Daha sonraları ise Milli Kurtuluş Savaşı, İngiliz desteğiyle Batı Anadolu’yu işgal eden Yunanlılar’a karşı tüm şiddeti ile mücadele verilmiş, bir çok savaşlardan sonra Başkumandanlık Meydan Savaşı ile de Yunanlılar kesin bir yenilgiye uğratılarak Anadolu’dan çıkarılmışlardır. Bu kesin zafer üzerine İngilizlerle, daha önceki istekleri doğrultusunda değil bu defa Ankara hükümetinin isteklerini yansıtan 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. Şartlar hazır hale geldikten sonra da Lozan’da uzun bir tartışmadan sonra, bağımsızlığımızın tam olarak sağladığımız Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalanmıştır. Daha önceleri İtalyanlar da Anadolu’nun işgal edilmesinin imkansızlığını gördüklerinden yurdumuzu terk etmek zorunda kalmışlardı. Fransızlar ise, Sakarya Zaferi’nden sonra Ankara hükümetiyle, İskenderun Sancağı dışında kalan meselelerde anlaşmak üzere 20 Ekim 1921 ‘de Ankara Antlaşması’nı imzalamışlardı. Ayrıca Ankara hükümeti bu tarihe kadar iç isyanları da bastırmış, içte ve dışta itibarı yükselmiştir.
    (Devamini Oku)


sitemap
site ekle