tarih osmanlı tarihi avrupa tarihi islam tarihi Türk tarihi selçuklu tarihi Tarih » Blog Archive » PadiÅŸahlar – 2. Ahmet
Logo Background RSS
Blue Theme Green Theme Pink Theme Black Theme Red Theme

PadiÅŸahlar – 2. Ahmet

  • 2. Ahmet, 2. Ahmed, 2. Ahmet dönemi, ikinci ahmet

    Osmanli-nisani.svg    II. Ahmet
    Ahmet II.jpg
    II. Ahmet
    Saltanatı 22 Haziran 1691- 6 Şubat 1695
    Padişah Sırası 21
    DoÄŸum Tarihi 25 Åžubat 1643
    Ölüm Tarihi 6 Şubat 1695 (51 yaşında)
    Önce II. Süleyman
    Sonra II. Mustafa
    Soyu Osmanlı Hanedanı
    Babası I. İbrahim
    Annesi Hatice Muazzez Sultan
    Dini İslam

    II. Ahmet, (d. 25 Şubat 1643 – ö. 6 Şubat 1695). 21. Osmanlı padişahıdır. Osmanlı sultanlarının yirmi birincisi ve İslam halifelerinin seksen altıncısı.

    İlk yılları
    Sultan İbrahim Han’ın üçüncü oÄŸludur. Annesi Hatice Muazzez Sultan’dır. 1643′te Edirne’de dünyaya geldi. İyi bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça’yı mükemmel bir ÅŸekilde öğrendi. KardeÅŸi II. Süleyman’ın dört yıllık saltanatı sırasında sarayda kafes hayatı yaÅŸadı. 21 Haziran 1691′de tahta çıktığı zaman 48 yaşındaydı. Ahmet Han’ın cülusu sırasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana KuÅŸatmasını takip eden harplerle meÅŸguldü.

    Saltanatı
    Sultan II. Ahmed Han, tahta çıktıktan sonra ilk olarak; Avusturya üzerine giden sadrazam Fazıl Mustafa PaÅŸa’ya ferman göndererek sadaretinin ve seferin devamını diledi. Fazıl Mustafa PaÅŸa, 20 Temmuz’da Belgrad’a ulaÅŸan Osmanlı ordusunu, Kırım kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ve harp meclisinin kararına aykırı olarak Petervaradin önlerinde bulunan Avusturya ordusu üzerine sürdü. Tisa suyunun Tuna’ya karıştığı Salankamen mevkiinde, ÅŸiddetli geçen harbin ilk anlarında Osmanlı ordusu üstün durumda iken serdarın vurularak ÅŸehit düşmesi üzerine, vaziyet Osmanlılar aleyhine döndü. Böylece Salankamen savaşı kaybedildi. Bu savaÅŸta tarihçilerin; alim, dindar, alicenap vakur ve adil bir kimse olarak vasıflandırdıkları, iyi bir devlet adamı ve komutan olan Fazıl Mustafa PaÅŸa’nın ÅŸehit düşmesi, Osmanlılar için en büyük kayıp olmuÅŸtur.

    Salankamen hezimetinden sonra, Lipva ve Varat kaleleri Avusturyalılar tarafından iÅŸgal olundu. Durumu müsait gören Lehistan kuvvetleri Kamenice kalesini muhasara edip, İsakçı civarına kadar geldiler. Ancak serdarı Kahraman PaÅŸa tarafından bozguna uÄŸratıldılar. Venedikli vali Morosunu Girit’e asker çıkarıp, Hanya kalesini muhasara etti ise de İsmail PaÅŸa’nın kahramanca müdafaası sayesinde adadan ayrılmak zorunda kaldı.

    1693 yılında Avusturyalılar Erdel üzerinden Eflak ve BoÄŸdan’a tekrar taarruza baÅŸladılar. Yanova’yı iÅŸgal eden düşman kuvvetleri, Belgrad’ı muhasara ettiler. Ancak sadrazam Bozoklu Mustafa PaÅŸa süratle gelerek Yanova’yı aldı ve Belgrad’ı muhasaradan kurtardı. Osmanlı ordusunun kısmi baÅŸarılarına raÄŸmen Avusturyalılar’ın taarruzları bitmek bilmiyordu. Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermek istemeyen Venedikliler de devamlı saldırı halinde idiler. Nitekim serdar-ı ekremin Varadin muhasarasında olduÄŸu bir sırada Malta, Floransa ve Papalık filolarından müteÅŸekkil bir Venedik donanması Sakız Adası’nı iÅŸgal etti. Bu haber Sultan II. Ahmet Han’ı çok müteessir etti. PadiÅŸah, bu üzüntüsünü vezir-i azam Sürmeli Ali PaÅŸa’ya gönderdiÄŸi hatt-ı hümayunda “Madem ki Sakız düşman elindedir, bütün Engürüs (Macaristan) memleketini fethetsen makbulüm deÄŸildir.” diyerek bildirdi. Ayrıca sadrazam Edirne’ye gelince; “EÄŸer bu kış Sakız geri alınmazsa, bütün reisleri katlederim.” diyerek emrini bildirdi.

    Bu emir üzerine 1695 yılı ilk günlerinde İstanbul’dan hareket eden Osmanlı donanması kalyonlar kaptanı Mezemorta Hüseyin PaÅŸa’nın büyük kahramanlığı sayesinde Sakız boÄŸazındaki Koyun adaları mevkiinde Venedik donanmasına büyük zayiat verdirdi. Venedikli amiral, gemisiyle birlikte sulara gömüldü. Koyun adaları zaferinden sonra, Türk donanması Sakız’a asker çıkarıp adayı kolayca ele geçirdi. Ancak Sultan II. Ahmet Han Sakız’ın fetih haberini alamadan elli iki yaşında Edirne’de hayata gözlerini yumdu (6 Åžubat 1695).

    KiÅŸiliÄŸi
    Çok merhametli ve vatanperver olan II. Ahmet Han, hasta olduÄŸu zamanlarda bile, devlet iÅŸlerinden asla el çekmezdi. Zaman zaman kıyafetini deÄŸiÅŸtirerek halk arasında dolaşır, insanların dertlerini sabırla dinler, çare bulunması için gerekli yerlere emirler verirdi. İslamiyet’e hizmet hususunda derin bir mesuliyet hissi içinde hareket ederdi. Tahta çıktığı zaman söylediÄŸi; “Ben saltanata talip deÄŸildim. Allahü teala fazl u kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem.” ÅŸeklinde sözleri onun nasıl manevi bir mesuliyetle devlet reisliÄŸini kabul ettiÄŸini anlatmakta ve milletine hizmet duygusunun derinliÄŸini göstermektedir.

    Sultan II. Ahmet Han, bir mesele hakkında uzun uzun düşündükten ve bilenlerle istiÅŸare ettikten sonra karar verirdi. Sanatkarları korur, onlara deÄŸer verir, daha iyiye ve daha güzele yönelmeleri için çalışırdı. Hattat olup hattı güzeldi. Kur’an-ı Kerimlerin yanında baÅŸka kitapları da yazarak çoÄŸaltırdı. Aynı zamanda ÅŸair olan Sultan Ahmet Han’ın kabri Kanuni Sultan Süleyman türbesi içerisindedir.

Yorum Yazin

S?nava Haz?rl?k