Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Okyanuslarda Portekiz ve İspanyanın Üstünlüğü

  • a. Okyanuslara Açılma: Portekiz ve İspanya’nın Üstünlüğü (1500 – 1600)

    Avrupa ve Asya’da 15. yüzyıla nasıl Osmanlıların dönemi diyorsak, 16. yüzyıla da tam dünyada önce Portekiz, sonra İspanya’nın dönemi demek yanlış olmaz.

    Atlantik Okyanusu, 1500’lere kadar Avrupa için büyük bir engel, bir sondu. 500’lerde ise bir köprü, bir başlangıç noktası olmuştur. Portekiz Krallığı Atlantik’e keşfi teşvik edip mali destek sağlayınca, Vasco de Gama Afrika’yı güneyinden dolaşıp, kendisini daha önce bilmedikleri Arap ticaretinin tam ortasında buldu. Portekiz’in ticaret rekabetini istemeyen Arap, Türk ve Mısırlılara karşı savaştı. O zamana kadar görülmemiş bir barbarlık, vahşet ve kitlesel katliamla, Goa, Aden, Hürmüz Boğazı ve Doğu Afrika’da sürekli ticaret istasyonları kurdu. Portekizliler buraya Malaka Yarımadası, Çin’in limanları ve Yeni Gine’ye kadar uzandılar. Böylece, Avrupa’nın ateşli silahlar ve deniz gücüyle desteklenen ilk sömürge imparatorluğu kurulmuş oldu. Bu “imparatorluğun” kısa vadedeki en önemli sonucu, baharat gibi doğu kökenli malların çok el değiştirmemelerinden dolayı, Avrupa’da fiyatların esaslı biçimde düşmüş olmasıdır. Örneğin, 1504 yılında baharın fiyatı, hala eski ticaret yollarına dayanan Venedik’te Lizbon’dakinden beş kat daha pahalıydı. Bugünkü terminoloji içinde belirtmek gerekirse, Avrupa’nın Asya ile ticaret dengesi, Avrupa lehine değişmeye başlamıştır.

    Kraliçe Isabella’nın desteği ile Kristof Kolomb’un 1492’de Amerika kıtsını bulması, Portekiz’den sonra İspanya’yı da denizaşırı imparatorluk kurmaya itti. Doğu’da Portekiz’in üstünlüğünü dengelemek için İspanyollar büyük bir hevesle Amerika’nın içlerine de keşfe başladılar. Kilise yeni bir “Haçlı Ruhu” ile Hıristiyanlığı yeni kıtaya da yaymak için hem misyonerler gönderdi hem de sömürgeciliği destekledi. Hükümet, hazinesini doldurmak için, kıtayı bir altın ve gümüş deposu olarak gördü. “Conquistador” denen İspanyol fatihlerinden Cortez Meksika’daki Aztek, Pizarro ise Peru’daki İnka uygarlıklarını tümüyle yok ettiler. Bu uygarlıkların eşsiz altın heykel ve süs eşyalarını eriterek paraya dönüştürdüler. Yerlilerin zorla ve ölesiye çalıştırmaları bir yana, Afrika’dan 1560’ta sayıları 100.000’e ulaşan karaderili tutsak, Amerika kıtasına getirildi.

    Denizlerdeki bu üstünlük, 10. yüzyıldan beri oluşan ve insanlık tarihinde misli görülmemiş olan Avrupa savaşkanlığına geniş bir uygulama alanı sağladı. Zaten Avrupa’nın deniz üstünlüğü, İtalyan kent-devletlerinde başlayan ve daha sonra yüzü Atlantik’e dönük Portekiz’e geçen bilim, teknoloji ve irade gücünün bilinçli bir biçimde bir araya getirilmesinin sonucudur. Avrupa savaşkanlığı ile denizcilik tekniğinin bileşimiyse, çok kısa bir süre içinde, tüm yeryüzünün kültürel dengesini temelinden değiştirecektir.
    Doğu ile Batı’nın denizlere tam yüz yıl Portekiz ile ispanya egemen olacaklardı. Bu iki devlet 1494’te yaptıkları bir anlaşmayla yeryüzünü ikiye bölerek paylaştılar. Magellan’ın keşfettiği Filipinler İspanya’ya, Portekiz tarafından bulunan Brezilya Portekiz’e verildi. Bu ikisi dışında, İspanya tüm Amerika’yı, Portekiz ise Asya ve Doğu Hint adalarında ticaret hakkını elde etti. Böylece yeryüzünde, kara yerine deniz ulaşımı dönemi başlamıştır. Bu yeni dönemde Avrupa kıtası, Amerika, Afrika ve Asya’nın erişebildiği bir “dünya merkezi” haline geldi. Ayrıca, ulaşım ve taşımacılık karalardan denizlere geçmeye başlayınca, şimdi çevrede kalan eski dünya içindeki Müslüman halklar, yeryüzündeki merkezi durumlarını yitirdiler.

    Portekiz ve İspanya’nın deniz egemenliği 1600’lere kadar sürdü. Fransa, İngiltere ve Hollanda gibi denizcilik potansiyeli olan devletler henüz İberik yarımadasının bu iki devleti gibi denizlere açılamamışlardı. Çünkü, devletlerin kaderini yalnız coğrafya belirlemez. Bu devletler, iç sorunlarını çözdükten ve Din Savaşları badiresini atlattıktan sonra, okyanusların açtığı bu büyük olanaktan yararlanmaya başlayacaklardır.

    35 yıldır Almanya’nın dini bütünlüğünü korumaya çalışan V. Charles, Augsburg Barışı’ndan bir yıl sonra 1556’da tahtından feragat etti. Avusturya ve Bohemya ile Macaristan’ın Türklerin elinde bulunmayan bölümünü kardeşi Ferdi-nand’a (kısa bir süre sonra Kutsal Roma İmparatoru seçilecektir), İspanya’yı da oğlu Philip’e bıraktı. Böylece, Habsburglar biri Avusturya, öteki İspanya olmak üzere ikiye ayrıldı. II. Philip (1556 – 1598) Portekiz’i miras yoluyla eline geçirince (1640’ta yeniden bağımsız olacaktır) tüm İberik yarımadası siyasal açıdan birleşmiş oldu. Ayrıca, Hollanda’nın çoğu eyaletlerinin hükümdarıydı. Amerika’nın yanı sıra 1580’den sonra tüm Portekiz sömürgelerini devraldı. İspanya şimdi Batı Akdeniz’de yalnız Osmanlılar tarafından tehdit edilen bir üstünlüğe sahipti. 1571’de Osmanlılara karşı İnebahtı’da (Lepanto) bir deniz zaferi elde ettiyse de, bu uzun süreli olmadı. Türkler iki yıl içinde kayıplarını karşılayarak, Tunus’u ellerine geçirdiler.

    16. yüzyılın ikinci yarısında İberik yarımadasının deniz üstünlüğü tehdit edilmeye başlandı. Önce Hollanda’nın (1568), sonra İngiltere’nin (1588) İspanyol deniz kuvvetlerine karşı zaferleri İspanya’yı tahtından indirdi. Hollanda bunun hemen arkasından Portekiz’in Hint Okyanusu kıyılarındaki ticaret merkezlerine yerleşti.

    Not: Bu ilgili makale Oral Sander’in “Siyasi Tarih ilkçağlardan 1918’e” adlı eserinden yararlanıp yazılmıştır.
    Kitabı, İmge Kitabevi Yayınları’ndan temin edebilirsiniz.


    Siyasi Tarih’in Tüm Konuları İçin Yukarıdaki Siyasi Tarih  Sayfasına Bakmanızı Öneriyoruz.

  • Trackback: Siyasi Tarih | Tarih Trackbacks
  • Yorum Yazin

    
    sitemap
    site ekle