Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların Peçeneklerle İlişkileri

  • Kıpçakların Peçeneklerle İlişkileri

    Kıpçak-Peçenek münasebetlerini IX. asırdan itibaren ele almanın isabetli olacağı kanaatindeyiz. Araplar ve Karlukların 751 yılında Talas Nehri boyunda Çinlileri yenmelerinden sonra, Karlukların Peçenekleri tazyik etmeye başladıkları kuvvetli rivayetler arasındadır. Bu arada Karlukların kuvvetlenmesi Orta Asya Türk toplulukları arasında mücadelelerin yeniden canlanmasına neden olmuştur. İli, Çu ve Talas boylarındaki meralar yüzünden vuku bulan mücadeleler sonunda Peçeneklerin yenildiği ve Sır-Derya ve Aral Gölü civarına çekilmek zorunda kaldıkları görülmektedir. Bu mücadelelerin yankısı X. asır İslâm kaynaklarında da göze çarpar. Arap müelliflerinden Mes’udi o dönemde Peçeneklerin düşmanları arasında Uz, Karluk ve Kimekleri (Kıpçakları) de zikretmektedir. Başta Gerdizî olmak üzere bazı kaynaklar da IX. asrın sonlarında ve X. asrın ilk dönemlerinde Kıpçaklar, Peçeneklerin doğu ve kuzey komşusu olarak gösterilmektedir. Bu dönemlerde Hazarlarla Kama Bulgarları arasında sıkışan Peçeneklerin doğuya kaymalarına Kıpçakların ve Uzların izin vermedikleri belirtilmektedir.

    1030 tarihlerinde Kıpçakların İdil boyuna geldikleri ve batıya doğru ilerleyerek Uzları Don boylarından çıkardıkları anlaşılıyor. Yerinden oynatılan Uzlar da Peçenekler üzerine atılarak Dnyeper Nehri’nin sol sahilini ele geçiriyorlar. Bu şekilde yerinden oynatılan Peçenekler X. asırda bölgede yaşarken sekiz boydan oluşan ve daha sonra 13 boyu bulan büyük nüfusa sahip kalabalık bir topluluk haline geliyor.

    Kıpçakların 1060’dan sonra Uzları takiben Tuna boyuna doğru süratle ilerledikleri 1064’de Uzları Tuna’nın güneyine attıkları ve aynı zamanda Kıpçak/Kumanların Transilvanya-Macaristan istikametinde ilerledikleri anlaşılıyor. Böylelikle XI. yüzyıl sonlarında Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlar tamamıyla Kıpçakların eline geçmiş ve bu bölge şark kaynaklarında “Deşt-i Kıpçak” adını almaya başlamıştır. Bu adın Moğol istilasından sonra umumileştiğini görüyoruz.

    1087’de Bizanslılarla Peçenekler arasında Derster (Silistre) yakınlarında vuku bulan meydan muharebesi esnasında, Peçenek başbuğu Tatuş, Tuna’nın doğu istikametinde bulunan Kıpçaklardan yardım istemiş, Kıpçak/Kumanlar da bu davete icabet etmişler ve yardıma gelmişlerdir. Bu suretle Kıpçaklara Tuna kıyısındaki zengin otlakları ve Balkan yolunu gösteren Peçenekler olmuştur. Hatta bazı rivayetlere göre Kıpçakların aynı yıl Peçeneklerle beraber Bulgaristan, Makedonya, Yeni Pazar, Kosova, Bosna ve Arnavutluk’u zapt ettikleri ve başkenti Kumanova olan “Kuman-Peçenek Türk Federasyonu”nu kurmaya muvaffak oldukları bildirilmektedir. Böylece ilk defa Türk olmayan unsurlara karşı bölgede millî birliğin sağlanması yönünde bir adım atılmıştır.

    Silistre’de Peçeneklerin Bizanslıları bozguna uğratmaları neticesinde bu savaşta Peçeneklere önemli miktarda ganimet kaldığı anlaşılmaktadır. Peçenek başbuğu Tatuş’un isteği üzerine yardıma gelen Kıpçaklarla-Peçenekler arasında yukarıda zikredilen ganimetin paylaşımı problem olmuştur. Peçenekler, ganimeti Kıpçaklarla eşit şekilde paylaşmak istemeyince Kıpçak-Peçenek topluluklarının arası açılmış ve bu yüzden iki kardeş kavim birbiriyle çarpışmıştır. Kıpçakların galibiyeti ile neticelenen bu savaş Peçenekler ile Kıpçakların birbirlerine karşı yaptıkları ilk büyük mücadele mahiyetindedir.

    Çoğu tarihçiler Peçeneklerle Kıpçaklar arasında meydana gelen ve iki kavmin aralarının açılmasına neden olan sadece bir ganimet paylaşımı olmayıp Bizans siyaseti, yani Bizans’ın bir göçebe kavmi, öbürü üzerine düşürmekteki ustalığının bir neticesi olduğunda birleşmektedirler.

    Bizanslılar, Silistre’de Peçenekler karşısında aldıkları mağlubiyetin hemen akabinde Peçeneklerle onların yardımına gelen Kıpçakların aralarını açmayı başarınca tekrar bir toparlanma imkanı bulmuştur.

    1089 yıllarında Peçeneklerin Trakya’ya akınları söz konusudur. Yine bu sıralarda Bizans’ın hem İznik sultanı Kılıç Arslan, hem de İzmir beyi Çakan’ın hücumlarına uğradığı görülmektedir. Bu tehditler altında bunalan Bizans, Avrupa Hıristiyan devletlerinden yardım istemiş ve bu suretle I. Haçlı Seferi tertip edilmiştir.

    1090 sonlarında Bizans İmparatorluğu, tarihinin buhranlı anlarından birini daha yaşıyordu. Çünkü Peçenekler Anadolu’daki soydaşları ile işbirliği içine girmişlerdi. On yıla yakın bir zamandan beri kuvvetli donanması ile adalardan bazılarını fethederek Ege Denizi’ne hakim olan Oğuzların Çavuldur boyundan, İzmir beyi Çakan İstanbul’u fethetmek üzere Peçenek komutanlar ile temas kurmayı başarmıştı. Ege’de Çakan’ın donanması, Marmara sahillerinde Selçuklular, Edirne’de Peçenekler tarafından üç ağızlı Türk kıskacı arasına alınmış olan Bizans’ın 1091 ilkbaharındaki durumu, Fatih’in İstanbul’u fethinden hemen önceki günleri hatırlatıyordu.

    Bizans imparatoru Aleksios Batı Hıristiyan dünyasından zamanında yardım göremedi ise de imparatorluğunu bu tehlikeden yine Türklerin eliyle kurtarmayı başarmıştır. Kıpçak/Kumanların Tugorkan (veya Tugor Han) ve Bönek (Bonyak) adlı başbuğları ile anlaşarak onları, Çakan’ın sahillere yanaşmasını beklemek üzere Meriç Nehri kenarında Lebunium’da (Omurbey Mevkiinde) karargah kurmuş olan Peçenek kuvvetleri üzerine saldırttı. Kırk bin Kıpçak süvarisinin baskınına uğrayan Peçenekler tamamen ezildiler (29 Nisan 1091). Tarihi kaynaklar, bu iki akraba kavmin o dönemde birleşmeleri halinde Avrupa’nın çoğunu işgal edebileceklerini kaydetmektedirler.

    Siyasî tarihleri böylece sona eren Peçeneklerden arda kalanlar dağıldılar. Macaristan’a gidenler Peşte çevresinde ve Fertö vilayetinde yerleştirildiler. Bir kısmı da Uzlar ve Kıpçaklarla karıştı. Balkanlar’da kalanlar daha çok Vardar Nehri boyuna iskan edilmişlerdir.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle