Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların Bulgarlarla İlişkileri

  • Kıpçakların Bulgarlarla İlişkileri

    Bulgar Kıpçak münasebetlerini XI. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlatmak doğru olur kanaatindeyiz. XI. yüzyılın sonlarından itibaren XII. yüzyılda Kıpçaklar, Ukrayna ve Romanya üzerinden adeta bir kasırga gibi Balkanlar’a inmeğe başlamışlardır. İlk olarak Kuzey Bulgaristan’ın Tuna boyu ve Dobruca bölgelerine, daha sonra güneye doğru inerek Rodoplar ve Makedonya’nın doğu kısımlarına yerleşmişler ve dağıldıkları yerleşim birimlerine de coğrafi isimlerini vermişlerdir. Örneğin, Makedonya’daki Kumanova, Sofya’daki Kumantsi, Nevrokop’ta Kumança, Kesriye’de Kumaniçevo, Vidin’de Kumani adası, Niğbolu’da Komana, Lofça’da Kumanitsa gibi yer ve köy isimleri bütün onların eserleridir. Şunu da belirtmek gerekir ki, Kıpçaklarla Bulgarların ilk temasını Kıpçakların bu bölgeye gelmesinden sonraya hasretmemek lazımdır. Çünkü 1060’lı yıllarda Aşgıl (Isgıl) Bulgarlarının göç sahaları olan Don nehri civarında Kıpçaklar ile temas ve ilişki kurdukları, takip eden yıllarda da Cimc (Emba) ve Yayık boyunda göç eden Oğuz ve Kıpçakların bir kısmı ile ticarî ilişkiler içerisine girdikleri anlaşılıyor.

    Kıpçakların 1087 yılında Peçeneklerin de desteğini alarak Bulgaristan, Makedonya, Yeni Pazar, Kosova, Bosna ve Arnavutluk’u içine alan ve merkezi Kumanova olan “Kuman-Peçenek Türk Federasyonu”nu kurdukları ve böylelikle de ilk defa Türk dışı unsurlara karşı “milli birliğin” oluşması yoluna gittikleri rivayet edilmektedir. Ancak bu Kıpçak-Peçenek birliği 1091 yılında politik fonksiyonunu kaybetmiştir. XI. yüzyılın sonlarında bu bölgedeki Kıpçak etkinliği Bulgaristan’daki Bizans hakimiyetini sona erdirmiş ve bölge insanına bir rahatlama sağlamıştır. Bu dönemde bu bölgeye gelen Kıpçaklar büyük ölçüde Hıristiyanlaşıp Slavlaşmıştır. Bu şekilde Batı Trakya, Makedonya ve Bulgaristan’ın dağlık kesimlerinde kalmış olan pek çok Kıpçak Türkü, daha sonraları yine Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kıpçak grupları ve Osmanlılar döneminde Anadolu’dan gelen Türkler sayesinde kendilerini yenileme imkanı bulmuştur.

    XII. yüzyılın sonlarına doğru gelindiğinde Kıpçakların, Romenlerin ve Bulgarların teşkilatlanmasında ne derece etkili oldukları daha iyi görülür. Vaktiyle Avarların Slâvları teşkilatlandırması gibi, Kıpçak idarecilerinin de Balkanlar’da benzer büyük hizmetleri görülmüştür. 1185-1237 yılları arasında Tuna’nın güney bölgesinde kalabalık halde yaşayan Kıpçakların Bizans’a karşı Bulgar İstiklal mücadelelerinde başlıca rolü oynadıkları anlaşılmaktadır. Mücadeleyi kazanarak II. Bulgar Devleti’nin başına geçen Çar Asen (1187-1196) Kıpçak menşelidir. O dönemde Bizans’ın Anadolu Selçuklularıyla uğraşmak zorunda kalması, Asen’in işini kolaylaştırmıştır. Asen ile kardeşi Peter komutasındaki Kıpçaklar Bizans’ı barış yapmaya zorlamıştır.

    Bizans’ın Haçlı seferleri sırasında Latinlerin eline düşmesinden sonra İstanbul’daki Latin İmparatorluğu’nun yeni Bulgar Krallığına karşı açtığı savaş da Edirne civarında tam bir bozgunla sonuçlandı (1205). İmparator Bulgar kralına esir düştü. Böylece Latin İmparatorluğu sarsıldı.
    Asen’in ikinci kardeşi Kaloyan döneminde Bulgar Krallığı daha da güçlendi ve Kaloyan, Bulgar kilisesinin Roma kilisesiyle birleşmesini benimsedi. Böylece başında bir Kıpçak Türkü’nün bulunduğu II. Bulgar Krallığı, Avrupa devletleri arasında varlığını resmen tanıtmış oldu. Nihayetinde Kaloyan, Boyarlardan Kıpçak asıllı biri tarafından öldürüldü. (1207). Yerine Boril geçti.

    1218’den itibaren eski Asen’in soyundan olan ve Bulgar krallarının en büyüklerinden biri sayılan II. Asen (1218-1241) Sırp kralı ile sıkı dostluk ilişkileri kurdu. Güneyde, Epir’deki Komnenoslara karşı kazandığı zaferle de (1230) krallığın sınırlarını oldukça genişletti. Meriç ırmağı ağzına kadar Trakya, Makedonya ve Arnavutluk’un tümünü krallığa dahil etti. I. Asen’in aksine Roma ile birleşme politikasından vazgeçerek İznik Rum kilisesi ile anlaştı.

    Bulgar kilisesini patriklik haline getirdi. Kral II. Asen, İstanbul’da zayıf bir Latin İmparatorluğu’nun bulunmasından yaralanarak Bulgar Krallığı’nı Balkanlar’ın en güçlü devleti haline getirdiği bir sırada, doğudan gelen Moğol orduları, Bulgaristan Krallığı’nı büyük ölçüde sarstı ve krallık gerileme sürecine girdi.

    1240-1241’de Rus topraklarının ve Kıpçak bozkırlarının Moğollar tarafından istilaya uğraması sonucu Kıpçaklardan bir grubun Aşağı İdil ve Don boyundan Orta İdil ve Bulgaristan’ın dağlık ve ormanlık alanlarına gelerek Balkanlarda’ki Kıpçak nüfusunu artırdıkları görülüyor. Bu arada Bizans imparatoru Johannes Vatatzes’in Balkanlar’da tekrar etkinliğini artırdığı ve Moğolların önünden çekilen Kıpçakların bir kısmını toprak karşılığı askeri hizmet yükümlülüğü ile Trakya’da, Makedonya’da ve Batı Andolu’da (Menderes Vadisi, vb.) yerleştirdiği ve Bulgar Krallığı içerisinde yoğun olarak bulunan diğer Kıpçak gruplarına karşı en iyi şekilde kullandığı anlaşılıyor.

    1280’de Bulgar Krallığı’nın başına yine Kıpçak asıllı biri olan Terter’in geçtiği görülüyor. Terter döneminde Kıpçak ileri gelenleri Bulgar Krallığı’nı tamamen ellerine aldılar.180 Terter, Bizans’ın etkisine son verip Moğolların üstünlüğünü kabul etmiş ve kendisini de o dönemde Altınordu’nun batısında olan Nogay Han’a dayamıştır. O sırada Bulgaristan’ın gerçek egemeni Nogay Handı. Bulgar krallarını o tahtan indirip çıkarmakta idi.

    Terter’den sonra başa sırasıyla oğlu Svetoslav ve torunu II. Terter geçmiş ve Terter hanedanı 1323 yılına kadar iktidarda kalmıştır.

    1323 yılından itibaren Bulgaristan’ın başında yine Kıpçak asıllı Şişman sülalesini görüyoruz. Mikhail Şişman da Nogay Han’ın isteğiyle bu göreve getirilmişti. Şişman döneminde Bulgaristan’da tam bir birlik söz konusu değildir. Şişman’ın bizzat kendisi Vidin kentinin beyi olmuştu. Terter’in kardeşi Eltimir, Güney Bulgaristan’da Kızanlık bölgesinin egemeniydi. Yine aynı yüzyılda (XIV), daha önce de belirtildiği üzere, başka bir Kıpçak komutanı Balık da Dobruca’da hakimiyet kurdu. Asıl Bulgar menşeli olanlar Güney Bulgaristan’a hakimdi. Nogay Han’ın yardımıyla Bulgaristan’da birliği sağlama çabaları içine giren Şişman, bu konuda amacına ulaşamamıştır. Şişman’dan sonra yerine Aleksandır İvan (1331-1365), ve yine aynı hanedandan II. Şişman (1365-1393) geçmiştir.

    1393 yılından itibaren bölgede Osmanlı Türk hakimiyeti kurulunca II. Bulgar Krallığı sona ermiş ve dolayısıyla Bulgaristan’daki Kıpçak egemenliği de bitmiştir. Sonuç itibariyle II. Bulgar Krallığı’nda Kıpçaklar büyük bir rol oynamışlardır. Gerek kral hanedanları, gerekse yüksek soylu sınıfı onlardan olmuştur. Aynı zamanda Moğolların ağırlığı ile kurulan Altınordu Devleti hızla Kıpçaklaştığı için Nogay Han dönemindeki Tatar egemenliği sırasında da bu Kıpçak üstünlüğü sürüp gitmiştir.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle