Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların Romenlerle İlişkileri

  • Kıpçakların Romenlerle İlişkileri

    Peçenek ve Oğuzlardan sonra Kıpçakların XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Harezm’den Tuna nehri kıyısındaki “Demir Kapılar” mevkiine kadar uzanan geniş bir mıntıkayı zapt edip Dobruca’nın güneyine, Karadeniz bölgelerine, ve Deli-Orman taraflarına kadar yerleştikleri belirtilmektedir.155 Kıpçakların Karpat-Tuna bölgesindeki hakimiyeti büyük Moğol istilasına (1241) kadar, yani hemen hemen iki asır sürmüştür. Kıpçak (Kuman) lar diğer Türk kavimlerinin aksine hakimiyetlerinin sonuna doğru kitle halinde Hıristiyan olmuşlardır.156 Ancak Dobruca bölgesindeki ve diğer Türk kavimleriyle iç içe yaşayan Kıpçakları dışarıda tutmak gerekir kanaatindeyiz.

    Romenlerin Balkanlar’da, bilhassa Eflak’ta ve Moldavya’da Peçeneklerle ve daha sonra da Kıpçaklarla bir arada yaşadıkları kesindir. Kıpçakların zamanında buralara “Kumania” denildiği bilinmektedir. Romen tarihçi Filitti, “Kumania”nın kuman tabakası ile onlara tabi Romen toprağı olduğunu kabul eder.

    Romenler tarafından işgal olunan sahaların yerleşme tarihinde ve hatta Romen Devleti’nin teşekkülünde Türklerin büyük rolü olduğunu Romen şahıs isimlerinin incelenmesi teyit etmektedir. Eflak ve Boğdan ırmak adlarının büyük kısmı Türkçedir. Bilindiği üzere yerleşme tarihi bakımından ırmak adları birinci derecede önemlidir. Ayrıca Romen tarihinin başladığı yer “Curteo de Arges” Türkçe olduğu gibi Romen Devleti’ni kuran şahısta Kıpçaklı bir Türk’tür.

    Moğol istilasından sonra bugünkü Romanya topraklarında Romenler çok az olmasına karşılık Kıpçaklar önemli bir role sahipti. Moğollardan sonra burada bir asır kadar sükunet hakim oldu. 1330’lara gelindiğinde aniden bir Romen prensinin ortaya çıktığı ve askeri ve siyasî alanda başarılı olduğu görülüyor. Basaraba adındaki bu şahıs Romenlerin ilk Hükümdar sülalesi kurucusu oldu. Ancak bir asır önce “Kumania” olan bir ülkenin aniden “Romania” oluvermesi tarihçiler tarafından şaşkınlıkla karşılanmaktadır.

    “Basaraba”nın Kıpçak Toktemir Han’ın oğlu olduğunu söyleyenler olduğu gibi onun bir Türk veya Türkleşmiş Moğol olduğu üzerinde duranlar da olmuştur. Basaraba ismi (basar+aba) o dönemde Türk bölgelerinde ve bilhassa Altınordu’da moda idi. Aba (aga, Türkçe unvan) eki ile yapılan adlar Oğuzlar da (Ay-aba, Boz-aba) ve Doğu ve Orta Avrupa ve Mısır Kıpçak çevrelerinde (Altın-aba, Tonuz-aba, it-aba, Arslan-aba vb.) yaygındır. Romanya’nın kuzeyindeki Basarabya bölgesi de aynı adı taşır. Moğol hakimiyeti döneminde Türkçe konuşulduğu ve halkın büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu gözününde bulundurulursa, Basaraba, Türkleşmiş Moğollardan olsa bile Türk kültürünü temsil ettiği apaçıktır. Rásonyi Macar arşivlerine dayanarak bu bölgede Kıpçaklar ile Tatarların (Moğollar) iç içe olduğunu göstermektedir. Şöyle ki, Basaraba’nın babasının adının “Tokomer” olduğu bilinmektedir. Rus salnamesine göre, Basaraba’dan bir nesil önce, Basarabya’da ve onun çevresindeki topraklarda “Toktomer” (Tok Temir) adlı bir Tatar prensi yaşıyordu. Cengiz’in oğlu Coçi ailesinde iki yüzyıl zarfında dört defa Tok-Demir adının geçtiği biliniyor. Acaba Basaraba’nın babası olan Toktomer, Coçi’nin oğlu Orda’nın torunu olan Toktomer ile aynı şahıs mıdır, yoksa Tokta Han’ın oğlu İlbasar’ın kardeşi olan Toktomer midir? Netice itibariyle hangisinin oğlu olursa olsun Cengiz Han’ın beşinci veya altıncı göbekten torunu sayılır.

    Kıpçakların ve dolayısıyla Tatarların Romanya’da oynadıkları bu önemli rolleri sadece “Basaraba” değil, diğer belgeler de teyit eder. XV ve XVI. yüzyıl belgelerinde belirtilen Romen devlet büyükleri ve soylu ailelerin adları arasında, Akbaş, Akkuş, Bozdoğan, Bilik, Berendey, Barak, Bars, Bağbars, Buğa, Belçir, Kara, Kızıl, Kazan, Şişman, Temirtaş, Tok ve Ötemiş…gibi birçok Kıpçak adına rastlanır. Romanya’daki pek çok köy adları arasında da bu gibi şahıs adlarından esinlenmiş olanlar mevcuttur.

    XIV. yüzyılın ikinci yarısında, Dobruca’da kurulan devleti de Kıpçaklara bağlamak gerekir. Bir taraftan Bulgar, bir taraftan da Bizans iktidarlarının zayıf düştüğü bir dönemde, Bizans imparatoriçesi Anna tarafından yardımına müracaat edilen (1346’da) aşağı Tuna bölgesi mahalli komutanlarından Balika’nın (Türkçe Balık’tan) oğlu Dobrotiç (Dobruca, buradan geliyor) 1354’lerden itibaren-daha sonra kendi adıyla anılacak olan bölgenin hakimi olarak 1385 yılına kadar Balkanlar ve Karadeniz’de önemli siyasî rol üslenmiştir. Dobruca Devleti’ni, 1354 yerine Dobrotic’in babası Balika dönemiyle, yani 1320 yılında başlatanlar da söz konusudur. Bakır paraları ele geçmiş olan Dobrotic’in oğlu İvanko (Vanko-Yanko) zamanında XIV. asrın sonlarına doğru bir ara Romen egemenliği altına girdiği tahmin edilen bu küçük “Dobruca Devleti”nin toprakları 1417 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.

    Günümüzde Dobruca ve Deli-Orman bölgelerinde Kıpçak nüfus bölgeye daha önce gelen Peçeneklerin yanı sıra Osmanlı hakimiyeti döneminde buraya hicret eden Anadolu Türkleriyle tamamen karışmış durumdadır. Esasen Hristiyan olmayan bu Türk kavimleriyle ilişki kuran ve onlarla iç içe olan Kıpçaklar, kimliklerini kaybetmeyip benliklerini devam ettirmektedirler. Hıristiyan olan ve büyük bir yekun tutan Kıpçak topluluğu Macaristan’da olduğu gibi Romanya’da da Türklüklerini kaybetmişlerdir.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle