Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların Altın ordu Devleti İle İlişkileri

  • Kıpçakların Altın ordu Devleti İle İlişkileri

    Biz burada Altın ordu Devleti’ni baştan sona anlatmaktan ziyade Kıpçakların bu devlet içerisindeki konumu üzerinde duracağız.

    XIII. asırda Asya ve Ön Asya’yı sarsan Moğol istilasının ortaya çıkardığı yeni siyasî oluşumlardan biri de Altın ordu Devleti olmuştur (1241-1502). Bu devlet, Doğu Avrupa’da ağırlık merkezi Aşağı İdil (Volga) boyunda kurulmuş bir Türk-Moğol Devleti’dir. Altın ordu Devleti, başta “Deşt-i Kıpçak”taki Kuman/Kıpçaklar olmak üzere Volga kıyılarındaki Bulgar Türklerini, Hazarları, Slavları ve bunların dışında bazı kavimlerini de içinde barındırmıştır. Bunların içerisine bu bölgeyi fetheden ve XIII. yüzyılın sonlarına doğru Türkler içerisinde kaybolan Moğolları (Tatarlar) da katmak gerekir. Görülüyor ki Altın ordu Devleti etnik yapı bakımından bir birlik göstermez.

    Deşt-i Kıpçak adı, Moğollar döneminde muhafaza edilmekle kalmayarak o zamanki kültür aleminde Çin’den Endülüs’e kadar geniş ölçüde yayılmıştı. Batu han ile beraber Deşt-i Kıpçak’a önemli bir Moğol (Tatar) kütlesinin geldiği ve göçebe halk arasında Moğolların çokluğu teşkil ettiği zaman zaman ileri sürülmüştür. Aileleri ve bütün malları, özellikle hayvanları ile beraber Coçi ulusuna gelen Moğolların sayıca az olmadıkları şüphesizdir. Ancak bu toprakların işgaliyle sıkı sıkıya bağlı olan bu hareket, bir göç olarak düşünülmemelidir. Moğolların çoğunluğunu oluşturan esas kitlesi Moğolistan’da kalmıştı. Bu durum karşısında işgal olunan memleketlerin (Kıpçak Bozkırlarının) Moğollaşmasından söz etmek uygun değildir.

    Güneydoğu Avrupa’da eski Türk unsurlarının kuvvetli oldukları ve Kıpçakların Deşt-i Kıpçak’ta esas göçebe kitlesini oluşturduğu Çağdaş Arap tarihçisi el-Ömerî’nin şu ifadelerinden anlaşılıyor: “Bu devlet (Altın ordu) eskiden Kıpçakların yurdu idi. Lakin Tatarlar tarafından işgal edilince, Kıpçaklar onlara tabi oldular. Sonra (Tatarlar) onlarla (Kıpçaklarla) karıştılar ve akraba oldular. Toprak, onların (Tatarların) Tabiat ve soylarına galip geldi. Tatarlar tamamıyla Kıpçaklaştılar. Çünkü Moğollar (Tatarlar) Kıpçak topraklarında yerleştiler, onlardan kız aldılar ve onların yurtlarında kaldılar”.

    El-Ömerî’nin bu ifadesi bu bölgeye gelen Moğolların Türkleşmesi olayının çağdaş aydınlar tarafından çok güzel müşahede edildiğini gösteriyor. Moğolların Kıpçak bozkırlarında yaşayan esas halk kitlesine oranla sayıca çok fazla olmadıkları görülüyor. Esasen bunun aksini düşünmek de doğru olmaz. Bu Türkleşme olayının ne kadar süratli ve geniş olduğu, XIV. yüzyılda Coçi ulusunda (Altın ordu’da) Moğolca yerine Türkçe bir edebi dilin teşekkül etmesinden anlaşılıyor. Buna karşılık Kıpçak bozkırlarında Kıpçaklar çoğunluğu oluşturuyordu.

    Moğolların Türkleşmesi olayı öncelikle bozkırlarda başlamış ve diğer bölgelere yayılmıştır. Kuruluşundan kısa bir süre sonra bu Moğol şube devleti bir Türk devleti olarak karşımıza çıkmıştır.

    Bütün bunlardan anlaşılıyor ki Cengiz ailesi (Moğollar) Deşt-i Kıpçak bölgesinde kısa zamanda Türkleşmiş ve Kıpçak kavimler birliğine katılarak bu şekilde hayatlarını sürdürmüştür. Bunu ispat için 1327’de vefat eden Arap tarihçisi Dımeşkî (Dimişkî)’den bazı cümleler nakletmek yerinde olur. Dımeşkî Altınordu dönemi ile ilgili olarak şunları bildirmektedir: “Kıpçakların birçok oymakları vardır. Bunların hepsi Türktür: Bergü, Toksaba, İtaba, Barak, İleris, Burçoğlu, Konguroğlu, Yimek. Bunların daha sonra Havarizm’e yerleştiği anlaşılmaktadır. Kıpçakların daha küçük boyları da vardır. Bunlar: Tok, Başkırt Kumandur, Berendi, Beçene, Karabörklü, Uzun ve Çurtan vb.’dir.”

    Netice itibarıyla, Altın ordu Devleti’nin etnik yapı bakımından bir birlik oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Etnik yapı olarak birliğin olmadığı bu ülkede, genellikle bozkırlarda olmak üzere Kıpçakların nüfus itibariyle önemli bir yere sahip olduğu, hatta en kalabalık nüfusu bunların oluşturduğu ortaya çıkmaktadır.

    Kıpçakların, Altın ordu’nun yönetim birimlerinde ve genel ekonomisi içerisinde de etkin rol aldıkları görülmektedir. Altın ordu Devleti’nde askeri kuvvetlerin kuruluşu Cengiz Han ordusundan farksızdı. Bu orduda tümen beyleri, bin beyleri, yüz beyleri, on beyleri vardı. İşte bu mekanizmaya sahip olan bu devletin gerek askeri, gerekse yönetim mekanizmasının önemli yerlerinde Moğolların yanı sıra Kıpçakların da yer aldığı tarihî kaynaklarca sabittir. Hatta bazı tarihçiler Altın ordu Devleti’nden bahsederken “Bir miktar Moğol kanı olan Kıpçak Türklerinin devamıdır” şeklinde ifadeler kullanmışlardır.

    1246 yılında Deşt-i Kıpçak’tan geçen Plano Carpini, Kıpçak bozkırlarındaki göçebelerin zenginliğinden bahseder. Onun şu cümlesi dikkat çekicidir: “Deve, sığır, koyun, keçi ve at gibi hayvanları çoktur. Bütün dünyada bu kadar çok yük hayvanı bulunmadığını sanıyorum”. Carpini, bu sözlerle her ne kadar Deşt-i Kıpçak’taki Moğolları kastetse de bölgedeki göçebe ahalinin büyük çoğunluğunu Kıpçaklar oluşturmaktadır. Dolayısıyla Carpini’nin bu sözlerinin Kıpçaklara da teşmil edilmesi yanlış olmaz. Altın ordu Devleti’nde, göçebeler, göçebe ekonomisi ve göçebe yaşayışının önemli bir yeri vardı. Göçebelerin ana kütlesini de Kıpçaklar oluşturmakta idi. Dolayısıyla Kıpçakların devlet teşkilatı ve yönetimdeki etkinliklerinin yanı sıra, Altın ordu Devleti’nin ekonomik hayatında da belirli bir yere sahip olduğu göz ardı edilmemelidir.

    Altın ordu Devleti’nin çöküşüyle ortaya çıkan hanlıklar içerisinde de Kıpçakların rolü ve etkilerinin devam ettiğini tarihi kaynaklardan öğrenmekteyiz Bazı kaynaklar bu hanlıklardan Kıpçak hükümetleri şeklinde bahseder.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle