Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Kıpçakların Moğollarla İlişkileri

  • Kıpçakların Moğollarla İlişkileri

    Cengiz orduları daha Türkistan seferine başlamadan önce, İrtiş boyunda Kıpçaklarla karşı karşıya gelmişlerdi. Askeri gücünün büyük bir bölümünü Kıpçakların meydana getirdiği Harezmşah kuvvetleri ile Cengiz arasında şiddetli çarpışmalar olmuştu. İdil nehri, hatta daha da batıya uzanan bütün bozkırların kendi kontrolünde olmasını isteyen Cengiz, 1220-1221 yıllarında Türkistan’ın zaptını tamamladıktan sonra 1222 yılının ilk baharında Harzemşah Muhammed’i takip maksadıyla Subutay ve Cebe Noyan idaresindeki iki tümeni, Gürcistan üzerinden Kıpçaklara göndermişti.

    Moğol önlerinden kaçıp Ruslara sığınan Kıpçak başbuğları ve bilhassa bunlar arasında bulunan Kotyan ve Bastı Han, Moğol tehlikesinin büyüklüğünü Rus prenslerine anlatarak Moğolların kısa bir süre içinde Rus topraklarını da işgal edebileceklerini belirtmek suretiyle onları Moğollara karşı birlikte harekete teşvik ettiler. Durumdan ciddi şekilde endişe duyan Rus prensleri Kiyet’de bir toplantı yaparak durumu aralarında tartıştılar. Kıpçakların tek başlarına bırakıldıkları takdirde Moğollara yenilecekleri veya onlarla birleşerek Rus yurdunu eskisinden daha kötü bir şekilde tahrip edecekleri konusunda görüş birliğine vardıktan sonra, hep birlikte hareket etmeye karar verdiler. Rusların bu kararı Kıpçaklar üzerinde büyük etki yapıp Kıpçak başbuğlarını oldukça sevindirmiştir. Bunun üzerine Kıpçak başbuğu Bastı Han’ın hemen Hıristiyan olduğu da rivayet edilmektedir.

    Alınan bu karardan sonra Rus prenslerinin bir çoğunun kıtaları ile katılarak oluşan Rus-Kıpçak ordusu Moğolların üzerine yürüdü. İki taraf karşı karşıya gelince Rus prensleri hemen saldırıya geçerek Moğolları geri sürdüler. Sabutay-Batur ve Cebe-Noyan karşılarında bu kadar büyük bir kuvvet bulunca ciddi bir varlık gösteremeden Don istikametine doğru geri çekildiler. Ruslar ile Kıpçaklar Moğolların korktuğunu düşünerek onları takibe koyuldular. Halbuki Moğol komutanının planı düşmanı imha edebilecekleri elverişli bir yere çekmekti. Beş günlük çekiliş ve takipten sonra Kalka nehri boyuna gelinince Moğollar oldukça yorgun düşen Rus-Kıpçak ordusunun üzerine saldırdı. 31 Mayıs 1223 günü cereyan eden savaşta yirmi bin kişilik Moğol kuvveti kendisinden kat kat üstün olan Rus-Kıpçak ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı. Kaynaklar bu savaşta Rus ordusunun sadece onda birinin geri dönebildiğini Kıpçakların kaybının Ruslar kadar olmadığını, çünkü Kıpçakların Moğollar karşısında mağlubiyetin kaçınılmaz olduğunu anlamalarından sonra Ruslardan ayrılarak hızla Kiyef prensi arazisine ve Balkanlar’a yöneldiklerini kaydederler. Bu arada Kırım’a sığınan Kıpçaklar takip edildiklerini anlayınca meşhur ticaret şehri Suğdak üzerinden deniz yoluyla Sinop limanına çıkarak Karadeniz’in güney kıyılarına yayılmaya başlamışlardır. Bu tarihten itibaren Moğolların geri döndüğü anlaşılmaktadır.

    1223 yılında ülkelerine geri dönmüş olan Moğolların 1237 yılında tekrar sahneye çıktıkları görülmektedir. Bu kez kumanda Cengiz’in torunu Batu Han’dadır. 1238’de Rusya’nın kuzey kısmı tamamıyla Batu Han’ın eline geçti. Moğolların hedefi yalnız Rus sahasını değil aynı zamanda Kuman-Kıpçak illerini de itaat altına almaktı.

    Batu Han’ın 1239 yılında Kıpçaklarla meşgul olduğu anlaşılıyor. Bu defa Moğol orduları Kıpçak (Kuman) ların başlıca yığınak sahası olan Don-Doneç sahasına doğru yürüdüler. Kalka muharebesinde adı geçen Kıpçak başbuğu Köten (Rus yıllıklarında Kotyan) hâlâ hayatta ve Kıpçakların en önde gelenlerinden idi. Özellikle Köten komutasındaki Kıpçakların Moğollara karşı şiddetle karşı koyduğu ve bir müddet dayandığı belirtiliyor. Ancak Moğolların hem çokluğu hem de savaştaki maharetleri karşısında fazla dayanamayarak başta Köten olmak üzere kırk binden fazla Kıpçak Macaristan’a kaçtı. Macar kralı Béla’nın Kıpçakları iyi bir şekilde karşıladığı zikrediliyor.

    Moğolların Doneç havzasında Köten kuvvetleriyle savaştıkları sırada bazı Moğol birliklerinin de İdil boyunda hareket halinde bulundukları ve bunun neticesinde Aşağı İdil ve Don boyundan birçok Kıpçak unsurunun, Orta İdil boyuna, yani Bulgar yurdundaki ormanlık sahaya sığındıkları biliniyor. Bu suretle Moğol istilası, eski İdil-Bulgar ülkesinin tamamen Kıpçaklaşması sonucunu vermiş ve eski Bulgar dili yavaş yavaş ortadan kalkarak, yerini Kıpçak Türkçesine bırakmıştır.

    1240 yılında Karadeniz’in kuzey bozkırları, Kırım yarımadası ve güney bozkırları tamamen Batu Han’ın eline geçmişti. Buralarda yaşayan Kıpçakların bir çoğu savaşlar esnasında ya öldürülmüş ya da kaçmıştı. Geride kalan ve Moğol hakimiyetine giren kısım ise, yeni başbuğlar eline verilerek yeni göç sahalarına gönderilmiş ve Kıpçak beyleri artık buraların hakim zümresi olmaktan çıkarak, Altınordu’nun temellerini oluşturmaya başlamıştır. Moğolların önünden kaçan Kıpçakların bir kısmı daha önce belirttiğimiz gibi Macaristan’ın yanı sıra diğer Balkan topraklarına gitmiştir. Bazı Kıpçak guruplarının da Gürcistan ve İran taraflarına giderek Kafkaslar’ın Türkleşmesinde önemli rol oynamıştır. Bununla beraber Karadeniz kuzeyindeki geniş bozkırlar asıl bundan sonra Deşti Kıpçak diye anılarak XVIII. yüzyıla kadar bu adla yaşamıştır.

    İki yüz yıl kadar Karadeniz’in kuzeylerini ellerinde tutan Kıpçakların siyasî hayatları Moğollar vasıtasıyla sona ermekteydi. Kıpçaklar her ne kadar yerleşik bir step imparatorluğu kuramamışlarsa da çeşitli ülkeler üzerinde büyük etkileri olmuştur.

    NOT: Bu ilgili makale, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Gökbel’in Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. Cildinde yer alan “Kıpçaklar ve Kumanlar” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle