Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların Ruslarla İlişkileri

  • Kıpçakların Ruslarla İlişkileri

    Kıpçakların Rus yurduna ilk gelişleri 1054 senesine rastlar. Pereyaslavl Knezliği steplere en yakın olması hasebiyle Kıpçaklar önce buralara gelmişlerdi. Başlarında Boluş adında bir komutan vardı. Preyeslavl knezi Vsevolod, Kıpçaklarla barış yapmış ve onları hediyelerle tatmin ederek düşmanca hareketlerini önlemişti. Bu kayıtlardan Ruslarla Kıpçaklar arasındaki ilk karşılaşmanın anlaşma ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.

    Kıpçakların Ruslarla 1055 yılında yaptığı barış çok sürmedi. 1061 yılında bu defa Kıpçaklar savaşmak üzere, Pereyaslavl Knezliği’ne hücum edip onları mağlup ettiler. Bu münasebetle Rus vekayinamesinde konuyla ilgili şunlar yazmaktadır: “1061 yılı Polovetsler ilk defa savaşmak üzere Rus yurduna geldiler. Vsevolod onlara karşı 2 Şubat tarihinde şehirden çıktı ve savaş oldu. Vsevolod’u yendiler ve savaştıktan sonra geri gittiler. İşte bu murdar ve Allah’sız düşmanların Rus yurduna ilk kötülükleri idi. Onların Beyi de (İskal) idi.” Kıpçakların Rus arazisine bu ilk saldırısı Pereyaslavl Prensliği’ne idi. Kıpçak başbuğu “İskal”in adını “Sakal” diye okuyanlar da vardır.

    Bu arada Kıpçakların Peçenek ve Uzları takip ettikleri ve önlerinden kaçan bu Türk kavimlerinin önemli bir kısmının Rus sahasına iltica ederek Ruslar tarafından hizmete alındıkları anlaşılmaktadır. Bunun Kıpçaklar nazarında düşmanca bir hareket olarak görülmesi Kıpçakları 1068 yılında tekrar Rus Preyaslavl Knezliği’ne hücuma sevk etmiştir. Kiyev yakınlarında üç Rus prensinin birleşmiş kuvvetlerini ağır yenilgiye uğratarak Çernigov Prensliği’ne kadar ilerlemişlerdir.

    Kıpçakların bunu müteakip o yıllarda her yıl veya her iki-üç yılda bir Ruslar üzerine hücum ettiklerini görüyoruz. Ancak 1090 yılına kadar yaptıkları akınlar Rus topraklarında belirli bir sahayı geçmemiş, Preyaslavl, Çernigov ve Kiyev’in güney kısımları ile sınırlı kalmıştır.

    Kıpçakların 1090’lardan itibaren Rus topraklarında daha geniş bir sahada akınlara başladıkları görülmektedir. 1090 ile 1110 yılları arası Kıpçakların en kudretli dönemlerini teşkil eder. Bu dönemde Kıpçakların başında Benek (Bonyak), Tugorhan, Sarıhan ve Altınoba gibi cesur ve kabiliyetli başbuğları bulunmuştur. Özellikle bu dönemde Kıpçakların Ruslara karşı hareketleri daha çok Rus knezlerinin kendi davetiyle olduğu gibi, Rus knezlerinden “tahta çıkışları” münasebetiyle bir nevi bahşiş kabilinden para, kıymetli kumaşlar veya davar istekleri şeklinde cereyan etmiştir. Örneğin Kiyef tahtına yeni bir Knez çıkar çıkmaz Kıpçaklar hemen bir takım hediye taleplerinde bulunmuşlar ve barışı koruma karşılığında altın, kumaş ve davar istemişlerdir. Knezler de bunu yerine getirmek mecburiyetinde kalmışlardır. XII. yüzyılın ilk çeyreğine damgasını vuran ve o dönemin meşhur Rus knezi Vladimir Monomach, çocuklarına hitaben bıraktığı “Nasihatler”inde, “Kumanlarla on dokuz defa barış akt ederek, onlara çokça davar ve kıymetli kumaş verdiğini” kaydetmiştir. Demek ki bu konudaki talepleri yerine getirilmediği takdirde Kıpçakların hemen atlarına binerek Ruslar üzerine yöneldikleri anlaşılıyor. Netice itibariyle XI. yüzyılın sonlarından başlayarak XII. yüzyılın özellikle ilk çeyreğinde başta Preyaslavl ve Kiyef knezleri olmak üzere bazı diğer şehir knezleri menfaatleri icabı Kıpçaklarla iyi geçinmek zorunda kalmışlardır. Bu maksatla onlardan bazılarının Kıpçak Beyleri ile akrabalık kurmaya ve Kıpçak kızlarını almaya başladıkları belirtilmektedir. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, zaman zaman diğer grupların katkısı olsa da Ruslara karşı en çok harekette bulunan Kıpçakların Don-Dnyeper sahasında yaşayan Uruğlar olduğu anlaşılıyor.

    Kıpçak-Rus münasebetlerinde zaman zaman Rus knezlerinin birbirleri arasında ihtilafa düştüklerinde biri diğerine karşı Kıpçaklardan yardım istediği gibi, Rusların başka milletlerle savaştıklarında da, Kıpçaklardan yardım istedikleri olmuştur. Bunun bir örneği 1099 yılında yaşanmış ve Kıpçaklar Rus prenslerinin Macarlara karşı yaptıkları bir sefere onların yardımcısı olarak katılmışlardır. Macarlara karşı zaferin kazanılması da Kıpçak başbuğu Bonyak’ın sayesinde mümkün olabilmiştir. Bu zaferden iki yıl sonra 1101’de Rus prensleri ile Kıpçaklar arasında yeniden barış yapıldığı görülmektedir.
    Kıpçak akınları karşısında devamlı sıkıntıya düşen Rus knezleri -vaktiyle Peçeneklere yaptıkları gibi- Kıpçakları durdurmak amacıyla sağlam şehirler yapıyorlar veya kilometrelerce uzanan hendekler, toprak tabyalar inşa ediyorlardı. Fakat bu müdafaa tertibatının Kıpçak hücumlarını durduramadığı zikrediliyor. Rus knezleri bazen karşı hücumlarla Kıpçakları zaafa düşürme ve Rus topraklarına akınlarını önlemeye çalışıyorlardı. Vladimir Monomach’ın bu husustaki gayretleri vekayinamede özellikle belirtilmiştir. Bu knezin özelliği, diğer knezleri de Kıpçaklara karşı savaşa katılmak için toplantılar tertip etmesiydi. Bu amaçla yapılan toplantılardan biri olan Dolob Gölü yanındaki toplantıda, Kiyef knezi Svyatopolk ile Kıpçaklara karşı bir sefer düzenlenmesi kararlaştırıldı. 1103 yılında yapılan bu seferde Kıpçakları ağır yenilgiye uğrattılar. Ruslar yirmi Kıpçak büyüğünü öldürdü ve birçok davar aldılar.

    Kıpçaklar buna karşı fasılalarla şiddetli akınlar halinde cevap verdiler. 1105 ve 1106 yıllarında Kıpçak başbuğu Bonyak, Kiyef ve Preyaslavl çevrelerini tahrip etti. Zaman zaman Rus knezleri Kıpçaklara karşı üstün gelseler de Kıpçak akınlarından oldukça rahatsız olan Rusların durumu, Knez Vladimir Monomach tarafından şu sözlerle ifade edilmişti: “Köylü tarlasına çıkıp tam sürmeğe başlarken bir Kumanlı gelerek onu okla vurur, atını alır, sonra köyüne giderek karısını, çocuklarını, varını yoğunu alır götürür” yani bununla göçebe Kıpçakların Rus köylüsüne nasıl eziyet ettikleri anlatılmak istenmektedir.
    1109 yıllarında Kıpçak başbuğlarının en kuvvetlisi olan Bonyak’ın Kiyef arazisindeki bir çarpışmada ölmesi, Şaruhan ile Tugor Han’ın sahneden çekilmeleri ve 1109, 1111 ve 1116 yıllarında Ruslar karşısında alınan mağlubiyetler, Kıpçak camiasının zayıflamasında önemli rolleri olan olaylardır.

    Rusların artan baskısı karşısında, Kıpçak başbuğlarından Atrak, 1118 yılında damadı Gürcü kralı David II’nin daveti üzerine büyük bir Kıpçak grubu ile Gürcistan’a gitti.

    Kıpçakların Doneç boyundan Gürcistan’a gitmeleri ile, Rus topraklarında Kıpçak akınları bir müddet için duraklamıştır. 1120 yılında Preyaslavl knezi Aşağı Don boyuna bir sefer açtığı zaman orada Kıpçakları bulamamış ve eli boş geri dönmüştür.
    Vladimir Monomach’ın ölümünden sonra Rus knezlerinin aralarında başlayan iç mücadeleye, Kıpçak başbuğları da karıştırılmıştır. Daha önce belirtildiği üzere Çernigov ve Kiyef knezlerinin hanımları Kuman kızları idi. İç çekişmeler sırasında knezlerden bazıları, akraba oldukları Kıpçak başbuğlarını çağırarak, kendi pozisyonlarını sağlamlaştırıp rakiplerini ezmek istedikleri görülüyor.

    Rus knezlerinin birbirleriyle mücadeleleri ve bu münasebetle Kıpçakları davet etmeleri neticesinde, güneydeki Rus knezlikleri mütemadiyen tahribata uğramıştı. Bundan en çok Pereyaslavl, Çernigov ve Novgorod-Seversk knezlikleri zarar gördükleri gibi, daha kuzeydeki bazı bölgeler de harabe haline getirilmişti. Aynı şekilde Kiyef Knezliği de devamlı Kıpçak akınlarına sahne olmuştur. Öyle ki bu Kıpçak akınları yüzünden adı geçen bu yerlerde insan kalmamış, köyler ve şehirler tamamen boşalmış, halkın büyük bir çoğunluğu Kıpçaklar tarafından esir edilmiş, öldürülmüş, geriye kalan kısmı da hayatını sürdürmek için daha emin olan Kuzey Rusya’ya, Suzdal bölgesine göç etmişti.

    1170 yıllarına doğru Kıpçaklar ile Ruslar arasındaki karşılıklı akınlar ve çarpışmaların tekrar canlandığı göze çarpmaktadır. 1170’de Kıpçakların başında Konçak ve Kobyak (Köpek-Kebek) adlı başbuğlar bulunuyordu. Bu iki başbuğun 1174 yılında Pereyaslavl Knezliği’ne yaptıkları akınlar geri püskürtüldüyse de, 1177’de Ruslar tam bir yenilgiye uğratıldı. 1179 yılında Konçak yeniden Pereyaslavl Knezliği’ne girerek büyük tahribat yaptı. Seneler bu şekilde karşılıklı seferlerle geçerken 1184 yılında Rus knezleri birleşerek Kıpçaklar üzerine hücum edip yendiler. Bundan cesaret alan Rus knezleri, 1185 yılında, Novgorod knezi İgor’un ön ayak olmasıyla yeni bir sefer hazırladılar. Ruslar ilk çatışmada üstün geldiler, Kıpçaklar çekildi. Cesareti daha da artan Ruslar takibe başladılar. Ancak bu zaman zarfında Rus hareketi duyulmuş ve diğer Kıpçak kabilelerine mensup insanlar savaş bölgesine gelmeye başlamışlardı. Rus knezi İgor kuvvetleri Aşağı Don sahasındaki Kagalnik ırmağına geldiklerinde Kıpçaklar tarafından sarıldı. Pek çok Rus askeri öldürüldü. Sefere katılan Rus knezlerinin hepsi esir alındı. Bu suretle Konçak bir önceki yılki mağlubiyetinin intikamını almış oldu. Başta İgor almak üzere bütün Rus knezlerine iyi muamele edildiğinden bahsedilmektedir. Bu savaş Rusların meşhur milli destanı olan İgor Destanı’nın yazılmasına sebep olmuştur. Bu destan Rus edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. İgor destanında seferin ayrıntıları, tabiat, üzüntü, İgor’un hanımının feryatları ustalıkla anlatılmıştır.

    Bu tarihten itibaren Kıpçak-Rus savaşları eski hızını kaybetmiştir. Hatta 1221 yılında Selçuklulara karşı Suğdak’ta yapılan savaşta Kıpçaklarla-Ruslar ittifak yapmışlardır.96 Ayrıca 1223’de de Moğolların (Subutay-Batur ve Cebe Noyon kuvvetleri) Ruslar üzerine hücumunda Kıpçaklar Rusların yanında yer almışlar, ancak Moğollara karşı mağlup olmuşladır.97 Görülüyor ki 1185 Kıpçak-Rus Savaşı’ndan sonra Kıpçaklarla Rusların arasında ciddi bir sefer ve savaş meydana gelmemiş aksine üçüncü bir devlete karşı birbirlerini desteklemişlerdir.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle