Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Metehan’nın Tung-Huları Cezalandırması

  • Mete’nin Tung-Huları Cezalandırması

    Biraz yukarıda verdiğimiz tarihî metinden anlaşılacağı üzere, Moğol kökenli Tung-hular Hun tahtında meydana gelen değişiklikten kendi lehlerine yararlanmak istemişlerdir. Tung-huların düşüncesine göre, bir darbe ile içten sarsılmış olan bir devletin kendini savunması da o derece zayıf olacaktır. Tarihin sunduğu bu fırsattan yaralanmak gerekir. Bu düşünceyle hareket eden Tung-hular, bazı ağır isteklerde bulunarak, Mete’yi politik baskı altına almak istemişlerdir. Mete de, her defasında meseleyi devlet meclisine getirmiş ve burada bu meseleyi devlet adamlarıyla enine boyuna tartışmıştır. Görüldüğü gibi, Tung-huların istekleri bütün devlet adamları tarafından itirazla karşılanmıştır. Daha doğrusu devlet adamları, meseleyi millî gururun incinmesi şeklinde değerlendirmişler ve hemen Tung-huların cezalandırmasını istemişlerdir. Onlara göre, bu görülmemiş bir tavizdi. Şimdiye kadar hiçbir Hun hükümdarı atını ve eşini başka bir ülke hükümdarına vermemiştir. Üstelik Tung-huların istekleri, her seferinde daha ağır ve daha aşağılayıcı nitelikte olmuştur. Mete ise, meseleye gerçekçi ve akılcı bir tavırla yaklaşmıştır. Her büyük devlet adamı gibi Mete, meseleye, duygu ve heyecanını karıştırmamıştır. Burada Mete için önemli olan, devletinin ve milletinin geleceğini tehlikeye atılmaması idi. O, “nasıl bir atı ve hatunu komşu devletten üstün tutabilirim”, derken bunu kastetmiştir.

    Burada eski Türk devlet yapısının bir özelliğini de belirtmemiz gerekmektedir. Bu da, devletin bütün meselelerinin, devlet başkanının isteği üzerine toplanan bir mecliste görüşülüp karara bağlanmasıdır. Yukarıdaki belgeden anlaşılacağı üzere, devlet meclisi ilk defa Hunlarda gözükmektedir. Mete de, tahta çıktığı sırada karşılaştığı meseleleri bu devlet meclisinde görüşmüştür. Bu mecliste, Mete, devlet adamlarının birer birer fikrini almakla birlikte son kararın özellikle kendinde olmasına dikkat etmiştir. Zira eski Türk devletlerinde, kesin ve geçerli olan hükümdarın kararı idi.

    Mete, mecliste bu meseleleri görüşürken kararları ve tavrıyla hem devlet adamlarını, hem de Tung-huları başka mecralara çekmiştir. Daha açık ve kesin bir ifade ile söylememiz gerekirse, Mete, Tung-huların isteklerini karşılarken, kendisine korkak ve uysal bir hükümdar görüntüsü vererek herkesi yanıltmıştır. Zira hem Hun devlet adamları hem de Tung-hular Mete’nin tavizkâr tutumunu, onun zayıflığına ve korkaklığına yormuşlardır. Halbuki düşmanı yanıltmak Türk savaş taktiğinin bir parçası idi.

    Öte yanda Hunlar, ağır bir iç savaştan çıkmışlardı. Ülkede düzen ve otorite de tamamen sağlanmış değildi. Mete’nin düzeni ve otoriteyi sağlayıp, gerekli hazırlığı yapabilmesi için zamana ihtiyacı vardı. Daha doğrusu Mete, zamanı gelmemiş bir saldırı ile başarı şansını azaltmak istememiştir. Verdiği iki taviz ise, Mete’ye hazırlanmak ve hücuma geçmek için yeterli zamanı kazandırmıştır. Sıra Tung-huların cezalandırılmasına gelmiştir. Bu durum Çin yıllıklarında şöyle belirtilmiştir:

    “Mete, hemen atına atladı; devletin içinde kendisinden geri kalanı ölümle tehdit etti; doğuya doğru ilerledi ve Tung-hulara saldırdı. Tung-hular, Mete’yi öyle küçümsemişlerdi ki, daha kendilerini müdafaaya bile hazırlanamadılar. Mete, ordusuyla yaklaştı ve hücum etti; Tung-hu hükümdarını imha edercesine ağır bir bozguna uğrattı; malını ve servetini yağma etti”.

    Kaynak bilgisinin ifadesinden anlaşılacağı gibi, bu bir baskın harekâtıdır. Mete, karar vermekte ne kadar yavaş ise, kararını tatbik etmekte de o kadar hızlıdır. Bu sadece Mete’nin değil, bütün büyük liderlerin ortak özelliğidir. Gerçekten de büyük liderler, karşılaştıkları güçlükler karşısında acele etmezler; meseleyi bütün cepheleriyle düşünürler; hesaplarını ve plânlarını yaparlar; işi fiiliyata döktükleri zaman da yıldırım hızı ile hareket ederler. Görüldüğü gibi, Mete’nin bu harekâtı da yıldırım hızı ile başlamış, yıldırım hızı ile sonuçlanmıştır. Öyle ki Mete, harekete geçmekte kendisinden geri kalanlara bile müsamaha göstermemiştir. Gerçekten de Mete, savaşlardaki süratin önemini çok iyi biliyordu. Çünkü, düşmanı gaflet anında basabilmek için, düşmandan daha önce davranmak ve ondan daha hızlı hareket etmek gerekiyordu. Zira Mete, bir daha bellerini doğrultamayacak şekilde Tung-huları ezmekte kararlı idi.

    Tung-hular ise, yaptıkları hesapta yanılmışlardır. Mete’nin üzerinde gittikçe artırdıkları baskıların, kendilerini bir felâkete doğru götürdüğünün hiç farkına varamamışlardır. Kısaca söylemek gerekirse onlar, rakiplerini küçümsemekle gösterdikleri ihtiyatsızlığın bedelini çok ağır şekilde ödemişlerdir. Mete’nin sürpriz baskını karşısında şaşkına dönmüşler, kendilerini savunmaya bile fırsat bulamamışlardır. Atlarının üzerinde yıldırım gibi gelen Hun cengaverlerinin delip geçen oklarına hedef olmuşlardır. Kimse teslim alınmamış, kimseye de merhamet gösterilmemiştir. Ancak Hun atlılarının hedefini şaşmaz oklarından zamanında kaçabilenler canlarını kurtarabilmişlerdir. Diğer taraftan elde edilen ganimet muazzamdı. Mete, Tung-huların bütün mal ve servetine sahip olmuştur.

    Moğol dünyası tamamen ezilmiş ve doğuda Hunların önünde hiçbir engel kalmamıştır. Doğu Moğolistan ile Çin’in kuzeyindeki Jehol eyaleti bütünüyle Mete’nin eline geçmiştir. Hun baskınından zamanında kaçabilen Tung-hu aileleri, Sien-pi ve Wu-huan adıyla anılan büyük dağların derin vadilerindeki ormanlara saklanmışlardır.

    Öyle anlaşılıyor ki Mete, Tung-huları sadece maddeten değil, manen de ezmiştir. Korkunun gücünü çok iyi bilen Mete, bu amansız baskınla Tung-huların arasına öyle bir korku salmıştır ki, bu korkunun etkisi uzun süre devam etmiştir. Zira bu aileler, bir asır korkularından ormandan dışarı çıkamamışlardır. Bundan sonra Tung-hular, Hunlara bağlılıkta kusur etmemişlerdir; her yıl düzenli olarak sığır, at ve koyundan oluşan vergilerini ödemişlerdir. Bu hayvanları tedarik edemedikleri zamanlarda da kadın ve çocuklarını Hunlara köle olarak göndermişlerdir. 

    NOT: Bu ilgili makale, Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin I. Cildinde bulunmakta ve Prof. Dr. Salim KOCA’nın “Büyük  Hun Devleti” adlı makalesinden bilgiler size sunulmuştur.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle