Logo Background RSS

Isminiz@Tarih.gen.tr Uzantılı MSN
Forum

Orhun Uygur Devleti

  • Orhun Uygur Devleti

    Çin kaynakları Uygurları Hunların nesilleri olarak kabul ederler. Akraba kavimlerle birlikte Dokuz Oğuz-On Uygur diye isimlendirilirler.

    Uygurlar IV.-V. asırlarda Toba devleti zamanında Töles adını aldılar. Çinlilere göre Uygurlar sayı bakımından pek kalabalık değillerdi. Fakat çok kabiliyetli ve cesur idiler. Yüksek tekerlekli arabaları vardı. Göçlerde ve harplerde bu arabalarına çok güveniyorlardı. Çin kaynaklarında Kao-ch’ih (yüksek tekerlek) adıyla da kaydedilmektedir.

    İlk zamanlarda Töles boylarının müşterek bir reisleri yoktu. Göçebe oldukları için bir yerde devamlı oturmuyorlardı. Ata binmede, ok atmada üzerlerine yoktu. Toprakları verimsiz olduğu için atları az, koyun ve sığırları çoktu. Selenga, Orhun ve Tola nehirlerinin kıyılarında oturan bu oymaklar, Göktürk devleti kurulunca, onların hakimiyetini tanıdılar. Baykal gölünün güneyindeki bozkırlarda iç işlerinde serbest olarak yaşadılar. VII. asırda Göktürkler Çinlilere yenilince Töles birlikleri de dağıtıldı.

    Göktürk Devletinin zayıf çağı olan VII. asrın başında Orhun ve Selenga kıyılarında oturan Uygur, Bugu, Bayırku, Tongra vs. kabileleri bir şefin hakimiyeti altında toplandılar. Reislerin unvanı İrkin idi. İrkin’in P’u-sa isimli bir oğlu vardı.

    P’u-sa 630 senesinden sonra Göktürklerin kuzey sınırlarına akınlar yapmağa başladı. Göktürkler bu Uygur-Töles akınlarını durdurmak için bir ordu gösterdilerse de muvaffak olamadılar. Bu galibiyet Uygur ve Töleslere büyük itibar kazandırdı.

    Bu zaferden sonra P’u-sa Alp İlteber unvanını aldı. Çin kaynakları P’u-sa’dan şöyle bahsederler: “Mükemmel harp planları yapıyordu. Savaşta askerlerin önüne geçip hücum ederdi. Az askerle çok iş yapıyordu. Askeri talimler yapıyor, ok atıyor, askerle beraber avlara gidiyordu. Annesi de halkın şikayetlerini dinliyor, davalarına bakıyordu. Kanun ve nizamları bozanları cezalandırıyordu. Bu suretle kabilelerin düzeni muntazam yürüyordu. P’u-sa zamanı Uygurların refah devridir.”

    Göktürklerin zayıf olduğu bu çağda Orta Asya’nın kuzeyinde başlıca iki kuvvet vardı.
    1-P’u-sa’nın emrindeki Uygur Tölesleri, 2- Sir Tarduş Tölesleri.

    646’dan sonra Uygurlar yine bir İlteber’in idaresinde idiler. Fakat bu Çinlilerin kuklası durumunda idi. Diğer taraftan Göktürk devleti de can çekişiyordu. Sir-Tarduş Tölesleri de Çin’in müttefiklerine yenilip Uygurların idaresine girmeğe mecbur olmuşlardı. Böylece Orta Asya’nın doğu kısmı bir Çin eyaleti haline gelmiş oldu. Bu kukla İlteber kendini kağan ilan etti. Göktürk tarzında teşkilat kurdu. Fakat bu devri gerçek bir kağanlık dönemi olarak kabul etmek zordur.

    Uygur Töleslerinin halkı boş durmuyor, Çin hakimiyetinden kurtulmak için çareler arıyordu. 648’de kukla İlteber öldürüldü. Yerine halkın tuttuğu başka bir reis getirildi. Fakat o da Çinlilerin hilesine kurban gitti.

    Uygurların isyanından korkan Çinliler onları Ch’i-pi Tölesleri ile anlaştırıp büyük vaadlerde bulunarak Batı Göktürklerine saldırttılar. Çinliler gittikçe kuvvetlenerek Batı Göktürkleri devamlı surette mağlup ettiler. Uygurlar da Po-jun adlı bir kukla reisin idaresine girmişlerdi.

    651’de Çin hesabına Kore isyanını bastırdılar. Batı Göktürk savaşlarına iştirak ettiler.

    656’da Onoklara karşı zafer kazandılar. Taşkent’e kadar ilerlediler.

    661-63 senelerinde Uygurlar Çin’e baş kaldırdılarsada muvaffak olamadılar.

    Göktürk devleti, ikinci defa kurulduğu zaman Uygurlar tekrar Göktürk devleti içinde yer aldılar.

    742-43 senelerinde Göktürklerin hakimiyeti altında bulunan Karluk, Basmıl ve Uygur oymakları Göktürk kağanı Ozmış’ı mağlup edip öldürdüler.

    Göktürk devleti ortadan kalınca Basmılların idaresinde yeni bir kağanlık kuruldu. Uygurlar sol (doğu), Karluklar sağ (batı) yabguluğu teşkil ettiler.

    744 senesinde Uygur Yabgusu Basmıl kağanını mağlup ederek kendini kağan ilan etti. Kutlug Bilge Kül Kağan unvanını aldı. Bu suretle hür Uygur Kağanlığı kurulmuş oldu.

    NOT: Bu ilgili makale, Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’nun Genel Türk Tarihi Ansiklopedisi’nin 2. cildinde yer alan “Uygur Devletleri Tarihi ve Kültürü” adlı makalesinden yararlanılarak yazılmıştır.

Yorum Yazin


sitemap
site ekle