Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların (Kumanların) Tarih Sahnesine Çıkışları

  • Kıpçakların (Kumanların) Tarih Sahnesine Çıkışları

    Kıpçak kelimesinin VIII. yüzyıldan itibaren Türkler ve İslâmî tarih ve coğrafya edebiyatında, Kuman kelimesinin de 1055’den itibaren eski Rus metinlerinde geçmeye başladığını belirtmiştik. Kıpçak ve Kıpçaklar için kullanılan diğer kelimelerin kaynaklarda ilk rastlanılmaları tarih itibariyle yukarıda belirtildiği gibi olsa da, bu kavmin tarih sahnesine ne zaman çıktığı henüz tam netlik kazanmış değildir. Ünlü Alman bilgini Marquart’ın Kıpçaklara dair uzun ve derin araştırmalar yapmasına rağmen bunların Avrupa’ya gelmelerinden önceki tarihleri hakkında inandırıcı neticeler ortaya koyamadığı ancak bu kavmin ilk olarak kendi adları ile 1120-1121 yıllarında tarih sahnesine çıktıklarını göstermeye muvaffak olabildiği anlaşılıyor. Fakat Rus kronikleri bu tarihten önce XI. asrın ortalarından itibaren Kıpçakları zikretmeye başlamışlardır. Bazı tarihçiler de Kıpçakların ilk ortaya çıkışlarını VIII. asrın sonlarına kadar götürmekte ve o dönemde Kıpçakların merkezî Kazakistan çöllerinde yaşadıklarını belirtmektedirler. Onlara göre o dönemde Kıpçaklar, Kimekler, Başkurtlar ve Peçenekler ile komşudurlar.

    Kıpçakların tarih sahnesine çıkmalarını IX. yüzyıldan itibaren başlatanlar da vardır. Onlara göre, Kimeklerin daha IX. yüzyılda dağılmaya başladıkları ifade edilmektedir. Bu asırda bile Kıpçakların müstakil bir Türk kavmi gibi zikrolunduğu ağırlıklı görüşler arasındadır. Aynı asırda Kimeklerden ayrılan Kıpçakların batıya doğru göç ederek Oğuzlara kuzeyden komşu oldukları belirtilmektedir. Kıpçakların bir taraftan nüfuslarının çoğaldığı, diğer taraftan muhtemelen Kimeklere mensup diğer bazı grupların katılması ile kuvvetlenerek X. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Oğuzları sıkıştırmaya başladıkları ve onların göçlerinde önemli bir etken oldukları görülmektedir. X. yüzyıldan başlayarak XI. yüzyılda Kimek adının ortadan kalkıp Kıpçak adının yaygınlaştığını bütün tarihçiler teyit etmektedirler.

    A. Nimet Kurat, Kıpçak/Kumanların Asya’daki ilk vatanlarından batıya doğru hareketlerini 916 tarihinde Kuzey Çin’de teşekkül eden Kıtay Devleti’nin ortaya çıkmasına bağlamaktadır. Ona göre gittikçe büyüyen Kıtaylar bazı Türk kavimlerini batıya doğru itmiştir. Bunlar arasında Kıpçaklar da vardı. Yine Kurat, X. yüzyılda İrtiş boylarında yaşayan büyük bir Türk boyu olan Kimeklerle Kıpçak ve Kumanlar arasında taşımış oldukları isimlerden başka bir fark olmadığını belirterek yukarıda (Kimeklerle ilgili) bahsedilen görüşlere katılmaktadır. Aynı yazar, şark müelliflerinin Orta Asya’daki kavimler hakkında bilgi verdikleri zaman (IX. asırda) İrtiş’e yakın yerlerde Kıpçakların en kuvvetli zümreyi oluşturduğunu ve bu adın oradaki diğer bazı gruplara da isim olduğu üzerinde durmuştur. Daha sonra (XI. asır ortalarında) bu kavmin Avrupa’ya giden kısmı orada Kuman adı ile anılmıştır.

    Kıpçakların tarih sahnesine çıkması ve tarihteki rolleri üzerinde derinlemesine çalışma yapan şahsiyetlerden biri de Rasovsky’dir. Onun bu konudaki teorisini şu şekilde özetlemek mümkündür: “IX. ve X. yüzyılda İrtiş ve Ural arasında Kimek adlı bir Türk kavmi yaşamıştır. Bunlar Kumanlardır. Bunların bir oymağı Kıpçak idi. X. yüzyıldan başlayarak Kıpçak ismi yavaş yavaş bütün Kimeklere ad oldu. Uzak Doğu’da Kıtay Devleti’nin kuruluşu bozkır halklarını harekete geçirdi. Kıpçaklar bu yolla güney ve batıya ulaştılar. Bu ilerleyiş Orta Ural ile Don-Dnyeper arasındaki geniş bir cephede vukua geldi. Kendi önlerindeki Oğuzları kovalayıp takip etmeleri yaklaşık otuz sene devam etti.

    Kıpçak Devleti İrtiş ve Balkaş Gölü’ne kadar uzanır hale gelmişti. Kuzey sınırları Sibirya’da 56-57 enlem dairesinde, kendileri için önemsiz olan orman bölgesine kadar ulaşıyordu. Avrupa’da Kama Nehri aşağı mecrası ve Bulgar Devleti, kuzeyde ise Ryazan, Novgorod-Syeversk ve Pereyaslavl Rus prenslikleri sınırdı. Güney sınırları da Don mansabından Volga mansabına oradan da Hazar Denizi ve Aral gölü kuzeyinde Talas ve Çu çevresinde Hvarizm komşusu olarak bulunuyordu. Bu fevkalâde geniş alanda kışın daha çok güneyde konaklıyorlar, yazın ise orman bölgesi kıyılarına, Karpatlar’ın, Urallar’ın yamaçlarına ve Volga’nın batı kıyısındaki yaylalara çıkıyorlardı. Tam manasıyla birlik kuramayıp ancak tehlike anlarında bazı kısımlarının bir araya gelebildiği Kıpçaklar beş bölükten ibaretti: 1- Orta Asya, 2- Volga-Yayık, 3- Donyeç Don, 4- Aşağı Dnyeper, 5- Tuna Bölüğü. Batı tarafta bulunanların içlerine daha sonradan karışan kavimler olduysa da onlar kısa zamanda Kıpçaklaştılar.”

    Görüldüğü üzere Rasovsky’nin bu konudaki tezi Kıpçakların tarih sahnesine çıkışlarını içerdiği gibi daha sonra oluşturdukları siyasî birliğin sınırlarını da içermektedir.

    Kıpçakların ortaya çıkışlarında genel kanaat bu şekildedir. Az da olsa, VIII. asırdan başlayarak IX. ve XI. asırlarda tamamen tarih sahnesinde görünmüşlerdir. Bizim kanaatimiz de bu yöndedir. Ancak bu görüşler dışında, VI. yüzyılda Bulgarlarla Macarları Karadeniz’in kuzeyinden (Güney Rusya) kovan Sabir Türklerini, kök itibariyle Kıpçaklara dayayarak Kıpçakların ortaya çıkışlarını V. ve VI. yüzyıla kadar geriye çekenler olduğu gibi, bu kavmin daha I. yüzyıldan itibaren Kafkasya dağlarının kuzeyinde yer alan stepler ülkesinde oturduğunu ve bu bölgeye de “kumanya” denildiğini iddia edenler de vardır.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle